Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Sorumsuz Eş: Evin Bütün Yükünü Tek Başına Taşımak

Sorumsuz Eş: Evin Bütün Yükünü Tek Başına Taşımak

Sorumsuz eş ile evin bütün yükünü tek başına mı taşıyorsunuz? Bu döngünün nedenlerini, tükenmişliğe etkisini ve yükü adil biçimde paylaşmanın yollarını okuyun.

Kombi yine arıza verdi. Servisi arayan, randevuyu ayarlayan, ustayı bekleyen sizsiniz. Çocuğun LGS deneme sınavının ücretini yatırmayı, aşı takvimini, ev sahibiyle kira artışı görüşmesini, kayınpederin doktor randevusunu hatırlayan da sizsiniz. Eşiniz ise akşam eve geliyor, yemeğini yiyor, telefonuna bakıyor. Bir şey hatırlattığınızda "Söyleseydin yapardım" diyor; söylediğinizde "Sonra hallederim" deyip unutuyor. Bir gün "Biraz da sen ilgilen" dediğinizde size "Ne kadar dırdır ediyorsun" diye cevap veriyor. Sorumsuz eş ile evli olmak, yalnızca işlerin fazlalığı değil, aynı zamanda yalnızlıktır: Bir ekip olmanız gerekirken tek başına koşan bir oyuncu gibi hissetmek. Bu yazıda sorumluluk dengesizliğinin nasıl oluştuğunu, neden sürdüğünü ve bu yükü daha adil bir biçimde paylaşmak için neler yapılabileceğini ele alıyoruz.

Sorumsuz Eş Kimdir? Sorumsuzluğun Farklı Yüzleri

"Sorumsuz" kelimesi geniş bir anlam taşır ve her evde farklı görünür. Bazı tanıdık örüntüler şunlardır:

  • Ev işlerinde geri durmak: Bulaşık, çamaşır, temizlik, alışveriş gibi günlük işlerin neredeyse tamamının tek bir eşe kalması.
  • Zihinsel yükü üstlenmemek: Neyin ne zaman yapılması gerektiğini düşünmek, planlamak, takip etmek. Eş, ancak kendisine söylendiğinde ve tam olarak tarif edildiğinde bir işi yapıyor.
  • Ebeveynlikte yardımcı rolünde kalmak: Okul toplantıları, doktor randevuları, ödevler, arkadaş doğum günleri... Çocukla ilgili her şeyi bir eş organize ediyor, diğeri "yardım ediyor".
  • Maddi sorumsuzluk: Faturaları geciktirmek, bütçeyi düşünmeden harcamak, borç biriktirmek, gelecek planlaması yapmamak.
  • Verilen sözleri tutmamak: "Hafta sonu musluğu tamir ederim", "Annemle ben konuşurum" gibi vaatlerin sürekli ertelenmesi.
  • Kararlardan kaçmak: Ev, okul, taşınma gibi önemli kararlarda "Sen bilirsin" deyip bütün sorumluluğu eşine bırakmak, ardından sonuç beğenilmezse eleştirmek.

Bu davranışlardan bir ya da ikisi zaman zaman her evlilikte görülebilir. Sorun, bu tablonun kalıcı hâle gelmesi ve bir eşin sürekli "her şeyi düşünen kişi" olmasıdır.

Sorumsuz Eş ile Aşırı Sorumlu Eş: Birbirini Besleyen Döngü

Sorumluluk dengesizliği çoğu zaman yalnızca bir eşin tutumuyla açıklanamaz. İlişkilerde sık görülen bir döngü vardır: Bir eş ne kadar çok üstlenirse, diğeri o kadar geri çekilir; diğeri ne kadar geri çekilirse, ilki o kadar çok üstlenir.

Diyelim ki evliliğin ilk yıllarında eşinizin çocuğun çantasını yanlış hazırladığını görüp düzelttiniz. Bulaşık makinesini "yanlış" doldurduğunda yeniden dizdiniz. Faturayı geç yatırdığı için cezaya kaldığında, bundan sonra faturaları kendiniz takip etmeye başladınız. Her seferinde mantıklı bir karar verdiniz; ama yıllar içinde eşiniz şunu öğrendi: "Ben yapmasam da biri yapar, hem de daha iyi yapar." Siz ise şunu öğrendiniz: "Ben yapmazsam hiçbir şey olmaz."

Bu döngüde iki taraf da sıkışır. Aşırı sorumlu eş tükenir, öfkelenir, kendini yalnız hisseder. Az sorumlu eş ise ne yaparsa yapsın yetersiz bulunduğunu, eleştirildiğini hisseder ve daha da geri çekilir. Bu, sorumsuz davranışı haklı çıkarmaz; ama döngüyü kırmak için iki tarafın da kendi payını görmesi gerektiğini gösterir.

Bir Eş Neden Sorumluluk Almaz?

Sorumsuzluğun ardında farklı nedenler olabilir. Bunları bilmek, hangi yoldan ilerleneceğini belirlemeye yardımcı olur.

Öğrenilmiş roller

Türkiye'de pek çok erkek, annesinin her işi yaptığı, babasının evde "misafir" gibi yaşadığı bir ailede büyür. Mutfak, çamaşır ve çocuk bakımının kadın işi olduğu, erkeğin "dışarıdaki işlerle" ilgilendiği fikri erken yaşta öğrenilir. Bu kişiler evlendiklerinde de aynı düzeni normal kabul edebilir. Çalışan kadınların oranı artsa da evdeki iş bölümü aynı hızla değişmemiştir.

Buna günümüzün yaşam koşulları da eklenir. Pek çok ailede iki eş de çalışmak zorundadır, işe gidiş geliş saatleri uzundur ve akşam eve gelindiğinde kimsenin enerjisi kalmamıştır. Böyle bir tabloda işlerin kime kalacağı açıkça konuşulmazsa, eski alışkanlıklar kendiliğinden devreye girer ve yük, sessizce yine aynı kişiye yığılır.

Annesinden eşine geçen bakım

Bazı eşler evlenene kadar her ihtiyacı annesi tarafından karşılanmış, kendi sorumluluğunu hiç almamış olabilir. Evlilikte de beklenti, bakımın annesinden eşine devredilmesidir. Bu durum sıklıkla "Annem böyle yapmazdı" eleştirileriyle birlikte görülür.

Dikkat ve organizasyon güçlükleri

Bazı yetişkinler, işleri planlamakta, hatırlamakta, başlamakta ve bitirmekte gerçekten zorlanır. Sürekli unutma, erteleme ve dağınıklık, zaman zaman yetişkinlikte devam eden dikkat eksikliğiyle ilişkili olabilir. Bu bir mazeret değildir, ama farklı bir çözüm yolu gerektirir. Bu konuyu yetişkin DEHB yazımızda ayrıntılı olarak anlattık.

Depresyon, tükenmişlik ve bağımlılıklar

Daha önce sorumluluk alan bir eşin giderek geri çekilmesi, depresyon, iş tükenmişliği ya da alkol, kumar, oyun gibi bağımlılıklarla ilgili olabilir. Bu durumlarda sorumsuzluk bir sonuçtur ve asıl ele alınması gereken, altta yatan sorundur.

Kaçınma ve pasif direnç

Bazı eşler, çatışmadan kaçmak için açıkça "Hayır" demek yerine işi yapmamayı ya da kötü yapmayı seçer. Bu pasif direnç, ilişkide dile getirilmemiş öfke ya da güç mücadelesinin bir göstergesi olabilir.

Evin Bütün Yükünü Taşımanın Bedeli

Evin yükünü tek başına taşıyan kişi, çoğu zaman bunu kimseye anlatmaz; çünkü dışarıdan bakıldığında "her şey yolundadır". Ama içeride şu bedeller birikir:

  • Fiziksel ve zihinsel yorgunluk: Gün boyunca, hatta gece yatağa girerken bile zihnin sürekli bir yapılacaklar listesiyle meşgul olması.
  • Tükenmişlik: Uzun süre dinlenmeden, destek almadan sürdürülen bu tempo, tükenmişlik sendromu olarak bilinen tabloya yol açabilir: duygusal bitkinlik, umursamazlık, verimlilikte düşüş.
  • Öfke ve kırgınlık: Her unutulan iş, her "Söyleseydin yapardım" cümlesi, sessizce biriken bir öfkeye eklenir.
  • Eşe karşı ebeveyn rolü: Sürekli hatırlatan, kontrol eden, düzelten taraf olmak, eşinizi bir eş yerine büyük bir çocuk gibi görmenize yol açar. Bu da yakınlığı, şefkati ve çekimi zayıflatır.
  • Yalnızlık: Evli olduğunuz hâlde her zorlukla tek başına baş ettiğinizi hissetmek.

Çocuklar da bu düzenden bir şey öğrenir. Annesinin ya da babasının her şeyi yaptığı, diğer ebeveynin ise yalnızca "yardım ettiği" bir evde büyüyen çocuk, ev ve aile sorumluluğunun tek bir kişiye ait olduğunu normal kabul edebilir. Kız çocuklar ileride bu yükü sorgulamadan üstlenmeye, erkek çocuklar ise kendilerini bu yükün dışında görmeye daha yatkın olabilir. Yükün paylaşılmasını konuşmak, yalnızca bugünkü ilişkiniz için değil, çocuklarınızın kuracağı ilişkiler için de önemlidir.

Bu yükün özellikle görünmeyen kısmı, yani planlama, hatırlama ve takip etme işi, çoğu zaman en ağır olanıdır. Bu konuyu evde görünmeyen emek yazımızda ayrıca ele alıyoruz.

Bir evde yükün adil paylaşılması, kimin daha çok çalıştığıyla değil, kimin aklının hiç dinlenmediğiyle ölçülür.

Sorumsuz Eş ile Yükü Paylaşmanın Yolları

Yıllar içinde oturmuş bir düzeni değiştirmek kolay değildir; ama mümkündür. Aşağıdaki adımlar, yükü daha adil bir biçimde paylaşmak için bir başlangıç noktası olabilir.

Görünmeyeni görünür kılın. Bir hafta boyunca evde yapılan bütün işleri, planlamayı ve hatırlamayı da dahil ederek bir listeye yazın. Bu liste, eşinize "Ben her şeyi yapıyorum" demekten çok daha somut bir tablo sunar. Pek çok eş, bu listeyi görene kadar yükün büyüklüğünün farkında değildir.

"Yardım" değil, "sahiplik" isteyin. "Bulaşıkta bana yardım eder misin?" cümlesi, işin asıl sahibinin siz olduğunu ima eder. Bunun yerine bazı alanların tamamen eşinize devredilmesini önerin: "Bundan sonra çocuğun okul servisiyle ilgili her şey senin sorumluluğunda: ödemesi, şoförle iletişim, değişiklikler." Sahiplik, yalnızca yapmayı değil, düşünmeyi ve takip etmeyi de içerir.

Devrettiğiniz işi geri almayın. Bu belki de en zor adımdır. Eşiniz işi sizin gibi yapmayabilir, hatta ilk başlarda aksatabilir. Ama her seferinde araya girip düzeltirseniz, döngü yeniden kurulur. Ciddi bir risk olmadıkça, "Benim yöntemim değil ama yapılıyor" demeyi deneyin.

Belirsiz şikâyet yerine net istek. "Hiçbir şey yapmıyorsun" cümlesi savunma doğurur. "Cumartesi sabahları market alışverişini senin yapmanı istiyorum" ise uygulanabilir bir istektir.

Haftalık kısa bir planlama toplantısı yapın. Pazar akşamı on beş dakika: Bu hafta neler var, kim neyi üstleniyor? Bu küçük alışkanlık, sorumluluğu sözlü hatırlatmalardan ortak bir plana taşır ve "dırdır" algısını azaltır.

Sonuçların doğal olarak ortaya çıkmasına izin verin. Eşiniz kendi üstlendiği bir işi aksattığında, sonucu siz telafi etmeyin. Örneğin kendi doktor randevusunu almadıysa, onun yerine almayın. Bu bir ceza değil, sorumluluğun gerçekten ona ait olduğunu göstermenin yoludur.

Takdiri esirgemeyin. Eşiniz üstlendiği bir işi yerine getirdiğinde bunu fark etmek ve söylemek, "Bu zaten senin işindi" düşüncesine rağmen değişimi besler. Takdir, aşırı sorumlu eşin kendini küçültmesi değil, yeni düzenin kalıcı olmasına yapılan bir yatırımdır.

Kendinize de alan açın. Bütün işleri bırakıp gidemeyebilirsiniz; ama haftada birkaç saat yalnızca kendinize ait bir zaman belirlemek, hem tükenmişliği önler hem de evin siz olmadan da dönebileceğini gösterir.

Diyelim ki iki çocuklu bir çiftte kadın, çocukların okul ve sağlık işlerinin tamamını yıllardır tek başına yürütüyor. Bir dönem eşiyle oturup küçük çocuğun bütün doktor ve aşı süreçlerini ona devretmeye karar veriyorlar. İlk ay eşi bir randevuyu unutuyor ve kadın araya girmemek için kendini zor tutuyor. İkinci ay eşi takvimine hatırlatma kuruyor, üçüncü ay ise çocuğun doktoruyla kendi kendine iletişim kurmaya başlıyor. Değişim mükemmel değil; ama kadın yıllardır ilk kez bir konuyu hiç düşünmediği bir hafta geçirdiğini fark ediyor.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Şu durumlarda bir uzmandan destek almak düşünülebilir:

  • Yükü paylaşma girişimleriniz defalarca sonuçsuz kaldıysa,
  • Sürekli yorgunluk, uykusuzluk, tahammülsüzlük gibi tükenmişlik belirtileri yaşıyorsanız,
  • Eşinize karşı öfkeniz ve kırgınlığınız ilişkinin geri kalanını gölgeliyorsa,
  • Eşinizin sorumsuzluğunun ardında depresyon, dikkat güçlükleri ya da bağımlılık gibi bir sorun olabileceğini düşünüyorsanız,
  • Maddi sorumsuzluk ciddi borçlara ve ailenin geçimini tehdit eden durumlara yol açtıysa,
  • Kendinizi bu evlilikte bir eş değil, bir hizmetli ya da ebeveyn gibi hissediyorsanız.

Terapide Sorumluluk Dengesizliği Nasıl Ele Alınır?

Çift terapisi, sorumluluk dengesizliğini iki tarafın da gözünden görebilmek için uygun bir alandır. Terapide amaç "tembel eş" ile "kontrolcü eş" etiketlerinden çıkıp aralarındaki döngüyü anlamaktır. Çiftler, yükün nasıl dağıldığını somut olarak inceler, beklentilerini açıkça konuşur ve yeni bir iş bölümü üzerinde anlaşmaya çalışır.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaklaşımıyla, aşırı sorumlu eşin "Ben yapmazsam her şey dağılır", "Benim yaptığım gibi olmazsa olmaz" düşünceleri ve az sorumlu eşin "Ne yapsam beğenilmiyor, o zaman hiç yapmayayım" düşünceleri birlikte ele alınır. Davranış düzeyinde ise küçük, ölçülebilir değişiklikler planlanır ve takip edilir.

Şema terapi bakışıyla, aşırı sorumluluk üstlenen eşte "kendini feda etme" ya da "katı standartlar" örüntüleri, sorumluluktan kaçan eşte ise "yetersizlik" ya da "hak görme" temaları görülebilir. Bu örüntülerin farkına varmak, değişimin daha kalıcı olmasına katkı sağlar. Eşlerden biri terapiye gelmek istemiyorsa, bireysel çalışma da kişinin kendi sınırlarını ve ihtiyaçlarını netleştirmesine yardımcı olur.

Sıkça Sorulan Sorular

Sorumsuz eş gerçekten değişir mi?

Değişim mümkündür, özellikle sorumsuzluğun ardında öğrenilmiş roller ya da alışkanlıklar varsa. Ancak değişim için eşin sorunu kabul etmesi ve somut adımlar atmaya istekli olması gerekir. Küçük ama sürekli değişiklikler, büyük ama kısa ömürlü vaatlerden daha güvenilir bir işarettir.

İşleri bıraksam her şey dağılacak gibi hissediyorum; ne yapmalıyım?

Bu his çok yaygındır ve çoğu zaman yükü bırakmanın önündeki en büyük engeldir. Her şeyi bir anda bırakmak yerine, riski düşük bir alanla başlayıp onu tamamen devretmeyi deneyin. Evin bazı işlerin aksamasına rağmen dönmeye devam ettiğini görmek, bu kaygıyı zamanla azaltır.

Eşimin sürekli unutması dikkat eksikliğiyle ilgili olabilir mi?

Olabilir. Unutkanlık, erteleme ve dağınıklık çocukluktan beri süren ve hayatın birçok alanını etkileyen bir örüntüyse, yetişkin dikkat eksikliği açısından bir değerlendirme yapılması yararlı olabilir. Böyle bir durumda psikiyatri hekimi değerlendirmesi ve uygun destek, hem eşinizin hem de ilişkinizin işleyişinde belirgin fark yaratabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler