Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Matematik Korkusu: Çocuklarda Matematik Kaygısı Nereden Gelir?

Matematik Korkusu: Çocuklarda Matematik Kaygısı Nereden Gelir?

Matematik korkusu nereden gelir? Matematiği yapamam diyen çocukta kaygının belirtileri, nedenleri ve evde özgüveni yeniden kurmanın yolları bu yazıda.

"Ben matematiği yapamam, benim kafam sayılara basmıyor." Bu cümleyi bir yetişkinden duymak çok tanıdıktır; ama onu dokuz yaşındaki bir çocuğun ağzından, gözleri dolu dolu duymak insanın içini acıtır. Üstelik aynı çocuk, mahalledeki maçta skorları kafadan hesaplayabilir ya da harçlığıyla kaç tane çıkartma alabileceğini saniyeler içinde bulabilir. Sorun çoğu zaman sayılarda değil, matematiğin çocukta uyandırdığı duygudadır. Matematik korkusu, ya da daha bilinen adıyla matematik kaygısı, ilkokul yıllarında başlayıp ilerleyen yıllarda ders seçimlerine, sınav başarısına ve çocuğun kendine bakışına kadar uzanabilen bir deneyimdir. Bu yazıda bu korkunun nereden geldiğini, nasıl fark edilebileceğini ve evde nasıl yatıştırılabileceğini konuşuyoruz.

Matematik Korkusu Nedir? "Ben Matematiği Yapamam" Cümlesinin Ardında Ne Var?

Matematik kaygısı, sayılarla uğraşmak ya da matematik problemi çözmek gerektiğinde ortaya çıkan gerginlik, endişe ve kaçınma hâlidir. Bu kaygı, çocuğun matematik yeteneğiyle her zaman doğru orantılı değildir. Sınıfta oldukça iyi olan bir çocuk da yoğun matematik korkusu yaşayabilir; konuyu bildiği hâlde sınav kâğıdını gördüğünde aklının boşaldığını anlatabilir.

"Ben matematiği yapamam" cümlesi, çoğu zaman bir gözlem değil, bir korunma stratejisidir. Çocuk bu cümleyle hem kendini olası bir başarısızlığa hazırlar hem de denemenin riskinden kaçar. Denemezse yanılmaz; yanılmazsa utanmaz. Ne var ki bu kaçınma, zamanla gerçek bir beceri açığına dönüşebilir. Çünkü matematik, üst üste inşa edilen bir yapıdır: Toplamayı oturtmayan çocuk çarpmada, çarpmayı oturtmayan çocuk bölmede ve kesirlerde zorlanır. Kaygı ile beceri açığı birbirini besleyen bir döngüye girer.

Çocuklarda Matematik Kaygısının Belirtileri

Bu kaygı her çocukta aynı biçimde görünmez. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin fark edebileceği işaretler şunlardır:

  • Matematik dersi olan sabahlarda karın ağrısı, bulantı ya da okula gitmek istememe
  • Matematik ödevine başlamayı sürekli erteleme, diğer dersleri bitirip matematiği sona bırakma
  • Soru okunur okunmaz "Bilmiyorum" deme, denemeden pes etme
  • Sınavda bildiği soruları karıştırma, süre baskısı altında donup kalma
  • Tahtaya kalkmaktan, sınıfta sözlü soru sorulmasından belirgin biçimde korkma
  • Küçük bir hata yaptığında defteri kapatma, ağlama ya da öfkelenme
  • "Benim beynim matematik beyni değil", "Ben aptalım" gibi kendini küçümseyen sözler

Bu işaretlerin bir ya da ikisi zaman zaman görülebilir. Belirleyici olan, kaçınmanın ve sıkıntının matematik dersiyle ne kadar güçlü biçimde eşleştiği ve ne kadar süredir devam ettiğidir.

Matematik Korkusu Nereden Gelir?

Hızın başarıyla eşitlenmesi

Pek çok sınıfta matematik, hız üzerinden ölçülür: Çarpım tablosu yarışmaları, süreli testler, "Kim önce bulacak?" oyunları. Hızlı düşünen çocuklar için bunlar eğlencelidir; ama dikkatli ve yavaş ilerleyen çocuklar için her yarışma, "Ben yetersizim" mesajını pekiştirebilir. Oysa matematiksel düşünme hızdan çok, anlamayla ilgilidir.

Utanç anıları

Tahtada çözemediği bir soru yüzünden sınıfın güldüğü bir an, öğretmenin sert bir uyarısı ya da kâğıdın üzerindeki kırmızı çarpılar... Tek bir utandırıcı deneyim bile, özellikle hassas çocuklarda, matematiği tehlikeli bir alanla eşleştirebilir.

Ebeveynin kendi matematik kaygısı

"Ben de hiç sayısalcı olamadım, bu çocuk bana çekmiş" cümlesi, Türkiye'de ders başında sık duyulur. Araştırmalar, ebeveynlerin ve öğretmenlerin matematik kaygısının, özellikle matematiğe yardım ederken, çocuklara aktarılabildiğini göstermektedir. Kaygılı bir ebeveyn, iyi niyetle de olsa çocuğa "Matematik korkulacak bir şeydir" mesajını verebilir.

Kalıplaşmış inançlar

"Kızlar sözelci olur", "Matematik doğuştan gelen bir yetenektir", "Sayısal kafası olan olur, olmayan olmaz" gibi yaygın inançlar, çocuğun çabasının işe yaramayacağını düşünmesine yol açabilir. Matematik becerisinin çalışma ve doğru öğretimle gelişebileceğini bilmek, bu inançları yumuşatmanın ilk adımıdır.

Temelde oluşmuş boşluklar

Hastalık, okul değişikliği, uzun süren bir devamsızlık ya da yalnızca bir konunun yeterince oturmaması, sonraki konuların anlaşılmasını zorlaştırır. Çocuk sınıfın gerisinde kaldığını hissettikçe kaygısı artar.

Sınav sisteminin erken gölgesi

Türkiye'de matematik, çocuk daha ilkokuldayken bile LGS ve ardından YKS ile ilişkilendirilir. "Matematik netleri belirleyici", "Sayısalı iyi olan iyi okula girer" gibi sözler, ortaokula gelmeden çocuğun kulağına ulaşır. Henüz bölme işlemini öğrenen bir çocuk için matematik, sıradan bir ders olmaktan çıkıp geleceğinin anahtarı gibi görünmeye başlar. Bu kadar büyük bir anlam yüklenen bir derste hata yapmak, çocuğa olduğundan çok daha tehlikeli gelir. Akrabaların "Matematiğin nasıl?" sorusu ya da dershaneye hazırlık konuşmaları da bu yükü farkında olmadan artırabilir.

Öğrenme farklılıkları

Bazı çocuklarda sayı kavramı, miktarları karşılaştırma ve işlem adımlarını takip etme konusunda kalıcı ve belirgin güçlükler görülür. Diskalkuli olarak bilinen bu durum, matematik kaygısıyla karıştırılabilir; ancak ikisi farklı şeylerdir ve sıklıkla birlikte görülebilir. Ayırt etmek için uzman değerlendirmesi gerekir.

Kaygı Matematik Performansını Nasıl Etkiler?

Matematik problemi çözmek, bilgiyi kısa süreli olarak akılda tutup işlem yapmayı gerektirir. Bu zihinsel çalışma alanına çalışma belleği denir. Kaygı yükseldiğinde zihin "Ya yapamazsam?", "Herkes bitirdi, ben hâlâ ilk sorudayım" gibi düşüncelerle dolar. Bu düşünceler, çalışma belleğinin bir kısmını işgal eder. Sonuç olarak çocuk, aslında bildiği bir işlemi yaparken eldeyi unutur, basamakları karıştırır ya da soruyu yarıda bırakır.

Bu yüzden matematik kaygısı olan bir çocuğun düşük notu, her zaman bilgisinin düşük olduğunu göstermez. Aynı çocuğa aynı soruyu sakin bir ortamda, süre baskısı olmadan sorduğunuzda çoğu zaman çözebildiğini görürsünüz. Bu fark, sorunun önemli bir kısmının duygusal olduğunun güçlü bir ipucudur.

Kaygı aynı zamanda kaçınmayı besler. Matematikten kaçan çocuk daha az pratik yapar, daha az pratik yapan çocuk daha çok zorlanır ve daha çok zorlanan çocuk daha çok korkar. Bu döngünün kırılması için hem duygusal hem akademik desteğin birlikte ele alınması gerekir. İleride sınav dönemlerinde karşılaşılabilecek benzer durumlar için sınav kaygısı yazımız da yararlı olabilir.

Matematik Korkusu Olan Çocuğa Evde Nasıl Destek Olunur?

Matematiği gündelik hayata taşıyın

Pazardan alınan meyvelerin tartısı, markette indirimli ürünün fiyatını hesaplamak, yemek tarifinde ölçüleri iki katına çıkarmak, harçlıkla kaç hafta sonra bir oyuncak alınabileceğini planlamak... Hayat pahalılığının konuşulduğu evlerde bile bu hesaplar, çocuğa matematiğin işe yarayan, gerçek bir dil olduğunu gösterir. Defterdeki soru korkutucu olabilir; ama pazarda doğru para üstünü bulmak bir başarıdır.

Oyunla sayılarla barıştırın

Tavlada zarları toplamak, okeyde perleri saymak, kart ve kutu oyunları, sayı bulmacaları ve yapbozlar; bunların hepsi baskısız bir ortamda matematiksel düşünmeyi güçlendirir. Oyunda hata yapmak, sınavda hata yapmak kadar ağır gelmez. Bu yüzden çocuk oyunda daha cesur davranır.

Hız yerine anlamayı ödüllendirin

"Ne kadar çabuk bitirdin" yerine "Bu soruyu nasıl düşündün, bana anlatır mısın?" diye sormak, çocuğun dikkatini sonuçtan sürece çevirir. Farklı bir yoldan doğru sonuca ulaşmak, ezberden hızlıca bulmaktan daha değerlidir.

Hataları öğrenme malzemesi yapın

Yanlış çözülmüş bir soruyu birlikte "dedektif gibi" inceleyin: "Nerede yol ayrımına geldin, hangi adımda başka bir yöne saptın?" Hata, utanılacak bir şey değil, nerede desteğe ihtiyaç olduğunu gösteren bir haritadır.

Kendi dilinizi gözden geçirin

"Ben de matematikte çok kötüydüm" cümlesi, çocuğu teselli etmek için söylense bile, "Bizim ailede matematik olmaz" mesajı taşıyabilir. Bunun yerine "Ben de zorlanırdım, ama çalıştıkça daha iyi anlardım" demek, çabanın işe yaradığını vurgular. Kızınıza ya da oğlunuza matematikle ilgili cinsiyete dayalı kalıplar aktarmamaya da özen gösterin.

Küçük başarı basamakları kurun

Çocuk zorlandığı bir konuda, önce kolayca çözebileceği iki-üç soruyla başlayın. Ardından bir basamak zorlaştırın. Başarı hissi, bir sonraki adıma geçme cesaretini besler. Çalışmayı da her zaman başarıyla bitirmeye özen gösterin; zorlandığı bir sorunun ardından kısa ve rahat bir soruyla kapanış yapmak, çocuğun masadan "Bugün de yapamadım" duygusuyla değil, "Bunu çözdüm" duygusuyla kalkmasını sağlar.

Bedeni sakinleştirmeyi öğretin

Kaygı bedende başlar: Kalp hızlanır, nefes kısalır, eller terler. Çocuğa sınavdan ya da ödevden önce yavaşça burnundan nefes alıp ağzından vermeyi, omuzlarını gevşetmeyi öğretmek, zihninin yeniden düşünebilir hâle gelmesine yardım eder. Kaygıyla baş etmenin diğer yolları için çocuklarda kaygı yazımıza göz atabilirsiniz.

Öğretmenle aynı tarafta durun

Çocuğun matematik dersinde yaşadığı korkuyu öğretmenle paylaşmak, sınıfta onu tahtaya kaldırma ya da süreli etkinliklerde daha duyarlı bir yaklaşım geliştirilmesine yardımcı olabilir. Öğretmenin "Bu soruyu yanlış yapman çok normal, şimdi birlikte bakalım" diyebildiği bir sınıf, evdeki emeğinizi büyük ölçüde destekler.

Matematikten korkan bir çocuğa önce sayıları değil, yanılmanın güvenli olduğunu öğretmek gerekir.

Diyelim ki dördüncü sınıftaki bir kız çocuğu, kesirler konusu başladığından beri her matematik ödevinde ağlıyor. Annesi her akşam ona yeni test kitapları alıyor, ama gözyaşları azalmıyor. Bir akşam anne yöntemi değiştiriyor: Birlikte bir pizza hamuru açıyorlar, kızı pizzayı dört, sonra sekiz parçaya bölüyor, kardeşine "üçte biri" vermenin neden zor olduğunu gülerek keşfediyorlar. Ertesi gün aynı kesir sorusu defterde bu kez o kadar korkutucu görünmüyor. Kaygı bir akşamda geçmez; ama matematikle kurulan bu yeni ilişki, tekrarlandıkça kalıcı bir değişimin zeminini hazırlar.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Matematikte zorlanmak ve bazı konulardan hoşlanmamak çok olağandır. Ancak şu durumlarda bir uzmandan destek almak yararlı olabilir:

  • Matematik dersi olan günlerde bedensel şikâyetler, ağlama ya da okula gitmeyi reddetme düzenli hâle geldiyse
  • Kaygı, matematiğin dışına taşıp diğer derslere ve sınavlara da yayıldıysa
  • Çocuk sayı kavramında, basit miktar karşılaştırmalarında ya da temel işlemlerde yaşıtlarından belirgin biçimde gerideyse
  • Düzenli çalışma ve destekle bile bir yıl içinde belirgin bir ilerleme görülmüyorsa
  • "Aptalım", "Hiçbir şey olamayacağım" gibi değersizlik düşünceleri sıklaştıysa
  • Matematik ödevi yüzünden aile içinde sürekli çatışma yaşanıyorsa

Bu belirtiler tek başına bir tanı anlamına gelmez. Diskalkuli gibi bir özgül öğrenme güçlüğünden ya da dikkat sorunlarından şüpheleniliyorsa, okulun rehberlik servisi, Rehberlik ve Araştırma Merkezi ve çocuk ve ergen psikiyatrisi hekimi aracılığıyla kapsamlı bir değerlendirme yapılabilir.

Terapide Matematik Kaygısı Nasıl Ele Alınır?

Çocuk ve oyun terapisi sürecinde matematik korkusu, yalnızca bir ders sorunu olarak değil, çocuğun kaygıyla baş etme biçimi ve kendine dair inançlarıyla birlikte değerlendirilir.

Kaygının haritasını çıkarmak: Çocukla birlikte kaygının hangi durumlarda arttığı belirlenir: Tahtaya kalkmak mı, süreli test mi, ödev mi, yoksa babasının yanında soru çözmek mi? Bu basamaklar, en az korkutucu olandan en çok korkutucu olana doğru sıralanır.

Bilişsel davranışçı terapi teknikleri: "Ben matematiği yapamam", "Yanlış yaparsam herkes güler" gibi otomatik düşünceler fark edilir ve yaşa uygun yollarla sorgulanır. Çocuk, düşüncenin her zaman gerçeği yansıtmadığını deneyimleyerek öğrenir. Kademeli yüzleşme ile korkulan durumlara küçük adımlarla yaklaşılır.

Oyun temelli çalışma: Küçük çocuklarda kaygı, oyun aracılığıyla ifade edilir ve işlenir. Sayılarla ilgili oyunlar, terapide güvenli bir ilişki içinde başarı ve hata deneyimlerini yeniden düzenlemeye yardımcı olabilir.

Ebeveynlerle çalışma: Ebeveynin kendi matematik kaygısı, ders başındaki iletişim dili ve evdeki beklentiler birlikte gözden geçirilir. Gerektiğinde okul ve öğretmenle iş birliği yapılır.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocuğum hâlâ parmakla sayıyor, bu bir sorun mu?

İlkokulun ilk yıllarında parmakla saymak, sayı kavramının somut bir desteğidir ve olağandır. Zamanla zihinden hesaplamaya geçilir; çocuğu parmak kullandığı için utandırmak ise kaygıyı artırabilir. Üçüncü-dördüncü sınıfta basit işlemlerde bile tamamen parmağa bağımlıysa öğretmenle görüşmek yerinde olur.

Diskalkuli ile matematik kaygısı arasındaki fark nedir?

Diskalkuli, sayı kavramını ve aritmetiği öğrenmede kalıcı ve belirgin güçlüklerle giden bir özgül öğrenme güçlüğüdür. Matematik kaygısı ise bilgi olsa bile matematik karşısında yaşanan yoğun gerginliktir. İkisi birlikte görülebilir; ayrımı uzman değerlendirmesiyle yapılır.

Çarpım tablosunu ezberlemek şart mı?

Çarpım tablosunu hızla hatırlamak, ileriki konularda çalışma belleğini rahatlattığı için yararlıdır. Ancak ezberin, sayıların arasındaki ilişkileri anlayarak ve oyunlarla desteklenerek yapılması, baskı ve yarışmayla yapılmasından çok daha az kaygı yaratır.

Özel ders matematik korkusunu geçirir mi?

Konu eksiklikleri varsa sakin ve sabırlı bir özel ders yardımcı olabilir. Ancak dersin de baskı ve hız üzerine kurulması kaygıyı artırabilir; korku belirginse akademik desteğin yanında duygusal tarafın da ele alınması gerekir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler