Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Gelinimle Anlaşamıyorum: Kayınvalide Gözünden Gelin İlişkisi

Gelinimle Anlaşamıyorum: Kayınvalide Gözünden Gelin İlişkisi

Gelinimle anlaşamıyorum diyen annelerin yaşadığı kırgınlık, oğlunu kaybetme hissi ve kuşak farkı nereden gelir? İlişkiyi yumuşatmanın yollarını okuyun.

Pazar akşamı oğlunuz ve gelininiz kalktı, kapıyı kapattınız. Masada sabahtan beri hazırladığınız dolmanın yarısı duruyor. Gelininiz bir iki tane yedi, "Ben diyetteyim" dedi. Torununuzun eline bir çikolata verdiğinizde yüzündeki ifadeyi gördünüz. Oğlunuz bütün akşam telefonuna baktı, giderken de her zamanki gibi değil, biraz aceleyle sarıldı. Eşinize dönüp "Bu kız oğlumu benden aldı" demek istiyorsunuz ama kendinizi tutuyorsunuz. "Gelinimle anlaşamıyorum" cümlesi Türkiye'de çoğu zaman alay konusu edilir; kayınvalideler fıkralarda, dizilerde hep kötü karakterdir. Oysa bu cümleyi kuran annelerin büyük kısmı kötü niyetli değil, kırgın ve şaşkındır. Bu yazı, geliniyle sorun yaşayan annelerin tarafından bakıyor: Bu kırgınlık nereden geliyor, ilişkide sizin elinizde ne var ve oğlunuzu kaybetmeden yeni bir aile düzenine nasıl yer açabilirsiniz?

Gelinimle Anlaşamıyorum: Bu Cümlenin Arkasında Ne Var?

Annelerin anlattığı sorunlar dışarıdan küçük görünebilir: Gelin telefonlara geç dönüyor, bayramda önce kendi ailesine gidiyor, yemeğinizi beğenmiyor, torunu size bırakmıyor, evinize geldiğinde mutfağa girmiyor ya da tam tersi, mutfağınızı kendi bildiği gibi düzenliyor. Ama bu küçük olayların altında genellikle daha büyük duygular yatar:

  • Dışlanmışlık: Kararların artık sizinle konuşulmadan alınması
  • Değersizlik: Yıllarca biriktirdiğiniz bilginin, tecrübenin "eski usul" diye geri çevrilmesi
  • Kıyas: Gelininizin kendi annesiyle daha yakın olduğunu görmek
  • Haksızlık duygusu: "Ben kayınvalideme neler katlandım, bu kız bir şeye katlanmıyor" düşüncesi
  • Yalnızlık: Evin sessizleşmesi, eşinizle baş başa kalmak, günlerin boş geçmesi

Kırgınlığınızı gelininizin kişiliğine bağlamak kolaydır: "Kibirli", "soğuk", "oğlumu parmağında oynatıyor". Ancak bu açıklamalar, siz bir şey değiştiremeyeceğiniz için sizi çaresiz bırakır. Daha işe yarar soru şudur: Bu ilişkide beni en çok inciten şey tam olarak ne ve bunun ne kadarı benim ilişkiden beklentimle ilgili?

Oğlunu Kaybettiğini Hisseden Anne: Görünmeyen Yas

Oğlunuzun evlenmesi sevinçli bir olaydır; ama bir yandan da bir veda içerir. Yıllarca kahvaltısını hazırladığınız, hastalandığında başında beklediğiniz, sınavlarında dua ettiğiniz çocuğunuzun artık ilk aradığı kişi siz değilsiniz. Bu değişim, adı konmamış bir yas yaratabilir.

Türkiye'de pek çok anne için kimlik büyük ölçüde annelik üzerine kuruludur. Özellikle hayatını evine ve çocuklarına adamış, çalışma hayatı ya da kendi sosyal çevresi sınırlı kalmış kadınlarda, çocukların evden ayrılması büyük bir boşluk bırakır. Bu boşluk bazen gelinin üzerine yansır: Gelin, oğlunuzu sizden "alan" kişi olarak görülür.

Kendinize dürüstçe sorabilirsiniz: Gelinim yerine başka biri olsaydı, bu duyguları yine yaşar mıydım? Yanıt "muhtemelen evet" ise, asıl meselenin gelininiz değil, oğlunuzla ilişkinizdeki değişim olduğunu fark edebilirsiniz. Çocukların evden ayrılmasının yarattığı duygular hakkında daha fazla bilgi için boş yuva sendromu yazısına göz atabilirsiniz.

Oğlunuzun eşini sevmesi, sizi daha az sevdiği anlamına gelmez; sevgi bölünerek değil, genişleyerek büyür.

Gelin ile Kayınvalide Arasında Çatışma Neden Çıkar?

Farklı kuşaklar, farklı doğrular

Siz çocuk büyütürken bebekler sıkıca kundaklanır, kırkı çıkmadan dışarı çıkarılmazdı; bugün bambaşka öneriler var. Gelininiz internetten, doktorundan, kendi okuduklarından öğrendiklerine göre hareket ediyor. Bu farklılık, sizin bilginizin değersiz olduğu anlamına gelmez; yalnızca bilginin kaynağı değişmiştir. Ancak "Biz böyle büyüttük, bir şey olmadı" cümlesi, gelin tarafından çoğu zaman "Senin yöntemlerin saçma" diye duyulur.

Görünmeyen kurallar

Her aile kendi kurallarıyla yaşar: Bayramda kim kimin elini öper, kim önce aranır, misafirlikte kim sofrayı toplar. Gelininiz başka bir ailenin kurallarıyla büyüdü. Sizin için apaçık olan bir beklenti, onun aklına bile gelmeyebilir. Örneğin siz her hafta sonu ziyareti doğal sayarken, onun ailesinde ayda bir görüşmek gayet olağan olabilir.

Oğlunuzun arada kalması

Pek çok gerginlik, oğulun iki kadın arasında açık konuşmaktan kaçınmasıyla büyür. Oğlunuz size "Tamam anne" deyip eşine başka bir şey söylüyorsa, iki taraf da diğerini suçlar. Aslında yaşanan çoğu zaman bir iletişim boşluğudur.

Kendi gelinlik deneyiminiz

Belki siz gelin olduğunuzda kayınvalidenizle aynı evde yaşadınız, sesinizi çıkaramadınız, emeğiniz görülmedi. Bu yaşantılar iki farklı yöne gidebilir: Bazı anneler "Ben çektim, gelinim çekmesin" der; bazıları ise farkında olmadan "Ben çektim, o da biraz çeksin" duygusunu taşır. İkinci durum, yıllar önce görülmemiş bir yaranın bugün başka birine yönelmesidir.

Yardımın ve hediyenin görünmeyen faturası

Düğün masraflarına katkı, evin eşyaları, çocuğa bakmak, her hafta gönderilen yemekler... Pek çok anne, sevgisini bu şekilde gösterir. Ancak verilen yardım, farkında olmadan bir söz hakkı beklentisine dönüşebilir: "Evlerini biz döşedik, bir perde rengi bile soramıyorlar mı?" Gelin tarafında ise yardım kabul etmek, bir borç altına girmek gibi hissedilebilir. Bu yüzden bazı gelinler yardımı geri çevirir; anne bunu da reddedilmek olarak yaşar. Yardımın koşulsuz olduğunu hem kendinize hem de onlara açıkça söylemek, bu düğümü çözebilir.

Kendi Payınızı Görmek: Farkında Olmadan Yapılanlar

Bu başlık kolay okunmayabilir. Ama ilişkide değiştirebileceğiniz tek kişi sizsiniz; o yüzden kendi davranışlarınıza dürüstçe bakmak size güç verir. Aşağıdakiler, çoğu zaman iyi niyetle yapılan ama gelinler tarafından kırıcı algılanan davranışlardır:

  • Gelininizin yanında oğlunuzla eski günleri anlatıp onu konuşmanın dışında bırakmak
  • "Oğlum bunu sevmez", "Oğlum öyle yemez" gibi cümlelerle oğlunuzu ondan daha iyi tanıdığınızı vurgulamak
  • Gelininizin kararlarını oğlunuz aracılığıyla eleştirmek
  • Torununuzun yanında anne babanın koyduğu kuralı çiğnemek
  • Başka gelinlerle, komşunun geliniyle ya da oğlunuzun eski sevgilisiyle kıyas yapmak
  • Akrabalara, komşulara gelininizden yakınmak ve bunun ona ulaşması
  • Habersiz ziyaret etmek ya da evin anahtarını izinsiz kullanmak

Bunlardan birini yapıyor olmanız, kötü bir insan olduğunuzu göstermez. Bunlar, değişen bir rolde yerinizi bulmaya çalışırken başvurulan eski alışkanlıklardır. Fark etmek, değiştirmenin ilk adımıdır.

Gelinimle Anlaşamıyorum Diyorsanız: İlişkiyi Yumuşatmanın Yolları

Gelininizle doğrudan bir ilişki kurun

Pek çok kayınvalide gelinle yalnızca oğlu aracılığıyla ilişki kurar. Oysa iki yetişkin kadın olarak kendi aranızda küçük bir bağ kurmak çok şey değiştirebilir. Bir alışverişe birlikte gitmek, onun işini, ilgi alanlarını sormak, doğum gününde ona özel bir mesaj atmak, "oğlumun karısı" değil, kendi başına bir insan olarak ilgilendiğinizi gösterir.

Tavsiyeyi sorulduğunda verin

Tecrübeniz değerlidir; ama istenmeden verilen tavsiye çoğu zaman eleştiri olarak duyulur. "Bir şey sorarsan buradayım" demek ve sonra gerçekten beklemek, tavsiyenizin dinlenme olasılığını artırır. Gelininiz bir gün size bir şey danıştığında, bu küçük bir zafer olarak görülebilir.

Kendi evinizin kurallarını, onların evinin kurallarından ayırın

Sizin evinizde sizin düzeniniz geçerlidir; onların evinde onlarınki. Bu ayrım iki tarafı da rahatlatır. Torununuz sizdeyken bazı farklılıklar olabilir; ancak uyku, beslenme, ekran gibi anne babanın özellikle önem verdiği konularda onların kuralını uygulamak, güven oluşturur.

Kırgınlığı sitemle değil, açık bir cümleyle söyleyin

"Tabii, artık biz eskidik" demek yerine, "Bayramda sizi göremeyince çok özledim, bir sonraki sefer bir gününüzü bize ayırmanız beni çok mutlu eder" demek, karşı tarafın savunmaya geçmeden sizi duymasını sağlar. Sitem, karşıdakini suçlu hissettirir; açık istek ise bir yol gösterir.

Diyelim ki emekli bir öğretmen olan bir anne, yıllardır "gelinimle anlaşamıyorum" diye düşünüyor; her bayram ziyareti soğuk bir sessizlikle bitiyor. Bir gün gelini, iş yerindeki bir sınav için hazırlandığını söylüyor. Anne bu kez yorum yapmak yerine, "Hangi konular zor geliyor?" diye soruyor ve sonraki hafta ona çalışırken yiyebileceği bir tepsi börek bırakıp kapıdan dönüyor. Ne bir öğüt veriyor ne de bir teşekkür bekliyor. Sınav sonrasında gelin ilk kez kendisi arıyor. İlişki bir anda değişmiyor; ama ilk kez iki kadın arasında oğul aracılığı olmadan kurulmuş küçük bir bağ oluşuyor.

Oğlunuzu taraf seçmeye zorlamayın

"Ya ben ya o" mesajı, açıkça söylenmese de hissedilir. Böyle bir seçimde oğlunuz çoğu zaman eşini seçmek zorunda kalır, çünkü onunla aynı evi, aynı geleceği paylaşıyor. Oğlunuzun evliliğini desteklemek, onunla ilişkinizi korumanın en sağlam yoludur. Geniş aile ilişkilerinde sınırların nasıl korunduğuna dair ayrıntılar için gelin kaynana ilişkisi yazısını okuyabilirsiniz.

Kendi hayatınızı doldurun

Gündüz kursları, Halk Eğitim Merkezi'nin el sanatları atölyeleri, mahalle yürüyüş grupları, gönüllü çalışmalar, uzun zamandır görmediğiniz arkadaşlarla buluşmak... Hayatınızın merkezinde yalnızca oğlunuzun ailesinin olmaması, onlarla ilişkinizi de rahatlatır. Beklentiler hafifledikçe görüşmeler daha keyifli hâle gelir.

Eşinizle aynı dili konuşun

Kayınpederin tutumu bu ilişkide sanıldığından fazla rol oynar. Eşiniz her gerginlikte sizin kırgınlığınızı büyütüyorsa ya da tam tersi, gelini sürekli eleştiriyorsa, ilişki daha da gerilir. Kendi aranızda, oğlunuzun ailesine nasıl davranmak istediğinizi konuşmak ve ortak bir tutum belirlemek, sizi de rahatlatır.

Bazen yakınlık değil, saygılı bir mesafe yeterlidir

Her gelin-kayınvalide ilişkisi anne-kız yakınlığına dönüşmek zorunda değildir. Birbirinize saygı duyduğunuz, bayramlarda huzurla bir araya geldiğiniz, kimsenin kimseye yüklenmediği bir ilişki de değerlidir. "Gelinimle anlaşamıyorum" düşüncesi, bazen "Gelinimle istediğim kadar yakın değiliz" anlamına gelir; ikincisi çok daha kabul edilebilir bir durumdur.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Aşağıdaki durumlardan biri sizin için geçerliyse bir uzmanla konuşmak iyi gelebilir:

  • Gelininizle ilgili düşünceler gününüzün büyük bölümünü kaplıyorsa
  • Oğlunuzla ilişkiniz ciddi biçimde koptuysa ya da torununuzu göremiyorsanız
  • Uzun süredir kendinizi değersiz, işe yaramaz ya da yalnız hissediyorsanız
  • Uyku, iştah ya da enerji düzeniniz bozulduysa, sık sık ağlıyorsanız
  • Aile içinde her buluşma kavgayla bitiyorsa ve tekrar eden bir döngü varsa

Bu duyguların depresyona dönüşmesi özellikle orta yaş ve sonrasında, eş kaybı, emeklilik ya da sağlık sorunlarıyla birleştiğinde daha olasıdır. Erken destek almak, hem sizin hem de ailenizin yükünü hafifletebilir.

Terapide Kayınvalide-Gelin Gerginliği Nasıl Ele Alınır?

Bireysel terapi, bu süreçte önce sizin ihtiyaçlarınıza odaklanır. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ile "Gelinim beni istemiyor", "Artık hiçbir değerim kalmadı" gibi otomatik düşünceler fark edilir; bu düşünceleri destekleyen ve desteklemeyen kanıtlar birlikte incelenir. Örneğin gelininizin telefonu geç açmasını "beni önemsemiyor" yerine "küçük çocukla çalışan bir annenin gününün ne kadar yoğun olduğu" ile açıklamak, aynı olaya bambaşka bir duygusal tepki doğurabilir.

Terapide ayrıca rol değişimine eşlik eden yas üzerinde çalışılır: Aktif annelikten büyükanneliğe, merkezden çevreye geçişin yarattığı boşluk adlandırılır ve bu boşluğu dolduracak yeni anlam kaynakları aranır. Şema terapisi bakış açısıyla bakıldığında, terk edilme ya da kendini feda etme gibi eski örüntüler, bugünkü kırgınlığın neden bu kadar yoğun yaşandığını açıklayabilir.

Ailenin birlikte katıldığı görüşmeler bazı durumlarda yararlı olabilir; ancak bu ancak tüm tarafların gönüllü olmasıyla anlamlıdır. Çoğu zaman bir kişinin, yani sizin değişmeniz bile, ailedeki döngüyü değiştirmeye yeter.

Sıkça Sorulan Sorular

Gelinim torunumu bana bırakmıyor, ne yapabilirim?

Önce nedenini anlamaya çalışın: Belki bakım konusunda farklı yaklaşımlarınızdan kaygılanıyor. Onun kurallarına uyacağınızı göstermek, kısa ve onun da bulunduğu buluşmalarla başlamak güveni yavaş yavaş artırabilir. Israr etmek ya da oğlunuz üzerinden baskı kurmak, genellikle mesafeyi büyütür.

Oğlum gelinimin tarafını tutuyor, beni hiç savunmuyor. Bu normal mi?

Oğlunuzun evliliğinde eşinin yanında durması, sağlıklı bir ailenin işaretidir ve sizi sevmediği anlamına gelmez. Ancak size saygısız davranılıyorsa bunu oğlunuzla baş başa, suçlamadan konuşabilirsiniz. "Beni neden savunmuyorsun?" yerine "Şu olay beni çok kırdı, konuşabilir miyiz?" demek daha çok işe yarar.

Gelinimden özür dilemem gerekir mi?

Bir davranışınızın onu kırdığını fark ettiyseniz, kısa ve içten bir özür ilişkiyi şaşırtıcı ölçüde yumuşatabilir. Özür dilemek otoritenizi zayıflatmaz; aksine ilişkide örnek olmanızı sağlar. Kırgınlığı dile getiren tarafın her zaman genç olan olması gerekmez.

Gelinimle hiç yakınlaşamazsak ne olur?

Bu, ilişkinin başarısız olduğu anlamına gelmez. Her iki tarafın da birbirine saygı gösterdiği, aile buluşmalarının huzurlu geçtiği bir mesafe de sağlıklı bir sonuçtur. Zaman, ortak yaşantılar ve torunlar, ilişkiyi yıllar içinde beklemediğiniz biçimde yakınlaştırabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler