Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Eşim Beni Anlamıyor: Anlaşılmama Hissinin Ardında Ne Var?

Eşim Beni Anlamıyor: Anlaşılmama Hissinin Ardında Ne Var?

Eşim beni anlamıyor duygusu neden bu kadar yorucu? Anlaşılmama hissinin ardındaki nedenleri, kendinizi anlatmanın ve birbirinizi duymanın yollarını okuyun.

Patronunuzla yaşadığınız tatsız bir konuşmayı anlatıyorsunuz. Daha ikinci cümlede eşiniz araya giriyor: "Sana kaç kere söyledim, o işyerinde fazla durma." Ya da annenizin hastalığından duyduğunuz endişeyi paylaşıyorsunuz, o ise "Abartma, doktor bir şey yok dedi" diyerek konuyu kapatıyor. O an içinizde tanıdık bir his kıpırdıyor: Yine olmadı, yine anlatamadım. Eşim beni anlamıyor düşüncesi, evli insanların en sık yaşadığı ama en zor dile getirdiği duygulardan biridir. Çünkü çoğu zaman ortada büyük bir kavga, açık bir kötülük yoktur; yalnızca kendini yalnız hissetmenin sessiz ağırlığı vardır. Bu yazıda anlaşılmama hissinin ardında neler yatabileceğini, bu duyguyu nasıl daha iyi tanıyabileceğinizi ve hem anlatan hem de dinleyen taraf olarak neleri değiştirebileceğinizi ele alıyoruz.

Eşim Beni Anlamıyor Hissi Nereden Gelir?

Anlaşılmak, insanın en temel duygusal ihtiyaçlarından biridir. Çocukluktan itibaren yaşadığımız duyguların bir başkası tarafından fark edilmesi, adlandırılması ve kabul edilmesi, bize hem kendimizi tanımayı hem de güvende hissetmeyi öğretir. Evlilik, yetişkin hayatında bu ihtiyacın en çok yöneltildiği ilişkidir. Bu yüzden eşimizin bizi anlamadığını hissetmek, bir arkadaşın ya da iş arkadaşının anlamamasından çok daha derin bir yalnızlık yaratır.

Anlaşılmama hissi her zaman eşin ilgisizliğinden kaynaklanmaz. Bazen iki kişi farklı dillerden konuşur; biri duygusunu paylaşırken diğeri çözüm üretir. Bazen anlatan taraf ne istediğini tam olarak söylemez, karşı tarafın tahmin etmesini bekler. Bazen de geçmişte biriken kırgınlıklar, bugünkü her konuşmayı aynı süzgeçten geçirir: "Zaten hiç anlamaz."

Bu nedenle "Eşim beni anlamıyor" cümlesi, aslında birçok farklı durumu anlatıyor olabilir. Bu durumları ayırt etmek, sorunu çözmeye bir adım daha yaklaşmak demektir.

"Anlamamak" ile "Katılmamak" Aynı Şey mi?

Çiftlerin sık düştüğü tuzaklardan biri, anlaşılmayı onaylanmakla karıştırmaktır. Bir eş, "Seni anlıyorum ama ben farklı düşünüyorum" dediğinde, diğeri bunu "Beni anlamıyorsun" olarak duyabilir.

Oysa anlamak, karşınızdakinin duygusunun ve bakış açısının mantığını görebilmek demektir; o bakış açısını benimsemek zorunda değilsiniz. Örneğin eşiniz, kardeşinize borç vermenize karşı çıkıyor olabilir. Sizi anlamış olması, kardeşinize duyduğunuz sorumluluğu ve suçluluğu görebildiği anlamına gelir. Yine de kararınıza katılmayabilir.

Kendinize şu soruyu sormak işe yarayabilir: "Eşimin beni anlamasını mı istiyorum, yoksa bana hak vermesini mi?" İkisi de meşru ihtiyaçlardır; ama farklı ihtiyaçlardır. Eşinizden hak vermesini beklerken anlaşılmadığınızı düşünüyorsanız, aslında aradığınız şey bir onay olabilir. Bunu fark etmek, beklentinizi daha açık ifade etmenize yardımcı olur.

Anlaşılmama Hissinin Ardındaki Yaygın Nedenler

Çözüm modu ile duygu modu

Pek çok çiftte biri duygusunu paylaşmak isterken diğeri hemen çözüm önermeye geçer. Çözüm öneren eş için bu bir sevgi ifadesidir: "Seni üzen şeyi ortadan kaldırmak istiyorum." Ama duygusunu paylaşan eş için bu, "Hislerini dinlemeye vaktim yok, şunu yap ve bitsin" gibi duyulabilir. Bu fark, toplumsal cinsiyet kalıplarıyla da beslenir; ancak her çiftte kimin hangi modda olduğu değişebilir.

Zihin okuma beklentisi

"Beni gerçekten sevseydi söylememe gerek kalmadan anlardı" düşüncesi, ilişkilerde çok yaygındır. Evlilik yıldönümünü hatırlamayan, yorgun olduğunuzu yüzünüzden okumayan, bir şeye kırıldığınızı kendiliğinden fark etmeyen bir eş, anlamıyor gibi görünür. Oysa yetişkin ilişkilerinde ihtiyaçları dile getirmek, sevginin eksikliği değil, ilişkinin sağlığının bir göstergesidir.

Duyguların konuşulmadığı evlerden gelmek

"Erkek adam ağlamaz", "Üzülecek ne var, şükret", "Büyüyünce geçer" gibi cümlelerle büyüyen biri, duyguları tanımak ve onlara yer açmak konusunda deneyimsiz olabilir. Bu kişi, eşinin duygusal paylaşımları karşısında ne yapacağını bilemez; ya konuyu değiştirir ya küçümser ya da çözüm üretmeye çalışır. Burada sorun isteksizlikten çok, öğrenilmemiş bir beceridir.

Yorgunluk ve dikkat dağınıklığı

İş yükü, çocuk bakımı, maddi kaygılar ve sürekli bölünen dikkat, eşlerin birbirini gerçekten dinleyebileceği zihinsel alanı daraltır. Akşam on birde, bulaşık makinesi boşaltılırken başlayan derin bir konuşma, iki tarafın da en yorgun olduğu anda gerçekleşir.

Birikmiş kırgınlıkların süzgeci

Uzun süredir anlaşılmadığını hisseden biri, eşinin her tepkisini bu çerçevede yorumlamaya başlar. Eşi gerçekten dinlemeye çalıştığında bile küçük bir yanlışı "İşte yine aynı" kanıtı olarak görebilir. Bu süzgeç, değişim çabalarının fark edilmesini zorlaştırır.

Farklı ihtiyaç ve değerler

Bazen eşler gerçekten farklı şeylere önem verir. Biri için güvenlik ve düzen, diğeri için özgürlük ve yenilik daha önemli olabilir. Bu farklılıklar, birinin ihtiyacının diğerine "anlamsız" görünmesine neden olabilir.

Hayatın değiştiği dönemler

Bebeğin doğumu, yeni bir şehre taşınma, bir yakının kaybı, emeklilik ya da işte büyük bir değişiklik gibi geçiş dönemleri, eşlerin iç dünyasını farklı hızlarda değiştirir. Örneğin doğumdan sonra annenin dünyası bebeğin uyku düzeni etrafında yeniden kurulurken, babanın gündelik hayatı görece aynı kalabilir. Babasını kaybeden bir eş aylarca yasın içindeyken, diğeri hayatın normale döndüğünü düşünebilir. Bu dönemlerde eşler aynı evde yaşasalar da farklı deneyimlerin içindedir. Anlaşılmama hissi, çoğu zaman bu deneyim farkının konuşulmamasından doğar. "Senin için hayat devam ediyor ama ben hâlâ orada takılı kaldım" diyebilmek, bu boşluğu kapatmanın ilk adımı olabilir.

Eşim Beni Anlamıyor Diyorsanız Kendinize Sorabileceğiniz Sorular

Eşinizin sizi anlamadığını hissettiğiniz anlarda, şu soruları kendinize sormak durumu netleştirmeye yardımcı olabilir:

  • O an ne istiyordum? Dinlenmek mi, teselli edilmek mi, bir çözüm mü, yoksa yalnızca yanımda olmasını mı?
  • Bunu açıkça söyledim mi? Yoksa eşimin tahmin etmesini mi bekledim?
  • Ne zaman anlattım? Eşim dinleyebilecek durumda mıydı, yoksa yorgun, aç ya da başka bir şeyle meşgul müydü?
  • Hangi kelimelerle anlattım? Duygumu mu anlattım, yoksa eşimi mi suçladım?
  • Daha önce benzer bir an yaşadık mı? Bu, eski bir kırgınlığın yeniden canlanması olabilir mi?
  • Eşim gerçekten mi anlamıyor, yoksa farklı mı düşünüyor?

Bu soruların yanıtlarını birkaç hafta boyunca kısa notlar hâlinde yazmak, örüntüleri görmenizi kolaylaştırabilir. Belki anlaşılmadığınızı en çok akşam saatlerinde, belki de yalnızca aile konuları açıldığında hissettiğinizi fark edersiniz.

Bu sorular sizi suçlamak için değil, olanı daha net görmek içindir. Çoğu zaman anlaşılmama hissi, iki tarafın da katkıda bulunduğu bir döngünün sonucudur.

Anlaşılmak İçin Nasıl Anlatmalı?

Kendinizi anlatma biçiminizi değiştirmek, eşinizin sizi anlamasını belirgin biçimde kolaylaştırabilir.

Ne istediğinizi baştan söyleyin. Bir konuyu açmadan önce "Şu an çözüm istemiyorum, sadece dinlemeni istiyorum" ya da "Bu konuda fikrine ihtiyacım var" demek, eşinizin nasıl karşılık vereceğini bilmesini sağlar. Bu küçük cümle, pek çok yanlış anlaşılmayı önleyebilir.

Duygunuzu adlandırın. "Bugün çok kötü bir gün geçirdim" yerine "Bugün toplantıda herkesin önünde eleştirilince kendimi küçük düşmüş hissettim" demek, eşinize tutunabileceği somut bir şey verir.

Suçlama yerine ihtiyacınızı anlatın. "Sen beni hiç anlamıyorsun" cümlesi, eşinizi savunmaya iter. "Annemle ilgili endişelendiğimde 'Abartma' dediğinde yalnız kaldığımı hissediyorum. O anda sadece 'Seni anlıyorum' demeni istiyorum" ise ona ne yapabileceğini gösterir.

Zamanlamayı seçin. Önemli konuları, ikinizin de görece dinlenmiş ve dikkatli olduğu bir zamana bırakın. "Bu akşam yemekten sonra konuşabilir miyiz?" diye önceden haber vermek, eşinizin de zihinsel olarak hazırlanmasını sağlar.

Küçük anlaşılma anlarını fark edin. Eşiniz sizi anladığında, bunu söyleyin: "Bugün beni dinlemen çok iyi geldi." Bu, hangi davranışın size iyi geldiğini ona öğretir.

Daha fazla iletişim becerisi için sağlıklı iletişim yazımıza da göz atabilirsiniz.

Anlaşılmak çoğu zaman haklı çıkmakla değil, birinin "Bunun sana ne kadar zor geldiğini görüyorum" demesiyle başlar.

Anlamaya Çalışan Eş İçin Notlar

Bu yazıyı "Eşim beni anlamıyor" diyen biri olarak değil, "Eşim anlamadığımı söylüyor ama ne yapacağımı bilmiyorum" diyen biri olarak okuyor olabilirsiniz. Sizin için de birkaç öneri:

  • Hemen çözüm üretmeyin. Eşiniz bir şey anlattığında, önce "Bu çok zor olmalı" ya da "Anlat, dinliyorum" gibi bir cümleyle alan açın. Çözümü, istenirse sonra sunun.
  • Duyguyu geri yansıtın. "Yani toplantıda küçük düşürülmüş gibi hissettin" demek, eşinize onu duyduğunuzu gösterir. Doğru anlamadıysanız, eşiniz sizi düzeltecektir; bu da sorun değildir.
  • "Abartma", "Takma kafana", "Boş ver" gibi cümlelerden kaçının. Bu ifadeler iyi niyetli olsa da duyguyu küçümser.
  • Bilmediğinizi kabul edin. "Sana nasıl destek olabileceğimi tam bilmiyorum, ne istersin?" diye sormak, beceriksizlik değil, ilgidir.
  • Kendi sınırlarınızı da söyleyin. Çok yorgunsanız, "Şu an seni gerçekten dinleyemeyecek kadar yorgunum, yarın sabah konuşabilir miyiz?" demek, yarım dinlemekten daha saygılıdır.

Bir örnek düşünelim: Bir koca, eşinin kayınvalidesiyle yaşadığı bir tartışmayı anlatırken her seferinde annesini savunur ve konuyu kapatır. Eşi giderek bu konuları açmamaya başlar. Koca ise eşinin neden içine kapandığını anlayamaz. Bir gün yalnızca "Annemin o sözü seni çok kırmış olmalı" dediğinde, eşinin gözleri dolar; aylardır duymayı beklediği cümle budur. Annesini suçlaması gerekmemiştir; yalnızca eşinin duygusunu görmesi yetmiştir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Aşağıdaki durumlarda bir çift terapistinden destek almak faydalı olabilir:

  • Anlaşılmama hissi uzun süredir devam ediyor ve sizi duygusal olarak eşinizden uzaklaştırıyorsa
  • Konuşma girişimleri neredeyse her seferinde kavgaya, küsmeye ya da sessizliğe dönüşüyorsa
  • Eşinize bir şey anlatmaktan vazgeçtiyseniz, duygularınızı başka insanlarla paylaşmayı tercih ediyorsanız
  • Kendinizi evli olduğunuz hâlde yalnız hissediyorsanız. Bu duyguyu evli ama yalnız yazımızda ayrıca ele alıyoruz.
  • Anlaşılmama hissi; isteksizlik, mutsuzluk, uykusuzluk ya da sürekli bir boşluk duygusuyla birlikte yaşanıyorsa

Terapide Anlaşılmama Hissi Nasıl Ele Alınır?

Çift terapisi sürecinde terapist, iki eşin de kendini anlaşılmış hissedebileceği bir ortam kurmaya çalışır. Çoğu çift, terapistin bir eşin duygusunu diğerine "çevirmesi" sırasında, yıllardır anlatmaya çalıştıkları şeyin ilk kez duyulduğunu fark eder.

Bilişsel davranışçı yaklaşımda, eşlerin birbirine dair otomatik düşünceleri, örneğin "Beni umursamıyor", "Hep abartıyor", "Ne söylesem yanlış anlıyor", incelenir. Bu düşüncelerin konuşmaları nasıl şekillendirdiği görülür ve yerine daha dengeli düşünceler konur. Etkin dinleme, duyguyu yansıtma ve ihtiyacı açıkça ifade etme gibi beceriler seanslarda pratik edilir.

Şema terapisi bakış açısı, anlaşılmama hissinin neden bazı kişiler için bu kadar yakıcı olduğunu anlamaya yardımcı olur. Duygusal yoksunluk şeması olan biri, çocukluğunda duygularının görülmediği deneyimleri, eşinin küçük bir dikkatsizliğinde yeniden yaşayabilir. Bu tetikleyicilerin fark edilmesi, eşlerin birbirinin tepkilerine daha şefkatle yaklaşmasını sağlar. Gerektiğinde, eşlerden birinin kendi geçmişini ele aldığı bireysel görüşmeler de sürece eşlik edebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Eşim beni anlamıyor diye boşanmayı düşünüyorum; bu yeterli bir neden mi?

Anlaşılmama hissi, ilişkide ciddi bir mutsuzluğa yol açabilir ve önemsenmelidir. Ancak bu his çoğu zaman öğrenilebilir iletişim becerileri ve fark edilebilir döngülerle ilgilidir. Böyle büyük bir karar vermeden önce, bu döngüyü bir uzman eşliğinde anlamaya çalışmak, hangi yönde olursa olsun daha sağlıklı bir karar vermenize yardımcı olabilir.

Eşim duygusal konuşmalardan hoşlanmıyor, ne yapabilirim?

Duygusal konuşmalardan kaçınan kişiler çoğu zaman bu konuda deneyimsiz ya da tedirgin hisseder. Uzun ve yoğun konuşmalar yerine kısa, somut ve sakin paylaşımlarla başlamak, eşinizin kendini daha güvende hissetmesini sağlayabilir. Yürüyüş sırasında ya da araba yolculuğunda, yüz yüze olmadan konuşmak da bazı kişiler için daha kolaydır.

Eşimin beni anlaması için ne kadar beklemeliyim?

Anlaşılma, bir gecede gelişen bir şey değildir; iki tarafın da zaman içinde yeni beceriler öğrenmesini gerektirir. Önemli olan, küçük de olsa bir ilerleme olup olmadığıdır. Uzun süre hiçbir değişiklik yoksa ve eşiniz bu konuda çaba göstermeye isteksizse, destek almayı düşünebilirsiniz.

Belki de beni anlamayan eşim değil, benim; bunu nasıl anlarım?

Bu soruyu sorabiliyor olmanız, empati kurma kapasitenizin bir göstergesidir. Eşinize "Sence ben seni ne kadar anlıyorum?" diye sormak ve cevabı savunmaya geçmeden dinlemek, iyi bir başlangıç olabilir. Çoğu ilişkide anlaşılmama hissi karşılıklıdır; iki taraf da kendini yalnız hissediyordur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler