Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Düşünce Kaydı Nasıl Tutulur? BDT'nin Temel Aracı Adım Adım

Düşünce Kaydı Nasıl Tutulur? BDT'nin Temel Aracı Adım Adım

Düşünce kaydı nasıl tutulur, hangi sütunlar doldurulur? Örnek bir tablo, sık yapılan hatalar ve dengeli düşünceye ulaşma yollarıyla BDT'nin temel aracı.

Terapistiniz seansın sonunda size bir form uzattı: birkaç sütun, sütunların başında "durum", "otomatik düşünce", "duygu", "kanıtlar" gibi başlıklar. "Bu hafta zorlandığınız anlarda bunu doldurmayı deneyin" dedi. Eve dönerken aklınızda tek bir soru var: Bunu tam olarak nasıl yapacağım? Ya da belki terapide değilsiniz; bir kitapta, bir videoda bu yöntemi duydunuz ve kendi başınıza denemek istiyorsunuz. Düşünce kaydı, bilişsel davranışçı terapinin en bilinen ve en çok kullanılan araçlarından biri. Basit görünür ama doğru kullanıldığında zihnin işleyişini görünür kılan güçlü bir alıştırmadır. Bu yazıda tabloyu sütun sütun, somut bir örnek üzerinden anlatacak, sık yapılan hataları ve işe yaramadığını hissettiğinizde neler yapabileceğinizi konuşacağız.

Düşünce Kaydı Nedir ve Neden İşe Yarar?

Düşünce kaydı, zorlayıcı bir duygu yaşadığınız anlarda aklınızdan geçen düşünceleri yakalamak, incelemek ve daha dengeli bir bakış geliştirmek için kullanılan yapılandırılmış bir yazma aracıdır. Kökleri Aaron Beck'in bilişsel modeline dayanır. Bu modelin temel fikri şudur: Bir olayın bizde yarattığı duygu, büyük ölçüde o olayı nasıl yorumladığımıza bağlıdır.

Gün içinde zihnimizden geçen yorumların çoğu otomatiktir. Bir anda belirir, çoğu zaman sorgulanmaz ve gerçek gibi kabul edilir. "Beni beğenmediler", "Yine her şeyi mahvettim", "Bir şey olacak" gibi düşünceler, fark etmeden duygularımızı ve davranışlarımızı yönlendirir. Düşünce kaydı, bu hızlı süreci yavaşlatır. Bir düşünceyi kâğıda yazdığınızda, onunla aranıza bir mesafe girer: Artık düşünce sizin gerçeğiniz değil, incelenebilecek bir hipotezdir.

Bu aracın amacı olumsuz düşünceleri yok etmek ya da kendinizi zorla iyi hissettirmek değildir. Amaç, düşünceleri tartmak, gözden kaçan bilgileri hesaba katmak ve duruma daha esnek bakabilmektir. Zamanla bu sorgulama kâğıda gerek kalmadan, zihinde kendiliğinden yapılmaya başlanır.

Düşünce Kaydının Sütunları: Her Biri Ne Anlama Geliyor?

Bu tablonun farklı biçimleri vardır. Başlangıçta genellikle üç sütunlu basit bir form kullanılır: durum, düşünce, duygu. Beceri geliştikçe yedi sütunlu, daha kapsamlı forma geçilir. Yedi sütunlu formun bölümleri şunlardır:

  1. Durum: Ne oldu? Nerede, ne zaman, kiminle? Bu sütun bir fotoğraf gibi olmalı: yorumsuz, olgusal. "Toplantı berbat geçti" değil, "Salı sabahı toplantıda sunum yaptım, müdür iki soru sordu."
  2. Duygu(lar) ve şiddeti: O anda ne hissettiniz? Kaygı, utanç, öfke, üzüntü, suçluluk... Her birinin şiddetini 0 ile 100 arasında puanlayın.
  3. Otomatik düşünce(ler): O an aklınızdan ne geçti? Düşünceleri kelimesi kelimesine yazın. Bazen düşünce bir görüntü olarak gelir; onu da yazın. Ardından en çok duyguyu taşıyan "sıcak düşünceyi" işaretleyin ve ona ne kadar inandığınızı yüzdeyle belirtin.
  4. Destekleyen kanıtlar: Sıcak düşüncenin doğru olduğunu gösteren somut olgular neler?
  5. Desteklemeyen kanıtlar: Bu düşünceyle çelişen, gözden kaçmış olabilecek olgular neler?
  6. Dengeli (alternatif) düşünce: Her iki kanıt sütununu hesaba katan, daha gerçekçi bir düşünce nedir? Buna ne kadar inanıyorsunuz?
  7. Sonuç: Şimdi duygularınızın şiddeti ne? Yeni bir şey yapmaya karar verdiniz mi?

Bir düşünceyi yazmak, onu mahkemeye çıkarmaktır; ama hâkim siz olmalısınız, savcı değil.

Örnek Bir Düşünce Kaydı: Adım Adım

Teoriyi somutlaştırmak için kurgusal bir örnek üzerinden ilerleyelim.

Otuz iki yaşında, bir lojistik firmasında çalışan bir kadın düşünün. Pazartesi sabahı saat dokuzu çeyrek geçe müdüründen tek satırlık bir mesaj geliyor: "Müsait olunca odama uğrar mısın?" Kalbi hızlanıyor, midesi kasılıyor, bir süre ekrana bakakalıyor. Akşam eve gelince bu anı tabloya yazıyor.

Durum: Pazartesi 09.15, ofiste. Müdürüm "Müsait olunca odama uğrar mısın?" diye mesaj attı. Başka bir açıklama yoktu.

Duygular: Kaygı 85, utanç 50.

Otomatik düşünceler: "Geçen haftaki raporda bir hata buldu." "Beni azarlayacak." "Belki de işten çıkarılacağım; zaten şirket küçülmeye gidiyor." "Bu işi hak etmiyorum." Sıcak düşünce: "İşten çıkarılacağım." İnanma düzeyi: %70.

Destekleyen kanıtlar: Şirkette son aylarda iki kişi işten ayrıldı. Mesaj çok kısaydı ve bir açıklama içermiyordu. Geçen hafta raporu son dakika teslim ettim.

Desteklemeyen kanıtlar: Müdürüm genelde kısa mesaj yazar; başkalarına da böyle yazdığını gördüm. Üç ay önceki değerlendirmede performansım "beklentinin üzerinde" bulundu. Rapor hakkında bugüne kadar hiçbir olumsuz geri bildirim almadım. Ayrılan iki kişi kendi istekleriyle başka şirketlere geçti. Son iki yılda müdürüm beni dört kez odasına çağırdı; hiçbirinde kötü bir şey olmadı. İşten çıkarmalar genelde İK aracılığıyla yapılıyor.

Dengeli düşünce: "Mesajın kısa olması beni tedirgin etti; şirketteki belirsizlik de bunu artırıyor. Ama elimdeki bilgiler işten çıkarılacağımı göstermiyor. Çağrılmamın birçok olası nedeni var. Bir sorun olsa bile bunu konuşup çözebilirim." İnanma düzeyi: %65.

Sonuç: Kaygı 40, utanç 15. Sıcak düşünceye inanma düzeyi %25'e indi. (Gerçekte müdürün onu çağırma nedeni, yeni bir müşteri dosyasını ona vermek istemesiymiş; ama kayıt, sonucu bilmeden önce de işe yaramıştı.)

Bu örnekte dikkat edilmesi gereken birkaç nokta var. Dengeli düşünce aşırı iyimser değil; "Kesin terfi alacağım" demiyor. Kaygı sıfıra inmiyor, ama yönetilebilir bir düzeye geliyor. Ve kanıtlar yazılırken kadının kendi duyguları değil, somut olaylar esas alınıyor.

Düşünce Kaydı Tutarken Sık Yapılan Hatalar

Bu formu ilk kez dolduran pek çok kişi benzer zorluklarla karşılaşır. Bunları bilmek, aracı daha verimli kullanmanızı sağlar.

Duygu ile düşünceyi karıştırmak

"Kendimi yetersiz hissettim" bir duygu gibi görünse de aslında bir düşüncedir: "Ben yetersizim." Duygular genellikle tek kelimeyle ifade edilebilir: kaygı, üzüntü, öfke, utanç. Bir cümle gerektiriyorsa, büyük olasılıkla düşünce sütununa aittir.

Durumu yorumla doldurmak

"Arkadaşım beni yine önemsemedi" bir durum değil, bir yorumdur. Durum sütununa "Arkadaşım doğum günümde mesaj atmadı" yazılır; "önemsemedi" kısmı otomatik düşünceler sütununa gider.

Sıcak düşünceyi kaçırmak

Bazen yazdığımız ilk düşünce yüzeyseldir: "Toplantıya geç kalacağım." Ama yoğun kaygıyı açıklayan asıl düşünce daha derindedir: "Geç kalırsam herkes sorumsuz olduğumu düşünecek." Kendinize "Bu doğruysa, bunun benim için anlamı ne?" diye sorarak sıcak düşünceye ulaşabilirsiniz.

Kanıt yerine his yazmak

"Destekleyen kanıt" sütununa "Çok kötü hissediyorum" ya da "İçimden öyle geliyor" yazmak sık görülür. Duygular gerçektir ama bir düşüncenin doğruluğunun kanıtı değildir. Bu sütuna yalnızca başka birinin de doğrulayabileceği olgular yazılmalıdır.

Dengeli düşünce yerine olumlama yazmak

"Her şey yoluna girecek", "Ben harika biriyim" gibi cümleler genellikle inandırıcı gelmez ve duyguyu değiştirmez. Dengeli düşünce, zorluğu kabul eden ama onu daha geniş bir çerçeveye yerleştiren bir düşüncedir.

Yalnızca kafadan yapmak

"Ben bunu zihnimde de yapabilirim" düşüncesi anlaşılırdır; ama özellikle başlangıçta, zihin yoğun duygu altındayken aynı düşüncelerin içinde dönmeye eğilimlidir. Yazmak, bu döngüyü kırmak için gereken mesafeyi sağlar. Beceri yerleştikten sonra zihinsel uygulamaya geçilebilir.

Her şeyi tek kayda sığdırmaya çalışmak

Bazen bir tabloya bütün haftanın sıkıntıları, birbirine karışmış birkaç olay yazılır. Bu durumda kanıtları tartmak neredeyse imkânsız hâle gelir. Her kayıt tek bir somut ana odaklanmalıdır: belirli bir gün, belirli bir saat, belirli bir konuşma. Aynı hafta içinde birden çok zorlayıcı an yaşandıysa, her biri için ayrı bir satır açmak daha verimlidir.

Kendini yargılamak için kullanmak

"Yine çarpık düşündüm, ne kadar aptalım" diye biten kayıtlar, aracın amacına ters düşer. Otomatik düşünceler herkeste vardır; onları yakalamanız bir başarısızlık değil, becerinin işlediğinin göstergesidir. Tabloyu bir karne gibi değil, merakla incelenen bir gözlem defteri gibi görmek, onu sürdürmeyi de kolaylaştırır.

Düşünce Kaydı Ne Zaman İşe Yaramaz Gibi Gelir?

Bazen tabloyu doldurursunuz, dengeli düşünceyi de bulursunuz ama içinizdeki his pek değişmez. "Kafam anlıyor ama kalbim inanmıyor" cümlesi terapide sıkça duyulur. Bunun birkaç olası nedeni var.

Birincisi, düşünce derin bir inanca bağlı olabilir. "Değersizim" gibi çocukluktan gelen temel inançlar, tek bir kayıtla gevşemez; zaman ve tekrar ister. İkincisi, kanıtlar yalnızca zihinde kalıyor olabilir. Bu durumda davranış deneyleri, yani düşüncenin gerçek hayatta küçük bir adımla sınanması, kâğıt üzerindeki çalışmadan daha ikna edici olabilir. Üçüncüsü, yoğun duygunun ortasında yapılan kayıtlar zorlayıcıdır; duygu biraz yatıştıktan sonra, aynı günün içinde doldurmak daha verimli olabilir.

Örneğin "Yemekte bir şey söylersem herkes susup bana bakar" düşüncesine kâğıt üzerinde ancak %30 oranında karşı çıkabilen biri, bir sonraki aile yemeğinde küçük bir yorum yapmayı deneyebilir. Gerçekte ne olduğunu, kaç kişinin yanıt verdiğini, sessizliğin ne kadar sürdüğünü not eder. Yaşanan deneyim, tablodaki kanıtlardan çok daha inandırıcı bir veri hâline gelir ve bir sonraki kayıtta dengeli düşünceye inanma düzeyi belirgin biçimde artabilir.

Bazı durumlarda da düşünce gerçekçidir. Bir yakınınızı kaybettiyseniz ya da ciddi bir maddi sorunla karşı karşıyaysanız, "Bu çok zor" düşüncesi bir çarpıtma değildir. Böyle dönemlerde düşünce kaydı, düşünceyi değiştirmekten çok "Bu zorlukla nasıl baş edebilirim?" sorusuna odaklanacak biçimde uyarlanabilir. Hangi düşüncelerin çarpık olabileceğini tanımak için bilişsel çarpıtmalar yazımızdaki listeyi kanıt sütunlarını doldururken yanınızda tutabilirsiniz.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Bu araç, kendi başınıza da deneyebileceğiniz bir yöntemdir. Ancak şu durumlarda bir uzmanla çalışmak daha yararlı olabilir:

  • Birkaç hafta düzenli denemenize rağmen duygularınızda belirgin bir değişiklik olmuyorsa
  • Kayıtlarınızda hep aynı derin inançlar ("sevilmeye değer değilim", "işe yaramazım") karşınıza çıkıyorsa
  • Kaygı, panik ya da çökkünlük günlük işlerinizi yapmanızı engelliyorsa
  • Geçmişteki travmatik olaylarla ilgili düşünceler kayıt sırasında yoğun sıkıntı yaratıyorsa
  • Tabloyu doldurmak bir saplantıya, her düşünceyi kontrol etme zorunluluğuna dönüşüyorsa

Terapide Düşünce Kaydı Nasıl Kullanılır?

Bilişsel davranışçı terapide düşünce kaydı, genellikle terapinin ilk haftalarında basit biçimiyle tanıtılır. Önce yalnızca durum, duygu ve düşünceyi ayırt etmek çalışılır. Bu beceri oturduktan sonra kanıt sütunları ve dengeli düşünce eklenir. Seanslar arasında doldurulan kayıtlar, bir sonraki seansın gündemini oluşturur; terapist ve danışan birlikte tekrar eden düşünce kalıplarını ve bunların ardındaki inançları inceler. Seanslar arası çalışmanın neden önemli olduğunu terapide ev ödevleri yazımızda ayrıntılı olarak anlatıyoruz.

Terapist bu süreçte danışanın yerine dengeli düşünceyi bulmaz. Sorular aracılığıyla danışanın kendi cevaplarına ulaşmasına yardım eder: "Bu durumu tarafsız bir gözlemci anlatsaydı neyi farklı vurgulardı?", "Sizi bu kadar tedirgin etmeyen başka bir açıklama olabilir mi?", "Bu düşünce size ne kazandırıyor, ne kaybettiriyor?" Böylece beceri terapistte değil danışanda gelişir ve terapi bittikten sonra da kullanılabilir.

Bu çalışma online görüşmelerde de rahatlıkla yürütülebilir. Danışan formu dijital olarak doldurup seans öncesinde paylaşabilir ya da seans sırasında ekran üzerinden birlikte çalışılabilir. Yüz yüze görüşme imkânınız yoksa online terapi sürecinde de bu aracı adım adım öğrenmek mümkündür.

Sıkça Sorulan Sorular

Düşünce kaydını olay anında mı, sonra mı doldurmalıyım?

En verimlisi, olaydan sonra ama aynı gün içinde, duygular hâlâ hatırlanabilirken doldurmaktır. Olay anında kısa bir not almak (ne oldu, ne düşündüm) ve kaydın geri kalanını akşam tamamlamak iyi bir yöntemdir. Yoğun duygunun tam ortasında tabloyu doldurmaya çalışmak çoğu zaman zorlayıcıdır.

Dengeli düşünceyi yazıyorum ama inanmıyorum, ne yapmalıyım?

Bu çok yaygındır. Dengeli düşünceye %30-40 düzeyinde inanmak bile anlamlı bir başlangıçtır. Daha çok kanıt toplamak, düşünceyi gerçek hayatta küçük bir deneyle sınamak ve aynı düşünce üzerinde birkaç kez çalışmak, inanma düzeyini zamanla artırabilir.

Düşünce kaydını ne kadar süre tutmam gerekir?

Kesin bir süre yoktur. Çoğu kişi birkaç hafta düzenli kullandıktan sonra düşüncelerini zihinde daha hızlı sorgulamaya başlar. Ardından yalnızca zorlu dönemlerde ya da güçlü bir duygu yaşandığında kâğıda dönmek yeterli olabilir.

Çocuklar ve ergenler düşünce kaydı tutabilir mi?

Uyarlanmış biçimleriyle evet. Ergenler genellikle yetişkin formuna yakın bir tabloyu kullanabilir. Küçük çocuklarla ise "düşünce balonları", duygu yüzleri ve basit sorular gibi daha görsel ve oyunlaştırılmış yöntemler tercih edilir. Ebeveynin aynı yöntemi kendi kaygılı anları için kullandığını görmek de çocuk için güçlü bir örnek olur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler