Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Genç Bakım Veren: Hasta Ebeveynine Bakan Yirmili Yaşlar

Genç Bakım Veren: Hasta Ebeveynine Bakan Yirmili Yaşlar

Genç bakım veren olmak; okul, iş ve hayat planları ile hasta ebeveynin bakımı arasında sıkışmak demektir. Yirmili yaşlarda bu yükü taşıyanlar için rehber.

Arkadaşlarınız mezuniyet fotoğraflarını paylaşırken siz hastanenin onkoloji katında annenizin kan sonucunu bekliyorsunuz. Sınıf arkadaşınız ilk maaşıyla yurt dışı tatili planlarken siz, babanızın diyaliz günlerine göre iş görüşmesi saati ayarlamaya çalışıyorsunuz. Yirmili yaşlar, çoğu insan için kendi hayatını kurmanın, keşfetmenin ve hata yapma özgürlüğünün dönemi olarak düşünülür. Ama bazı gençler için bu yıllar, hasta bir anne ya da babanın bakımıyla şekillenir. Genç bakım veren olmak, çoğu zaman adı konmamış, çevre tarafından da yeterince görülmeyen bir deneyimdir. Bu yazıda üniversite ya da ilk iş yıllarında ebeveyn bakımını üstlenen gençlerin neler hissedebileceğini, nasıl bir denge kurabileceklerini ve ne zaman destek almanın iyi gelebileceğini ele alıyorum.

Genç Bakım Veren Kimdir?

Genç bakım veren, kendi eğitim ve kariyer yolculuğunun başındayken ağır ya da kronik hastalığı olan bir aile üyesinin, çoğunlukla anne ya da babasının bakımında önemli bir sorumluluk üstlenen kişidir. Bu sorumluluk; hastane randevularına eşlik etmekten ilaç takibine, ev işlerinden resmî yazışmalara, kişisel bakımdan duygusal desteğe kadar uzanabilir.

Bazı gençler bu role yavaş yavaş girer: Önce bir randevuya eşlik eder, sonra reçeteleri takip eder, sonra fark etmeden evin bütün düzenini üstlenir. Bazıları ise ani bir tanı, bir inme ya da bir kaza sonrası bir gecede bu rolün içinde bulur kendini. Özellikle tek ebeveynli ailelerde, ebeveynlerden birinin vefat ettiği ya da boşandığı durumlarda veya kardeşlerin uzakta yaşadığı ailelerde yük çoğu zaman tek bir gencin omzunda toplanır.

Türkiye'de aile bağları güçlüdür ve bir evladın hasta anne babasına bakması çoğu zaman beklenen, hatta övülen bir davranıştır. Bu değerler gence anlam ve güç verebilir. Ama aynı zamanda gencin kendi ihtiyaçlarını dile getirmesini zorlaştırabilir. "Anana bakıyorsun, ne güzel" diyen akrabalar, o gencin ertelediği hayalleri, uykusuz gecelerini ve yalnızlığını çoğu zaman görmez.

Lise çağında hasta bir ebeveynle büyümenin kendine özgü zorluklarını ebeveyni hasta olan genç yazısında ele aldım; bu yazı ise yetişkinliğin eşiğinde, kendi hayatını kurmaya çalışırken bakım yükünü taşıyanlara odaklanıyor.

Genç Bakım Veren Olmanın Duygusal Yükü

Ertelenen hayat

Yüksek lisans başvurusu, başka şehirdeki bir iş teklifi, değişim programı, kendi evine çıkmak, bir ilişkiyi ilerletmek… Bu gençler bu kararların çoğunu "şimdilik" ertelediklerini anlatır. Bu "şimdilik" bazen aylar, bazen yıllar sürer. Ertelenen her plan, sessiz bir yasa dönüşebilir: hayal edilen hayatın kaybına dair bir yas. Romantik ilişkiler de bu süreçten etkilenir. Partnerinizle buluşmaları sürekli iptal etmek, onu ailenizin durumuna ne kadar dahil edeceğinizi bilememek ya da "Bu yükü ona da taşıtmak istemiyorum" diyerek geri çekilmek sık görülür. Bazı gençler evlilik ya da birlikte yaşama planlarını, ebeveynlerini yalnız bırakma korkusuyla belirsiz bir tarihe erteler.

Akranlardan kopma

Arkadaşlarınızın gündemi sınavlar, tatiller, ilk iş heyecanı ya da yeni ilişkilerken sizin gündeminiz tahlil sonuçları ve hastane sıralarıdır. Bu fark zamanla bir yabancılaşma duygusu yaratabilir. Sosyal medyada başkalarının hayatlarını izlemek, "Herkes yaşıyor, ben bekliyorum" duygusunu derinleştirebilir. Bazı gençler arkadaşlarına durumu anlatmaktan kaçınır; acınmak istemez ya da anlaşılmayacağını düşünür.

Rollerin tersine dönmesi

Size yıllarca bakan, sizi okula hazırlayan anne ya da babanın şimdi sizin yardımınıza ihtiyaç duyması, karmaşık duygular yaratır. Ebeveyninizin banyosuna yardım etmek, ona ilaç saatini hatırlatmak, doktorla onun adına konuşmak hem şefkat hem de hüzün doğurabilir. Bazen de ebeveynin bu yeni duruma direnmesi, "Ben senin annenim, bana akıl verme" demesi, gencin kendini hem sorumlu hem de yetkisiz hissetmesine yol açar.

Mahremiyet de hassas bir konudur. Yirmili yaşlarındaki bir oğlun annesinin kişisel bakımına yardım etmesi ya da bir kızın babasını yıkaması, hem genç hem de ebeveyn için utanç verici olabilir. Bu tür bakım işlerini mümkün olduğunca ebeveynin tercih ettiği kişiyle, gerekirse bir profesyonel bakım desteğiyle paylaşmak, hem ebeveynin onurunu hem de gencin sınırlarını korur. Bu konuyu konuşmak zor olsa da açıkça konuşulmadığında iki taraf da sessizce rahatsızlık duymaya devam eder.

Öfke ve suçluluk döngüsü

"Neden ben?" diye düşünmek, kardeşlerine, hastalığa, hatta hasta ebeveyne öfkelenmek çok insanidir. Ama bu öfke çoğu zaman hemen ardından gelen suçlulukla bastırılır: "Annem hasta, ben kendi hayatımı düşünüyorum." Bu döngü kişiyi hem yorar hem de yalnızlaştırır.

İş, Okul ve Para: Gündelik Sıkışmışlık

Bakım üstlenen gençler çoğu zaman iki hayatı aynı anda yaşar. Sabah derse ya da işe gider, öğle arasında hastaneyi arar, akşam eve dönünce yemek yapar, ilaçları hazırlar, gece ise ebeveynin uyanmasıyla uyanır.

Üniversite öğrencileri için devamsızlık sınırı, vize ve final dönemleri, staj zorunlulukları ciddi bir baskı kaynağı olabilir. Bazı öğrenciler yurdu bırakıp eve döner, bazıları kayıt dondurmak zorunda kalır. Bu durumları okulun öğrenci işleri ve danışmanlık birimleriyle paylaşmak, bazen düşündüğünüzden daha fazla esneklik sağlayabilir. Akademik danışmanınızla konuşmak, ders yükünüzü dönemlere yaymak gibi seçenekleri görmenizi kolaylaştırabilir.

İş hayatına yeni atılan gençler ise henüz kendini kanıtlama aşamasındayken sık izin istemenin kaygısını taşır. "Yöneticim beni işe yaramaz biri olarak görecek" korkusu, pek çok gencin durumu iş yerinde gizlemesine yol açar. Oysa durumu gizlemek, açıklanamayan gecikmeler ve dalgınlıklar nedeniyle daha büyük yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Ne kadar bilgi paylaşacağınız sizin kararınızdır; ama "Ailemde bakım gerektiren bir sağlık durumu var, bazı günler esnekliğe ihtiyacım olabilir" gibi kısa bir açıklama çoğu zaman yeterlidir. Hayat pahalılığının arttığı dönemlerde ilaç, ulaşım, bakım malzemesi gibi masraflar da gencin üzerindeki maddi yükü büyütebilir.

Bu gündelik sıkışmışlık uzun sürdüğünde, sürekli yorgunluk, dikkat dağınıklığı, uykusuzluk ve "hiçbir şeye yetişemiyorum" duygusu belirgin hâle gelebilir. Bu tablonun nasıl bir tükenmişliğe dönüşebileceğini tükenmişlik sendromu yazısında ayrıntılı ele aldım.

Genç Bakım Verene Ne Söylenmeli, Ne Söylenmemeli?

Arkadaşlar, akrabalar ve iş yerindeki yöneticiler, bakım üstlenen gencin yükünü hafifletebilir ya da farkında olmadan ağırlaştırabilir. Aşağıdaki örnekler kurgusaldır.

Kaçınmanız iyi olabilecek cümleler:

  • "Sen gençsin, enerjin var, yaparsın." (Yorgunluğu ve sınırları yok sayar.)
  • "Ne şanslı annen, senin gibi bir evladı var." (İyi niyetli olsa da gencin yükünü bir erdem gösterisine indirger.)
  • "Bu da geçer, sonra kendi hayatına bakarsın." (Ertelenen hayatın yasını görmezden gelir.)
  • "Hiç dışarı çıkmıyorsun, artık sıkıcı oldun." (Arkadaşlıkta yalnızlaştırıcı bir etki yaratır.)

Denemeyi düşünebileceğiniz cümleler:

  • "Bu hafta sana nasıl yardımcı olabilirim? Bir akşam annenin yanında ben oturabilirim."
  • "Gelemesen de seni davet etmeye devam edeceğim, istediğin zaman gel."
  • "Senin nasıl olduğunu merak ediyorum, sadece babanı değil."
  • "Bu durumu iş yerinde nasıl düzenleyebileceğimizi birlikte konuşalım." (Bir yöneticiden)

Genç Bakım Veren Kendini Nasıl Koruyabilir?

Bakım vermek ile kendi hayatını sürdürmek arasında kusursuz bir denge yoktur. Ama bazı adımlar, bu yükü daha taşınabilir kılabilir.

  • Yükü görünür kılın. Yaptığınız işlerin bir listesini çıkarmak, hem kendinize hem de ailenize bakım yükünün gerçek boyutunu gösterir. Kardeşler ve diğer aile üyeleriyle bu listeyi paylaşmak, görev dağılımını konuşmayı kolaylaştırır. Kardeşler arasında bakım yükünün nasıl paylaşılabileceğini kardeşler arası bakım yükü yazısında ele aldım.
  • Kendi hayatınızdan küçük parçaları koruyun. Haftada bir arkadaş buluşması, bir spor saati, bir hobi kursu ya da sadece yalnız geçirilen bir akşam, kimliğinizin bakım vermekten ibaret olmadığını hatırlatır.
  • Kurumlarla konuşun. Okulunuzun öğrenci işleri ya da psikolojik danışmanlık birimiyle, iş yerinizin insan kaynakları birimiyle durumunuzu paylaşmak, esnek çalışma ya da sınav düzenlemeleri gibi imkânlar sağlayabilir.
  • Tıbbi soruları hekime taşıyın. Ebeveyninizin tedavisiyle ilgili kararları tek başınıza vermek zorunda değilsiniz. Hekimle görüşmelere hazırlıklı gitmek, sorularınızı yazmak ve gerekirse sosyal hizmet uzmanından destek istemek yükünüzü hafifletir.
  • Planlarınızı tamamen silmeyin, yeniden çizin. Bir yüksek lisansı bir yıl ertelemek, ondan vazgeçmek demek değildir. Uzun vadeli hedeflerinizi bakım koşullarına göre yeniden düzenlemek, umudu canlı tutar.
  • Duygularınıza alan açın. Öfke, kıskançlık, yorgunluk ya da hüzün… Hiçbiri sizi kötü bir evlat yapmaz. Bu duyguları yazmak, güvendiğiniz biriyle paylaşmak ya da bir uzmanla konuşmak rahatlatıcı olabilir.

Ebeveyninize bakmak sizi iyi bir evlat yapar; ama kendinize bakmak da sizi kötü bir evlat yapmaz.

Hasta Ebeveyn ve Aile Neler Yapabilir?

Bakım veren gencin yükünü hafifletmede hasta ebeveynin ve diğer aile üyelerinin tutumu da belirleyicidir. Hasta ebeveyn, durumu elverdiği ölçüde çocuğunun kendi hayatını sürdürmesini teşvik edebilir: "Bu sınava girmeni istiyorum, o gün teyzen yanımda olacak." Bu tür cümleler, gencin suçluluk duymadan kendi yoluna devam etmesine izin verir.

Diğer aile üyeleri ise bakım yükünün tek bir kişiye kalmasını önlemek için somut sorumluluklar üstlenebilir. Uzakta yaşayan bir kardeş bile hastane randevularını takip etmek, resmî işleri yürütmek ya da maddi katkı sağlamak gibi görevler üstlenebilir. Ailede düzenli aralıklarla "Kim, neyi, ne zaman yapıyor?" sorusunu konuşmak, sessiz kırgınlıkların birikmesini engeller.

Diyelim ki yirmi dört yaşında, yeni bir işe başlamış bir genç, babasının inme sonrası bakımını büyük ölçüde üstlenmiş. Ablası başka bir şehirde, annesi ise kendi sağlık sorunlarıyla uğraşıyor. Aile bir akşam oturup görevleri yeniden konuştuğunda, ablanın her ay bir hafta gelmeyi, annenin ise gündüz saatlerinde komşu desteğiyle evde kalmayı üstlenebileceği ortaya çıkıyor. Bu küçük düzenleme, gencin hem işinde tutunmasına hem de kendine ait birkaç akşam ayırmasına imkân tanıyor. Her aile için çözüm farklıdır; ama konuşmadan çözüm bulmak neredeyse imkânsızdır.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Genç bakım verenlerde yorgunluk ve zaman zaman bunalmışlık hissi beklenen tepkilerdir. Ancak aşağıdaki durumlarda bir ruh sağlığı uzmanından destek almak yararlı olabilir:

  • Haftalardır süren uykusuzluk, iştah değişiklikleri, sürekli yorgunluk
  • Okul ya da iş performansında belirgin düşüş
  • Arkadaşlardan ve sosyal hayattan tamamen kopma
  • Sürekli öfke, ağlama krizleri ya da hiçbir şey hissetmeme hâli
  • Geleceğe dair derin bir umutsuzluk

Ölmek isteme ya da yaşamına son verme düşünceleri varsa, bunu yalnız taşımayın; acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın. Belirgin depresif belirtilerde psikiyatri hekimi değerlendirmesi de önemli olabilir.

Terapide Genç Bakım Verenler Nasıl Desteklenir?

Terapi, bakım veren gencin kendi duygularını, ihtiyaçlarını ve geleceğe dair umutlarını konuşabileceği güvenli bir alan sunabilir. Görüşmelerde ertelenen hayatın yası, rol değişimlerinin getirdiği karmaşık duygular, kardeşler ve aileyle sınır koyma becerileri üzerine çalışılabilir.

Bilişsel davranışçı yaklaşımda, "Her şeyi ben yapmalıyım", "Kendi hayatımı düşünürsem bencilim" gibi düşünceler incelenir ve daha dengeli bakış açıları geliştirilmeye çalışılır. Zaman yönetimi, problem çözme ve kendine şefkat becerileri de bu sürecin parçası olabilir. Okul, iş ve hastane arasında zamanı kısıtlı olan gençler için online terapi esnek bir seçenek olabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hasta annemi bırakıp başka şehirdeki işe gitmek bencillik mi?

Bu kararın tek bir doğru yanıtı yoktur. Kendi hayatınızı kurmak bencillik değildir; önemli olan, bakımın nasıl sürdürüleceğini aile içinde açıkça konuşmak ve alternatifleri birlikte değerlendirmektir. Bu kararı yalnız başınıza vermek zorunda değilsiniz.

Arkadaşlarıma durumumu anlatmalı mıyım?

Anlatmak zorunda değilsiniz; ama güvendiğiniz bir iki kişiyle paylaşmak, yalnızlık duygusunu azaltabilir. Ne kadarını paylaşacağınıza siz karar verirsiniz.

Kardeşlerim yardım etmiyor, nasıl konuşmalıyım?

Suçlamak yerine somut ihtiyaçlarınızı dile getirmek daha etkili olabilir: "Ayda bir hafta sonu babamın yanında kalabilir misin?" gibi. Bu konuşmalar zorlaşırsa, bir aile görüşmesi ya da bir uzmanın desteği yararlı olabilir.

Hayatımın ertelendiğini hissediyorum, bu duygu geçer mi?

Bu duygu çok anlaşılırdır ve bakım sürecinde zaman zaman yoğunlaşabilir. Uzun vadeli hedeflerinizi tamamen bırakmak yerine bugünün koşullarına göre küçük adımlarla yeniden planlamak, bu duygunun yükünü hafifletebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler