Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Ergen Psikoloğa Gitmek İstemiyor: Gence Desteği Nasıl Önerirsiniz?

Ergen Psikoloğa Gitmek İstemiyor: Gence Desteği Nasıl Önerirsiniz?

Ergen psikoloğa gitmek istemiyor mu? Direncin nedenleri, desteği tehdit değil davet gibi önermenin yolları ve genç hazır değilken ailenin atabileceği adımlar.

"Ben deli miyim de psikoloğa gideyim?" Bu cümleyi, on beş yaşındaki oğlunuzun kapısı yüzünüze kapanmadan hemen önce duydunuz. Haftalardır notları düşüyor, arkadaşlarıyla eskisi gibi görüşmüyor, akşam yemeğine çağırdığınızda gelmiyor. Rehber öğretmen de bir uzmanla görüşmenin iyi olabileceğini söyledi. Siz bunu ona anlatmaya çalıştınız ama konuşma bir kavgaya dönüştü. Ergen psikoloğa gitmek istemiyor ve siz şimdi iki seçenek arasında sıkışmış hissediyorsunuz: Onu zorlamak ya da her şeyi kendi hâline bırakmak. Oysa bu iki uç arasında geniş bir yol var. Bu yazıda gençlerin psikolojik destek önerisine neden direnç gösterdiğini, bu öneriyi nasıl bir tehdit gibi değil bir davet gibi sunabileceğinizi ve genç henüz hazır değilken ailenin neler yapabileceğini konuşacağız.

Ergen Psikoloğa Gitmek İstemiyor: Bu Direncin Arkasında Ne Var?

Gencin "Gitmem" demesi çoğu zaman inat ya da umursamazlık değildir. Bu cümlenin arkasında genellikle şu kaygılardan biri ya da birkaçı vardır:

Damgalanma korkusu: Türkiye'de ruh sağlığı desteği almak hâlâ bazı çevrelerde "deli" ya da "zayıf" olmakla ilişkilendirilebiliyor. Genç, arkadaşlarının ya da akrabaların öğrenmesinden, okulda alay konusu olmaktan korkabilir. "Ben deli miyim?" sorusu, aslında "Bende bir sorun mu var, beni farklı mı göreceksiniz?" sorusudur.

Suçlandığını hissetmek: Aile içinde çatışmalar yaşanıyorsa genç, psikoloğa gönderilmesini "Sorun sende, düzeltilmesi gereken sensin" mesajı olarak algılayabilir. Bu algı, özellikle önerinin bir kavganın ortasında yapıldığı durumlarda güçlenir.

Gizlilik kaygısı: Genç, anlattıklarının ailesine aktarılacağından endişe edebilir. "Psikolog her şeyi anneme anlatacak" düşüncesi, kapıyı daha baştan kapatır.

Kontrolü kaybetme hissi: Ergenlik, gencin kendi kararlarını vermek istediği bir dönemdir. Kendisine danışılmadan alınmış bir randevu, onun için bir özerklik ihlali gibi hissettirebilir. Bu durumda "hayır" demek, terapiye değil, kararın kendisine verilmiş bir tepkidir.

Bilinmezlik: Pek çok genç, bir psikologla görüşmenin nasıl bir şey olduğunu hiç bilmez. Filmlerde ve dizilerde gördüğü sahneler, ya da çevresinden duyduğu yanlış bilgiler kaygısını artırabilir. Divana uzanıp çocukluğunu anlatmak zorunda kalacağını düşünen bir genç için bu fikir hiç de çekici değildir.

Duygularıyla yüzleşme korkusu: Bazen genç, ne hissettiğini konuşmaya başlarsa bunun kontrolden çıkacağından korkar. "Konuşursam her şey daha kötü olur" düşüncesi, özellikle uzun süredir duygularını bastıran gençlerde sık görülür.

Desteği Önerirken Yapılan Yaygın Hatalar

Aileler çoğu zaman iyi niyetle, ama farkında olmadan direnci artıran yollarla bu konuyu açar.

  • Tehdit olarak kullanmak: "Böyle devam edersen seni psikoloğa götürürüm" cümlesi, psikolojik desteği bir ceza aracına dönüştürür. Genç bundan sonra terapiyi ancak bir yaptırım olarak düşünebilir.
  • Kavganın ortasında önermek: Öfkeli bir anda "Senin tedavi olman lazım" demek, gencin bunu bir hakaret olarak duymasına yol açar.
  • Gizlice randevu alıp sürpriz yapmak: "Alışverişe gidiyoruz" deyip gencin bir görüşme odasına götürülmesi, güveni ciddi biçimde zedeler ve ilk görüşmeyi daha baştan zorlaştırır.
  • Bütün sorunu gence yüklemek: "Senin yüzünden bu evde huzur kalmadı" gibi cümlelerle birlikte yapılan öneri, gencin savunmaya geçmesine neden olur.
  • Desteği yalnızca not ve sınav üzerinden tanımlamak: "Psikoloğa git de LGS'ye kadar toparlan" gibi bir öneri, gence asıl önemsenenin kendisi değil, başarısı olduğu mesajını verebilir. Sınav kaygısı gerçek bir konu olsa bile, desteğin amacının onun iyi hissetmesi olduğunu vurgulamak daha doğru bir başlangıçtır.
  • Herkese duyurmak: Gencin terapiye gideceğini akrabalara, komşulara ya da kardeşin arkadaşlarına anlatmak, damgalanma kaygısını doğrular.

Ergen Psikoloğa Gitmek İstemiyorsa Desteği Nasıl Önerebilirsiniz?

Doğru zamanı seçin

Konuyu sakin bir anda, ikinizin de gergin olmadığı bir zamanda açın. Arabada, yürüyüşte ya da birlikte bir şey yaparken yapılan konuşmalar, göz göze oturup "Seninle önemli bir şey konuşacağız" diye başlayan konuşmalardan daha az tehditkâr gelir.

Gözlemlerinizi suçlamadan paylaşın

"Son zamanlarda çok yorgun ve mutsuz görünüyorsun. Eskiden sevdiğin şeyleri yapmıyorsun. Senin için endişeleniyorum." Bu tür bir cümle, davranışı değil duyguyu, suçlamayı değil endişeyi öne çıkarır.

Psikolojik desteği olağanlaştırın

Psikologla konuşmanın, bir sporcunun antrenörle, bir öğrencinin özel ders öğretmeniyle çalışması gibi bir şey olduğunu anlatabilirsiniz. "Zor zamanlarda biriyle konuşmak, güçsüzlük değil, kendine iyi bakmanın bir yolu" mesajını vermek önemlidir. Eğer siz ya da ailede biri daha önce destek aldıysa ve bunu paylaşmak uygunsa, bu deneyimden söz etmek gencin önyargısını yumuşatabilir.

Gizliliği açıklayın

Gençlerin en büyük kaygılarından biri, anlattıklarının ailesine aktarılmasıdır. Ergenlerle yapılan çalışmalarda gizlilik temel bir ilkedir; görüşmede konuşulanlar ayrıntılarıyla aileye aktarılmaz. Yalnızca gencin ya da başka birinin hayatının tehlikede olduğu durumlarda bu kuralın sınırları vardır ve bu sınırlar en başta açıkça konuşulur. Bunu gence anlatmak, çoğu zaman direnci belirgin biçimde azaltır. Konunun ayrıntıları için terapide gizlilik yazısına göz atabilirsiniz.

Seçim hakkı tanıyın

Gencin kararın tamamına değil, ama bir kısmına söz hakkı olması, sürece katılımını artırır. Görüşmenin günü ve saati, yüz yüze mi yoksa çevrim içi mi yapılacağı, ilk görüşmeye ebeveynle birlikte mi yoksa yalnız mı gireceği gibi konularda seçenek sunabilirsiniz. Bazı gençler, kendi odasından ve tanıdık bir ortamdan yapılan online terapi görüşmelerini daha az ürkütücü bulur.

İlk görüşmenin nasıl geçeceğini anlatın

Bilinmezlik kaygıyı artırdığı için, ilk görüşmede neler olabileceğini önceden anlatmak yararlıdır: Kendini tanıtacağı, neden geldiğini kendi sözleriyle anlatacağı, istemediği hiçbir konuyu konuşmak zorunda olmadığı bir sohbet. Bu konuda ilk terapi seansı yazısı hem size hem de gencinize fikir verebilir. Bazı gençler, merak ettiklerini önceden bir kâğıda yazıp görüşmeye götürmekten de rahatlık duyar.

İlaç ve tanı korkusunu konuşun

Bazı gençlerin direncinin altında "Bana ilaç verecekler" ya da "Bir tanı koyup dosyama yazacaklar" korkusu yatar. Psikologların ilaç yazmadığını, psikolojik desteğin konuşmaya ve beceri kazanmaya dayalı olduğunu, ilaç gerekip gerekmediğinin ancak bir psikiyatri hekimi tarafından değerlendirilebileceğini anlatmak bu korkuyu hafifletebilir. Gencin aklındaki soruları geçiştirmeden, bilmediğiniz yerde "Bunu birlikte sorabiliriz" diyerek cevaplamak güven verir.

Kendi kaygınızı yönetin

Gencinizin zorlandığını görmek sizi korkutabilir ve bu korku, konuşmalarınızda acele ve baskı olarak kendini gösterebilir. Genç, ebeveyninin paniğini hissettiğinde kendini daha da "sorunlu" hissedebilir. Konuyu açmadan önce kendi duygularınızı fark etmek, gerekirse eşinizle ya da güvendiğiniz biriyle konuşmak, gence daha sakin bir ses tonuyla yaklaşmanızı kolaylaştırır.

Küçük bir deneme önerin

"Bir kere git, beğenmezsen bir daha konuşuruz" ya da "Üç görüşme dene, sonra birlikte karar verelim" gibi sınırlı bir öneri, gencin üzerindeki baskıyı azaltır. Ömür boyu sürecek bir süreç gibi değil, bir deneme gibi sunulan destek daha kolay kabul edilir.

Sorunu aile meselesi olarak çerçeveleyin

"Evde son zamanlarda hepimiz çok geriliyoruz. Bunu birlikte düzeltmek için yardım almak istiyoruz" demek, gencin tek başına "sorunlu" ilan edilmediğini hissettirir. Ebeveynlerin de sürece katılmaya istekli olması, gence güçlü bir mesaj verir.

Gence psikolojik desteği önermenin amacı onu "düzeltmek" değil, zorlandığında yanında bir kişinin daha olabileceğini göstermektir.

Diyelim ki kızınız, öneriyi ilk duyduğunda "Hiç gerek yok" diyerek odasına gitti. Birkaç gün sonra, akşam yürüyüşünde, konuyu baskı yapmadan yeniden açıyorsunuz: "Geçen gün söylediğim şeyi düşündün mü? Seni zorlamak istemiyorum, sadece neyi merak ettiğini sormak istiyorum." Kızınız, "Annemle babam her şeyi öğrenecek mi?" diye soruyor. Bu soru, aslında kapının biraz aralandığının işaretidir. O andan sonra konuşma, "gidecek misin gitmeyecek misin" tartışmasından, "seni neyin rahatlatacağı" sorusuna dönüşür.

Genç Hâlâ İstemiyorsa Aile Ne Yapabilir?

Tüm çabalara rağmen genç bir süre daha hazır olmayabilir. Bu, ailenin elinin kolunun bağlı olduğu anlamına gelmez.

Önce siz başlayın: Ebeveynlerin kendileri bir uzmanla görüşmesi, hem gencin zorlandığı durumu anlamak hem de evde ona nasıl yaklaşacağınızı öğrenmek için değerli bir adımdır. Ebeveyn görüşmelerinde öğrenilen yeni iletişim biçimleri, evdeki atmosferi değiştirebilir. Ailesinin de destek aldığını gören bir genç, zamanla kendisi de bu adımı atmaya daha açık hâle gelebilir.

Kapıyı açık bırakın: Konuyu her gün açmak, baskıya dönüşür. Ama tamamen kapatmak da gence "Vazgeçtiler" mesajı verir. Birkaç haftada bir, sakin bir anda "Teklifim hâlâ geçerli, ne zaman istersen konuşabiliriz" demek yeterlidir.

Gözlemlerinizi not edin: Ergen psikoloğa gitmek istemiyor olsa bile, siz onun uykusunu, iştahını, okula devamını, arkadaşlarıyla görüşme sıklığını ve ruh hâlindeki değişiklikleri birkaç hafta boyunca kısa notlarla takip edebilirsiniz. Bu notlar hem değişimin yönünü görmenize yardımcı olur hem de kendi görüşmelerinizde ya da genç hazır olduğunda yapılacak ilk görüşmede uzmana somut bilgi sunar. Ancak bunu gizli bir dosya tutar gibi değil, endişeli bir ebeveynin dikkatiyle yapın.

Okulla iş birliği yapın: Rehber öğretmen, gencin okulda güvendiği bir yetişkin olabilir. Gencin okulda rehberlik servisiyle görüşmesi, dış destek için bir köprü işlevi görebilir.

Güvenilir bir yetişkini devreye sokun: Gencin sevdiği bir hala, dayı, abla ya da aile dostu, onun daha rahat dinlediği biri olabilir. Bu kişinin, kendi deneyimlerinden yola çıkarak destek almanın ne anlama geldiğini anlatması bazen ebeveynin söylediklerinden daha etkili olur.

Ne Zaman Beklemeden Hareket Etmek Gerekir?

Gencin isteğine saygı göstermek önemlidir; ancak bazı durumlarda gencin güvenliği, onun o anki isteğinin önüne geçer:

  • Genç kendine zarar verdiyse ya da kendine zarar vermekten, ölmek istediğinden söz ediyorsa
  • Gerçeklikle bağı zayıflamış görünüyorsa; olmayan sesler duyduğunu, izlendiğini ya da takip edildiğini söylüyorsa
  • Yemeyi neredeyse tamamen bırakmış ya da ciddi kilo kaybı yaşıyorsa
  • Yoğun madde ya da alkol kullanımı varsa
  • Kendisine ya da başkasına yönelik ciddi bir şiddet tehlikesi varsa

Bu durumlarda gencin onayını beklemeden bir uzmana, gerektiğinde bir hastanenin acil servisine başvurun. Hayati bir tehlike söz konusuysa vakit kaybetmeden 112'yi arayın.

Terapide Gencin Direnci Nasıl Ele Alınır?

Terapiye isteksiz gelen gençler, ergen psikoterapisinde oldukça sık karşılaşılan bir durumdur ve bu isteksizlik sürecin bir parçası olarak ele alınır. İlk görüşmelerin amacı çoğu zaman sorunları çözmek değil, gencin kendini güvende hissedeceği bir ilişki kurmaktır. Genç, buraya neden getirildiğini düşündüğünü, nelerin onu rahatsız ettiğini ve süreçten ne beklediğini kendi sözleriyle anlatma fırsatı bulur.

Gencin kendi hedeflerini belirlemesi, sürece sahiplenmesini kolaylaştırır. Ebeveynin hedefi "notlarının düzelmesi" olabilir; gencin hedefi ise "evde daha az bağırılması" ya da "uyuyabilmek" olabilir. Bilişsel Davranışçı Terapi, gencin kendi gündemiyle çalışmaya ve somut, ölçülebilir küçük hedefler belirlemeye olanak tanıdığı için ergenlerle çalışırken sık kullanılan bir yaklaşımdır.

Ebeveyn görüşmeleri, gençle yapılan görüşmelerden ayrı ve gencin gizliliğini koruyacak biçimde planlanır. Böylece hem gencin kendi alanı korunur hem de aile, evde nasıl destek olabileceği konusunda yönlendirme alır.

Sıkça Sorulan Sorular

Ergeni zorla psikoloğa götürmek işe yarar mı?

Zorla getirilen bir genç, görüşmede çoğu zaman sessiz kalır ya da yalnızca "iyiyim" der. Yine de gencin güvenliğinin tehlikede olduğu durumlarda beklemek doğru değildir. Diğer durumlarda ise zorlamak yerine gencin kaygılarını dinlemek ve ona seçim hakkı tanımak, uzun vadede çok daha etkilidir.

Ergenim gitmezse önce ben mi bir uzmanla görüşmeliyim?

Evet, bu çoğu zaman çok değerli bir başlangıçtır. Ebeveyn görüşmeleri, gencin davranışlarını anlamanıza, evde iletişimi değiştirmenize ve gencin hazır olduğunda süreci nasıl kolaylaştıracağınızı öğrenmenize yardımcı olur. Bazen evdeki değişim, gencin de destek almaya istekli hâle gelmesini sağlar.

İlk görüşmeye gitti ama bir daha gitmek istemiyor; ne yapmalıyım?

İlk görüşmenin zorlayıcı geçmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Gence neyin onu rahatsız ettiğini sorun ve bunu bir sonraki görüşmede terapistine kendisinin söyleyebileceğini hatırlatın. Görüşmeye neyin zorlayıcı geldiğini açıkça konuşabilmek, çoğu zaman sürecin daha rahat ilerlemesini sağlar.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler