Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Çocuk Senden Nefret Ediyorum Diyor: Sözün Ardındaki Duyguyu Anlamak

Çocuk Senden Nefret Ediyorum Diyor: Sözün Ardındaki Duyguyu Anlamak

Çocuk senden nefret ediyorum diyor ve içiniz mi acıyor? Bu ağır sözün ardındaki duyguyu, o anda nasıl tepki vereceğinizi ve kırgınlığınızla baş etmeyi okuyun.

Saat akşam dokuz. Tableti kapatma zamanı geldiğini söylüyorsunuz; altı yaşındaki kızınız önce pazarlık ediyor, sonra ağlıyor ve en sonunda yüzünüze bakarak bağırıyor: "Senden nefret ediyorum! Sen dünyanın en kötü annesisin!" Odasının kapısı çarpılıyor. Siz koridorda kalakalıyorsunuz; boğazınızda bir düğüm, içinizde hem öfke hem de derin bir kırgınlık. Bir çocuk senden nefret ediyorum diyorsa, ebeveyn çoğu zaman iki uç arasında savrulur: Ya bu sözü "saygısızlık" olarak görüp sert bir cezayla karşılık verir ya da yaralanıp geri çekilir. Bu yazıda bu sözün çocuğun dünyasında gerçekte ne anlama geldiğini, o an nasıl tepki verebileceğinizi, kendi kırgınlığınızla nasıl baş edebileceğinizi ve çocuğa öfkesini daha az yaralayıcı yollarla ifade etmeyi nasıl öğretebileceğinizi ele alıyoruz.

Çocuk Senden Nefret Ediyorum Diyor: Bu Söz Gerçekte Ne Anlama Gelir?

Yetişkinler "nefret" kelimesini kalıcı, derin ve çoğu zaman geri dönüşü olmayan bir duygu için kullanır. Küçük bir çocuk için ise bu kelime, o anda yaşadığı en büyük duygunun adıdır. Çocuğun "Senden nefret ediyorum" cümlesi büyük olasılıkla şu anlamlardan birini taşır:

  • "Şu an sana çok kızgınım ve bunu anlatacak başka bir kelime bilmiyorum."
  • "İstediğim şeyi engelledin ve bu bana dayanılmaz geliyor."
  • "Beni anlamadığını hissediyorum."
  • "Senin de benim kadar canının yanmasını istiyorum, çünkü benim canım çok yanıyor."

Dikkat ederseniz bu cümlelerin hiçbiri "Seni sevmiyorum" anlamına gelmez. Hatta çoğu zaman tam tersidir: Çocuk bu sözü en çok, sevgisinden en emin olduğu kişiye söyler. Öğretmenine, komşuya ya da babaannesine böyle bir şey söylemeyen çocuğun annesine ya da babasına söyleyebilmesi, aslında o ilişkinin sağlamlığına duyduğu güvenin bir yansımasıdır. Çocuk bilinçli olarak bunu düşünmez elbette; ama içinde "Bunu söylesem de beni bırakmaz" bilgisi vardır.

Bu, sözün kabul edilebilir olduğu anlamına gelmez. Yalnızca, verdiğiniz tepkiyi sözün kelime anlamına göre değil, arkasındaki duyguya göre ayarlamanız gerektiğini gösterir.

Çocuklar Neden Bu Kadar Ağır Sözler Kullanır?

Duygu kelime dağarcığı henüz dar

Dört-yedi yaş arasındaki çocuklar çok yoğun duygular yaşar ama bu duyguların adlarını henüz yeni öğrenmektedir. "Hayal kırıklığına uğradım", "kendimi haksızlığa uğramış hissediyorum", "çok yoruldum ve artık dayanamıyorum" gibi ince ayrımları yapamazlar. Ellerinde birkaç güçlü kelime vardır ve en büyük duygu geldiğinde en büyük kelimeyi seçerler.

Etkili olduğunu keşfetmişlerdir

Çocuklar gözlemcidir. "Senden nefret ediyorum" dediğinde annesinin yüzünün değiştiğini, babasının sesini yükselttiğini ya da ortamın aniden donduğunu gören çocuk, bu sözün güçlü olduğunu öğrenir. Çaresiz hissettiği bir anda elindeki tek güç bu olabilir.

Duyduklarını tekrar ederler

Çizgi filmler, YouTube videoları, okul bahçesi ve elbette ev, çocuğun sözlüğünü besler. Evde ya da çevrede öfke anlarında ağır sözler kullanılıyorsa, çocuk da öfkenin böyle ifade edildiğini öğrenir.

Duygu düzenleme becerisi gelişmektedir

Öfke yükseldiğinde durup düşünmek, dürtüyü frenlemek, sözcükleri seçmek; bunlar beynin yıllar içinde olgunlaşan bölgelerine bağlı becerilerdir. Küçük bir çocuğun öfke anında "kelimelerini tartmasını" beklemek, ondan henüz sahip olmadığı bir beceriyi istemek demektir. Bu becerinin nasıl geliştiğiyle ilgili çocuklarda duygu düzenleme yazımızda daha fazla bilgi bulabilirsiniz.

Çocuk Senden Nefret Ediyorum Diyorsa O Anda Ne Yapmalı?

Sözün söylendiği an, aslında çocuğun duygusunun zirvede olduğu andır. Bu anda yapılan uzun açıklamalar, nasihatler ya da sorgular çocuğa ulaşmaz. Önceliğiniz durumu büyütmemek ve sınırı korumaktır.

Önce kendi nefesinize dönün

İçinizde yükselen "Bana bunu nasıl söyler!" duygusu çok anlaşılırdır. Ama bu duyguyla anında tepki verirseniz, ortada iki öfkeli kişi olur. Bir derin nefes almak, birkaç saniye susmak, hatta "Ben de şu an biraz sakinleşmeye ihtiyaç duyuyorum" demek, çocuğa öfke anında ne yapılabileceğine dair canlı bir örnek sunar.

Duyguyu adlandırın, kelimeye takılmayın

"Bana bu şekilde konuşamazsın!" yerine "Çok kızgınsın. Tabletle oynamaya devam etmek istiyordun ve ben izin vermedim" demek, çocuğa duyulduğunu hissettirir. Duygusu adlandırılan çocuk, çoğu zaman beklenmedik bir hızla yatışır. Bu, sözü onaylamak değil, çocuğa asıl derdinin ne olduğunu göstermektir.

Sınırı geri çekmeyin

Ağır bir sözün ardından ebeveynin geri adım atması ("Peki, beş dakika daha oyna") çocuğa bu sözün işe yaradığını öğretir. Sınır, sakin bir sesle korunmalıdır: "Kızgın olduğunu anlıyorum. Tablet yine de kapanıyor."

Sözü cezayla karşılamayın, ama görmezden de gelmeyin

"Bunu dediğin için bir hafta tablet yok" gibi bir ceza, çocuğa öfkesini sizden saklaması gerektiğini öğretir. Öfke kaybolmaz, yalnızca yer değiştirir. Öte yandan sözü hiç duymamış gibi yapmak da doğru değildir. Kısa ve net bir cümle yeterlidir: "Kızgın olabilirsin. Ama bu sözler canımı yakıyor. Daha sonra başka nasıl söyleyebileceğini konuşacağız."

Asıl konuşmayı sakinlikten sonraya bırakın

Bir saat sonra, uyku öncesinde ya da ertesi sabah kahvaltıda, ortam yumuşamışken konuyu yeniden açabilirsiniz: "Dün akşam çok kızmıştın. Ben de biraz üzülmüştüm. Bir dahaki sefere o kadar kızınca bana ne söyleyebilirsin?" Bu konuşma suçlamadan değil, merak ve birliktelikten başlamalıdır.

Çocuğunuz en büyük öfkesini size gösterebiliyorsa, bu ilişkinizin o öfkeyi taşıyabilecek kadar güçlü olduğuna inandığı içindir.

Ebeveyn Olarak İncinmek: Sizin Duygularınız da Önemli

Bu konuda verilen pek çok tavsiye, ebeveynden sanki hiç etkilenmeyen bir duvar olmasını bekler. Oysa siz de bir insansınız. Gece uykusuzluğu, iş yorgunluğu, ev işleri ve belki de hayat pahalılığının getirdiği yük arasında elinizden geleni yaparken çocuğunuzdan böyle bir söz duymak, gerçekten canınızı yakabilir.

Türkiye'de birçok ebeveyn, "Anneye babaya öyle denmez", "Ana baba hakkı ödenmez" gibi sözlerle büyümüştür. Kendi çocukluğunda anne babasına sesini yükseltmenin bile düşünülemediği bir ortamdan gelen ebeveyn için çocuğunun "Senden nefret ediyorum" demesi, hem kişisel bir yara hem de "Ben nerede yanlış yaptım?" sorusunu tetikleyen bir alarm gibidir. Üstüne bir de bayram ziyaretinde ya da kalabalık bir aile sofrasında bu söz söylenmişse ve büyüklerden "Bu çocuk çok şımarmış, bu yaşta böyle konuşan büyüyünce ne yapar?" yorumları gelmişse, ebeveyn kendini çifte baskı altında hissedebilir.

Bu duygularla baş etmek için bazı öneriler:

  • Kırgınlığınızı kabul edin. "Bunu kafaya takmamalıyım" demek yerine "Bu söz beni üzdü" demek, duyguyu daha hızlı geçirir.
  • Sözü kişiselleştirmemeyi deneyin. Kendinize "Bu cümle bana değil, onun o anki çaresizliğine ait" diye hatırlatabilirsiniz.
  • Eşinizle ya da güvendiğiniz bir yakınınızla konuşun. Duyguyu çocuğa yöneltmeden boşaltmak, bir sonraki karşılaşmada daha sakin olmanızı kolaylaştırır.
  • Dışarıdan gelen yorumları süzgeçten geçirin. Büyüklerin kaygısı çoğu zaman iyi niyetlidir. Yine de çocuğunuzla aranızdaki ilişkiyi bir akşam yemeğindeki tek bir sahneden değil, her günkü yüzlerce küçük andan tanıdığınızı kendinize hatırlatmak size güç verir.

Eğer bu sözler karşısında kendinizi sık sık çok öfkelendiğiniz, bağırdığınız ya da sonradan pişman olduğunuz durumlarda buluyorsanız, çocuğa bağırmanın zararları yazımız da size yol gösterebilir.

Çocuğa Öfkesini İfade Etmenin Başka Yollarını Öğretmek

Amaç çocuğun öfkelenmemesi değil, öfkesini kimseyi yaralamadan ifade edebilmesidir. Bu beceri, sakin anlarda ve küçük adımlarla öğretilir.

Duygu sözlüğünü genişletin. Gün içinde, öfkenin olmadığı anlarda duyguları adlandırın: "Bu çizgi filmdeki çocuk çok hayal kırıklığına uğradı galiba." "Bugün parkta sıra gelmeyince sabırsızlandın." Çocuk ne kadar çok duygu kelimesi bilirse, "nefret" gibi en büyük kelimeye o kadar az ihtiyaç duyar.

Alternatif cümleleri birlikte bulun. Çocuğunuza "Çok kızgın olduğunda 'Sana çok kızgınım!' diye bağırabilirsin" demek, ona öfkesini bastırmasını değil, daha doğru kelimelerle söylemesini öğretir. Hatta bunu bir oyuna dönüştürebilirsiniz: Bir kâğıda "kızgınım", "çok kızgınım", "aşırı kızgınım" yazıp her birine bir yüz ifadesi çizmek gibi.

Öfke termometresi kullanın. Bir kâğıda yeşilden kırmızıya uzanan bir termometre çizip çocuğa "Şu an ne kadar kızgınsın?" diye sormak, yoğunluğu fark etmeyi kolaylaştırır. Kırmızıya yaklaştığında ne yapabileceğini (yastığa vurmak, odasına gidip biraz yalnız kalmak, derin nefes almak) önceden konuşabilirsiniz.

Onarım yapmayı modelleyin. Siz de öfkelendiğinizde ağır bir söz söylerseniz, sonradan "Dün sana bağırdım, bu doğru değildi. Özür dilerim" demeniz, çocuğa ilişkilerin onarılabileceğini gösterir. Bu, otoritenizi zayıflatmaz; tam tersine güvenilirliğinizi artırır.

Öfkeye yol açan tekrar eden durumları gözden geçirin. Tartışmalar hep ekran kapatırken, hep okul sabahları ya da hep aç ve yorgun olunan akşam saatlerinde mi patlıyor? Bu örüntüyü fark etmek, bazı krizleri önceden önlemenize yardımcı olur. Öfke nöbetlerine dair daha geniş bir çerçeve için çocuklarda öfke nöbetleri yazımıza bakabilirsiniz.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Bir çocuk senden nefret ediyorum diyorsa ve bu ara sıra, belirli zorlu anlarda oluyorsa, bu çocukluğun olağan bir parçasıdır. Ancak aşağıdaki durumlarda bir uzmana danışmak yararlı olabilir:

  • Bu tür sözler neredeyse her gün, en küçük sınırda bile tekrarlanıyorsa
  • Öfke anlarına vurma, eşya kırma ya da kendine ya da başkalarına zarar verme davranışları eşlik ediyorsa
  • Çocuk sakin anlarda da ebeveyne karşı sürekli bir soğukluk, mesafe ya da düşmanlık gösteriyorsa
  • Sözler belirli bir ebeveyne yönelikse ve bu, boşanma, ayrılık ya da aile içi çatışma gibi bir dönemle zamanlama olarak örtüşüyorsa
  • Çocuk okulda da öfkesini kontrol etmekte zorlanıyor, arkadaşlık ilişkileri bundan etkileniyorsa
  • Siz ebeveyn olarak bu sözler karşısında çok yoğun bir çaresizlik, öfke ya da değersizlik hissi yaşıyorsanız

Bu işaretler tek başına bir tanı anlamına gelmez; ama çocuğun ve ailenin desteğe ihtiyaç duyduğu bir döneme işaret edebilir. Çocuğunuz kendine zarar vermekten söz ediyor ya da bu yönde bir davranışta bulunuyorsa beklemeden bir uzmana başvurun; acil bir tehlike varsa 112'yi arayın.

Terapide Çocuğun Öfkesi ve Ebeveyn-Çocuk İlişkisi Nasıl Ele Alınır?

Değerlendirme genellikle ebeveyn görüşmesiyle başlar. Sözlerin ne zaman, kime, hangi durumlarda söylendiği ve ailedeki tepkiler ayrıntılı olarak konuşulur. Çocuğun gelişim öyküsü, okul yaşamı ve evdeki genel atmosfer de değerlendirmeye dahil edilir.

Okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklarla çalışmada oyun önemli bir araçtır. Çocuk merkezli oyun terapisinde çocuk, kum havuzundaki figürler, kuklalar ya da çizimler aracılığıyla öfkesini güvenli bir alanda dışa vurabilir. Oyunda bir aslanın ailesine kükremesi ya da bir bebeğin evden kovulması, çoğu zaman çocuğun söze dökemediği duyguların ifadesidir. Terapist bu duyguları yargılamadan kabul eder ve çocuğun bunlarla baş etmenin yeni yollarını keşfetmesine eşlik eder. Bu yaklaşımla ilgili daha fazla bilgiye çocuk ve oyun terapisi sayfasından ulaşabilirsiniz.

Daha büyük çocuklarla bilişsel davranışçı yaklaşımdan yararlanılabilir. Öfkeyi tetikleyen durumlar, o anda akıldan geçen düşünceler ("Annem beni hiç dinlemiyor", "Hep bana haksızlık yapılıyor") ve bedende hissedilenler birlikte incelenir. Çocuk, öfkesinin yükseldiğini erken fark etmeyi ve bu anda kullanabileceği sakinleşme yollarını öğrenir.

Ebeveynlerle yapılan çalışmada ise ebeveynin bu sözler karşısında neden bu kadar yaralandığı da konuşulabilir. Kendi çocukluğunda duygularını ifade etmesine izin verilmemiş bir ebeveyn için çocuğunun öfkesine tahammül etmek daha zor olabilir. Bu bağlantıyı fark etmek, ebeveynin daha sakin ve tutarlı kalmasını kolaylaştırır.

Sıkça Sorulan Sorular

Bu sözü yalnızca bana söylüyor, babasına hiç söylemiyor. Neden?

Çocuklar en yoğun duygularını çoğu zaman günlük bakımı en çok üstlenen ve kendini en güvende hissettiği ebeveyne gösterir. Sınırları en sık koyan kişi de çoğunlukla o ebeveyndir. Bu, ilişkinizin kötü olduğunu değil, çocuğunuzun sizinle duygularını gösterecek kadar rahat olduğunu düşündürür.

Dayanamayıp "Ben de seni sevmiyorum" dedim. İlişkimiz zarar gördü mü?

Tek bir zor anın ilişkiyi kalıcı biçimde bozması pek olası değildir; önemli olan sonrasında onarım yapmaktır. Sakinleştiğinizde çocuğunuza "Dün öfkeyle doğru olmayan bir şey söyledim. Seni her zaman seviyorum, kızgın olduğumda bile" demeniz, bu anı bir öğrenme fırsatına dönüştürür.

Çocuğumu bu sözü söylediği için özür dilemeye zorlamalı mıyım?

Zorla alınan bir özür çoğu zaman içten olmaz ve çocuğa yalnızca bir kalıp cümle öğretir. Bunun yerine, sakinleştikten sonra yaşananları konuşup çocuğun kendiliğinden onarım yapmasına alan açmak daha anlamlıdır. Sizin de kendi hatalarınız için özür dilediğinizi görmek, ona bu konuda en güçlü örneği sunar.

Ergenlik çağındaki çocuğum da aynı şeyi söylüyor, durum farklı mı?

Ergenlikte bu söz çoğu zaman bağımsızlık ihtiyacı, kimlik arayışı ve ebeveynden ayrışma çabasıyla ilişkilidir. Yaklaşımın özü aynı kalır: Duyguyu kabul etmek, sınırı korumak ve sakin bir zamanda konuşmak. Ancak ergenle konuşurken öğüt yerine dinlemeye daha çok yer açmak gerekir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler