Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Çocuğu Başkalarının Yanında Azarlamak: Elalem Ne Der Kaygısı

Çocuğu Başkalarının Yanında Azarlamak: Elalem Ne Der Kaygısı

Çocuğu başkalarının yanında azarlamak utanç ve öfke bırakabilir. Misafirlikte, markette ve akraba yanında sınır koymanın sakin yollarını öğrenin.

Kayınvalidenizin salonunda çay servisi yapılıyor. Beş yaşındaki oğlunuz koşarken sehpaya çarpıyor, bardaklardan biri halıya devriliyor. Odadaki herkesin size baktığını hissediyorsunuz ve sesiniz istemsizce yükseliyor: "Sana kaç kere söyledim, rezil ettin bizi!" Oğlunuz kızarıyor, gözleri doluyor, kanepenin arkasına saklanıyor. Belki birkaç saniye sonra pişman oluyorsunuz; ama o an başka bir yol görünmüyor. Çocuğu başkalarının yanında azarlamak, Türkiye'de pek çok ebeveynin "elalem ne der" kaygısıyla neredeyse refleks olarak yaptığı bir şeydir. Bu yazıda bu refleksin nereden geldiğini, çocuğun o anda neler yaşadığını ve misafirlikte, markette ya da okul kapısında sınırı koruyup çocuğu utandırmadan nasıl davranabileceğinizi konuşacağız.

Elalem Ne Der Kaygısı: Azar Aslında Kime Yöneliktir?

Başkalarının yanında yapılan azarın önemli bir kısmı, aslında çocuğa değil, izleyenlere verilen bir mesajdır. Ebeveyn, sessizce şunu söylemeye çalışır: "Ben bu davranışı onaylamıyorum, çocuğumu terbiye ediyorum, bana kusur bulmayın."

Bu kaygının Türkiye'de güçlü olmasının birkaç nedeni vardır:

  • Toplulukçu kültür: Çocuk, ailenin bir uzantısı olarak görülür. Çocuğun davranışı, anne babanın, hatta bütün ailenin "aynası" kabul edilir.
  • Gözlemleyen kalabalık: Geniş aile ziyaretleri, bayramlar, apartman komşuluğu ve sık misafirlik, çocuğun neredeyse her zaman birilerinin gözü önünde olduğu bir hayat yaratır.
  • Yorum yapma alışkanlığı: "Bu çocuğa hiç söz geçiremiyorsun", "Bizim zamanımızda böyle miydi?" gibi yorumlar ebeveynin üzerinde ciddi bir baskı oluşturur.
  • Ebeveynin kendi utancı: Pek çok yetişkin, çocukken başkalarının yanında azarlanmış ve bu yöntemi normal kabul etmiştir. Çocuk "yaramazlık" yaptığında ebeveynin içinde eski bir utanç da harekete geçer.

Bu noktada kendinize şunu sormak yararlı olabilir: "Şu an çocuğuma bir şey öğretmeye mi çalışıyorum, yoksa başkalarının gözündeki yerimi mi korumaya çalışıyorum?" Çoğu zaman ikisi iç içedir ve bunu fark etmek bile tepkiyi yumuşatır.

Çocuğu Başkalarının Yanında Azarlamak Neden Bu Kadar Yaralayıcı?

Bir çocuğu uyarmak ile onu başkalarının önünde azarlamak arasında önemli bir fark vardır. Uyarı davranışa yönelir; kalabalık önündeki azar ise çocuğun kendisini teşhir eder.

Suçluluk değil, utanç öğretir

Suçluluk "Kötü bir şey yaptım" duygusudur ve genellikle onarım isteği doğurur: özür dilemek, toparlamak, telafi etmek. Utanç ise "Ben kötüyüm" duygusudur ve çocuğu saklanmaya, kendini küçültmeye ya da öfkeyle karşı koymaya iter. Başkalarının önünde yapılan azar, davranıştan çok kişiye odaklandığı için utancı besler.

Öğrenme o anda durur

Utanç ve korku yoğunlaştığında çocuğun zihni öğrenmeye değil, kendini korumaya odaklanır. Azarın içindeki mesaj ("Salonda koşulmaz") duyulmaz; geriye yalnızca kızarıklık, çarpan kalp ve "Herkes bana baktı" anısı kalır.

İlişkideki güveni sarsar

Çocuk zor bir anda ebeveynini bir sığınak olarak görmek ister. Ebeveyn bu anlarda en sert eleştirmen hâline geldiğinde çocuk, hata yaptığında ona gitmek yerine saklanmayı öğrenebilir.

Sosyal ortamlara karşı kaygıyı artırabilir

Misafirlikte, akraba toplantılarında ya da sınıf arkadaşlarının yanında sık sık azarlanan çocuklarda, sosyal ortamlara gitmek istememe, kalabalıkta donup kalma ya da aşırı "uslu" ve kontrollü davranma görülebilir.

Kalabalık önünde azarlanan bir çocuk, davranışını düzeltmeyi değil, kendini görünmez kılmayı öğrenir.

Çocuğun O Anda Yaşadıkları: Yaşa Göre Tepkiler

Çocuğun yaşı, azara verdiği tepkiyi de şekillendirir.

Okul öncesi dönemde çocuk genellikle ağlar, ebeveynin bacağına sarılır ya da tam tersine daha da taşkın davranır. Bu yaşta çocuğun öz denetimi henüz gelişmektedir. Kalabalık, gürültü ve uyarıcı fazlalığı, zaten zorlanan sinir sistemini daha da yorar. Azar ise bu yükün üstüne eklenir.

İlkokul çağında çocuk sosyal değerlendirmeye çok daha duyarlıdır. Kuzenlerinin, arkadaşlarının ya da öğretmeninin yanında azarlanmak ciddi bir küçük düşme deneyimidir. Bazı çocuklar sonradan "Bir daha teyzemlere gitmeyeceğim" diyerek o ortamdan kaçınmaya başlar.

Ergenlikte başkalarının yanında eleştirilmek çoğu zaman öfkeyle karşılanır. Ergen sert bir cevap verebilir, kapıyı çarpıp çıkabilir ya da tamamen susar. Bu dönemde gencin akranlarının önünde küçük düşürülmesi, ilişkide uzun süre konuşulamayan bir kırgınlık bırakabilir.

Yaş ne olursa olsun, utanç bedende de yaşanır. Yüzün kızarması, gözlerin yere inmesi, omuzların düşmesi, bazen de anlamsız bir gülme ya da donup kalma görülür. Ebeveynler çoğu zaman bu gülmeyi "umursamazlık" ya da "dalga geçme" olarak yorumlar ve azarı sertleştirir. Oysa pek çok çocukta bu tepki, dayanılmaz bir utançla baş etmeye çalışmanın işaretidir. Bu ayrımı bilmek, o anda tepkinizi yumuşatmanıza yardımcı olabilir.

Çocuğu Başkalarının Yanında Azarlamak Yerine Ne Yapılabilir?

Bu, çocuğun her davranışına göz yummanız gerektiği anlamına gelmez. Sınır gereklidir; değişmesi gereken, sınırın nasıl ve nerede konduğudur.

1. Önce güvenliği sağlayın, sonra konuşun

Çocuk kendine ya da başkasına zarar verebilecek bir şey yapıyorsa önce fiziksel olarak durdurun: elini tutun, sakin bir sesle "Dur" deyin, tehlikeli nesneyi uzaklaştırın. Uzun açıklamaları sonraya bırakın.

2. Kenara çekin, sesi alçaltın

Mümkünse çocuğu kısa bir süre için başka bir odaya, balkona ya da koridora alın. Göz hizasına inin ve kısa konuşun: "Salonda koşunca bardak devrildi. Burada yürüyerek hareket ediyoruz. Şimdi birlikte bezi alıp silelim." Kalabalıktan birkaç adım uzaklaşmak bile hem sizin hem çocuğun sakinleşmesine yardım eder.

3. Davranışı tarif edin, çocuğu etiketlemeyin

"Utanmaz", "Terbiyesiz", "Rezil ettin bizi" gibi ifadeler çocuğun kimliğine yönelir. "Masaya vurdun, bu yemeği yiyenleri rahatsız ediyor" gibi cümleler ise yalnızca davranışı ele alır ve neyin değişmesi gerektiğini gösterir.

4. Onarıma fırsat verin

Çocuğa bir sonraki adımı gösterin: dökülen suyu silmek, kırılan oyuncak için kardeşinden özür dilemek, bozduğu oyunu yeniden kurmak. Onarım, utanç yerine sorumluluk duygusunu besler. Ceza yerine öğretici sonuçlar kullanma konusunda olumlu disiplin yazımızda ayrıntılı örnekler bulabilirsiniz.

5. Uzun konuşmayı eve bırakın

Asıl konuşma, herkes dağıldıktan, çocuk ve siz sakinleştikten sonra yapılabilir. "Bugün ananemlerde çok heyecanlanmıştın. Bir dahaki sefere koşmak istersen bahçeye çıkabiliriz, ne dersin?" gibi bir sohbet, çocuğa hem anlaşıldığını hem de bir dahaki sefere ne yapabileceğini gösterir.

6. Önceden hazırlık yapın

Pek çok sorunlu an öngörülebilir. Ziyarete gitmeden önce çocukla kısa bir plan yapın: Nerede oynayabilir, nelere dokunmaması gerekir, sıkılırsa ne yapabilir? Yanınıza bir boyama kitabı ya da küçük bir oyuncak almak, uzun misafirliklerde işe yarar. Misafirlikteki davranışlara özel öneriler için misafirlikte yaramazlık yazımıza da göz atabilirsiniz.

7. Kendi sakinleşme işaretinizi belirleyin

Öfkenin yükseldiğini çoğu zaman beden önce haber verir: çene kasılır, ses incelir, yüz ısınır. Bu işaretleri fark ettiğinizde kendinize birkaç saniye tanıyın. Bir yudum su içmek, ayağa kalkıp pencereye yürümek ya da içinizden "Önce nefes, sonra söz" demek, ağzınızdan çıkacak cümlenin tonunu değiştirebilir. Çocuğunuz için de güçlü bir modeldir: Kızgın olduğunuzu söyleyip sakinleşmek için zaman aldığınızı görmek, ona duyguyla baş etmenin bir yolunu gösterir.

8. Eşinizle ortak bir tavır belirleyin

Kalabalık ortamlarda ebeveynlerden birinin azarlarken diğerinin "Bırak, çocuk bu" demesi hem çocuğu hem yetişkinleri gerer. Ziyaretten önce kısa bir anlaşma yapmak işe yarar: "Bir sorun olursa kim ilgilenecek, çocuğu nereye alacağız, ne zaman ayrılacağız?" Çocuğun çok yorulduğu bir akşamda ziyareti erken bitirmek de bir başarısızlık değil, iyi bir ebeveyn kararıdır.

Bu adımları uygulamak ilk zamanlarda yavaş ve zahmetli gelebilir. Çocuğu başkalarının yanında azarlamak birkaç saniye sürerken kenara çekip sakin konuşmak birkaç dakikanızı alır. Ancak bu birkaç dakika, aynı davranışın haftalarca tekrar etmesini önleyen ve çocuğun sizinle bağını güçlendiren bir yatırımdır.

Büyükler ve Yabancılar Müdahale Ettiğinde

Bazen azar sizden değil, odadaki başka bir yetişkinden gelir. Dede "Bu çocuğa biraz sert davranın" der, komşu "Ben olsam bir tane patlatırdım" diye yorum yapar, markette kasiyer başını sallar. Bu anlarda baskı altında kalıp çocuğunuza daha sert davranmak çok anlaşılır bir tepkidir.

Bunun yerine kısa ve kibar bir cümleyle durumu sahiplenebilirsiniz: "Teşekkürler, ben ilgileniyorum." Bu cümle hem yetişkine bir sınır çizer hem de çocuğunuza, durumu sizin yönettiğinizi ve onu koruduğunuzu gösterir.

Büyüklerin çocuğunuzu sizin yanınızda azarlaması sık tekrarlanıyorsa, çocuk yokken sakin bir konuşma yapmak gerekebilir: "Onu uyarmamız gereken bir şey olursa bana söylemenizi isterim, ben onunla konuşurum." Eşinizin kendi ailesiyle bu konuşmayı yapması çoğu zaman daha kolay kabul görür.

Azarladıktan Sonra Onarım Mümkün mü?

Her ebeveyn zaman zaman sabrını kaybeder. Önemli olan, o anın ardından ilişkiyi onarabilmektir. Eve dönünce çocuğunuzla baş başa kaldığınızda şöyle diyebilirsiniz: "Bugün herkesin önünde sana bağırdım. Bu seni utandırmış olmalı. Bardağın devrilmesine kızmıştım ama sana öyle bağırmam doğru değildi. Özür dilerim."

Ebeveynin özür dilemesi otoritesini zayıflatmaz; aksine çocuğa sorumluluk almanın nasıl göründüğünü öğretir. Çocuk aynı zamanda şu mesajı alır: "Hata yaptığımda dünya yıkılmaz, ilişki onarılabilir."

Olay sırasında odada başka çocuklar da varsa (kardeşler ya da kuzenler), onlar da yaşananlara tanık olmuştur. Kardeşin "Abime çok kızdın" gibi bir yorumuna kısa ve dürüst bir yanıt verebilirsiniz: "Evet, sesimi çok yükselttim. Abinle konuştum, özür diledim." Böylece tanık olan çocuklar da sertliğin değil, onarımın aile içinde normal olduğunu öğrenir. Azarlanan çocuğun daha sonra kardeşler arasında alay konusu olmasına izin vermemek de onarımın bir parçasıdır.

Kendinize karşı da şefkatli olun. Kalabalık, yorgunluk ve eleştiri bir araya geldiğinde yetişkinlerin de duygularını düzenlemesi zorlaşır. Tetikleyici durumları fark etmek (örneğin belirli bir akrabanın evinde daha gergin olmanız) bir sonraki sefere hazırlanmanızı kolaylaştırır.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Şu durumlarda bir çocuk psikoloğundan ya da uzmandan destek almak yararlı olabilir:

  • Çocuğunuz misafirliğe, okula ya da kalabalık ortamlara gitmeyi sürekli reddediyor, bu ortamlarda yoğun kaygı gösteriyorsa
  • Sık sık "Ben kötü bir çocuğum", "Herkes benden nefret ediyor" gibi cümleler kuruyorsa
  • Davranış sorunları kalabalık ortamlarda belirgin biçimde artıyor ve sizin çabalarınızla değişmiyorsa
  • Siz öfkenizi kontrol etmekte zorlanıyor, başkalarının önünde çocuğunuza sık sık bağırdığınızı fark ediyorsanız

Bu işaretler tek başına bir bozukluk anlamına gelmez; ancak hem çocuğun hem ebeveynin desteklenmesine ihtiyaç olduğunu gösterebilir.

Terapide Utanç ve Ebeveyn Tepkileri Nasıl Ele Alınır?

Ebeveynle yürütülen görüşmelerde, kalabalık ortamlarda öfkenin hangi düşüncelerle yükseldiği incelenir. "Herkes beni yargılıyor", "Çocuğumu susturamazsam kötü bir anneyim" gibi düşünceler bilişsel davranışçı yaklaşımla fark edilir ve daha dengeli bakış açılarıyla değerlendirilir. Zor anlar için somut planlar ve cümleler birlikte hazırlanır.

Çocuk tarafında ise utancın ve sosyal kaygının yarattığı yük ele alınır. Küçük çocuklar bu duyguları çoğu zaman oyun yoluyla ifade eder; çocuk merkezli oyun terapisinde çocuk, kendini yargılanmadan ifade edebileceği bir ortam bulur. Ayrıntılı bilgiye çocuk ve oyun terapisi sayfasından ulaşabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Hiç uyarmazsam çocuk misafirlikte istediğini yapmaz mı?

Uyarmak ile azarlamak farklı şeylerdir. Kısa, sakin ve davranışa yönelik bir uyarı gereklidir ve çocuğa sınırı öğretir. Kaçınılması önerilen, çocuğu herkesin önünde etiketlemek, küçük düşürmek ve uzun nutuklar atmaktır.

Markette yere yatıp ağlayan çocuğa ne yapmalıyım?

Önce güvende olduğundan emin olun ve mümkünse onu daha sakin bir köşeye alın. Uzun açıklamalar yerine kısa cümlelerle yanında kalın: "Çok kızgınsın, buradayım." Kriz geçtikten sonra konuşmak, o anda azarlamaktan çok daha etkilidir.

Çocuğum başkalarının yanında bana kaba konuşursa ne yapmalıyım?

Sakin ama net bir sınır koyun: "Benimle böyle konuşmanı kabul etmiyorum, sonra konuşacağız." Ardından konuyu baş başa kaldığınızda ele alın. Ergenlerde özellikle akranların yanında tartışmaya girmemek, gerginliğin tırmanmasını önler.

Azarladıktan sonra özür dilemek çocuğu şımartmaz mı?

Hayır. Özür, davranışın kabul edildiği anlamına gelmez; sizin tepkinizin biçimiyle ilgilidir. Sınır geçerliliğini korur, yalnızca çocuğa hata yapınca nasıl sorumluluk alınacağı gösterilmiş olur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler