Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Eşim Ailemi Sevmiyor: İki Sevgi Arasında Sıkışmak

Eşim Ailemi Sevmiyor: İki Sevgi Arasında Sıkışmak

Eşim ailemi sevmiyor diye arada kalıyorsanız, bu gerginliğin nedenlerini, sadakat çatışmasının yükünü ve iki ilişkiyi birden korumanın yollarını okuyun.

Telefonunuza annenizden bir mesaj geliyor: "Pazar günü yemeğe bekliyoruz, babanın doğum günü." Mesajı okurken eşinizin yüzünde belirecek ifadeyi şimdiden görüyorsunuz. Belki de son birkaç aydır annenize "İşi çıktı, gelemiyor" diye küçük yalanlar söylemeye başladınız. Belki ziyaretlere tek başınıza gidiyor, dönüşte eşinizin "Yine ne dediler?" sorusundan kaçıyorsunuz. "Eşim ailemi sevmiyor" cümlesi, iki sevginin arasında sıkışmış birinin yorgunluğunu anlatır: Bir yanda kurduğunuz yuva, öbür yanda büyüdüğünüz aile. İkisinden birini seçmek istemiyorsunuz, ama ikisini bir arada tutmak da giderek zorlaşıyor. Bu yazıda eşinizin ailenize karşı mesafesinin olası nedenlerini, arada kalan kişinin yaşadıklarını ve iki ilişkiyi de koruyarak neler yapabileceğinizi ele alıyoruz.

Eşim Ailemi Sevmiyor: İki Sevgi Arasında Sıkışmak Ne Demek?

Aile terapisinde "bölünmüş sadakat" diye adlandırılan bir durum vardır: Kişi, sevdiği iki taraf arasında, birine yakın durduğunda diğerine ihanet ediyormuş gibi hisseder. Eşinin ailesini sevmediği birinin yaşadığı tam olarak budur. Annenizin yemeğini övdüğünüzde eşinizin yüzü asılır; eşinizi savunduğunuzda annenizin gözleri dolar. Her iki durumda da bir yerde bir şeyi kaybetmiş gibi hissedersiniz.

Bu sıkışmışlık genellikle şu biçimlerde yaşanır:

  • Aile ziyaretlerinden önce günlerce gerilmek, ziyaret sırasında iki tarafın da yüz ifadesini takip etmek
  • Eşinizin ailenizle ilgili yorumlarına karşı ailenizi savunmak, sonra da kendinizi eşinize karşı suçlu hissetmek
  • Ailenize eşinizin neden gelmediğiyle ilgili bahaneler uydurmak
  • Ailenizden duyduğunuz güzel haberleri bile eşinizle paylaşmaktan çekinmek
  • Bayram ya da özel günler yaklaştıkça artan bir huzursuzluk

Burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekir: Eşinizin ailenizi sevmemesi, tek başına onun kötü bir insan olduğunu ya da ailenizin kötü insanlar olduğunu göstermez. Çoğu zaman iki farklı aile kültürünün, eski kırgınlıkların ve konuşulmamış beklentilerin bir araya geldiği bir tablo söz konusudur.

Eşiniz Ailenizi Neden Sevmiyor Olabilir?

Nedeni anlamak, ne yapacağınızı seçmenin ilk adımıdır. Eşinizin mesafesinin arkasında şu dinamiklerden biri ya da birkaçı olabilir.

Gerçek kırgınlıklar

Pek çok mesafe, belirli bir olaydan sonra başlar. Düğün hazırlıklarında yaşanan bir küçümseme, nişanda söylenen bir söz, ilk yıllarda yapılan bir kıyas ya da bir zor dönemde destek görememek, yıllar geçse de unutulmayabilir. Eşiniz için bu olaylar kapanmamış yaralar olabilir; sizin içinse çoktan geride kalmış ayrıntılar.

Farklı aile kültürleri

Bir aile kalabalık, gürültülü, sık görüşen ve her şeyi konuşan bir yapıdayken, diğeri daha sessiz, mesafeli ve mahremiyete önem veren bir yapıda olabilir. Farklı şehirlerden, farklı yaşam tarzlarından ya da farklı dini ve kültürel pratiklerden gelen eşler, birbirlerinin ailesindeki alışkanlıkları kolayca saygısızlık ya da soğukluk olarak okuyabilir.

Sizin anlattıklarınız

Bu, çok sık gözden kaçan bir nedendir. Ailenizle bir sorun yaşadığınızda, öfkenizi ve kırgınlığınızı eşinizle paylaşırsınız. Sonra ailenizle barışır, olayı unutursunuz; ama eşiniz unutmaz. Çünkü o yalnızca sizin acınızı duymuştur, barışmanızı sağlayan sıcaklığı görmemiştir. Yıllar içinde biriken bu anlatılar, eşinizin zihninde ailenize dair tek taraflı bir portre oluşturabilir.

Ailenizin sınırları

Bazen eşinizin şikâyetleri haklı bir temele dayanır. Ailenizin evinize habersiz gelmesi, kararlarınıza karışması, eşinizi kendi ailesiyle kıyaslaması ya da onu "dışarıdan gelen" biri gibi görmesi, eşinizin kendini korumak için mesafe koymasına yol açabilir.

Eşinizin kendi geçmişi

Kendi ailesinde yoğun çatışma, ihmal ya da kontrol yaşamış biri, sizin ailenizdeki benzer işaretlere çok daha hassas olabilir. Kayınvalidenizin sıradan bir yorumunu, kendi annesinin eleştirileri gibi duyabilir.

Sizi paylaşma güçlüğü

Bazı eşler, partnerlerinin ailesiyle olan yakın bağı bir rekabet gibi algılar. Ailenizle geçirdiğiniz zaman, ona ayrılmamış bir zaman gibi gelir. Bu durumda mesafenin altında, ailenize duyulan bir hoşnutsuzluktan çok, sizi kaybetme korkusu yatıyor olabilir.

Eşim Ailemi Sevmiyor: Gerginliği Büyüten Gündelik Durumlar

Bu mesafe, yılın her döneminde aynı yoğunlukta yaşanmaz. Türkiye'de aile hayatının bazı olağan anları, eşlerin aileler konusundaki farklılığını daha görünür kılar.

  • Bayramlar ve tatiller: Hangi bayramın kimin ailesinde geçirileceği, yaz tatilinin memlekette mi yoksa başka bir yerde mi yapılacağı, her yıl yeniden pazarlık konusu olur.
  • Aile mesajlaşma grupları: Her gün gelen sabah mesajları, fotoğraflar ve davetler, eşinize ailenizin hayatınızdaki varlığını sürekli hatırlatır.
  • Maddi konular: Ailenizden yardım almak ya da ailenize yardım etmek, eşinizde "borçluluk" ya da "haksızlık" duygusu uyandırabilir.
  • Ebeveynlerin yaşlanması: Anne ya da babanızın bakıma ihtiyaç duymaya başlaması, eşinizden daha fazla zaman, alan ve sabır istemek anlamına gelir.
  • Çocukların doğumu: Torun geldiğinde ailenizin evinize daha sık gelmesi, eşinizin zaten var olan mesafesini keskinleştirebilir.

Bu dönemlerden önce eşinizle oturup beklentileri konuşmak, krizlerin son dakikada patlamasını önler. Örneğin bayramdan iki hafta önce yapılan kısa bir plan konuşması, bayram sabahı kapıda yaşanacak bir kavgadan çok daha az yıpratıcıdır.

Arada Kalan Kişinin Yaşadıkları

Bu tabloda en az konuşulan kişi, iki taraf arasında köprü olmaya çalışan kişidir. Arada kalmak, zamanla ağır bir duygusal yük hâline gelebilir.

Sürekli suçluluk: Hangi tarafa yakın dursanız, diğerine karşı bir borç hissi oluşur. Bu suçluluk, gündelik hayatın arka planında sürekli çalışan bir alarm gibidir.

Kendinden vazgeçme: Herkesi memnun etmeye çalışırken kendi isteklerinizi, ihtiyaçlarınızı ve hatta duygularınızı geri plana atabilirsiniz. Herkesi memnun etme çabasının nasıl bir döngüye dönüşebileceğini herkesi memnun etme ihtiyacı yazısında ayrıntılı olarak ele alıyoruz.

Gizli öfke: Hem eşinize hem ailenize karşı biriken bir öfke oluşabilir: Eşinize, ailenizi kabul etmediği için; ailenize, sizi bu duruma düşürdükleri için. Bu öfke çoğu zaman dile getirilmez ve yorgunluk, isteksizlik ya da huzursuzluk olarak yaşanır.

Yalnızlık: İki tarafla da tam olarak paylaşamadığınız bir yük taşıdığınızda, en yakın ilişkilerinizin ortasında bile yalnız hissedebilirsiniz. Ne annenize eşinizi ne de eşinize annenizi gönül rahatlığıyla anlatabilirsiniz.

Kimlik bölünmesi: Ailenizin yanında bir kişi, eşinizin yanında başka bir kişi olmaya başladığınızı fark edebilirsiniz. Bu bölünmüşlük, zamanla kendinizi hiçbir yerde tam olarak "ait" hissetmemenize yol açabilir.

Eşim Ailemi Sevmiyor Diye Ne Yapabilirim?

Eşinizin ailenizi sevmesini sağlayamazsınız; sevgi bir zorunlulukla doğmaz. Ama aranızdaki gerginliği azaltmak ve kendinizi bu sıkışmışlıktan kurtarmak için yapabileceğiniz şeyler vardır.

Eşinizi gerçekten dinleyin

Eşiniz ailenizle ilgili bir şey söylediğinde, hemen savunmaya geçmek yerine bir kez de sonuna kadar dinlemeyi deneyin. "Ailemle ilgili seni en çok ne kırıyor?" sorusu ve ardından gelen sessiz, yargısız bir dinleme, eşinizin yıllardır biriktirdiği şeyleri ilk kez dile getirmesini sağlayabilir. Dinlemek, onaylamak anlamına gelmez; ama anlamak için gereklidir.

Şikâyeti kişiden ayırın

"Annen kaba biri" gibi genel bir yargı ile "Annenin geçen bayram yemeğimle ilgili söylediği söz beni kırdı" gibi belirli bir şikâyet arasında fark vardır. Eşinizi genel yargılar yerine belirli olayları anlatmaya davet edin. Belirli bir olay konuşulabilir, belki ailenize iletilebilir; genel bir yargıyla ise yapılacak pek bir şey yoktur.

Sevmek ile saygı göstermek arasındaki farkı konuşun

Eşinizin ailenizi sevmesini beklemek gerçekçi olmayabilir; ama temel bir saygı göstermesini beklemek makul bir taleptir. Selam vermek, özel günlerde kısa bir ziyaret, ailenizin yanında onları küçümsememek gibi asgari kurallar üzerinde anlaşmak, ikinizin de nefes alabileceği bir alan açar. Aynı ölçü, ailenizin eşinize davranışı için de geçerli olmalıdır.

Ailenize eşinizle ilgili şikâyet taşımayın

Eşinizle bir tartışma yaşadığınızda ailenize dert yanmak, onların eşinize karşı tutumunu sertleştirir. Tersi de geçerlidir: Ailenizle yaşadığınız her kırgınlığı eşinize anlatmak, onun ailenize karşı mesafesini büyütür. Her iki ilişkiyi de korumak için, iki tarafa da diğerine dair yük taşımamaya özen gösterin.

Ailenize de sınır koyun

Eşinizin şikâyetlerinin haklı bir tarafı varsa, bunu ailenizle konuşmak sizin sorumluluğunuzdur. "Annecim, eşimi başkalarıyla kıyaslamanı istemiyorum, bu onu çok kırıyor" demek, eşinize sizin onu koruduğunuzu gösterir. Bu tek adım, eşinizin ailenize karşı tutumunu belirgin biçimde yumuşatabilir.

Esnek bir ziyaret düzeni kurun

Her ziyarete birlikte gitmek zorunda değilsiniz. Bazı ziyaretleri tek başınıza yapmanız, eşinizin ise yalnızca önemli günlerde katılması, sizi sürekli arada kalmaktan kurtarabilir. Önemli olan bu düzenin ikiniz tarafından konuşularak belirlenmesi ve ailenize dürüstçe anlatılmasıdır. Ailenize "Eşim bu sefer gelemiyor" gibi geçiştirici bahaneler yerine "Bundan sonra bazı ziyaretlere ben tek geleceğim, bu bizim birlikte verdiğimiz bir karar" demek, hem yalan söylemenin yükünü kaldırır hem de ailenizin durumu kişisel bir reddedilme gibi okumasını azaltır.

Diyelim ki bir kadın, eşinin annesiyle ilgili sürekli olumsuz konuştuğunu ve her ziyareti bir eziyet gibi yaşadığını fark etti. Bir akşam ona hiç savunmaya geçmeden ailesinde onu en çok neyin kırdığını sordu. Eşi, düğünden önce kayınpederinin "Kızımı bir memura vermek istemezdim" sözünü yıllardır unutamadığını anlattı. Kadın bu sözü hiç duymamıştı. Babasıyla konuştu; baba damadını arayıp o gün söylediği için üzgün olduğunu söyledi. İlişki bir anda değişmedi, ama eşinin aileye karşı tavrında ilk kez bir yumuşama oldu.

İki sevgi arasında köprü olmak, iki tarafı birbirine taşımak değil, her birinin sizinle kendi ilişkisini kurmasına alan açmaktır.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Aşağıdaki durumlarda bir uzmanla görüşmek yararlı olabilir:

  • Aile ziyaretleri ya da ailenizle ilgili konular aranızda neredeyse her hafta tartışmaya yol açıyorsa
  • Arada kalmanın yükü sizde sürekli bir huzursuzluk, yorgunluk ya da çökkünlük yaratıyorsa
  • Eşinize ya da ailenize karşı öfkenizi kontrol etmekte zorlanıyorsanız
  • Eşiniz ailenizle görüşmenizi tamamen yasaklıyor, telefonlarınızı kontrol ediyor ya da sizi sosyal olarak yalnızlaştırıyorsa (bu davranışlar bir kontrol örüntüsünün işareti olabilir; konuya kontrolcü eş yazısında ayrıca değiniyoruz)
  • Çocuklarınız bu gerginliğin içinde kalmaya başladıysa

Bu işaretler tek başına bir tanı anlamına gelmez; ancak yükü paylaşmak için destek almayı düşünmenin zamanı gelmiş olabilir.

Terapide Bu Sorun Nasıl Ele Alınır?

Çift terapisi sürecinde, eşlerin birbirlerinin ailelerine dair duygularını güvenli bir ortamda konuşabilmeleri hedeflenir. Terapide her iki eşin aile geçmişi, aile kültürleri arasındaki farklar ve eski kırgınlıklar birlikte ele alınır. Eşin ailenize dair olumsuz duygularının arkasındaki ihtiyaç ve korkular görünür hâle geldiğinde, karşılıklı anlayış artabilir.

Bilişsel Davranışçı Terapi çerçevesinde, "Ailemi sevmiyorsa beni de tam olarak sevmiyor", "Eşimin yanında durursam ailemi kaybederim" gibi düşünceler incelenir. Şema terapisi bakış açısıyla ise kendini feda etme ve onay arayışı gibi örüntülerin, kişinin iki taraf arasında kendini nasıl tükettiği anlaşılır. Arada kalan kişi için bireysel görüşmeler de, kendi ihtiyaçlarını yeniden görmesi ve suçluluk duygusuyla çalışması açısından değerli olabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Eşimi ailemle barıştırmak için ne yapabilirim?

Barıştırmayı tek başınıza üstlenmek yerine, iki tarafın da kendi ilişkisini kurmasına alan açın. Eşinizin kırgınlıklarını dinleyin, haklı olduğu noktalarda ailenizle konuşun ve sonra geri çekilin. Zorla bir araya getirmeye çalışmak çoğu zaman gerginliği artırır; zaman ve tutarlı küçük adımlar daha etkilidir.

Eşim çocuklarımızın ailemi görmesini istemiyor, ne yapmalıyım?

Çocukların büyükanne ve büyükbabalarıyla güvenli bir ilişki sürdürmesi çoğu durumda onlar için değerlidir. Eşinizin bu konudaki kaygılarını dinleyin; belirli bir güvenlik ya da davranış sorunu varsa bunu birlikte değerlendirin. Böyle bir sorun yoksa, çocukların bu ilişkiden yoksun kalmaması için ortak bir düzen bulmak, gerekirse bir uzmandan destek almak önemlidir.

Ailem de eşimi sevmiyor, iki taraf da birbirinden şikâyetçi. Nereden başlamalıyım?

Önce eşinizle aranızdaki ilişkiyi güçlendirmekle başlayın; çünkü evliliğinizin sağlamlığı, iki aile arasındaki gerginliğin ne kadar etkili olacağını belirler. Ardından her iki tarafa da diğerine dair olumsuz yorum taşımamayı ve asgari saygı kurallarını korumayı hedefleyin. Bu karşılıklı dengeyi tek başınıza kurmakta zorlanıyorsanız, çift olarak destek almak yük hafifletici olabilir.

Eşimin ailemi sevmemesi evliliği bitirir mi?

Tek başına çoğu zaman bitirmez. Pek çok çift, eşlerden biri diğerinin ailesine yakın hissetmese de doyumlu bir evlilik sürdürür. Belirleyici olan, bu farklılığın saygı çerçevesinde konuşulabilmesi ve sizin iki taraf arasında ezilmemenizdir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler