Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Uzaktan Afet: Türkiye'deki Depremi ve Afeti Yurt Dışından İzlemek

Uzaktan afet izlemek neden bu kadar yorar? Türkiye'deki deprem ve afetleri yurt dışından takip ederken çaresizlik, suçluluk ve ikincil travmayla baş etmek.

Telefonunuza düşen bir bildirim, bir arkadaşınızın attığı kısa bir mesaj ya da sabah açtığınız haberlerdeki bir görüntü... Türkiye'de bir deprem, sel ya da büyük bir yangın olduğunu yurt dışında böyle öğrenirsiniz. Sonrasında saatler, bazen günler boyunca ekranın başından kalkamazsınız. Ailenize ulaşmaya çalışır, haberleri tekrar tekrar yenilersiniz. Etrafınızdaki insanlar hayatına devam ederken siz kendinizi başka bir zamanda, başka bir yerde hissedersiniz. Uzaktan afet izlemek, fiziksel olarak güvende olsanız bile ruhsal olarak derin bir sarsıntı yaşamanıza yol açabilir. 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından yurt dışındaki pek çok Türk bu deneyimi yakından tanıdı. Bu yazıda afeti uzaktan izlemenin psikolojik etkilerini, çaresizlik ve suçluluk duygularını, ikincil travmanın işaretlerini ve kendinize nasıl bakabileceğinizi ele alıyoruz.

Uzaktan Afet İzlemek: Gurbette Ne Yaşanır?

Afet bölgesinde olmamak, afetten etkilenmemek anlamına gelmez. Yurt dışında yaşayan biri için Türkiye'deki bir afet; ailesinin, akrabalarının, arkadaşlarının ve çocukluğunun geçtiği yerlerin tehlike altında olması demektir. Üstelik bu tehlike, binlerce kilometre öteden ve çoğu zaman ekran aracılığıyla yaşanır.

Uzaktan afet deneyiminin bazı kendine özgü yanları vardır:

  • Belirsizlik: Yakınlarınıza ulaşamadığınız saatler, haber beklemek, telefon hatlarının kesilmesi
  • Çaresizlik: Yardım etmek istemek ama fiziksel olarak orada olamamak
  • Yoğun görsel maruziyet: Sosyal medyada ve haberlerde sürekli tekrarlanan ağır görüntüler
  • Paralel hayat: Bir yandan işe gitmek, çocukları okula götürmek, toplantılara katılmak; bir yandan aklının tamamen Türkiye'de olması
  • Anlaşılmama: Çevrenizdeki insanların yaşadıklarınızın ağırlığını tam kavrayamaması
  • Yas: Bir yakının kaybı ya da tanıdık yerlerin yok olmasıyla gelen derin keder

Bu deneyimi yaşayan kişiler çoğu zaman "Ben orada değildim, benim üzülmeye hakkım var mı?" diye düşünür. Oysa uzaktan yaşanan acı da gerçektir ve görülmeyi hak eder.

İkincil Travma ve Uzaktan Afetin Belirtileri

İkincil travma, bir travmatik olayı doğrudan yaşamadan, ona yoğun biçimde maruz kalmak ya da yakınlarının yaşadıklarına tanık olmak yoluyla ortaya çıkan ruhsal tepkileri ifade eder. Afet görüntülerini saatlerce izlemek, yakınlarından ağır anlatılar dinlemek ya da kayıp haberleri almak bu tür tepkilere yol açabilir.

Aşağıdaki belirtiler uzaktan afet izleyen kişilerde sık görülebilir:

  • Görüntülerin ya da duyulan seslerin istemeden zihne gelmesi
  • Kâbuslar, uykuya dalmakta zorluk, gece sık uyanmak
  • Sürekli haberleri kontrol etme ihtiyacı ya da tam tersine haberlerden tamamen kaçınma
  • Telefon çaldığında ya da bildirim geldiğinde irkilme
  • Sinirlilik, çabuk ağlama, duygusal uyuşukluk
  • Odaklanma güçlüğü, işte ya da derslerde verimin düşmesi
  • Bedensel yakınmalar: göğüs sıkışması, mide bulantısı, baş ağrısı, halsizlik
  • Kendi bulunduğunuz yerde de afet olacağı korkusu, zemin sallanıyormuş hissi
  • Gelecek hakkında karamsarlık, anlamsızlık duygusu
  • Gündelik keyiflerden suçluluk duymak: yemek yerken, gülerken, bir şeyden zevk alırken

Bu belirtilerin büyük kısmı, ağır bir olay karşısında verilen olağan tepkilerdir ve çoğu kişide zamanla hafifler. Ancak haftalar geçmesine rağmen azalmıyor, hatta artıyorsa daha dikkatli olmak gerekir.

Çaresizlik ve Suçluluk: Neden Bu Kadar Ağır Hissediliyor?

Uzakta olmanın suçluluğu. Yurt dışında yaşayan pek çok kişi, afet anında "Ben burada rahatım, onlar orada" düşüncesiyle yoğun suçluluk yaşar. Bu duygu, göç kararını bile sorgulatabilir: "Keşke hiç gitmeseydim, keşke yanlarında olsaydım."

Kontrol kaybı. İnsan, sevdiklerinin tehlike altında olduğu bir durumda bir şey yapabilmek ister. Uzakta olmak bu ihtiyacı karşılayamaz. Ortaya çıkan çaresizlik, kişiyi ya aşırı hareketliliğe (sürekli telefon etmek, sürekli bağış organize etmek, uyumadan çalışmak) ya da donup kalmaya itebilir.

Ekranın sonu gelmeyen akışı. Sosyal medya ve haberler, afet görüntülerini kesintisiz biçimde sunar. Zihin, her yeni görüntüyü yeni bir tehdit olarak algılayabilir. Bilgi almak amacıyla başlayan takip, zamanla kaygıyı besleyen bir döngüye dönüşebilir.

Yasın tanınmaması. Yurt dışında yaşayan biri, afetin ardından iş yerinde ya da okulda kendi yasını tutacak alan bulamayabilir. Çevresi bir iki gün sonra konuyu unuturken o hâlâ derin bir keder içinde olabilir. Bu "görülmeyen yas", yalnızlık duygusunu artırır. Uzaktan yas tutmanın zorlukları için uzaktan yas yazısına göz atabilirsiniz.

Yaşanan tartışmalar. Afet dönemlerinde sosyal medyada ve topluluk içinde yoğun tartışmalar ve öfke yaşanabilir. Bu tartışmalar, zaten yorgun olan zihni daha da yıpratabilir. Kendi duygularınızı korumak için bu ortamlardan uzaklaşmak meşru bir tercihtir.

Yıl dönümleri ve yeni sarsıntılar. Afetin üzerinden aylar geçse bile yıl dönümleri, yeni bir deprem haberi, hatta yaşadığınız şehirde hissedilen küçük bir sarsıntı ya da bir binanın inşaat sesi duyguları yeniden canlandırabilir. Bu, iyileşmenin geri gittiği anlamına gelmez. Zihnin önemli bir deneyimi hatırlama biçimidir. Bu tarihleri önceden fark etmek, o günlere kendinize özen göstererek hazırlanmanızı kolaylaştırabilir: Bir anma ritüeli planlamak, sevdiklerinizle konuşmak ya da o gün işinizi biraz hafifletmek gibi.

Uzakta olmak sizi bu acının dışında bırakmaz; ama size kendinize bakarak sevdiklerinize daha uzun süre destek olma imkânı verir.

Aileye, İlişkilere ve Çocuklara Etkisi

Afeti uzaktan izlemek yalnızca bireyi değil, yurt dışındaki bütün aileyi etkiler.

Eşler arasında. Eşlerden birinin ailesi afet bölgesindeyse, o eş çok daha yoğun etkilenebilir. Diğer eş destek olmak isterken nasıl yardım edeceğini bilemeyebilir. Karma evliliklerde, Türkiye ile bağı olmayan eş yaşanan acının derinliğini tam kavramakta zorlanabilir; bu da yalnızlık ve kırgınlığa yol açabilir. Burada önemli olan, birbirinin tepkisini yargılamadan, farklı yas biçimlerine saygı duymaktır.

Çocuklarda. Çocuklar ebeveynlerinin kaygısını hemen fark eder. Televizyonda ya da telefonda gördükleri görüntüler onları korkutabilir. Kendi yaşadıkları yerde de deprem olacağından korkabilir, uyku sorunları yaşayabilir ya da ebeveynlerinden ayrılmak istemeyebilirler. Çocuklara yaşlarına uygun, kısa ve dürüst açıklamalar yapmak, görüntülere maruziyetlerini sınırlamak ve "Biz burada güvendeyiz, büyükannenle de konuşacağız" gibi somut güvence vermek önemlidir.

Türkiye'deki aileyle ilişkide. Afetten etkilenen yakınlarınız, sizden pratik ve duygusal destek bekleyebilir. Bazen de sizin üzüntünüzü küçümseyen sözler duyabilirsiniz: "Sen oradasın, ne anlarsın?" Bu sözler acıtıcı olabilir; çoğu zaman yaşanan şokun ve öfkenin bir ifadesidir.

Diyelim ki yurt dışında yaşayan genç bir kadının memleketi büyük bir depremden etkilenmiş. İlk iki gün ailesinden haber alamamış, sonra hepsinin hayatta olduğunu öğrenmiş ama teyzesini kaybetmişler. Kadın haftalarca gece yarısına kadar haber izlemiş, sabahları işe gitmekte zorlanmış. İş arkadaşları ilk gün başsağlığı dilemiş, sonra konu hiç açılmamış. Kadın kendini hem ailesinden uzak hem de çevresinde görünmez hissetmiş. Bu tablo, uzaktan afet yaşayan pek çok kişinin deneyimine benzer.

Uzaktan Afet Döneminde Kendinize Bakmak İçin Yapabilecekleriniz

1. Haber tüketimini sınırlayın. Bilgi almak önemlidir; ancak sürekli görüntü izlemek ikincil travma riskini artırabilir. Güvenilir bir iki kaynak belirleyin ve günde birkaç kez, belli saatlerde haberlere bakın. Özellikle yatmadan önceki bir saatte ekrandan uzak durmaya çalışın. Video ve fotoğraflar yerine yazılı haberleri tercih etmek de yükü azaltabilir.

2. Yapabildiklerinize odaklanın. Çaresizlik duygusu, küçük ama somut eylemlerle hafifleyebilir. Güvenilir kurumlar aracılığıyla bağış yapmak, yurt dışındaki yardım organizasyonlarına destek vermek, yakınlarınızın ihtiyaçlarını sormak gibi adımlar, kontrol duygusunu kısmen geri kazandırabilir. Ancak kendinizi tüketecek kadar yüklenmemeye dikkat edin.

3. Duygularınıza izin verin. Üzülmek, korkmak, öfkelenmek, suçluluk hissetmek, ağlamak... Bunların hepsi ağır bir olay karşısında anlaşılır tepkilerdir. "Benim üzülmeye hakkım yok" düşüncesini fark edin ve bırakmaya çalışın.

4. Konuşun. Aynı deneyimi yaşayan arkadaşlarınızla, ailenizle ya da topluluğunuzla bir araya gelmek yalnızlığı azaltır. Birlikte anma etkinliklerine katılmak, bir arada yas tutmak iyileştirici olabilir.

5. Çevrenize ihtiyacınızı söyleyin. İş yerinizde ya da okulunuzda yaşadıklarınızı paylaşmak, anlayış ve esneklik görmenizi kolaylaştırabilir. "Ailem afet bölgesinde ve bu hafta odaklanmakta zorlanıyorum" demek, yardım istemenin meşru bir yoludur.

6. Bedeninize bakın. Uyku, beslenme ve hareket, stres altında ilk ihmal edilen şeylerdir. Kısa yürüyüşler, düzenli öğünler ve uyku saatlerine dikkat etmek, sinir sisteminin dengelenmesine yardımcı olur.

7. Sakinleştirici teknikler kullanın. Yavaş nefes alma (dört saniye nefes alıp altı saniyede vermek) ve topraklama alıştırmaları (etrafınızda gördüğünüz, duyduğunuz ve dokunduğunuz şeyleri saymak) yoğun kaygı anlarında işe yarayabilir.

8. Suçluluk düşüncelerini sorgulayın. "Orada olsaydım bir şey değişirdi" düşüncesi geldiğinde kendinize sorun: Gerçekten değişir miydi? Burada olmam, şu an onlara nasıl destek olabileceğimi değiştiriyor mu? Kendinize, aynı durumdaki bir arkadaşınıza göstereceğiniz şefkati gösterin.

9. Gündelik hayatın küçük rutinlerini koruyun. Rutinler, zor zamanlarda bir dayanak noktası sağlar. Kendinize keyif veren bir şey yapmak, acıya saygısızlık değildir; dayanıklılığınızı korumanın bir yoludur. Gündemi uzaktan takip etmenin genel yükü için gündemi uzaktan takip yazısına bakabilirsiniz.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Afetten sonraki ilk haftalarda yoğun tepkiler görülmesi olağandır. Ancak aşağıdaki durumlarda profesyonel destek almak önemlidir:

  • Belirtiler bir aydan uzun süredir devam ediyor ve azalmıyorsa
  • Uyku, iş, okul ya da aile sorumluluklarınız belirgin biçimde etkilenmişse
  • Görüntüler ve düşünceler zihninizi sürekli meşgul ediyorsa
  • Yoğun suçluluk, umutsuzluk ya da duygusal uyuşukluk yaşıyorsanız
  • Bir yakınınızın kaybından sonra yas, günlük hayatınızı uzun süre durduracak kadar ağır seyrediyorsa
  • Alkol ya da başka maddelerle baş etmeye çalışıyorsanız
  • Çocuğunuzda uzun süren korku, uyku sorunları ya da davranış değişiklikleri görüyorsanız
  • Kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa

Kriz anında bulunduğunuz ülkenin acil numarasını arayın: AB ülkelerinde 112, ABD ve Kanada'da 911, İngiltere'de 999 veya 112, Avustralya'da 000. Online terapi acil müdahale hizmeti değildir; ağır risk durumlarında yerel acil servisler ve yerel psikiyatri hizmetleri gereklidir. Yaşadığınız ülkedeki aile hekimi ve ruh sağlığı hizmetleri de bu süreçte önemli kaynaklardır.

Anadilde Online Terapide Nasıl Çalışılır?

Türkiye'deki bir afetin acısını anlatırken, yerlerin, insanların ve yaşanan kültürel yasın anlamını açıklamak zorunda kalmamak önemli bir kolaylık sağlayabilir. Anadilde çalışmak, kişinin hem kelimelerini hem de duygusal bağlamını olduğu gibi aktarabilmesine yardımcı olabilir. Ayrıntılı bilgi için yurt dışındaki Türkler sayfasına bakabilirsiniz.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) temelli bir çalışmada şu alanlar ele alınabilir:

  • Dengeleme ve güvenlik: Nefes, topraklama ve uyku düzeni gibi becerilerle yoğun kaygının azaltılması
  • Psikoeğitim: İkincil travma ve uzaktan yas tepkilerinin anlaşılması, "Bu tepkiler bana ne söylüyor?" sorusunun ele alınması
  • Düşüncelerle çalışma: "Orada olmalıydım", "Benim üzülmeye hakkım yok", "Her an bir felaket olabilir" gibi düşüncelerin gerçekçi biçimde değerlendirilmesi
  • Medya maruziyetinin düzenlenmesi: Haber takibini bilinçli ve sınırlı bir biçime dönüştürmek
  • Yas çalışması: Kayıplarla ilgili duyguların işlenmesi, uzaktan veda ve anma ritüelleri oluşturulması
  • Değerlere dayalı eylem: Kişinin kendini tüketmeden, değerleri doğrultusunda nasıl destek olabileceğini planlaması

Online görüşmeler için sessiz bir oda, kulaklık ve güvenli bir bağlantı yeterlidir. Saat farkına uygun bir zaman belirlenebilir; ödeme online yapılabilir. Sigorta geri ödemesi konusunda yaşadığınız ülkedeki şartları kontrol etmeniz gerekir. Görüşmelerin işleyişi hakkında online terapi sayfasında bilgi bulabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Afet bölgesinde değildim, yine de travma yaşamış olabilir miyim?

Evet, olabilir. Yoğun görsel maruziyet, yakınlarınızın tehlike altında olması ve kayıplar, doğrudan olayın içinde olmasanız da ciddi ruhsal tepkilere yol açabilir. Bu tepkiler tek başına bir tanı anlamına gelmez, ancak ciddiye alınmayı hak eder.

Haberleri izlemeyi bırakmak duyarsızlık mı?

Hayır. Haber tüketimini sınırlamak, kendi ruh sağlığınızı korumanın bir yoludur. Güvenilir bir kaynaktan, belirli saatlerde bilgi almak, hem bilgilenmenizi hem de dengede kalmanızı sağlar. Kendinize iyi baktığınızda yakınlarınıza daha uzun süre destek olabilirsiniz.

Türkiye'ye gidip yardım etmem gerekir mi?

Bu kişisel bir karardır ve koşullarınıza, imkânlarınıza ve sağlığınıza bağlıdır. Yardım yalnızca bölgeye gitmekle yapılmaz; uzaktan da anlamlı katkılar sunmak mümkündür. Karar verirken kendinizi tüketmemeye ve beklentilerinizi gerçekçi tutmaya dikkat edin.

Çocuğuma afetten nasıl söz etmeliyim?

Yaşına uygun, kısa ve dürüst bir dille anlatın; ürkütücü ayrıntılardan ve görüntülerden uzak tutun. Sorularını dinleyin ve "Biz güvendeyiz, yakınlarımızla iletişimdeyiz" gibi somut güvenceler verin. Korkuları uzun süre devam ederse bir uzmandan destek alabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler