Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Küsen Eş: Günlerce Konuşmamanın Evliliğe Zararları

Küsen Eş: Günlerce Konuşmamanın Evliliğe Zararları

Küsen eş ile yaşamak neden bu kadar yorar? Küslüğün nedenlerini, evliliğe ve çocuklara zararlarını, küsen eşle konuşmanın ve döngüden çıkmanın yollarını okuyun.

Evlilik yıl dönümünüzü unuttunuz. Ertesi sabah eşiniz kahvaltıyı hazırladı ama size "Günaydın" demedi. Akşam yemeği sessiz geçti. Üçüncü gün çocuğa dönüp "Babana söyle, faturayı yatırsın" dedi; siz oradaydınız. Beşinci gün kayınvalideniz ziyarete geldi; eşiniz bir anda gülümsedi, size çay uzattı, "Canım" diye seslendi. Misafir kapıdan çıkar çıkmaz sessizlik geri döndü. Dokuzuncu gün, neyin bittiğini hiç konuşmadan, her şey kaldığı yerden devam etmeye başladı. Küsen eş ile yaşamak, bu tür sahneleri defalarca yaşamak demektir. Dışarıdan bakıldığında ortada kavga yoktur; kimse bağırmaz, kimse kapı çarpmaz. Ama evin havası günlerce ağırlaşır ve küslüğü taşıyan herkes bundan yorulur. Bu yazıda küsmenin neden bu kadar yıpratıcı olduğunu, insanların neden küstüğünü ve bu döngüden çıkmak için neler yapılabileceğini ele alıyoruz.

Küsen Eş: Küslük Neden Bu Kadar Yıpratır?

Küsmek, Türkçede çocukluktan beri tanıdığımız bir kelimedir. Okul bahçesinde serçe parmakları birbirinden ayırarak "Küstüm" demek, birkaç saat sonra da "Barıştık mı?" diye sormak çocukluğun bir parçasıdır. Ancak yetişkin bir ilişkide küslük, çoğu zaman o oyunun masumiyetini taşımaz.

Evlilikte küslük, tartışma ya da kırgınlık sonrasında eşlerden birinin konuşmayı, göz temasını, ilgiyi ve yakınlığı uzun süre kesmesidir. Psikolojide bu davranış çoğu zaman "sessiz muamele" ya da "sessiz cezalandırma" olarak anılır. İlişki araştırmacıları, tartışmalar sırasında eşlerden birinin tamamen içe kapanıp duvar örmesinin, çiftlerin uzun vadeli doyumunu zorlayan örüntüler arasında yer aldığını vurgular.

Küslüğü bu kadar yıpratıcı yapan şey, belirsizliktir. Bağıran biriyle en azından ne hissettiği konusunda netlik vardır. Küsen eşle ise ne kadar süreceği, neyin onu bitireceği, sizden ne beklendiği bilinmez. Bu belirsizlik insanı sürekli tahmin etmeye, kendini sorgulamaya ve çoğu zaman suçu üstlenmeye iter. Ayrıca insan, en yakınındaki kişi tarafından görmezden gelinmeyi derin bir dışlanma olarak yaşar; bu deneyim beynin acıyla ilgili alanlarını harekete geçiren, son derece rahatsız edici bir durumdur.

Küsen Eş Hangi Biçimlerde Görülür?

Küslük her evde aynı görünmez. Bazı tanıdık biçimleri şunlardır:

Tam sessizlik

Eş hiç konuşmaz, sorulara yanıt vermez ya da tek kelimelik cevaplarla yetinir. Aynı evde iki yabancı gibi yaşanır.

Gösterişli küslük

Küslük herkesin göreceği şekilde sergilenir: Kanepede yatmak, yemeği ayrı saatte yemek, kapıyı biraz sertçe kapatmak, derin iç çekişler. Amaç, kırgınlığın fark edilmesini sağlamaktır ama sözle ifade edilmez.

Çocuklar üzerinden konuşmak

"Annene söyle", "Babana sor" gibi cümlelerle çocuklar haberci yapılır. Bu biçim, çocukları ebeveynler arasındaki gerginliğin tam ortasına yerleştirir.

Seçici küslük

Eş, misafirlerin, akrabaların ya da komşuların yanında her şey yolundaymış gibi davranır; yalnız kalındığında sessizliğe döner. Bu durum, küslüğün maruz kalan taraf için daha da kafa karıştırıcı hâle gelmesine yol açar: "Acaba ben mi abartıyorum?"

Sonsuz küslük

Bazı evliliklerde küslük birkaç saat değil, haftalar sürer ve konuşulmadan kapanır. Ortada çözülmüş bir şey yoktur; yalnızca sessizliğin sona erdiği bir an vardır.

İnsanlar Neden Küser?

Küsmeyi tek başına bir kötü niyet olarak görmek eksik bir bakış olur. Pek çok insan küsmeyi bilinçli bir silah olarak değil, başka çıkış yolu bilmediği için kullanır.

Ailede öğrenilmiş bir yöntem

Annesi kızdığında günlerce konuşmayan, babası kırıldığında akşam yemeğine gelmeyen bir ailede büyüyen biri, öfke ve kırgınlığın sessizlikle ifade edildiğini öğrenir. Bu kişiler için küsmek, duyguyu ifade etmenin bildikleri tek yoludur.

Küslüğün olağan sayıldığı bir çevre

Türkiye'de küslük yalnızca çiftlere özgü değildir. Yıllarca birbirine küs kardeşler, bir düğün davetinde unutulduğu için akrabasıyla selamı kesen teyzeler, ancak bayram ziyaretinde el öpülünce biten küslükler pek çok ailenin hikâyesinde yer alır. Böyle bir çevrede büyüyen biri için kırgınlığı sessizlikle göstermek tuhaf değil, neredeyse beklenen bir davranıştır. "Konuşalım" demek ise bazen zayıflık ya da gururdan ödün vermek gibi algılanır. Bu kültürel arka plan, küslüğü haklı çıkarmaz; ama neden bu kadar kolay başvurulan bir yol olduğunu anlamaya yardımcı olur.

Duygusal taşma

Bazı insanlar tartışma sırasında duygusal olarak o kadar yoğun bir hâle gelir ki kalp atışları hızlanır, düşünceleri dağılır ve konuşmaya devam edemez hâle gelir. Bu "taşma" anında susmak, aslında bir kendini koruma çabasıdır. Sorun, bu susmanın sakinleştikten sonra da sürmesi ve konuşmaya hiç geri dönülmemesidir.

Çatışma korkusu

Tartışmanın büyüyeceğinden, kontrolü kaybedeceğinden ya da karşı tarafı kaybedeceğinden korkan biri, konuşmak yerine geri çekilmeyi seçebilir. Küslük, ilişkiyi korumak için yapılan ama ironik biçimde ilişkiye en çok zarar veren davranışlardan birine dönüşür.

Güç ve kontrol

Bazı ilişkilerde ise küslük bilinçli bir baskı aracıdır. Karşı tarafı suçluluk duygusuyla boyun eğdirmek, istediğini elde etmek ya da cezalandırmak için kullanılır. Eşiniz istediği olana kadar konuşmuyor, sizin her seferinde tek taraflı özür dilemenizi bekliyorsa, bu durum duygusal kontrol özellikleri taşıyabilir.

Kırgınlığı söyleyememek

"Beni kırdın" demek, bazı insanlar için kendini savunmasız hissettiren bir cümledir. Küsmek, kırgınlığı söylemeden göstermenin dolaylı bir yoludur. Kişi, eşinin "anlamasını" bekler ama ne yaşadığını hiç açıklamaz.

Günlerce Konuşmamanın Evliliğe Zararları

Küslük kısa vadede tartışmayı durdurur gibi görünebilir. Uzun vadede ise ilişkide derin izler bırakır.

Sorunlar çözülmez, birikir. Konuşulmadan kapanan her küslük, çözümsüz bir dosya olarak kalır. Bir sonraki tartışmada bu eski dosyalar da açılır ve kavgalar giderek büyür.

Takip eden ile kaçan döngüsü oluşur. Küslüğe maruz kalan taraf genellikle konuşmak için ısrar eder, peşinden gider, özür diler, açıklama ister. Küsen taraf bu ısrarı baskı olarak algılayıp daha fazla geri çekilir. İki taraf da birbirinin davranışını sorunun kaynağı olarak görür.

Güven aşınır. Eşiniz her kırgınlıkta sessizliğe gömüldüğünde, onunla bir şeyi paylaşmanın, bir hata yapmanın ya da bir ihtiyaç dile getirmenin riskli olduğunu öğrenirsiniz. Zamanla kendinizi sansürlemeye başlarsınız.

Maruz kalan tarafta kaygı ve değersizlik gelişir. Günlerce görmezden gelinmek, uyku sorunları, iştah değişiklikleri, sürekli tetikte olma ve "Ben değersizim" duygusuyla sonuçlanabilir.

Çocuklar etkilenir. Çocuklar, evdeki sessizliğin anlamını bilmeseler de havadaki ağırlığı hissederler. Ebeveynler arasında haberci yapılan çocuk, kendini sorumlu ve sıkışmış hisseder. Ayrıca çatışma yaşandığında susmanın normal olduğunu öğrenir ve bu örüntüyü kendi ilişkilerine taşıyabilir.

Söylenmeyen kırgınlık evden çıkmaz; yalnızca her odaya biraz daha yayılır.

Küsen Eşle Nasıl Konuşulur?

Küsen bir eşi zorla konuşturamazsınız. Ama döngüyü değiştirmek için kendi tarafınızda atabileceğiniz adımlar vardır.

Peşinden koşmayı bırakın, kapıyı açık tutun. Saatlerce kapının önünde beklemek, art arda mesaj atmak ya da yalvarmak, çoğu zaman küslüğü uzatır. Bunun yerine sakin ve kısa bir mesaj verin: "Konuşmaya hazır olduğunda buradayım."

Küslüğü ortalık sakinken konuşun. Küslük sırasında değil, ilişkinin iyi gittiği bir dönemde konuyu açın: "Tartıştığımızda günlerce konuşmadığımızda kendimi çok yalnız hissediyorum. Bunu birlikte nasıl değiştirebiliriz?"

Bir mola anlaşması önerin. Tartışma sırasında birinin sakinleşmeye ihtiyacı olması meşrudur. Önemli olan, molanın süresinin ve dönüşünün belli olmasıdır: "Şu an devam edemiyorum, bir saat sonra konuşalım" ile günlerce susmak arasında büyük fark vardır. Bu kuralı ikiniz için birlikte koyabilirsiniz. Tartışmaların daha yapıcı bir zemine taşınmasıyla ilgili önerileri çift tartışmaları yazımızda bulabilirsiniz.

Her seferinde suçu üstlenmeyin. Gerçekten bir hata yaptıysanız özür dilemek değerlidir. Ama küslüğü bitirmek için yapmadığınız bir şeyin özrünü dilemek, döngüyü güçlendirir ve size uzun vadede ağır bir bedel ödetir.

Kendi hayatınızı askıya almayın. Küslük süresince yemek yemeye, arkadaşlarınızla konuşmaya, çocuklarla vakit geçirmeye devam edin. Evdeki atmosferin tamamen eşinizin ruh hâline bağlı olmasını önlemek, size de çocuklarınıza da iyi gelir.

Çocukları haberci yapmayı reddedin. "Babana söyle" denildiğinde, çocuğa gerek kalmadan doğrudan eşinize dönüp "Bunu bana söyleyebilirsin" demek, çocuğu bu yükten korur.

Diyelim ki bir çift, her tartışmanın ardından en az bir hafta küs kalıyor. Bir dönem kadın, sessizliğin ilk akşamı eşine yalnızca şunu söylüyor: "Kırgın olduğunu görüyorum. Ben de kırgınım. Yarın akşam yemekten sonra konuşmak istiyorum." Ertesi akşam eşi hâlâ isteksiz; ama en azından ne zaman konuşulacağının belli olması, sessizliği sonsuz bir bekleyişten çıkarıyor. Birkaç ay içinde küslüklerin süresi kısalmaya başlıyor. Değişim büyük bir yüzleşmeyle değil, bu küçük ve tutarlı adımlarla geliyor.

Siz de Küsüyorsanız: Küslükten Çıkmak İçin Adımlar

Bu yazıyı okurken küsen tarafın siz olduğunu fark etmiş olabilirsiniz. Bu fark ediş kıymetlidir.

Ne hissettiğinizi adlandırın. Küsmeden önce kendinize sorun: Kırgın mıyım, öfkeli miyim, utanmış mıyım, korkmuş muyum? Duyguya bir isim vermek, onu sessizlik yerine sözle ifade etmeyi kolaylaştırır.

"Kırıldım" demeyi deneyin. "Yıl dönümümüzü unuttuğunda önemsiz hissettim" cümlesi, dokuz günlük bir sessizlikten çok daha fazlasını anlatır ve çok daha az yıpratır.

Mola alacaksanız dönüş saatini söyleyin. "Şu an konuşamıyorum, sakinleşmem lazım, akşam konuşalım." Bu cümle, eşinize terk edilmediğini, yalnızca beklemesi gerektiğini gösterir.

Küslüğün size ne kazandırdığını dürüstçe düşünün. Sessizlik belki sizi o anki tartışmanın acısından koruyor, belki eşinizin sonunda özür dilemesini sağlıyor. Ama bedelini de hesaba katın: kaybedilen günler, çocukların gerginliği, aranızda büyüyen mesafe. Bu hesabı yapmak, değişmek için güçlü bir motivasyon olabilir.

Barışmanın kendiliğinden olmasını beklemeyin. Konuşulmadan "geçmiş sayılan" küslükler, bir sonraki tartışmanın tohumunu taşır. Sakinleştikten sonra ne yaşandığını kısa da olsa konuşmak gerekir. Bu konuda ilişkide iletişim yazımızdaki ben dili önerileri yol gösterici olabilir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Şu durumlarda bir uzmandan destek almak düşünülebilir:

  • Küslükler günlerce, hatta haftalarca sürüyor ve giderek sıklaşıyorsa,
  • Küslük, istediğini elde etmek ya da sizi cezalandırmak için bir baskı aracına dönüştüyse,
  • Siz sürekli özür dileyen, suçu üstlenen taraf olduysanız ve kendinizi değersiz hissediyorsanız,
  • Çocuklar ebeveynler arasında haberci olarak kullanılıyor ya da evdeki gerginlikten etkilendikleri belli oluyorsa,
  • Küslükle birlikte hakaret, tehdit ya da başka kontrol davranışları da görülüyorsa,
  • Küsen taraf sizseniz ve bu tepkiyi değiştirmek istediğiniz hâlde yapamıyorsanız.

Terapide Küslük Döngüsü Nasıl Ele Alınır?

Çift terapisi, küslük döngüsünü iki taraf için de görünür kılmaya yardımcı olur. Terapide amaç, "kim haklı" sorusundan çıkıp "bu döngü nasıl işliyor" sorusuna geçmektir. Bir eşin geri çekilmesinin diğerinin peşinden gitmesini, onun ısrarının da diğerinin daha çok geri çekilmesini nasıl tetiklediği birlikte haritalanır.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaklaşımıyla küsen tarafın tartışma anındaki otomatik düşünceleri ("Konuşursam daha kötü olacak", "Beni zaten anlamayacak") ve küslüğe maruz kalan tarafın düşünceleri ("Beni artık sevmiyor", "Her şey benim suçum") incelenir. Duygusal taşmayı fark etmek, bedeni sakinleştirmek ve konuşmaya geri dönmek için somut beceriler çalışılır. Şema terapi bakışıyla ise küsmenin ardındaki "duygusal bastırma" ya da küslüğe aşırı tepki vermenin ardındaki "terk edilme" temaları anlaşılmaya çalışılır.

Çift terapisine gelmek mümkün değilse, bireysel terapide de bu döngü üzerine çalışmak, en azından kendi tepkilerinizi değiştirmenize ve ilişkideki dengeyi yeniden kurmanıza yardımcı olabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Eşimin günlerce küsmesi bir tür duygusal şiddet sayılır mı?

Her küslük duygusal şiddet değildir; bazen kişi gerçekten nasıl konuşacağını bilemediği için susar. Ancak küslük düzenli olarak cezalandırmak, suçluluk yaratmak ya da istediğini elde etmek için kullanılıyorsa, duygusal kontrol özellikleri taşır ve ciddiye alınması gerekir.

Hep ilk barışan ben oluyorum, bunu sürdürmeli miyim?

İlk adımı atmak olgunluk göstergesi olabilir; ama bu adımı her zaman, hata kimde olursa olsun yalnızca siz atıyorsanız, ilişkide bir dengesizlik vardır. Kapıyı açık tutmak ile yapmadığınız şeyler için özür dilemek arasında bir ayrım yapmak önemlidir.

Küsmek ile sakinleşmek için ara vermek arasındaki fark nedir?

Sakinleşmek için verilen ara, süresi belli ve dönüşü olan bir moladır; amacı konuşmayı daha sağlıklı sürdürmektir. Küslük ise süresi belirsizdir, karşı tarafı dışarıda bırakır ve çoğu zaman konu hiç konuşulmadan kapanır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler