Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Çocuğu Kıyaslamak: Bak Kuzenin Nasıl Demenin Zararları

Çocuğu Kıyaslamak: Bak Kuzenin Nasıl Demenin Zararları

Çocuğu kıyaslamak motive etmek yerine özgüveni ve kardeş ilişkisini yıpratabilir. Kuzen, kardeş ve komşu kıyasının etkileri ile yerine söylenebilecekler.

Kurban Bayramı'nın ikinci günü, kalabalık bir sofra. Teyze, oğlunun LGS deneme sınavında aldığı puanı anlatıyor; herkes tebrik ediyor. Sonra bakışlar sizin çocuğunuza dönüyor ve ağzınızdan "Sen de biraz kuzenine benzesen" cümlesi çıkıveriyor. Çocuğunuz başını tabağına eğiyor, o günün geri kalanında pek konuşmuyor. Çocuğu kıyaslamak, çoğu ebeveynin "gaz vermek", "hırslandırmak" amacıyla başvurduğu, Türkiye'de neredeyse gündelik dilin parçası olmuş bir alışkanlıktır. Ne var ki bu cümleler çocuğa çoğu zaman beklenen motivasyonu değil, yetersizlik ve küskünlük duygusunu taşır. Bu yazıda kıyaslamanın çocuğun iç dünyasında neye dönüştüğünü, neden bu kadar yaygın olduğunu ve yerine ne söyleyebileceğinizi ele alıyoruz.

Çocuğu Kıyaslamak Neden Bu Kadar Yaygın?

Kıyaslama, insan zihninin doğal bir işleyişidir. Kendimizi ve sevdiklerimizi değerlendirirken çevremize bakarız. Ancak bazı etkenler bu eğilimi ebeveynlikte daha görünür hâle getirir:

  • Kendi çocukluğumuzdan miras: "Komşunun kızı ders çalışıyor, sen ne yapıyorsun?" cümlesini duyarak büyüyen pek çok yetişkin, bunu doğal bir eğitim aracı olarak benimser.
  • Sınav odaklı eğitim sistemi: LGS ve YKS gibi sıralamaya dayalı sınavlar, çocukları erken yaşta sürekli bir yarışın içine sokar. Puanlar ve yüzdelik dilimler, aile sohbetlerinin konusu hâline gelir.
  • Geniş aile ve sosyal çevre: Bayram ziyaretleri, düğünler, akraba buluşmaları çocukların karnesinin, boyunun, kilosunun ve başarılarının ortak masaya yatırıldığı ortamlardır.
  • Veli grupları ve sosyal medya: Sınıfın veli grubunda paylaşılan ödev fotoğrafları ya da sosyal medyada gösterilen "başarılı çocuk" görüntüleri ebeveyni de kaygılandırır. Bu kaygı kolayca çocuğa yönelen bir kıyasa dönüşebilir.
  • Ebeveynin kendi değer kaygısı: Çocuğun başarısı bazen ebeveynin kendi yeterliliğinin göstergesi gibi algılanır. "Benim çocuğum geride kalırsa ben iyi bir anne baba değil miyim?" düşüncesi kıyası besler.

Bu etkenleri bilmek, kıyaslamanın kötü niyetten değil çoğunlukla kaygıdan ve alışkanlıktan doğduğunu görmemizi sağlar.

Kıyaslanan Çocuk Ne Hisseder?

Yetişkin "Ağabeyin bu yaşta okumayı sökmüştü" dediğinde amacı çocuğu teşvik etmektir. Çocuğun duyduğu ise çoğu zaman bambaşkadır: "Ben olduğum gibi yeterli değilim. Sevilmek için başka biri olmam gerek."

Kıyaslanan çocuklarda sık görülen duygular şunlardır:

  • Utanç: Özellikle başkalarının yanında yapılan kıyas, çocuğun kendini teşhir edilmiş hissetmesine yol açar.
  • Öfke ve küskünlük: Öfke çoğu zaman ebeveyne değil, kıyaslandığı kişiye yönelir. Kuzen ya da kardeş bir "rakip" hâline gelir.
  • Çaresizlik: "Ne yapsam yetmeyecek" duygusu, çabayı artırmak yerine bırakmaya neden olabilir.
  • Kaygı: Sürekli değerlendirildiğini hisseden çocuk, hata yapmaktan korkar ve yeni şeyler denemekten kaçınabilir.

Kıyasın etkisi çocuğun yaşına göre de farklı görünür:

  • Okul öncesi dönemde çocuk, kıyası çoğu zaman sevginin azalması olarak yorumlar. "Elif yemeğini bitirdi, sen bitirmedin" cümlesinden sonra Elif'e vurmaya çalışan ya da ağlayarak kucağa tırmanan üç yaşındaki bir çocuk, aslında "Beni hâlâ seviyor musun?" diye sormaktadır.
  • İlkokul yıllarında çocuk kendini akranlarıyla karşılaştırmaya kendiliğinden başlar. Ebeveynden gelen kıyas, bu doğal sürece bir de "ailemin gözünde geride olmak" yükünü ekler. Bu dönemde bazı çocuklar ödevlerini saklamaya, notlarını söylememeye başlar.
  • Ergenlikte kıyas genellikle öfkeyle karşılanır: "O zaman onu evlat edin!" gibi tepkiler ya da kapının çarpılması sık görülür. Dışarıdan umursamaz görünen genç, içeride bu cümleleri uzun süre tekrar edebilir. Kimliğini kurmaya çalışan bir ergen için "kuzenin gibi ol" mesajı, "sen olma" mesajı gibi duyulabilir.

Çocuk kıyaslandığında genellikle "Daha çok çalışmalıyım" sonucuna değil, "Ben olduğum hâlimle yeterli değilim" sonucuna varır.

Bir de şunu unutmamak gerekir: Kıyas yalnızca olumsuz yönde yapılmaz. "Sen kardeşinden çok daha akıllısın" gibi övücü kıyaslar da sorunludur. Bu cümle hem kardeşi küçültür hem de övülen çocuğa sevginin bir yarışmayla kazanıldığını öğretir. Övgünün nasıl daha sağlıklı biçimde verilebileceğine dair fikirler için çocuğu övmek yazımıza da bakabilirsiniz.

Çocuğu Kıyaslamak Uzun Vadede Neye Yol Açabilir?

Tek bir kıyas cümlesinin kalıcı bir iz bırakması beklenmez. Ancak kıyaslama aile içinde yerleşik bir iletişim biçimi hâline geldiğinde etkileri birikebilir.

Özgüven ve öz değer

Kendini sürekli bir başkasının ölçüsüne göre değerlendiren çocuk, kendi güçlü yanlarını görmekte zorlanır. Değerini dışarıdaki bir ölçüte bağlamayı öğrenir. Çocuklarda öz değerin nasıl geliştiğini çocuklarda özgüven yazımızda ayrıntılı ele aldık.

Kardeş ve akraba ilişkileri

Kıyaslanan kardeşler arasında rekabet, kıskançlık ve mesafe artabilir. Ebeveynin farklı çocuklara farklı roller biçmesi ("çalışkan olan", "yaramaz olan", "güzel olan") bu rollerin yetişkinliğe kadar taşınmasına yol açabilir. Bu konuyu kardeşler arasında ayrım yazımız daha geniş biçimde inceliyor.

Motivasyon

Kıyaslama bazı çocuklarda kısa süreli bir hırs uyandırabilir. Ancak bu hırs genellikle öğrenmenin kendisine değil, başkasını geçmeye ya da ebeveynin onayını kazanmaya yöneliktir. Dışarıdan gelen bu baskı azaldığında çaba da azalır. Bazı çocuklar ise baştan "Zaten onun kadar iyi olamam" diyerek denemekten vazgeçer.

Mükemmeliyetçilik ve kaygı

Hep birilerinin bir adım önde olduğunu duyarak büyüyen çocuk, ileride kendini sürekli başkalarıyla karşılaştıran, hiçbir başarısından tatmin olmayan bir yetişkine dönüşebilir. Pek çok yetişkin danışan, "Annem hep teyzemin kızını örnek gösterirdi" cümlesini hâlâ canı yanarak hatırlar.

Kardeşler, Kuzenler ve Komşu Çocukları: Farklı Kıyas Türleri

Kıyaslamanın yönü, çocuğun deneyimini de biçimlendirir.

Kardeşle kıyas en yıpratıcı olanıdır; çünkü çocuk kıyaslandığı kişiyle aynı evde yaşar, sofrayı ve ebeveynin ilgisini paylaşır. "Ablan hiç böyle değildi" cümlesi, ablanın varlığını sürekli bir hatırlatıcıya dönüştürür.

Kuzenle kıyas daha çok aile toplantılarında ortaya çıkar. Ebeveynler arasında da örtük bir rekabet varsa (kardeşler ya da gelinler arasında), çocuklar bu rekabetin taşıyıcısı hâline gelebilir.

Komşu ya da arkadaş çocuğuyla kıyas çocuğun sosyal ilişkilerine yansır. Örnek gösterilen arkadaşla oynamak istemeyen ya da ona karşı düşmanca davranan çocuklar görülebilir.

Gelişimsel kıyas ise genellikle bebeklik ve okul öncesinde başlar: "Komşunun oğlu on ayda yürüdü, bizimki hâlâ emekliyor." Her çocuğun gelişim hızı farklıdır. Belirgin bir gecikmeden endişe ediyorsanız bunu kıyasla değil, çocuk doktoru ya da uzman değerlendirmesiyle netleştirmek daha doğrudur.

Kıyaslamak Yerine Ne Söyleyebilirsiniz?

Çocuğu kıyaslamak çoğu ebeveyn için neredeyse otomatik hâle gelmiş bir alışkanlıktır. Bu alışkanlığı bırakmak bir günde olmaz; ama küçük değişiklikler büyük fark yaratır. Aşağıdaki yöntemler pek çok ailede işe yarar.

Çocuğu kendi dünüyle karşılaştırın

Bir karşılaştırma yapılacaksa ölçüt başkası değil, çocuğun kendisi olsun: "Geçen ay bu çarpım tablosunu zorlanarak okuyordun, şimdi çok daha akıcı." Bu, çocuğa gelişimin görülebilir olduğunu ve emeğinin karşılık bulduğunu gösterir.

Sonuç yerine çabayı ve süreci görün

"Kuzenin 480 almış" yerine: "Bu hafta her akşam yarım saat masaya oturdun, bunu gördüm." Çocuk kontrol edebildiği şey olan çabası üzerinden takdir edildiğinde, öğrenmeye karşı daha sağlıklı bir tutum geliştirir.

Davranışı tarif edin, kişiyi değil

"Kardeşin odasını topluyor, sen niye toplamıyorsun?" yerine: "Yerde legolar var, yatmadan önce kutuya girmeleri gerekiyor." Bu cümle kimseyi örnek ya da kötü örnek yapmadan beklentiyi açıkça belirtir.

Her çocuğun ayrı bir alanını koruyun

Kardeşlerin her birine ebeveynle baş başa geçirebileceği kısa zamanlar ayırmak, rekabeti azaltır. Bir çocuğun resim yeteneğini, diğerinin futbola düşkünlüğünü ayrı ayrı görmek, "tek bir başarı ölçüsü" anlayışını yumuşatır.

Aile büyükleriyle sınır koyun

Kıyas bazen sizden değil, babaanneden, teyzeden ya da komşudan gelir. Bu anlarda çocuğun yanında hafif ama net bir duruş sergileyebilirsiniz: "Her çocuğun kendi hızı var, bizimki de kendi yolunda ilerliyor." Daha sonra, çocuk yokken, büyüklerle sakin bir konuşma yapmak da mümkündür.

Bayram ve aile buluşmalarına önceden hazırlanın

Kıyasların en yoğun yaşandığı yerler çoğu zaman kalabalık sofralardır. Ziyaretten önce çocuğunuzla kısa bir konuşma yapabilirsiniz: "Büyükler bazen not, sınav ya da boy soruyor. Cevap vermek istemezsen 'Annemle konuşabilirsiniz' diyebilirsin." Bu, çocuğa kendini koruyabileceği bir cümle verir. Siz de konuyu karnelerden çocuğun son zamanlarda keyif aldığı bir uğraşa, okuduğu bir kitaba ya da yaptığı bir maketi anlatmaya yönlendirebilirsiniz. Sofrada bir kıyas yapıldığında çocuğunuzun omzuna dokunmak ya da göz göze gelip gülümsemek bile "Ben senin yanındayım" mesajını iletir.

Kaygınızı fark edin

Kıyaslama isteği çoğu zaman sizin içinizdeki bir endişenin dışa vurumudur. "Geride kalırsa", "Okulu kazanamazsa" düşünceleri yükseldiğinde, bu kaygıyı çocuğa yöneltmeden önce eşinizle ya da güvendiğiniz biriyle konuşmak yararlı olabilir.

Kıyasladığınızı Fark Ettiyseniz Ne Yapmalı?

Hemen her ebeveyn zaman zaman kıyas cümlesi kurar. Önemli olan, bunu fark ettiğinizde onarım yapabilmektir. Çocuğunuzla baş başa kaldığınızda şöyle diyebilirsiniz: "Bugün sofrada seni kuzeninle karşılaştırdım. Bu doğru değildi, seni üzdüğünü düşünüyorum. Sen kendin olarak değerlisin."

Bu tür bir onarım, çocuğa hem hatanın telafi edilebileceğini hem de ilişkinin sağlam olduğunu öğretir. Ergenlik dönemindeki çocuklar bu konuşmaya önce mesafeli tepki verebilir; yine de söylenenler genellikle iz bırakır.

Alışkanlığı değiştirmek için bir hafta boyunca kendinizi gözlemlemeyi deneyebilirsiniz. Kıyas cümlesinin ağzınızdan çıktığı anları kısaca not edin: Ne oluyordu, kim vardı, siz ne hissediyordunuz? Pek çok ebeveyn, kıyasların özellikle yorgun olduğu akşam saatlerinde, ödev başında ya da kendi annesiyle telefonda konuştuktan sonra arttığını fark eder. Örüntüyü görmek, o anlarda durup farklı bir cümle seçmeyi kolaylaştırır. Eşinizle birlikte "Kıyas cümlesi kurduğumuzda birbirimizi nazikçe uyaralım" diye anlaşmak da işe yarayan bir yöntemdir; yeter ki uyarı çocuğun yanında bir tartışmaya dönüşmesin.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Kıyaslamanın etkileri bazı çocuklarda belirginleşebilir. Şu işaretler fark edildiğinde bir uzmanla görüşmek yararlı olabilir:

  • Çocuğun sık sık "Ben aptalım", "Ben hiçbir şeyi beceremem" gibi cümleler kurması
  • Sınav ya da performans durumlarında yoğun kaygı, mide ağrısı, uyku sorunları
  • Kardeşe yönelik süreklilik kazanan saldırganlık ya da tam tersine tamamen geri çekilme
  • Yeni etkinliklere katılmayı, yarışmayı ya da denemeyi reddetme
  • Ebeveyn olarak kıyaslama alışkanlığını bırakmakta zorlandığınızı, kendi çocukluğunuzdaki kıyasların hâlâ sizi etkilediğini fark etmeniz

Bu belirtilerin varlığı tek başına bir tanı anlamına gelmez; ancak çocuğun ve ailenin desteklenmesi gereken bir dönemden geçtiğini gösterebilir.

Terapide Kıyaslama ve Özgüven Nasıl Ele Alınır?

Çocuğu kıyaslamak ailede uzun süredir süren bir örüntüyse, terapide hem çocukla hem ebeveynle çalışmak gerekebilir. Okul çağındaki çocuklarla ve ergenlerle yürütülen bilişsel davranışçı çalışmalarda, "Herkes benden iyi", "Hata yaparsam değersizim" gibi otomatik düşünceler fark edilir ve gerçekçi biçimde sınanır. Çocuğun kendi güçlü yanlarını tanıması ve başarıyı farklı alanlarda tanımlaması üzerinde çalışılır.

Daha küçük çocuklarda duygular genellikle oyun yoluyla ifade edilir. Çocuk merkezli oyun terapisinde çocuk, kardeşle ya da akranla yaşadığı rekabet ve kırgınlık duygularını oyuncaklar aracılığıyla güvenli bir ilişki içinde dışa vurabilir. Ayrıntılı bilgi için çocuk ve oyun terapisi sayfasına göz atabilirsiniz.

Ebeveyn görüşmelerinde ise kıyaslamanın ailedeki kaynağı ele alınır: Ebeveynin kendi kaygıları, aile büyükleriyle ilişkiler ve kardeşlere biçilen roller. Pek çok ebeveyn, kendi çocukluğunda duyduğu kıyasları fark ettiğinde çocuğuna karşı tutumunu değiştirmeyi daha kolay bulur.

Sıkça Sorulan Sorular

Biraz kıyaslamak çocuğu hırslandırmaz mı?

Bazı çocuklarda kısa süreli bir çaba artışı görülebilir; ancak bu genellikle onay kazanma ya da kaybetmekten kaçınma kaygısıyla beslenir. Uzun vadede öğrenme isteği, çocuğun kendi ilerlemesini görmesi ve çabasının takdir edilmesiyle daha sağlıklı biçimde gelişir.

İkizleri ya da yaşları yakın kardeşleri kıyaslamamak mümkün mü?

Yaşları yakın kardeşler doğal olarak sürekli yan yana değerlendirilir; bu nedenle ekstra özen gerekir. Her birine ayrı ilgi alanları tanımak, onları ayrı ayrı övmek ve "ikiz" ya da "küçükler" gibi toplu etiketler yerine isimleriyle hitap etmek ayrışmayı destekler.

Öğretmen sınıfta çocukları kıyaslıyorsa ne yapabilirim?

Önce çocuğunuzu dinleyin ve duygusunu ciddiye alın. Ardından öğretmenle suçlayıcı olmayan bir dille görüşüp çocuğunuzun bu durumdan nasıl etkilendiğini anlatabilirsiniz. Evde çocuğunuzun kendi gelişimine odaklanan bir dil kullanmak, okuldaki kıyasın etkisini hafifletmeye yardım eder.

Çocuğum kendini sürekli arkadaşlarıyla kıyaslıyor, ne yapmalıyım?

Bu, okul çağı ve ergenlikte sık görülen bir durumdur. "Kıyaslama" demek yerine çocuğunuzun neyi gözlemlediğini ve bunun ona ne hissettirdiğini merak edin. Kendi ilerlemesini görebileceği küçük hedefler belirlemek ve sosyal medya kullanımını birlikte konuşmak yardımcı olabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler