Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Çocuk Sürekli Sıkılıyor: Sıkıldım Diyen Çocuğa Ne Yapmalı?

Çocuk Sürekli Sıkılıyor: Sıkıldım Diyen Çocuğa Ne Yapmalı?

Çocuk sürekli sıkılıyor ve sizden eğlence mi bekliyor? Can sıkıntısının gelişimdeki değeri, olası nedenleri, evde uygulanabilecek öneriler ve dikkat işaretleri.

Yaz tatilinin ikinci haftası. Saat henüz sabahın on buçuğu ve yedi yaşındaki oğlunuz bugün yedinci kez yanınıza geldi: "Anne, sıkıldım." Evden çalışıyorsunuz, bilgisayarın başında bir toplantıya yetişmeye çalışıyorsunuz. Odası oyuncakla dolu, balkonda bisikleti duruyor, raf kitaplarla dolu; ama onun gözünde yapacak hiçbir şey yok. "Lego oyna" diyorsunuz, "Sıkıcı." "Resim yap" diyorsunuz, "Canım istemiyor." Sonunda tableti eline veriyorsunuz ve ev sessizleşiyor; ama içinizde bir rahatsızlık kalıyor. Çocuk sürekli sıkılıyor ve her boşluğu doldurma görevi size düşüyormuş gibi hissediyorsanız, bu yazı sizin için. Can sıkıntısının çocuk için neden değerli olabileceğini, sık sıkılmanın arkasında neler olabileceğini ve "sıkıldım" cümlesine nasıl yaklaşabileceğinizi ele alıyoruz.

Çocuk Sürekli Sıkılıyor: Can Sıkıntısı Kötü Bir Şey mi?

Can sıkıntısı, zamanın boş ve anlamsız aktığı, yapacak bir şey bulamama ve bu durumdan rahatsız olma hâlidir. Yetişkinler için de çocuklar için de hoş bir duygu değildir. Bu yüzden pek çok ebeveyn, çocuğunun sıkıldığını gördüğünde hemen bir çözüm üretme ihtiyacı hisseder.

Oysa can sıkıntısı, çocuğun gelişiminde sanıldığından daha önemli bir rol oynar:

  • Yaratıcılığın kapısıdır: Dışarıdan bir uyaran gelmediğinde, zihin kendi uyaranını üretmeye başlar. Boş bir karton kutunun gemiye, bir battaniyenin çadıra dönüştüğü oyunlar çoğu zaman sıkıntılı bir öğleden sonranın ürünüdür.
  • Kendini tanımayı sağlar: Neyle oyalanmayı sevdiğini keşfetmek için çocuğun bir süre "ne yapsam" sorusuyla baş başa kalması gerekir. Hobiler ve ilgi alanları çoğu zaman bu boşluklarda filizlenir.
  • Öz düzenleme becerisini güçlendirir: Hoş olmayan bir duyguya hemen bir çözüm aramadan katlanabilmek, ileride ders çalışırken, sırada beklerken ya da zorlu bir işte sabretmek için gereken bir beceridir.
  • İçsel motivasyonu besler: Sürekli dışarıdan eğlendirilen çocuk, eğlencenin kaynağını kendi dışında arar. Kendi oyununu kurabilen çocuk ise kendini motive etmeyi öğrenir.

Yaş da bu tabloda önemlidir. İki-üç yaşındaki bir çocuğun uzun süre tek başına oyalanmasını beklemek gerçekçi değildir; okul çağına gelindiğinde ise çocuğun, kısa bir sıkıntı döneminin ardından kendine bir uğraş bulabilmesi beklenir. Ergenlikte can sıkıntısı daha çok anlam arayışı ve sosyal ihtiyaçlarla iç içe geçer.

Bu nedenle amaç, çocuğun hiç sıkılmamasını sağlamak değil, sıkıldığında ne yapacağını bulabilen bir çocuk yetiştirmektir.

Çocuk Sürekli Sıkılıyorsa Nedenleri Neler Olabilir?

Ara sıra sıkılmak herkesin başına gelir. Ancak bir çocuk gün boyu sık sık sıkıldığını söylüyorsa, bunun arkasında birkaç farklı neden olabilir.

Hep doldurulmuş bir takvim: Okul, etüt, yüzme, İngilizce, satranç... Haftası dakika dakika planlanmış bir çocuk, boş zamanla karşılaştığında ne yapacağını bilemeyebilir. Serbest zaman, bu çocuklar için alışılmadık ve hatta kaygı verici bir boşluktur.

Yoğun ve hızlı uyarana alışma: Kısa videolar, hızlı tempolu oyunlar ve sürekli değişen görüntüler, zihni yüksek düzeyde uyarılmaya alıştırabilir. Bu tempoya alışan bir çocuğa yapboz yapmak, kitap okumak ya da bahçede böcek izlemek yavaş ve sıkıcı gelebilir. Ekran süresi ve sınırları konusunda ekran bağımlılığı yazımız yol gösterici olabilir.

Hep eğlendirilmeye alışmak: Çocuğun her "sıkıldım" cümlesine ebeveynin hemen bir etkinlik, bir oyun ya da ekranla cevap vermesi, eğlenceyi bulma sorumluluğunu yetişkine yükler. Çocuk, boşluğu kendisinin doldurabileceğini deneyimleme fırsatı bulamaz.

Çok fazla oyuncak: Şaşırtıcı gelebilir ama oyuncak bolluğu da can sıkıntısını artırabilir. Odası dolu olan çocuk, hiçbirine derinlemesine dalmadan birinden diğerine geçer. Açık uçlu, farklı biçimlerde kullanılabilen birkaç malzeme, çoğu zaman tek bir işlevi olan düzinelerce oyuncaktan daha uzun süre oyalar.

Yorgunluk ve uykusuzluk: Uykusunu alamamış ya da gün boyu yoğun bir programdan çıkmış bir çocuk, enerjisinin düşüklüğünü "sıkıldım" diye ifade edebilir.

Başka bir duygunun dili: Bazen "sıkıldım" cümlesi, çocuğun adını koyamadığı başka bir duyguyu taşır: yalnızlık, kaygı, üzüntü ya da ilgi ihtiyacı. Gün boyu ebeveyninden ayrı kalan bir çocuğun akşam söylediği "sıkıldım", aslında "Benimle biraz vakit geçir" anlamına gelebilir.

Dikkatini sürdürmekte zorlanmak: Hiçbir etkinliğe birkaç dakikadan fazla odaklanamayan, sürekli yeni bir uyaran arayan çocuklarda dikkatle ilgili güçlükler de düşünülmelidir.

Türkiye'de Değişen Çocukluk ve Can Sıkıntısı

Bugün ebeveyn olan pek çok yetişkin, çocukluğunu sokakta, mahalle arkadaşlarıyla saklambaç ve yakan top oynayarak geçirdi. Akşam ezanına kadar dışarıda kalınan, ebeveynlerin "Ne yapsam?" sorusuyla pek uğraşmadığı bir çocukluktu bu.

Büyük şehirlerde apartman dairelerinde büyüyen bugünün çocukları için tablo farklı. Trafik, güvenlik kaygıları ve azalan oyun alanları nedeniyle sokakta serbestçe oynamak çoğu ailede mümkün değil. Çalışan ebeveynler, okul sonrasında çocuğu kurslara ya da etütlere yerleştirmek zorunda kalıyor. Hafta sonları alışveriş merkezlerinde geçiyor. Büyükanne ve büyükbabalar ise torunlarını oyalamak için çoğu zaman tablete ya da televizyona başvuruyor.

Uzun bayram yolculukları, hastane bekleme salonları ya da akraba ziyaretlerindeki saatler de çocukların ekransız bekleme becerisinin sınandığı anlardır. Bir zamanlar arabanın camından plaka saymak, kelime oyunları oynamak ya da yalnızca manzarayı izlemek olağan bir yolculuk hâliydi; bugün ise pek çok çocuk için yolculuk, tabletin şarjıyla ölçülüyor.

Bu koşullar ebeveynlerin suçu değildir; ama çocukların kendi oyunlarını kurmaya, boş zamanı kendileri doldurmaya daha az fırsat bulduğu bir ortam yaratır. Bu yüzden can sıkıntısıyla baş etme becerisi bugün, belki de daha bilinçli olarak desteklenmesi gereken bir beceri hâline gelmiştir.

"Sıkıldım" Diyen Çocuğa Ne Yapmalı?

Hemen çözüm üretmeyin

Çocuk "sıkıldım" dediğinde ilk tepkiniz bir öneri listesi sunmak olmasın. Duyguyu kabul edin ve topu nazikçe çocuğa geri atın: "Sıkılmak bazen olur. Biraz düşün, eminim bir şey bulacaksın." İlk dakikalar zor geçebilir; çocuk sızlanabilir, peşinizden dolaşabilir. Bu direnç zamanla azalır ve çocuk boşluğu kendisi doldurmaya başlar.

Cümlenin arkasındaki ihtiyacı yoklayın

Her "sıkıldım" aynı şeyi anlatmaz. Çocuk sürekli sıkılıyor ve bu cümleyi özellikle akşam saatlerinde, siz eve döndükten hemen sonra ya da kardeşiyle ilgilendiğiniz anlarda söylüyorsa, aradığı şey bir etkinlik değil, sizinle temas olabilir. Böyle durumlarda on beş dakikalık, telefonsuz ve tamamen ona ayrılmış bir oyun zamanı, saatlerce süren oyalanma çabalarından daha etkili olabilir. İhtiyacı karşılanan çocuk, sonrasında kendi oyununa çok daha kolay geçer.

Birlikte bir "sıkılınca ne yapabilirim" listesi hazırlayın

Sakin bir zamanda, çocuğunuzla birlikte sıkıldığında yapabileceği şeylerin bir listesini çıkarın. Küçük çocuklar için resimli kartlar ya da bir kavanoza konan kâğıtlar eğlenceli olabilir: "Battaniyeden çadır kur", "Oyuncak hayvanlara veteriner ol", "Mutfakta annene yardım et", "Balkondan geçen kırmızı arabaları say." Çocuk "sıkıldım" dediğinde, listeye ya da kavanoza bakmasını hatırlatmanız yeterlidir. Listeyi çocuğun kendisinin hazırlamış olması, sahiplenmeyi artırır.

Açık uçlu malzemeler sunun

Karton kutular, mandallar, kumaş parçaları, eski dergiler, makas ve yapıştırıcı, oyun hamuru, tahta bloklar, boş şişeler... Bu tür malzemelerin "doğru" bir kullanımı yoktur; her seferinde başka bir oyuna dönüşebilir. Oyuncakların bir kısmını kaldırıp birkaç haftada bir değiştirmek de eski oyuncakları yeniden ilginç kılar.

Ekranı can sıkıntısının ilk ilacı yapmayın

Ekran, hızlı ve kolay bir çözümdür; ama çocuk her sıkıldığında ekrana yönlendirilirse, sıkıntıya katlanma becerisi gelişmez. Ekran süresini belirli saatlere bağlamak ve "sıkıldım" cümlesinin otomatik olarak ekranla sonuçlanmamasına dikkat etmek önemlidir.

Günlük işlere katın

Sebze yıkamak, çamaşırları eşleştirmek, bitkileri sulamak, market listesi hazırlamak gibi işler, çocuk için hem anlamlı bir uğraş hem de yetkinlik duygusu sağlar. Pek çok çocuk, "gerçek" bir işte yetişkinle birlikte olmaktan oyuncaklarla oynamaktan daha çok keyif alır.

Hareket ve doğa için alan açın

Parka, sahile, ormana ya da yalnızca sitenin bahçesine çıkmak, can sıkıntısının en doğal panzehirlerinden biridir. Doğada çocuklar hazır bir oyun planı olmadan da kendilerine uğraş bulur: taş toplamak, karınca izlemek, dal parçalarından yol yapmak.

Programı hafifletmeyi düşünün

Çocuğunuzun haftasında hiç plansız zaman kalmıyorsa, bir kursu bırakmak ya da haftada en az birkaç saati tamamen serbest bırakmak düşünülebilir. Tatillerde de her günü etkinlikle doldurmak yerine, yapılandırılmış saatlerle serbest zamanı dengeleyen bir düzen kurmak işe yarar. Bu konuda yaz tatilinde çocuk rutini yazımız somut öneriler sunuyor.

Kendi boş zamanınıza da örnek olun

Çocuklar yetişkinleri izler. Sizin boş anlarınızda hep telefona uzanmanız, can sıkıntısının hemen bir ekranla giderilmesi gerektiği mesajını verir. Kitap okumak, bir el işiyle uğraşmak, sadece balkonda oturup çay içmek de çocuğunuz için değerli bir modeldir.

Can sıkıntısı, çocuğun zihninde boş bırakılmış bir sayfadır; o sayfayı hemen doldurmak yerine kalemi çocuğa bırakmak gerekir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Sıkılmak çoğu zaman olağan ve geçici bir duygudur. Ancak aşağıdaki durumlarda bir çocuk ruh sağlığı uzmanından görüş almak yararlı olabilir:

  • Çocuk daha önce keyif aldığı oyunlardan, arkadaşlarından ve etkinliklerden artık keyif almıyorsa
  • Sıkılmanın yanında belirgin bir mutsuzluk, ağlamaklılık, çabuk sinirlenme ya da içe kapanma varsa
  • Uyku ve iştahta belirgin değişiklikler eşlik ediyorsa
  • Hiçbir etkinliğe, sevdiği şeyler de dahil, birkaç dakikadan fazla odaklanamıyorsa
  • Ekran dışındaki hiçbir etkinliğe ilgi göstermiyor, ekran kısıtlandığında yoğun öfke krizleri yaşıyorsa
  • Okulda sürekli sıkıldığını söylüyor ve bu durum başarısını, okula gitme isteğini etkiliyorsa

Çocuklarda süregelen ilgi kaybı ve keyifsizlik, yetişkinlerdekinden farklı görünse de depresyonun bir işareti olabilir. Bu belirtiler tek başına bir tanı anlamına gelmez; ancak kapsamlı bir değerlendirme, sıkılmanın altında yatan nedeni anlamaya yardımcı olur. Okulda sürekli sıkılan bazı çocuklarda ise öğrenme güçlüğü ya da tam tersine, yaşıtlarının ilerisinde bir öğrenme hızı söz konusu olabilir.

Terapide Can Sıkıntısı ve İlgi Kaybı Nasıl Ele Alınır?

Terapi süreci, "sıkıldım" cümlesinin çocuğun hayatında neyi anlattığını anlamakla başlar. Ebeveynlerle yapılan görüşmede çocuğun günlük programı, ekran kullanımı, uyku düzeni, arkadaş ilişkileri ve duygusal durumu ele alınır.

Oyun terapisi: Okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklarda oyun odası, çocuğun kendi oyununu kurma ve sürdürme becerisinin gözlemlendiği bir alandır. Çocuk merkezli oyun terapisinde çocuk, yönlendirilmeden oyun kurmayı ve kendi ilgisinin peşinden gitmeyi deneyimler. Bu deneyim, zamanla evdeki oyunlara da yansıyabilir.

Bilişsel davranışçı yaklaşım: Daha büyük çocuklarla keyif veren ve yetkinlik hissi yaratan etkinlikler birlikte belirlenir ve haftalık programa yerleştirilir. Keyifsizliğin eşlik ettiği durumlarda, küçük adımlarla etkinlik düzeyinin artırılması üzerine çalışılır.

Ebeveyn rehberliği: Ebeveynlerle birlikte evdeki rutin, ekran kuralları ve serbest oyun zamanı gözden geçirilir. Çocuğun "sıkıldım" cümlesine verilen tepkilerin nasıl değiştirilebileceği planlanır.

Bu süreç hakkında daha fazla bilgi için çocuk ve oyun terapisi sayfasını inceleyebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Sıkılmasın diye çocuğumu daha fazla kursa yazdırmalı mıyım?

Genellikle hayır. Kurslar çocuğun ilgi alanlarını geliştirmek için değerlidir; ancak can sıkıntısını önlemek amacıyla programı doldurmak, çocuğun serbest zamanı yönetme becerisini zayıflatabilir. Kurs seçimini çocuğun gerçek ilgisine göre yapmak ve haftada mutlaka plansız zaman bırakmak daha dengelidir.

Sıkıldığında tablet vermek zararlı mı?

Ara sıra ekran kullanmak tek başına zararlı değildir. Sorun, ekranın can sıkıntısının otomatik ve tek çözümü hâline gelmesidir. Ekranı belirli saatlere ve kurallara bağlamak, sıkıldığında başka seçenekleri de denemesine fırsat verir.

Çok oyuncağı olduğu hâlde neden sürekli sıkılıyor?

Oyuncak sayısı arttıkça her birine ayrılan ilgi azalabilir. Ayrıca tek bir işlevi olan, düğmeye basınca çalışan oyuncaklar çocuğun hayal gücüne az alan bırakır. Oyuncakların bir kısmını kaldırıp dönüşümlü olarak çıkarmak ve açık uçlu malzemelere yer açmak çoğu zaman işe yarar.

Okulda derslerden sıkıldığını söylüyor, bu ne anlama gelir?

Bu cümle farklı anlamlar taşıyabilir: Dersler çocuğa çok kolay ya da çok zor geliyor olabilir, dikkatini sürdürmekte zorlanıyor olabilir ya da sınıfta kendini yalnız hissediyor olabilir. Öğretmenle görüşmek ve gerekirse bir değerlendirme yaptırmak, nedeni anlamaya yardımcı olur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler