Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Eşim Beni Küçümsüyor: Başkalarının Yanında Aşağılanmak

Eşim Beni Küçümsüyor: Başkalarının Yanında Aşağılanmak

Eşim beni küçümsüyor diyorsanız şaka ile aşağılama arasındaki farkı, küçümsemenin size etkilerini ve başkalarının yanında sınır koymanın yollarını okuyun.

Bayram sofrası kurulmuş, bütün aile toplanmış. Sabahtan beri mutfakta olduğunuz hâlde baklavayı pastaneden almak zorunda kaldınız. Tam tatlı servis edilirken eşiniz gülerek söze giriyor: "Bizimkinin eli hamur işine yatmaz, neyse ki pastane var." Herkes gülüyor. Siz de gülümsüyorsunuz; çünkü o anda başka ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. Ama gece yatağa girdiğinizde o cümle kulağınızda hâlâ çınlıyor. Bu, ilk değil. Arkadaş yemeklerinde fikrinizi söylediğinizde "Sen bu işlerden anlamazsın" diyor, çocukların önünde yaptığınız bir hatayı alaycı bir sesle tekrarlıyor, aile WhatsApp grubunda sizin bir yazım hatanızı ekran görüntüsüyle paylaşıyor. "Eşim beni küçümsüyor" diye düşünmeye başladığınızda bile, içinizden bir ses "Belki de ben alınganım" diyor. Bu yazıda küçümsemenin nasıl tanınacağını, neden bu kadar derinden yaraladığını ve kendinizi korumak için neler yapabileceğinizi ele alıyoruz.

Eşim Beni Küçümsüyor: Küçümseme Nasıl Görünür?

Küçümseme her zaman açık bir hakaret biçiminde gelmez. Çoğu zaman daha ince, daha "masum" görünen davranışlarla kendini gösterir:

  • Alaycı şakalar: Görünüşünüz, zekânız, yemeğiniz, işiniz ya da ailenizle ilgili, gülerek söylenen ama içi acıtan sözler.
  • Fikirlerinizi önemsizleştirmek: Siz konuşurken sözünüzü kesmek, "Boş ver", "Ne anlarsın" gibi cümlelerle düşüncelerinizi geçersiz kılmak.
  • Sürekli düzeltmek: Telaffuzunuzu, anlattığınız hikâyedeki küçük ayrıntıları, giyiminizi herkesin önünde düzeltmek.
  • Beden dili: Siz konuşurken göz devirmek, iç çekmek, başkalarına "Gördünüz mü?" bakışı atmak.
  • Kıyaslamak: "Ablanın eşi her şeyi bilir", "Arkadaşımın karısı çalışıyor da evi de çekip çeviriyor" gibi karşılaştırmalar.
  • Kökeninizi ya da eğitiminizi hedef almak: Memleketiniz, şiveniz, ailenizin maddi durumu ya da okul geçmişiniz üzerinden yapılan imalar.
  • Emeğinizi görünmez kılmak: "Sen evde ne yapıyorsun ki?", "Senin maaşın neye yetiyor?" gibi cümlelerle katkınızı değersizleştirmek.

Küçümseme genellikle bir anda başlamaz. İlk yıllarda arada bir yapılan bir takılma, zamanla daha sık ve daha keskin hâle gelir. Siz her seferinde "Bu kadarına da alınmayayım" dedikçe, sınır biraz daha geriye çekilir. Pek çok kişi "eşim beni küçümsüyor" cümlesini ancak yıllar sonra, bir arkadaşı ya da kardeşi "Sana nasıl konuştuğunun farkında mısın?" diye sorduğunda kurabilir.

İlişki araştırmaları, küçümsemenin çiftler arasındaki en yıpratıcı tutumlardan biri olduğunu göstermektedir. Çünkü eleştiri bir davranışı hedef alırken, küçümseme doğrudan kişinin kendisini, değerini hedef alır.

"Şaka Yapıyorum" Savunması: Şaka ile Aşağılama Arasındaki Fark

Küçümseyen eşlerin en sık başvurduğu cümle şudur: "Şaka yaptım, ne kadar alınganmışsın." Bu cümle, sorunu sizin hassasiyetinize taşır ve sizi kendi algınızdan şüphe etmeye iter.

Sağlıklı bir ilişkide de şaka ve takılmalar olur. Aradaki farkı anlamak için şu sorulara bakabilirsiniz:

  • Kim gülüyor? Gerçek şakada iki taraf da güler. Aşağılamada ise bir taraf gülerken diğeri utanır.
  • Durduğunda duruyor mu? "Bu beni kırıyor" dediğinizde şaka bırakılıyor mu, yoksa "Bir de alınıyor" diye sürüyor mu?
  • Hep aynı yöne mi gidiyor? Takılmalar karşılıklı mı, yoksa hep siz mi hedefsiniz?
  • Seyirci önemli mi? Bu "şakalar" özellikle başkalarının yanında mı yoğunlaşıyor?
  • Sonrasında ne oluyor? Kırıldığınızı fark ettiğinde özür diliyor mu, yoksa sizi abartmakla mı suçluyor?

Bu soruların cevabı sizi rahatsız ediyorsa, yaşadığınız şey şaka değil, şaka kılığına girmiş bir aşağılama olabilir. Kendi algınızın sürekli sorgulatıldığını hissediyorsanız, bu durum gaslighting olarak bilinen bir örüntüyle de benzerlik taşıyabilir.

Başkalarının Yanında Aşağılanmak Neden Daha Çok Acıtır?

Baş başayken söylenen kırıcı bir söz acıtır; aynı söz kalabalık bir sofrada söylendiğinde ise çok daha derin bir yara açar. Bunun nedeni utançtır. Utanç, insanın kendini başkalarının gözünde küçülmüş, eksik, değersiz hissetmesidir ve en zor taşınan duygulardan biridir.

Türkiye'de bu durum bazı ek katmanlar taşır. Kayınvalidenin, görümcenin ya da eşin arkadaşlarının önünde küçümsenmek, yalnızca o an için değil, ailedeki konumunuz için de bir tehdit gibi hissedilir. "Elalem ne düşünecek?" kaygısı, tepki vermenizi zorlaştırır: Ses çıkarırsanız ortam bozulacak ve "huysuz gelin" ya da "kılıbık koca" olarak anılacaksınız; susarsanız küçümseme normalleşecek. Bayram ziyaretleri, düğünler, iş yemekleri gibi kaçamadığınız ortamlar, bu sıkışmışlığı daha da artırır.

Başkalarının yanında aşağılanan kişi, çoğu zaman o ortamlardan kaçınmaya başlar. Misafir davetlerine bahane bulur, aile toplantılarında sessiz kalır, kendini ifade etmeyi bırakır. Bu da zamanla yalnızlığı ve değersizlik duygusunu derinleştirir.

Eşiniz Neden Küçümsüyor Olabilir?

Küçümsemenin nedenlerini anlamak, onu kabullenmek anlamına gelmez. Ama sorunun nerede olduğunu daha net görmeye yardımcı olur.

Kendi yetersizlik duygusu

Bazı insanlar kendilerini yetersiz, değersiz ya da tehdit altında hissettiklerinde, başkalarını küçülterek kendilerini büyütmeye çalışır. Eşinizin işte zorlandığı, maddi sıkıntı yaşadığı ya da kendi ailesi tarafından eleştirildiği dönemlerde küçümsemenin arttığını fark edebilirsiniz.

Öğrenilmiş bir dil

Babasının annesine sürekli "Senin aklın ermez" dediği bir evde büyüyen biri, bu dili eşine karşı da farkında olmadan kullanabilir. Bu kişiler küçümsemenin ne kadar yaralayıcı olduğunun farkında bile olmayabilir.

Birikmiş öfke

Kimi zaman küçümseme, dile getirilmemiş bir öfkenin dolaylı ifadesidir. İlişkide çözülmemiş kırgınlıklar, karşılanmamış beklentiler varsa, bu öfke alaycı sözlerle sızabilir.

Ekonomik ve sosyal dengesizlik

Eşlerden birinin çalışıp diğerinin evde olduğu, birinin daha yüksek eğitim aldığı ya da birinin ailesinin maddi olarak daha güçlü olduğu evliliklerde küçümseme bu farklar üzerinden kurulabilir. "Evde oturuyorsun", "Senin ailen bize ne kattı?" gibi cümleler, aslında ilişkideki dengesizliğin bir silaha dönüşmesidir. Hayat pahalılığıyla birlikte para üzerindeki gerginlik arttıkça, bu tür sözlerin de sıklaştığı görülebilir.

Güç ve kontrol

Bazı ilişkilerde küçümseme, karşı tarafı küçük ve bağımlı tutmanın, ilişkideki üstünlüğü korumanın bir aracıdır. Küçümseme; kıskançlık, kontrol, izolasyon ve aşırı eleştiriyle birlikte görülüyorsa, daha ciddi bir örüntüden söz ediyor olabiliriz. Popüler dilde bu tür davranışlar için "narsist" kelimesi sıkça kullanılsa da kişilik bozukluğu tanısı ancak uzman değerlendirmesiyle konabilir; yine de bu özellikleri tanımak için narsist belirtileri yazımız yol gösterici olabilir.

Sürekli Küçümsenmenin Size Etkileri

Yıllarca küçümsenen biri, zamanla o sözleri kendi iç sesi gibi duymaya başlar. Sık görülen etkiler şunlardır:

  • Özgüvenin aşınması: Eskiden rahatça yaptığınız şeyleri yaparken tereddüt etmek, "Ya yanlış yaparsam?" kaygısı.
  • Kendini sansürlemek: Fikir belirtmekten, hikâye anlatmaktan, yeni bir şey denemekten kaçınmak.
  • Değersizlik duygusu: "Belki de gerçekten bir işe yaramıyorum" düşüncesinin giderek güçlenmesi. Bu duygu derinleştiğinde değersizlik hissi yazımızda anlattığımız tabloya dönüşebilir.
  • Kaygı ve tetikte olmak: Sosyal ortamlardan önce, eşinizin bu kez ne söyleyeceğine dair yoğun bir gerginlik.
  • Öfke ve suçluluk arasında gidip gelmek: Bir yanda haksızlığa uğradığınızı bilmek, diğer yanda "Belki hak ediyorum" düşüncesi.

Çocukların önünde yapılan küçümseme ise ayrı bir zarar taşır. Çocuklar, ebeveynlerden birinin diğerine nasıl davrandığını izleyerek saygıyı ve ilişkiyi öğrenir. Annesiyle ya da babasıyla alay edildiğini gören çocuk, bir süre sonra o ebeveyne aynı dille konuşmaya başlayabilir ya da kendi ilişkilerinde benzer bir rolü üstlenebilir.

Bir insanı en çok yoran şey ağır sözler değil, o sözleri herkesin önünde gülümseyerek taşımak zorunda kalmaktır.

Eşim Beni Küçümsüyor: Neler Yapabilirim?

Eşinizin davranışını tek başınıza değiştiremezsiniz; ama sessizce kabullenmekten farklı bir tutum geliştirebilirsiniz.

O anda kısa ve sakin bir yanıt verin. Herkesin önünde uzun bir tartışmaya girmek zorunda değilsiniz. "Bu hoşuma gitmedi" ya da "Bunu sonra konuşalım" gibi kısa bir cümle, küçümsemenin fark edildiğini ve kabul edilmediğini gösterir. Gülümseyerek geçiştirmek ise onu onaylıyormuş gibi algılanabilir.

Özel olarak, somut bir örnekle konuşun. Eve döndüğünüzde ya da sakin bir zamanda: "Dün akşam annenlerin yanında 'Bizimkinin eli hamur işine yatmaz' dediğinde çok utandım. Benimle ilgili bir şey söyleyeceksen bunu baş başayken söylemeni istiyorum." Genel suçlamalar yerine belirli bir anı anlatmak, eşinizin savunmaya geçmesini zorlaştırır.

Net bir sınır ve sonucunu belirleyin. "Başkalarının yanında benimle alay edersen o ortamdan ayrılacağım" gibi, uygulayabileceğiniz bir sınır koyun ve gerektiğinde uygulayın. Sınır koymanın adımlarını sınır koymak yazımızda ayrıntılı olarak anlattık.

Kendi gerçekliğinize sadık kalın. "Alınganlık yapıyorsun" cümlesine karşı, hislerinizin meşru olduğunu hatırlayın. Bir şey sizi kırdıysa, karşı taraf bunu şaka olarak görse bile, sizin kırgınlığınız gerçektir.

Ortak ortamlara hazırlıklı gidin. Küçümsemenin özellikle aile toplantılarında yoğunlaştığını biliyorsanız, öncesinde eşinizle kısaca konuşabilir, o akşam neye dikkat etmesini istediğinizi hatırlatabilirsiniz. Gerekirse güvendiğiniz bir aile üyesine durumu anlatmak, o ortamda yalnız olmadığınızı hissettirir.

Destekleyici ilişkilerinizi güçlendirin. Sizi olduğunuz gibi gören arkadaşlarınızla, kardeşlerinizle vakit geçirmek, eşinizin sözlerinin sizin hakkınızdaki tek gerçek olmadığını hatırlatır.

Değerinizi besleyen alanlar yaratın. Bir kurs, bir hobi, işinizde aldığınız küçük bir sorumluluk... Kendinizi yetkin hissettiğiniz alanlar, aşınmış özgüveni yeniden inşa etmenin önemli bir parçasıdır.

Diyelim ki bir erkek, eşinin arkadaşları yanında sürekli "Bizim bey bir ampul bile değiştiremez" demesinden rahatsız. Bir akşam, yemekten dönerken arabada eşine şöyle diyor: "Bu sözler bana komik gelmiyor, arkadaşlarının yanında kendimi beceriksiz hissediyorum." Eşi önce "Ne var bunda, herkes gülüyor" diyor. Erkek tekrar ediyor: "Ben gülmüyorum." Birkaç hafta sonra benzer bir an yaşandığında eşi cümlenin yarısında durup konuyu değiştiriyor. Her ilişki bu kadar kolay değişmez; ama küçümsemenin açıkça adlandırılması, değişimin ilk koşuludur.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Şu durumlarda bir uzmandan destek almak yararlı olabilir:

  • Küçümseme sürekli ve sistematik hâle geldiyse, açıkça dile getirmenize rağmen değişmiyorsa,
  • Özgüveninizin belirgin biçimde azaldığını, kendinizi sürekli yetersiz ve değersiz hissettiğinizi fark ediyorsanız,
  • Sosyal ortamlardan kaçınmaya, arkadaşlarınızdan uzaklaşmaya başladıysanız,
  • Küçümsemeye hakaret, tehdit, kontrol ya da fiziksel şiddet eşlik ediyorsa,
  • Çocuklarınızın da sizinle aynı dille konuşmaya başladığını görüyorsanız,
  • Umutsuzluk, sürekli ağlama isteği ya da yaşamınıza son verme düşünceleri yaşıyorsanız. Böyle bir durumda vakit kaybetmeden destek alın; acil tehlikede 112'yi arayın.

Terapide Küçümsenme Deneyimi Nasıl Ele Alınır?

Bireysel terapi, uzun süre küçümsenmiş biri için kendi sesini yeniden bulma alanı olabilir. İlk adım, yaşananları güvenli bir ortamda anlatmak ve "Belki ben abartıyorum" şüphesini birlikte gözden geçirmektir.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) çerçevesinde, eşin sözlerinin zamanla içselleştirilerek kişinin kendi hakkındaki düşüncelerine nasıl dönüştüğü incelenir: "Beceriksizim", "Fikirlerim değersiz" gibi inançlar sorgulanır ve daha gerçekçi değerlendirmelerle yer değiştirmeleri için çalışılır. Kararlı iletişim ve sınır koyma becerileri, rol çalışmalarıyla pratik edilir. Şema terapi bakışıyla ise kişinin küçümsenmeye neden uzun süre katlandığı anlaşılmaya çalışılır; çocuklukta eleştirel bir ebeveynle büyümüş biri için bu dil ne yazık ki tanıdık gelebilir.

Eşiniz de istekliyse ve ilişkide fiziksel şiddet ya da ciddi tehdit yoksa, çift terapisi de bir seçenek olabilir. Bu süreçte küçümsemenin ilişkideki işlevi, altında yatan öfke ya da yetersizlik duyguları ve saygıya dayalı bir iletişimin nasıl kurulacağı üzerinde çalışılır.

Sıkça Sorulan Sorular

Eşim "şaka yapıyorum" diyor; ben mi alınganım?

Bir sözün şaka olup olmadığını belirleyen yalnızca söyleyenin niyeti değil, karşı tarafta bıraktığı etkidir. Bir şaka sürekli sizi hedef alıyor, sizi utandırıyor ve "kırılıyorum" dediğinizde bile sürüyorsa, bu alınganlık değil, saygı eksikliğidir.

Eşim beni çocukların önünde küçümsüyor, ne yapmalıyım?

Çocukların önünde tartışmayı büyütmeden, sakin ve kısa bir sınır cümlesi kurmak önemlidir. Daha sonra eşinizle baş başa, bunun çocuklar üzerindeki etkisini konuşun. Çocuklarınıza da yaşına uygun bir dille, kimsenin birbiriyle alay etmesinin doğru olmadığını anlatmak, onları korumaya yardımcı olur.

Küçümseyen bir eş değişebilir mi?

Değişim mümkündür, ancak kişinin bu davranışı fark etmesi, sorumluluk alması ve değişmeye istekli olması gerekir. Sözle verilen sözler yerine davranışta süreklilik gösteren değişimlere bakmak, ilişkiye dair daha sağlıklı bir değerlendirme yapmanızı sağlar.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler