Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Anne Babam Arasında Kaldım: Ebeveyn Kavgasında Taraf Olmak ve Kendinizi Korumak

Anne Babam Arasında Kaldım: Ebeveyn Kavgasında Taraf Olmak ve Kendinizi Korumak

Anne babam arasında kaldım diyorsanız yalnız değilsiniz. Yetişkin çocuğun arabulucu rolünü, üçgenleşmeyi ve sınır koymanın yollarını okuyun.

Telefon akşam dokuzda çalıyor. Arayan annenizse, büyük olasılıkla babanızın yine ne yaptığını anlatacak; arayan babanızsa, annenizin "abarttığını" söyleyip sizden onu ikna etmenizi isteyecek. Kırk yaşına gelmişsiniz, kendi evinizde, kendi işinizle meşgulsünüz; ama o kavgalar hâlâ sizin omuzlarınızda. "Anne babam arasında kaldım" cümlesi çoğu zaman bir şikâyetten çok bir yorgunluk itirafıdır. Bu yazıda yetişkin çocukların ebeveyn çatışmalarında nasıl arabulucuya, haberciye ya da yargıca dönüştüğünü, bunun ruh sağlığına etkilerini ve sevgiyi kaybetmeden nasıl daha sağlıklı bir yerde durulabileceğini ele alıyoruz.

Anne Babam Arasında Kaldım Hissi Ne Anlatır?

Bu his, iki kişinin arasındaki gerilimin üçüncü bir kişi üzerinden yaşanmasıyla ortaya çıkar. Anne ve baba birbirleriyle doğrudan konuşmak yerine dertlerini çocuklarına anlatır, birbirlerine iletmek istedikleri mesajları onun aracılığıyla gönderir ya da çocuğun kendi tarafını tutmasını bekler. Çocuk küçükken başlayan bu düzen, çocuk büyüdüğünde kendiliğinden sona ermez; aksine yetişkin çocuk artık "aklı eren", "söz sahibi" biri olarak görüldüğü için daha da yoğunlaşabilir.

Aile terapisi literatüründe bu duruma üçgenleşme denir. İki kişi arasındaki kaygı dayanılmaz hâle geldiğinde, sistem bu kaygıyı üçüncü bir kişiye yayarak kısa süreli bir rahatlama sağlar. Sorun şu ki üçüncü kişi rahatlamaz; asıl yük ona geçer. Anne ve baba arasındaki mesele çözülmeden kalır, yalnızca konuşulacak adres değişir.

Türkiye'de bu tablo bazı özel biçimlere bürünebilir. Boşanmanın hâlâ zor bir karar olarak görüldüğü, "bu yaştan sonra ayrılınır mı" denilen ailelerde, mutsuz evlilikler sürer ve mutsuzluğun dökülecek yeri çoğunlukla çocuklar olur. Bazen de boşanmış ebeveynler, yıllar sonra bile birbirleri hakkındaki kırgınlıklarını çocuklarına taşımaya devam eder.

Yetişkin Çocuğun Üstlendiği Roller

Ebeveyn kavgasının ortasında kalan yetişkinler genellikle şu rollerden birini ya da birkaçını üstlenir:

  • Arabulucu: Tarafları sakinleştirmeye, ortak bir noktada buluşturmaya çalışır. Bayram sofrasında gerginlik çıkmasın diye konuyu değiştiren, herkesin gönlünü yapan kişidir.
  • Haberci: "Babana söyle, faturayı ödesin", "Annene de ki, ben o düğüne gitmeyeceğim" gibi mesajlar onun üzerinden iletilir.
  • Sırdaş: Ebeveynlerden biri evliliğindeki hayal kırıklıklarını, hatta kişisel ve mahrem konuları çocuğuyla paylaşır. Çocuk, eşin yerini tutan bir dert ortağına dönüşür.
  • Yargıç: "Sen söyle, kim haklı?" sorusunun muhatabıdır. Hangi cevabı verirse versin birini kırar.
  • Kurtarıcı: Özellikle ebeveynlerden biri daha kırılgan görünüyorsa, onu korumayı kendine görev edinir; maddi destek verir, evine götürür, öbür ebeveynle yüzleşir.

Bu rollerin hiçbiri kötü niyetle üstlenilmez. Çoğu zaman sevgiden, sorumluluk duygusundan ve "ben olmasam bu ev dağılır" inancından beslenir. Ancak uzun vadede kişinin kendi hayatından, ilişkilerinden ve enerjisinden ciddi bir pay alır. Çocukluktan beri bu rolleri taşıyan biriyseniz ebeveynleşmiş çocuk kavramı size tanıdık gelebilir.

Neden Hep Ben? Ebeveyn Çatışmasına Çekilmenin Nedenleri

Kardeşler arasında genellikle biri bu işin "sorumlusu" olur. Bunun birkaç nedeni olabilir.

Uyumlu ve duyarlı çocuk olmak

Çocukken evdeki gerilimi ilk fark eden, ortamı yumuşatmaya çalışan çocuk büyüdüğünde de aynı görevi sürdürür. Aile onu "anlayışlı olan", "sözü dinlenen" kişi olarak tanımlar. Bu tanım hem bir iltifat hem bir yüktür.

Yakınlık ve coğrafya

Aynı şehirde, hatta aynı apartmanda oturan çocuk, ebeveynlerin günlük kavgalarına doğal olarak daha çok tanık olur. Yurt dışında ya da başka bir ilde yaşayan kardeş "uzaktan" kalırken yakındaki kardeş her şeye yetişmek zorunda kalır.

Cinsiyet ve aile içi beklentiler

Pek çok ailede kız çocuklarından duygusal emek beklenir: annenin derdini dinlemek, babanın sağlığını takip etmek, aradaki kırgınlıkları onarmak. Erkek çocuklara ise daha çok "evin büyüğü" olarak hakemlik ve maddi sorumluluk yüklenebilir. İki beklenti de yorucudur.

Ebeveynlerin kendi ihtiyaçları

Kendi duygularını düzenlemekte zorlanan, eşiyle doğrudan konuşmaktan kaçınan ya da yalnız hisseden ebeveyn için çocuk en erişilebilir destek kaynağıdır. Bu durum ebeveynin bilinçli bir tercihi olmayabilir; ama çocuğun omzuna ağır bir yük bırakır.

Ebeveynler Arasında Kalmanın Ruhsal Etkileri

İki sevdiği insanın arasında sürekli seçim yapmak zorunda kalmak, kişinin iç dünyasında belirgin izler bırakabilir:

  • Sürekli tetikte olma: Telefon her çaldığında kalbin hızlanması, aile grubundaki mesajları açmaya çekinmek, bayram ve özel günler yaklaşırken artan gerginlik.
  • Suçluluk ve sadakat çatışması: Annenin yanında durunca babaya ihanet etmiş, babayı anlayınca anneyi yalnız bırakmış gibi hissetmek.
  • Kendi ilişkilerine yansıma: Eşiyle tartışmalarda donup kalmak ya da her anlaşmazlığı hemen "çözmek" zorunda hissetmek. Eş, "senin annenle baban yine bizim akşamımızı aldı" diye sitem edebilir.
  • Öfke ve tükenme: Uzun süre bastırılan öfke bazen beklenmedik bir anda patlar ya da yerini duygusal uyuşukluğa bırakır.
  • Bedensel belirtiler: Baş ağrısı, mide sorunları, uyku bozukluğu gibi stresle ilişkili şikâyetler.

Bu belirtiler sizi "zayıf" yapmaz. Uzun süre çözümsüz bir çatışmanın ortasında tutulan herkes benzer tepkiler gösterebilir.

Bazı insanlar bu yükü yıllarca fark etmeden taşır. Ancak bir gün, örneğin kendi çocuğu doğduğunda, yeni bir işe başladığında ya da ebeveynlerinden biri hastalandığında, "anne babam arasında kaldım ve artık buna gücüm yetmiyor" duygusu belirginleşir. Bu fark ediş çoğu zaman bir kriz gibi yaşanır; oysa aynı zamanda bir değişimin başlangıcı olabilir. Yorgunluğunuzu ciddiye almak, ebeveynlerinize karşı sevginizi azaltmaz; tam tersine, ilişkiyi daha uzun soluklu ve daha dürüst biçimde sürdürmenin ön koşuludur. Kendinizi tükettiğiniz bir rol, kimseye uzun süre gerçek bir destek sunmanıza izin vermez.

Ebeveynlerinizin evliliğini kurtarmak ya da sonlandırmak sizin göreviniz değildir; sizin göreviniz, o evliliğin içinde kaybolmadan onlarla ilişkinizi sürdürebilmektir.

Anne Babam Arasında Kaldım: Neler Yapabilirim?

Bu bölümdeki öneriler ebeveynlerinizi değiştirmeyi değil, sizin bu çatışmadaki konumunuzu değiştirmeyi hedefler. Küçük adımlarla başlamak çoğu zaman daha sürdürülebilirdir.

Mesaj taşımayı bırakın

En somut adım genellikle budur. "Babana söyle" diye başlayan bir cümleye nazikçe ama net biçimde şöyle karşılık verebilirsiniz: "Anne, bunu babama senin söylemen daha doğru olur. Ben aracı olmak istemiyorum." İlk birkaç seferde kırgınlık, şaşkınlık ya da "artık sen de mi" sitemi gelebilir. Bu, sınırın işe yaradığının değil, sistemin alışık olduğu düzene dönmek istediğinin işaretidir.

Hakemlik sorusunu geri çevirin

"Sen söyle, kim haklı?" sorusuna taraf tutarak cevap vermek zorunda değilsiniz. "İkinizi de seviyorum ve bu konuda hakem olmak istemiyorum. Sana nasıl hissettiğini dinleyebilirim ama karar vermek benim işim değil" demek, hem saygılı hem korunaklı bir yanıttır.

Dinlemek ile yük almak arasındaki farkı görün

Annenizin üzüntüsünü dinlemek ile o üzüntüyü çözmekle kendinizi sorumlu tutmak aynı şey değildir. Dinlerken "Bu durum seni çok yoruyor gibi görünüyor" diyebilir; ama hemen ardından bir çözüm üretmek, babanızı aramak ya da araya girmek için kendinizi zorlamayabilirsiniz.

Mahrem konulara sınır koyun

Bazı ebeveynler evliliklerindeki çok kişisel konuları çocuklarıyla paylaşır. Bu konuşmalar sizi rahatsız ediyorsa, "Anne, bu konular sizin aranızda kalmalı; benim duymam ikimiz için de doğru değil" demek hakkınızdır.

Zaman ve kanal sınırı belirleyin

Her gece bir saat süren telefon görüşmeleri, iş arasında gelen sesli mesajlar sizi tüketiyorsa, belli saatler belirlemek işe yarayabilir. Örneğin akşam yemeğinden sonra telefonu sessize almak ya da aile grubundaki tartışmalara yanıt vermemek gibi. Sınır koymak üzerine yazımızda bu konuda daha ayrıntılı yöntemler bulabilirsiniz.

Kardeşlerle yükü paylaşın

Eğer kardeşleriniz varsa, onlarla bu durumu konuşmak işe yarayabilir. Amaç yükü onlara devretmek değil, birlikte daha tutarlı bir tavır geliştirmektir. Kardeşlerin hepsi aynı sınırı koyduğunda, ebeveynlerin birbirleriyle doğrudan konuşma olasılığı artar.

Kendi duygularınıza alan açın

Öfke, yas, hayal kırıklığı ya da "keşke normal bir ailem olsaydı" duygusu bu süreçte yüzeye çıkabilir. Bu duyguları yargılamadan fark etmek, yazmak ya da güvendiğiniz biriyle paylaşmak, onların sizi içten içe yönetmesini engeller.

Bayramlar, Düğünler ve Özel Günler: Somut Durumlar

Diyelim ki kardeşinizin düğünü yaklaşıyor ve boşanmış ebeveynleriniz aynı salonda bulunmak istemiyor. Ya da bayramda hangi ebeveynin evine önce gidileceği her yıl bir krize dönüşüyor. Bu tür durumlarda şunlar yardımcı olabilir:

  • Planı önceden ve netçe paylaşın. "Bayramın ilk günü öğlene kadar annemdeyiz, öğleden sonra babama geçeceğiz" gibi açık bir plan, son dakika pazarlıklarını azaltır.
  • Herkesin kendi davranışından sorumlu olduğunu hatırlatın. Ebeveynlerden biri ortamı germeyi seçerse, bunu düzeltmek sizin elinizde olmayabilir.
  • Kendi küçük ailenizi önceleyin. Eşiniz ve çocuklarınız varsa, onların da bayramı, düğünü yaşamaya hakkı vardır. Onları ebeveynlerinizin çatışmasının ortasına çekmemeye dikkat edin.
  • Gerektiğinde ayrı zamanlar ayarlayın. Her şeyi aynı sofrada yapmak zorunda değilsiniz.

Ebeveynler arasındaki çatışmaların aile sistemindeki genel döngülerini anlamak isterseniz, aile içi çatışma yazımız da yol gösterici olabilir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Şu durumlarda bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek faydalı olabilir:

  • Ebeveynlerinizin çatışması kendi evliliğinizi, işinizi ya da çocuklarınızla ilişkinizi belirgin biçimde etkiliyorsa,
  • Sürekli kaygı, uykusuzluk, mutsuzluk ya da tükenmişlik yaşıyorsanız,
  • Sınır koymaya çalıştığınızda yoğun suçluluk duyuyor ve hemen geri adım atıyorsanız,
  • Ebeveynlerinizden biri diğerine karşı fiziksel ya da duygusal şiddet uyguluyorsa ve siz bunun ortasında kalıyorsanız,
  • Ebeveynlerinizden biri "seni kaybedersem yaşayamam" gibi sözlerle duygusal baskı kuruyorsa.

Evde şiddet varsa öncelik güvenliktir. Acil durumlarda 112 aranmalıdır; ALO 183 hattı da destek için başvurulabilecek kaynaklardandır. Siz ya da yakınınız kendine zarar verme düşünceleri yaşıyorsa, beklemeden 112'yi arayın.

Terapide Ebeveynler Arasında Kalma Deneyimi Nasıl Ele Alınır?

Bireysel terapi, bu tür aile örüntülerini anlamak ve değiştirmek için güvenli bir alan sağlar. Süreç genellikle şu başlıkları içerir:

  • Örüntüyü görünür kılmak: Hangi durumlarda araya girdiğiniz, hangi cümlelerin sizi tetiklediği ve bu rolün size ne kazandırıp ne kaybettirdiği birlikte incelenir.
  • Şema odaklı bakış: Çocuklukta gelişen "kendini feda etme" ya da "aşırı sorumluluk" gibi şemalar, bugünkü davranışlarınızı nasıl yönlendiriyor olabilir? Bu şemaların fark edilmesi, otomatik tepkilerin yavaşlamasına yardımcı olur.
  • Bilişsel çalışma: "Ben araya girmezsem her şey mahvolur" ya da "Sınır koyarsam kötü evlat olurum" gibi düşünceler, bilişsel davranışçı terapi teknikleriyle sorgulanır ve daha dengeli alternatifler geliştirilir.
  • Beceri çalışması: Sınır cümleleri prova edilir, zor telefon görüşmelerine hazırlık yapılır, suçluluk duygusuyla baş etme yolları denenir.
  • Yas ve kabul: Ebeveynlerinizin ilişkisinin istediğiniz gibi olmayabileceğini kabul etmek, kimi zaman bir yas sürecini gerektirir. Bu süreç, onlara karşı daha az öfkeyle ama daha net sınırlarla yaklaşmanın kapısını açabilir.

Terapide amaç ebeveynlerinizi suçlamak ya da onlarla bağınızı koparmak değildir. Amaç, kendi hayatınızın merkezine yeniden yerleşirken onlarla daha sağlıklı bir ilişki kurabilmektir.

Sıkça Sorulan Sorular

Ebeveynlerimden birinin gerçekten haksız olduğunu düşünüyorsam yine de tarafsız mı kalmalıyım?

Tarafsızlık, her konuda görüşsüz olmak anlamına gelmez. Bir davranışın yanlış olduğunu düşünüyorsanız bunu ilgili ebeveyne doğrudan söyleyebilirsiniz. Önemli olan, onların evlilik kararlarını sizin vermeye çalışmamanız ve sürekli hakem rolüne geçmemenizdir. Şiddet söz konusuysa tarafsızlık değil, güvenlik önceliklidir.

Sınır koyduğumda annem bana küstü. Ne yapmalıyım?

Küsme, sınırlara verilen sık tepkilerden biridir ve çoğu zaman geçicidir. Sevginizi ifade etmeye devam ederken sınırınızdan vazgeçmemek önemlidir: "Seni seviyorum ve konuşmaya hazırım; ama aracı olmaya devam edemem." Bir süre sonra pek çok ebeveyn yeni düzene alışır.

Ebeveynlerim boşanırsa bu benim suçum olur mu?

Hayır. İki yetişkinin birlikte kalma ya da ayrılma kararı kendi ilişkilerinin sonucudur. Sizin arabuluculuğu bırakmanız, zaten var olan sorunların daha görünür hâle gelmesine yol açabilir; ama sorunu yaratan siz değilsiniz.

Eşim ailemin kavgalarına karışmamamı istiyor, ben ise kendimi sorumlu hissediyorum. Kimi dinlemeliyim?

Bu ikilem oldukça yaygındır. Eşinizin talebi çoğu zaman sizin ve ailenizin huzurunu koruma isteğinden gelir. Ebeveynlerinize destek olmak ile onların çatışmasını çözmeye çalışmak arasındaki farkı eşinizle birlikte konuşmak, ikinizin de rahat edebileceği bir orta yol bulmanızı kolaylaştırabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler