Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Çocuklar İçin Evliliği Sürdürmek: Fedakârlık mı, Yanılgı mı?

Çocuklar İçin Evliliği Sürdürmek: Fedakârlık mı, Yanılgı mı?

Çocuklar için evliliği sürdürmek gerçekten çocukların yararına mı? Evdeki duygusal iklimin çocuğa etkisini ve iki seçenekte de neler yapabileceğinizi okuyun.

"Bu evde ben çoktan bittim ama çocuklar babasız büyümesin." Bu cümleyi kuran kişi genellikle yorgundur, kendini suçlu hisseder ve verdiği kararın doğru olup olmadığını kimseye soramaz. Çocuklar için evliliği sürdürmek, Türkiye'de pek çok anne ve babanın sessizce verdiği bir karardır. Kimi zaman gerçekten düşünülmüş bir fedakârlıktır, kimi zaman ise korkuların, ekonomik zorlukların ve "elalem ne der" kaygısının çocuk gerekçesiyle örtüldüğü bir erteleme. Bu yazıda size kalın ya da gidin demeyeceğiz. Bunun yerine çocukların evde neyi gerçekten hissettiğine, kalmanın hangi koşullarda koruyucu, hangi koşullarda yıpratıcı olabileceğine ve her iki durumda da çocuklarınız için neler yapabileceğinize bakacağız.

Çocuklar İçin Evliliği Sürdürmek: Bu Karar Nereden Doğuyor?

Mutsuz bir evlilikte kalmayı seçen anne babaların gerekçeleri tek tip değildir. Kararınızı anlamanın ilk adımı, onu besleyen düşünceleri ayrı ayrı görebilmektir.

Çocuğu korumak isteği

En sık duyulan gerekçe budur: Çocuk iki evin arasında bölünmesin, hafta sonları bavulla gidip gelmesin, okulda "annesiyle babası ayrılmış" diye konuşulmasın. Bu isteğin içinde gerçek bir sevgi vardır ve küçümsenmemelidir.

Kendi çocukluğunun izleri

Boşanmış bir ailede büyüyüp o dönemi acıyla hatırlayan biri, aynı şeyi çocuğuna yaşatmamak için her şeye katlanabileceğini düşünebilir. Tersine, anne babası "çocuklar için" yıllarca küs yaşamış biri de bunun bedelini bildiği hâlde aynı döngüye girebilir. Bazen bugünkü karar, aslında geçmişte yaşanan bir yaraya verilen yanıttır.

Ekonomik bağımlılık ve belirsizlik

Kira fiyatlarının bu kadar yüksek olduğu bir dönemde iki ayrı ev kurmak, özellikle geliri olmayan ya da düşük olan eş için gerçek bir engeldir. "Çocuklar için kalıyorum" cümlesi kimi zaman "gidecek yerim yok" cümlesinin daha katlanılabilir hâlidir. Bunu kendinize dürüstçe söyleyebilmek, utanılacak bir şey değil; tersine, gerçekçi bir plan yapmanın başlangıcıdır.

Çevrenin sesi

"Bir yastıkta kocayın", "Bizim sülalede boşanma yok", "Çocuklar büyüsün, sonra bakarsın" gibi sözler, kararın ne kadarının size ait olduğunu bulanıklaştırabilir.

Çocuklar Evdeki Mutsuzluğu Fark Eder mi?

Pek çok ebeveyn, kavgaları kapalı kapılar ardında yaptıkları için çocukların bir şey anlamadığını düşünür. Oysa çocuklar, yetişkinlerin sandığından çok daha iyi birer duygu dedektörüdür. Sofrada konuşulmayan cümleleri, annenin sesindeki gerginliği, babanın eve geldiğinde odaya çekilmesini kaydederler. Bunları adlandıramazlar ama bedenleriyle ve davranışlarıyla yanıt verirler.

Diyelim ki yedi yaşında bir kız çocuğu, akşamları babasının anahtar sesini duyunca odasına gidip kapıyı kapatıyor. Kimse ona kavga edileceğini söylememiştir; ama o, anahtar sesiyle evin havasının değiştiğini öğrenmiştir. Ya da on iki yaşında bir oğlan, annesinin ağladığını gördüğü gecenin ertesinde okulda "karnım ağrıyor" diyerek eve dönmek istiyordur.

Mutsuz bir evde yaşayan çocuklarda şunlar görülebilir:

  • Uyku sorunları, gece uyanmaları, yalnız uyuyamama
  • Karın ağrısı, baş ağrısı gibi tıbbi açıklaması bulunmayan bedensel yakınmalar
  • Aşırı uyumlu, "sorun çıkarmayan" bir çocuk olmaya çalışma
  • Öfke patlamaları, kardeşe ya da akranlara yönelen saldırganlık
  • Ebeveynlerden birini koruma, onun sırdaşı ya da teselli edicisi olma
  • Ders başarısında düşüş, dikkat dağınıklığı

Bu belirtiler tek başına evdeki gerilimin sonucu olmak zorunda değildir ve bir tanı anlamına gelmez. Ancak evde uzun süredir bir soğukluk varsa, çocuğun davranışını bu çerçeveyle de düşünmek gerekir.

Çocuklar annesiyle babasının evli olup olmadığını değil, evin içinde kendilerini güvende hissedip hissetmediklerini yaşar.

Çocuklar İçin Evliliği Sürdürmek Ne Zaman Koruyucu, Ne Zaman Yıpratıcı Olabilir?

Araştırmalar, çocukları en çok etkileyen şeyin boşanmanın kendisinden çok anne baba arasındaki yoğun ve süregelen çatışma olduğunu göstermektedir. Bu bulgu iki yönde de okunmalıdır.

Kalmanın görece koruyucu olabileceği durumlar: Ebeveynler arasında açık kavga, aşağılama ya da şiddet yoksa; ilişki daha çok bir mesafe, bir tutku kaybı ya da rutinleşme biçimindeyse; iki taraf da çocuklar söz konusu olduğunda iş birliği yapabiliyor ve birbirine saygısını koruyorsa, evliliği sürdürmek çocuklar için anlamlı bir istikrar sağlayabilir. Hatta bu tür evliliklerde ilişkinin yeniden canlanması da mümkündür.

Kalmanın yıpratıcı olabileceği durumlar: Evde sık sık bağırış, kapı çarpma, küslük günleri varsa; eşlerden biri diğerini çocukların önünde küçümsüyorsa; çocuk bir ebeveynin öfkesinden ötekini korumaya çalışıyorsa; evde fiziksel ya da duygusal şiddet varsa, çocuklar için evliliği sürdürmek onları korumak yerine sürekli bir tehdit ortamında tutmak anlamına gelebilir.

Arada kalan bir durum daha vardır: dışarıdan sakin görünen ama içi boşalmış evlilikler. Kimsenin bağırmadığı, ama kimsenin birbirine dokunmadığı, gülmediği, sofrada konuşmadığı evler. Bu evlerde çocuk, sevginin ve yakınlığın nasıl bir şey olduğunu model alacak bir örnek bulamayabilir. Böyle bir tabloyu duygusal boşanma yazımızda ayrıca ele alıyoruz.

Şiddet varsa öncelik güvenliktir

Evde fiziksel şiddet, tehdit ya da yoğun korku varsa "çocuklar için kalmak" çocukları korumaz. Böyle bir durumda acil anlarda 112'yi arayabilir, ALO 183 Sosyal Destek Hattı'ndan ve bulunduğunuz ildeki Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi'nden (ŞÖNİM) bilgi ve destek alabilirsiniz.

Türkiye'de "Çocuklar İçin Katlanmak" Neden Bu Kadar Yaygın?

Türkiye'de evlilik yalnızca iki kişi arasında değil, iki aile arasında kurulur. Bu nedenle bitirme kararı da iki aileyi ilgilendiren bir mesele gibi görülür. Babaanne torunlarından uzak kalacağı korkusuyla araya girer, anneanne "Ben de babana katlandım" diye örnek verir. Özellikle küçük şehirlerde boşanmış anne, mahallede ve okul velileri arasında hâlâ konuşulan bir figür olabilir.

Buna bir de ekonomik gerçekler eklenir. Çalışmayan ya da kayıt dışı çalışan bir anne için nafaka belirsizliği, kira, okul servisi ve dershane masrafları kararın önüne geçer. Babalar ise çoğu zaman velayetin anneye verileceği ve çocuklarını yalnızca iki haftada bir görebilecekleri korkusuyla kalır.

Bütün bunlar anlaşılırdır. Ama bu baskıların hangisinin sizin gerçek değerinizi, hangisinin başkasının beklentisini yansıttığını ayırt etmek önemlidir. Çünkü yıllar sonra çocuklarınız büyüdüğünde, "Sizin için kaldım" cümlesi onlara bir hediye gibi değil, bir borç gibi gelebilir.

Kalmaya Karar Verdiyseniz: Evi Çocuklar İçin Daha Yaşanır Kılmak

Çocuklar için evliliği sürdürmek bir karar olarak değerlendirildiyse, onu pasif bir katlanma olmaktan çıkarıp bilinçli bir anlaşmaya dönüştürmek mümkündür.

1. Eşinizle açık bir "ebeveyn anlaşması" yapın

Romantik ilişki zayıflamış olsa bile ebeveynlik ortaklığı güçlü olabilir. Bir akşam sakin bir zamanda oturup şu sorular üzerine konuşun: Çocukların önünde hangi konuları açmayacağız? Bir anlaşmazlık çıktığında nasıl erteleyeceğiz? Okul, harçlık, ekran süresi gibi konularda kararları nasıl vereceğiz?

2. Çocuğu ara kişi yapmayın

"Babana söyle, yemek hazır", "Annen yine ne diyor?" gibi cümleler çocuğu iki taraf arasında haberci yapar. Çocuğun bir ebeveyne karşı diğerinin dert ortağı olması, yaşına uygun olmayan bir yük taşımasına yol açar.

3. Çatışmayı tamamen saklamaya değil, onarmaya odaklanın

Çocuğun bir tartışmaya tanık olması her zaman zarar vermez; zarar, tartışmanın hiç kapanmamasından ya da şiddete dönüşmesinden doğar. Çocuk bir gerginliğe tanık olduysa, daha sonra "Dün sesimiz yükseldi, seni korkuttuysa üzgünüz. Biz konuştuk, senin bir suçun yok" demek onun için çok değerlidir.

4. Kendi hayatınızı askıya almayın

Mutsuz bir evlilikte kalan pek çok kişi, kendi arkadaşlıklarını, hobilerini ve sağlığını da bırakır. Oysa tükenmiş bir ebeveyn, çocuğuna güven veren bir yetişkin olmakta zorlanır. Haftada birkaç saat bile olsa kendinize ait bir alan, bu kararın sürdürülebilir olması için gereklidir.

5. Kararı belirli aralıklarla yeniden değerlendirin

"Çocuklar üniversiteye gidene kadar" gibi uzak bir tarih belirleyip yıllarca hiç sorgulamamak yerine, her yıl kendinize şunu sorabilirsiniz: Bu ev şu an çocuklarım için daha mı güvenli, daha mı gergin? Ben bu evde nasıl biri oluyorum?

6. Çocuğun gördüğü ilişki modelini düşünün

Çocuklar, ileride kuracakları yakın ilişkilerin ilk taslağını evde görür. Annesiyle babasının birbirine hiç teşekkür etmediği, hiç gülmediği bir evde büyüyen çocuk, sevginin böyle sessiz ve mesafeli bir şey olduğunu öğrenebilir. Romantik bir yakınlık kalmamış olsa bile birbirinize nezaketle davranmak, küçük teşekkürleri, bayram ve doğum günlerindeki ortak sofraları sürdürmek, çocuğa "insanlar anlaşamasalar da birbirine saygı gösterebilir" mesajını verir. Bu, kalmayı seçen ebeveynlerin çocuklarına verebileceği değerli bir derstir.

Ayrılmaya Karar Verdiyseniz: Çocukları Merkeze Almak

Ayrılık kararı verildiğinde de çocuklar için çok şey yapılabilir. Çocuğa durumu iki ebeveynin birlikte, yaşına uygun ve suçlamadan anlatması; günlük rutinlerin (okul, uyku saati, sevdiği etkinlikler) olabildiğince korunması; çocuğun her iki ebeveynle de ilişkisini sürdürmesine izin verilmesi, uyumu kolaylaştırır. Ayrılık, iyi yönetildiğinde, çocukların yıllarca süren bir gerginliğin ortasında kalmasından daha az yıpratıcı olabilir. Kararın kendisini netleştirmekte zorlanıyorsanız, boşanma kararı üzerine yazdığımız rehber size yardımcı olabilir.

Ayrılık sonrasında en sık yapılan hatalardan biri, çocuğun önünde diğer ebeveyni kötülemektir. "Baban zaten hiç ilgilenmedi" ya da "Annen bizi bu hâle getirdi" gibi cümleler, çocuğun kendi yarısını da kötü hissetmesine yol açar. Teslim günlerinde kapıda tartışmamak, çocuğun diğer evden getirdiği hikâyeleri sorguya çekmemek ve ona iki evde de kendine ait bir köşe sağlamak, ayrılığın izlerini hafifletir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Şu durumlardan biri ya da birkaçı sizin için geçerliyse, bir uzmanla konuşmak faydalı olabilir:

  • Yıllardır "kalsam mı gitsem mi" sorusuyla yaşıyor ve bu belirsizlik sizi tüketiyorsa
  • Çocuğunuzda uyku, okul ya da davranış alanında belirgin değişiklikler görüyorsanız
  • Eşinizle çocuklar hakkında bile konuşamaz hâle geldiyseniz
  • Umutsuzluk, sürekli yorgunluk, iştah ya da uyku değişiklikleri gibi depresif belirtiler yaşıyorsanız
  • Evde şiddet ya da şiddet tehdidi varsa (bu durumda önce güvenlik planı gelir)

İki taraf da istekliyse çift terapisi, ilişkiyi onarmak ya da ayrılığı çocuklar için daha az yıpratıcı biçimde yürütmek için ortak bir alan sunar. Eşiniz katılmak istemiyorsa, bireysel görüşmeler de kendi ihtiyaçlarınızı ve kararınızı netleştirmenize yardımcı olur.

Terapide Bu İkilem Nasıl Ele Alınır?

Terapistin görevi sizin yerinize karar vermek değil, kararınızı kendi değerlerinizle uyumlu ve bilinçli biçimde verebilmeniz için alan açmaktır.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) çerçevesinde, karar sürecini yönlendiren otomatik düşünceler incelenir: "Boşanırsam çocuklarımın hayatını mahvederim", "Tek başıma asla geçinemem", "İyi bir anne her şeye katlanır." Bu düşüncelerin hangi kanıtlara dayandığına, hangi korkulardan beslendiğine birlikte bakılır.

Şema terapisi bakış açısı, kişinin neden kendi ihtiyaçlarını sürekli geri plana attığını anlamaya yardımcı olur. Kendini feda etme ya da onay arayıcılık gibi örüntüler, çocuk gerekçesinin ardında daha eski bir hikâye olduğunu gösterebilir.

Çift görüşmelerinde ise iki ebeveynin çocuklarla ilgili ortak hedefleri netleştirilir, çatışma döngüleri fark edilir ve ilişkinin onarım ihtimali gerçekçi biçimde değerlendirilir. Çocukta belirgin bir zorlanma varsa, oyun terapisi gibi yaşa uygun yöntemlerle çocuğun kendi duygularını ifade etmesine de alan açılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocuk küçükken mi, büyüdükten sonra mı ayrılmak daha az etkiler?

Bu soruya her aile için geçerli bir yanıt yoktur; her yaşın kendine özgü zorlukları vardır. Belirleyici olan yaştan çok, ayrılığın nasıl yönetildiği, çocuğun iki ebeveyniyle bağını koruyup koruyamadığı ve ayrılık öncesinde ne kadar uzun süre çatışmaya tanık olduğudur.

Çocuğum "Lütfen ayrılmayın" diye yalvarıyor, ne yapmalıyım?

Çocuğun bu isteği çok doğaldır ve onun duygularını ciddiye almak önemlidir. Ancak yetişkinlerin evlilikle ilgili kararlarının sorumluluğu çocuğa yüklenmemelidir. Ona "Bu bizim, yetişkinlerin kararı; sen ne hissedersen hisset, ikimiz de seni sevmeye devam edeceğiz" mesajını vermek, suçluluk taşımasını önler.

Aynı evde ayrı hayatlar yaşamak çocuklar için sağlıklı mı?

Bazı çiftler ekonomik ya da pratik nedenlerle aynı evde ama ayrı odalarda yaşamayı seçer. Bu düzen, açık kurallar konmuş, çatışma düşük ve iki taraf da saygılıysa bir süre işleyebilir. Ancak belirsizlik uzadıkça çocuklar gerginliği hisseder; bu nedenle düzenin geçici mi kalıcı mı olduğunu konuşmak ve çocuğa yaşına uygun bir açıklama yapmak gerekir.

Kalmayı seçersem çocuklarıma ileride bunu söylemeli miyim?

"Sizin için kaldım" cümlesi, iyi niyetle kurulsa bile çocuğa kendi varlığının bir fedakârlığın nedeni olduğunu düşündürebilir. Yetişkin çocuklarınızla evliliğiniz hakkında konuşmak isterseniz, kararı kendi seçiminiz olarak anlatmak ve sorumluluğu onlara yüklememek daha sağlıklıdır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler