Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Çocuk Okulda Olanları Anlatmıyor: Nasıldı Yerine Ne Sorulur?

Çocuk Okulda Olanları Anlatmıyor: Nasıldı Yerine Ne Sorulur?

Çocuk okulda olanları anlatmıyor, her soruya iyi deyip geçiyor mu? Sessizliğin nedenleri, konuşmayı açan sorular, doğru zaman ve dikkat gerektiren işaretler.

"Okul nasıldı?" "İyi." "Ne yaptınız?" "Hiç." "Öğle yemeğinde ne vardı?" "Hatırlamıyorum." Bu kısa konuşma, pek çok evde her akşam neredeyse aynı biçimde yaşanır. Ebeveyn gün boyu merak ettiği şeyleri öğrenmek isterken çocuk sanki bir kapıyı kapatır. Sonra akşam yemeğinde, hiç beklenmedik bir anda, "Bugün öğretmen Ece'ye çok kızdı, Ece de ağladı" diye başlayan uzun bir hikâye anlatır. Çocuk okulda olanları anlatmıyor gibi görünse de aslında çoğu zaman anlatmak ister; yalnızca sorduğumuz soru, seçtiğimiz zaman ya da verdiğimiz tepki ona uygun düşmez. Bu yazıda bu sessizliğin olası nedenlerini, konuşmayı açan soruları ve dikkat gerektiren durumları ele alıyoruz.

Çocuk Okulda Olanları Anlatmıyor: Neden?

Okul gününü paylaşmayan çocukların çoğunda bir sorun yoktur. Sessizliğin ardında genellikle gelişimsel ve gündelik nedenler bulunur.

"Nasıldı?" sorusu çok büyük

Altı yedi saatlik bir gün, onlarca küçük olay, birkaç ders, iki teneffüs, bir yemek ve sayısız duygudan oluşur. "Nasıldı?" sorusu çocuktan bütün bunları tek bir kelimeye sığdırmasını ister. Yetişkinler için bile zor olan bu özetleme, çocuk için çoğu zaman imkânsızdır. En kolay yanıt "İyi"dir.

Çocuk yorgun

Okul günü, bir çocuk için yalnızca öğrenmekle değil, kurallara uymak, sıra beklemek, arkadaş ilişkilerini idare etmek ve duygularını kontrol etmekle geçer. Eve döndüğünde ihtiyacı konuşmak değil, dinlenmektir. Kapıdan girer girmez sorulan sorular, çocuğa bir sınav daha gibi gelebilir.

Zaman ve hafıza farklı işler

Küçük çocukların zihninde olaylar her zaman saat sırasına göre durmaz. Sabah olan bir şeyi unutmuş gibi görünen çocuk, akşam banyoda aynı olayı en ince ayrıntısıyla hatırlayabilir. Anılar, ilgili bir ipucuyla karşılaştığında canlanır.

Okul onun kendi dünyası

Çocuk büyüdükçe okul, ebeveynin olmadığı, kendi ilişkilerini kurduğu ayrı bir dünya hâline gelir. Her şeyi anlatmamak, sağlıklı bir bağımsızlığın ve mahremiyet duygusunun parçası olabilir. Özellikle yedi sekiz yaşından sonra çocukların bazı şeyleri kendilerine saklaması olağandır.

Önceki tepkiler

Çocuk bir gün arkadaşıyla kavga ettiğini anlattığında ebeveyn hemen kızdıysa, öğretmeni aradıysa ya da "Sen ne yaptın da sana öyle dedi?" diye sorguladıysa, bir dahaki sefere anlatmamayı öğrenebilir. Çocuklar, anlattıklarının ardından ne olacağını çok iyi gözlemler.

Sorular hep derslerle ilgili

Pek çok ebeveynin okul dönüşü soruları farkında olmadan başarıya odaklanır: "Yazılı kaç geldi?", "Öğretmen seni övdü mü?", "Okuma kitabını bitirdin mi?" Karne, veli toplantısı ve veli gruplarında paylaşılan ödev listeleriyle çevrili bir okul hayatında bu anlaşılırdır. Ama çocuk her akşamki sohbeti küçük bir sınav gibi algılamaya başlarsa, çocuk okulda olanları anlatmıyor gibi görünür; aslında yalnızca değerlendirilmekten kaçınıyordur. Okulun bir çocuk için en önemli kısmı çoğu zaman dersler değil, teneffüste kimle oynadığı, kimin ona küstüğü, öğretmenin ona nasıl baktığıdır. Sorularınızın bir kısmını bu alana kaydırmak, sohbetin tonunu değiştirir.

Mizaç

Bazı çocuklar doğal olarak daha az konuşur, içe dönüktür ya da duygularını sözle değil davranışla gösterir. Bu çocuklardan her gün ayrıntılı bir anlatı beklemek, onları daha da kapatabilir.

"Nasıldı?" Yerine Sorulabilecek Sorular

Genel sorular yerine somut, küçük ve merak uyandıran sorular çoğu zaman daha çok kapı açar. Her gün hepsini sormak yerine bir iki tanesini seçin:

  • Bugün seni en çok ne güldürdü?
  • Teneffüste kiminle oynadın? Ne oynadınız?
  • Bugün öğretmen hangi konuda heyecanlıydı?
  • Bugün kimin yanında oturdun? O nasıl biri?
  • Sınıfta bugün biri başını belaya soktu mu?
  • Bugün sıkıldığın bir an oldu mu? Ne zaman?
  • Okulda bugün yardım ettiğin ya da sana yardım eden biri oldu mu?
  • Bir sihirli değneğin olsa, okulda neyi değiştirirdin?
  • Bugün yeni öğrendiğin bir kelime var mı?
  • Yarın okulda en çok neyi bekliyorsun?

Bu soruların ortak özelliği, çocuğun tek kelimeyle geçiştiremeyeceği ama yanıtlamakta zorlanmayacağı kadar somut olmalarıdır. Bazı sorular, örneğin "Biri başını belaya soktu mu?", çocukların başkaları hakkında konuşmayı kendileri hakkında konuşmaktan daha kolay bulmasından yararlanır. Çocuk başkasını anlatırken çoğu zaman kendini de anlatır.

Çocuklar soruları yanıtlamaz, ilgiyi yanıtlar. Ne sorduğunuzdan çok, nasıl dinlediğiniz belirler bir sonraki hikâyeyi.

Doğru Zamanı Yakalamak

Çocuklar en çok, kendilerini rahat ve baskısız hissettikleri anlarda konuşur. Bu anlar çoğu zaman ebeveynin beklediği anlar değildir.

  • Okul çıkışında değil, biraz sonra: Eve gelince önce bir atıştırmalık, biraz serbest zaman ve dinlenme. Sorular bir saat sonra daha kolay yanıt bulur.
  • Bir işin içindeyken: Birlikte salata hazırlarken, çamaşır katlarken, yapboz yaparken ya da yürüyüşteyken göz göze gelme baskısı azalır; konuşma kendiliğinden akar.
  • Yatmadan önce: Işıklar kısılınca pek çok çocuk birden konuşkanlaşır. Bu bazen yatma saatini geciktirme taktiği gibi görünse de günün duygularının ancak o sessizlikte yüzeye çıkmasıyla da ilgilidir. Birkaç dakika fazladan bu sohbete alan açmak değerlidir.
  • Hafta sonu kahvaltısında: Okulun telaşından uzak, acelesiz bir sofrada çocuklar hafta içinde yaşadıklarını çoğu zaman kendiliğinden hatırlar ve anlatır.
  • Banyoda: Sıcak su ve oyuncaklar, küçük çocuklar için rahatlatıcı bir ortamdır ve sohbet için şaşırtıcı biçimde verimlidir.

Konuşmayı Açan Alışkanlıklar

Önce siz anlatın

Akşam yemeğinde kendi gününüzden kısa ve somut bir şey paylaşın: "Bugün işte bilgisayarım donup kaldı, çok sinirlendim, sonra bir arkadaşım yardım etti." Bu, çocuğa paylaşmanın nasıl bir şey olduğunu gösterir ve konuşmayı karşılıklı hâle getirir.

Aile oyunu: Güzel, zor, merak

Her aile üyesi sofrada günün güzel bir anını, zor bir anını ve yarın merak ettiği bir şeyi söyler. Bu yapı, çocuğa ne anlatacağı konusunda çerçeve sunar ve olumsuz duyguların da konuşulabileceğini gösterir.

Anlattığında hemen çözmeye çalışmayın

Çocuk "Kaan bugün bana aptal dedi" dediğinde ilk tepkimiz genellikle çözüm üretmektir: "Öğretmene söyledin mi? Sen de ona söyle ki..." Oysa çocuk o an çoğu zaman yalnızca duyulmak ister. "Bu seni üzmüş olmalı" gibi bir cümle, anlatının devam etmesini sağlar. Çözüm, gerekiyorsa sonra birlikte düşünülebilir.

Diyelim ki dokuz yaşındaki bir kız çocuğu, teneffüste arkadaş grubunun onu oyuna almadığını anlatıyor. Annesi hemen "Yarın öğretmenle konuşacağım" diyor ve ertesi gün öğretmen sınıfta konuyu açıyor. Çocuk arkadaşlarının önünde mahcup oluyor ve bir dahaki benzer olayı anlatmamaya karar veriyor. Oysa annesi önce yalnızca dinleseydi, sonra da "Sen ne yapmak isterdin, benim bir şey yapmamı ister misin?" diye sorsaydı, çocuk hem duyulmuş hem de sürecin bir parçası olmuş hissedebilirdi. Ciddi bir zarar ya da güvenlik sorunu olmadıkça, müdahalenin biçimine çocukla birlikte karar vermek güveni korur.

Sorgulamayın, merak edin

Arka arkaya sorulan sorular, bir sorgu havası yaratır. Bir soru sorun, yanıtı dinleyin, yanıtın içinden bir şeyi merakla geri yansıtın: "Ece ağladı demek. Ne olmuş olabilir sence?"

Çocuğun dünyasını tanıyın

Sınıf arkadaşlarının adlarını, öğretmenin adını, okulda oynadıkları oyunları bilmek, sorularınızı somutlaştırır. "Okulda ne yaptın?" yerine "Bugün Defne'yle yine ip atladınız mı?" sorusu çok daha kolay yanıt bulur.

Yaşa göre beklentinizi ayarlayın

Anaokulu çağındaki bir çocuk gününü çoğu zaman sözle değil, oyunla anlatır. Eve gelip oyuncak bebeklere "öğretmencilik" oynuyorsa, o oyunu izlemek size okul gününe dair pek çok şey söyleyebilir. İlkokulun ilk yıllarında çocuklar somut ayrıntıları anlatmaya daha yatkındır: yemekte ne çıktığı, kimin düştüğü, hangi oyunun oynandığı. Dokuz on yaş civarında ise adalet, arkadaşlık grupları ve dışlanma gibi konular öne çıkar ve çocuk bunları ancak yargılanmayacağına güvendiğinde paylaşır. Her yaşta aynı türden bir anlatı beklemek yerine çocuğun gelişim dönemine uygun kapıları denemek, hayal kırıklığını azaltır.

Okul çantası ve defterler birer ipucudur

Ödev defterindeki bir çizim, çantadan çıkan bir yaprak ya da kâğıda yazılmış bir not, sohbeti başlatmak için iyi bir fırsattır: "Bu resmi bugün mü yaptın? Ne anlatıyor?"

Bu alışkanlıklar, çocukla kurulan ilişkinin genel kalitesiyle iç içedir. Gün içinde birlikte geçirilen, ekransız ve keyifli kısa zamanlar, çocuğun okul gününü paylaşma isteğini de artırır. Bu konuda çocukla kaliteli zaman yazımız fikir verebilir.

Çocuk Okulda Olanları Anlatmıyor: Ne Zaman Dikkat Etmeli?

Sessizlik çoğu zaman olağandır. Ancak sessizliğe bazı değişiklikler eşlik ediyorsa daha yakından bakmak gerekir:

  • Daha önce okulu severek anlatan bir çocuk birden tamamen sustuysa
  • Okula gitmek istemiyor, sabahları karın ağrısı ya da baş ağrısı yaşıyorsa
  • Eşyaları sık sık kayboluyor, yırtılıyor ya da beslenmesi el sürülmeden geri geliyorsa
  • Arkadaşlarından hiç söz etmiyor, doğum günlerine çağrılmıyor ya da teneffüslerde yalnız kaldığını ima ediyorsa
  • Uyku düzeninde, iştahında ya da öfke kontrolünde belirgin değişiklikler varsa
  • Okulla ilgili belirli bir kişiden ya da yerden söz ederken huzursuzlanıyorsa

Bu işaretler akran zorbalığı, öğrenme güçlüğü, sosyal kaygı ya da başka bir sıkıntının habercisi olabilir. Zorbalığın belirtileri ve ebeveynlerin atabileceği adımlar için akran zorbalığı yazımızı inceleyebilirsiniz. Bu durumlarda öğretmenle ve okulun rehberlik servisiyle iletişime geçmek önemli bir adımdır.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Şu durumlarda bir çocuk alanında çalışan ruh sağlığı uzmanına danışmak yararlı olabilir:

  • Yukarıdaki uyarı işaretlerinden birkaçı birlikte görülüyor ve birkaç haftadır sürüyorsa
  • Çocuk okulda yaşanan bir olay sonrasında içine kapandı, korkular ya da kabuslar başladıysa
  • Çocuk yalnızca okul hakkında değil, genel olarak duygularından hiç söz etmiyor, duygularını öfke patlamaları ya da bedensel yakınmalarla gösteriyorsa
  • Ebeveyn ile çocuk arasındaki iletişim, sürekli bir sorgulama ve kaçınma döngüsüne dönüştüyse

Terapide İletişim Sorunları Nasıl Ele Alınır?

Okul hakkında konuşmayan çocuklarla yapılan çalışmada önce bu sessizliğin anlamı anlaşılmaya çalışılır: Gelişimsel ve mizaca bağlı bir durum mu, yoksa çocuğun taşıdığı ama anlatamadığı bir yükün işareti mi? Bunun için çocuğun gelişim öyküsü, okul ve arkadaşlık deneyimleri, ailedeki iletişim biçimi ve öğretmenin gözlemleri bir arada değerlendirilir.

Küçük çocuklar duygularını ve deneyimlerini çoğu zaman sözcüklerle değil oyunla anlatır. Oyun terapisi sürecinde çocuk, okulda yaşadığı zorlukları oyuncak figürler, kuklalar ya da çizimler aracılığıyla dışa vurabilir. Bu, çocuğun anlatamadıklarının görünür hâle gelmesini sağlar. Okul çağındaki çocuklarla bilişsel davranışçı yaklaşımdan yararlanarak duyguları tanıma, adlandırma ve ifade etme becerileri üzerinde çalışılabilir.

Ebeveyn görüşmelerinde ise sorgulamadan dinleme, duyguları yansıtma ve çocuğun anlattıklarına sakin yanıt verme gibi beceriler üzerinde durulur. Bu konuda daha fazla bilgi için çocuk ve oyun terapisi sayfasını inceleyebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Kardeşi her şeyi anlatıyor, o neden anlatmıyor?

Kardeşler mizaç olarak birbirinden çok farklı olabilir. Konuşkan bir kardeşin yanında daha sessiz olan çocuk, söz almakta zorlanabilir ya da kıyaslandığını hissedebilir. Sessiz olan çocukla baş başa kısa zamanlar yaratmak, onun kendi hızında anlatmasına alan açar.

Veli WhatsApp grubunda duyduğum olayı ona sormalı mıyım?

Gruptan duyduğunuz bir olayı doğrudan "Bugün sınıfta kavga olmuş, sen neredeydin?" diye sormak, çocuğa hakkında konuşulduğu hissini verebilir. Bunun yerine genel bir soruyla kapıyı aralayın: "Bugün sınıfta ilginç bir şey oldu mu?" Çocuk anlatmazsa, ciddi bir durum söz konusu değilse ısrar etmeyin.

Öğretmenden bilgi almak doğru mu?

Öğretmenle düzenli iletişim, çocuğun okul hayatını anlamak için değerlidir. Ancak öğretmenden öğrendiklerinizi çocuğa "Öğretmenin söyledi ki..." diye aktarmak, çocuğun güvenini sarsabilir. Öğretmenden aldığınız bilgiyi kendi sorularınızı şekillendirmek için kullanmak daha yararlıdır.

Sürekli "Hatırlamıyorum" diyor, gerçekten hatırlamıyor olabilir mi?

Evet, olabilir. Küçük çocukların gün içindeki olayları sırayla hatırlaması zordur ve anılar genellikle bir ipucuyla canlanır. "Hatırlamıyorum" bazen de "Şu an konuşmak istemiyorum" anlamına gelir. Her iki durumda da ısrar etmek yerine daha sonra, somut bir ipucuyla yeniden denemek işe yarar.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler