Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Duygu Odaklı Terapi Nedir? Duygular Üzerinden Değişim ve Çiftlerdeki Kavga Döngüsü

Duygu Odaklı Terapi Nedir? Duygular Üzerinden Değişim ve Çiftlerdeki Kavga Döngüsü

Duygu odaklı terapi nedir, çiftlerde ve bireysel çalışmada nasıl uygulanır? Kavga döngüsünü, bağlanma ihtiyaçlarını ve seans sürecini sade bir dille öğrenin.

Akşam yemeğinde biri telefonuna bakıyor, diğeri "Yine mi?" diyor. Beş dakika sonra konu telefon olmaktan çıkıyor; "Sen zaten hiçbir zaman beni dinlemiyorsun" ve "Ne yapsam yaranamıyorum" cümleleri ortaya dökülüyor. Ertesi gün iki taraf da neden bu kadar büyüdüğünü tam hatırlamıyor ama içlerinde bir kırgınlık kalıyor. Duygu odaklı terapi, tam olarak bu noktaya bakan bir yaklaşımdır: Kavganın konusuna değil, konunun altında yatan duygulara ve bu duyguların iki insan arasında kurduğu tekrar eden döngüye. Bu yazıda yaklaşımın ne olduğunu, çiftlerde ve bireysel çalışmada nasıl uygulandığını, kimler için uygun olup kimler için önce başka adımlar gerektiğini anlatıyoruz.

Duygu Odaklı Terapi Nedir?

Duygu odaklı terapi, 1980'lerde Leslie Greenberg ve Sue Johnson'ın çalışmalarıyla şekillenen, duyguları değişimin hem kaynağı hem de aracı olarak gören bir psikoterapi yaklaşımıdır. Temelinde iki düşünce vardır. Birincisi, duygular bize neyin önemli olduğunu, neye ihtiyaç duyduğumuzu ve neyin tehdit altında olduğunu söyleyen bilgi taşır. İkincisi, insan yakın ilişkilerde güvende hissetmeye ihtiyaç duyar; bu ihtiyaç karşılanmadığında ortaya çıkan korku ve incinme, çoğu zaman öfke ya da suskunluk kılığında görünür.

Yaklaşımın iki ana kolu bulunur:

  • Çiftlerle duygu odaklı çalışma: Sue Johnson'ın geliştirdiği bu model, yetişkin ilişkilerini bağlanma kuramı çerçevesinde ele alır. Amaç, eşlerin birbirine karşı güvenli bir duygusal bağ yeniden kurabilmesidir.
  • Bireysel duygu odaklı çalışma: Leslie Greenberg'in öncülük ettiği bu kol, kişinin kendi duygularını fark etmesine, adlandırmasına ve onları dönüştürmesine odaklanır. Depresif duygu durumu, sert öz eleştiri ve kapanmamış eski yaralar bu çalışmanın sık ele aldığı konulardır.

Bir not: İngilizce kısaltması nedeniyle bu yaklaşım bazen "EFT" adıyla anılan ve vücuttaki noktalara hafifçe vurmaya dayanan teknikle karıştırılır. İkisi birbirinden tamamen farklıdır; burada söz edilen, psikoterapi alanında kuramsal temeli ve araştırma geçmişi olan bir terapi modelidir.

Duygular neden bu kadar merkezde?

Günlük hayatta "duygusal davranma" çoğu zaman bir kusur gibi anılır. Oysa bu yaklaşıma göre sorun duyguların varlığı değil, duyguların ya hiç duyulmaması ya da olduğundan farklı bir biçimde ifade edilmesidir. Kırgınlık söylenemediğinde sitem olur, sitem yanıt bulmadığında eleştiri olur, eleştiri tekrarlandıkça karşı taraf kendini korumak için uzaklaşır. Terapi, bu zincirin başındaki asıl duyguya ulaşmayı hedefler.

Duygu Odaklı Terapide Temel Kavramlar

Yaklaşımı anlamak için birkaç kavramı bilmek işinizi kolaylaştırır.

Birincil ve ikincil duygular. Birincil duygu, bir duruma karşı ilk ve en çıplak tepkimizdir: incinme, korku, üzüntü, yalnız kalma hissi. İkincil duygu ise birincil duyguyu örten, onun yerine geçen tepkidir. Eşinin geç saate kadar eve gelmemesine öfkelenen biri, öfkenin altında çoğu zaman "Ona bir şey olur mu?" korkusunu ya da "Ben onun için önemli değil miyim?" kırgınlığını taşır. Öfke görünür, korku görünmez.

Bağlanma ihtiyaçları. Yetişkinler de tıpkı çocuklar gibi sevdikleri kişiye ulaşabildiklerini, onun kendilerine yanıt vereceğini ve duygusal olarak yanlarında olacağını bilmek isterler. "Bana ulaşabilir misin, beni duyar mısın, yanımda olur musun?" soruları kavgaların sessiz arka planıdır. Bu ihtiyaçların erken yaşlarda nasıl şekillendiğini bağlanma stilleri yazısında daha ayrıntılı bulabilirsiniz.

Olumsuz etkileşim döngüsü. Çiftlerin büyük kısmı farklı konular üzerine kavga ettiklerini düşünür; ama yakından bakınca hep aynı dansın tekrarlandığı görülür. Biri yaklaşıp ister, diğeri geri çekilip susar; ya da iki taraf da aynı anda saldırır veya aynı anda uzaklaşır.

Düşman kişi değil, döngüdür. Yaklaşımın belki de en rahatlatıcı fikri budur. Terapist ne bir tarafı haklı ne de diğerini suçlu ilan eder; iki kişinin birlikte içine düştüğü döngüyü görünür kılar ve çifti bu döngüye karşı aynı safa davet eder.

Çiftlerde Kavga Döngüsü Nasıl İşler?

Diyelim ki bir çift, her bayram yaklaştığında "Önce kimin ailesine gidilecek?" sorusu yüzünden tartışıyor. Eşlerden biri konuyu haftalar öncesinden açıyor, ısrar ediyor, sesi yükseliyor. Diğeri "Daha zaman var, sonra konuşuruz" diyor, ardından odadan çıkıyor ya da telefonla ilgilenmeye başlıyor. Birinci kişi bu kaçışı umursamazlık olarak okuyor ve daha da yükleniyor; ikinci kişi bu yüklenmeyi suçlama olarak okuyor ve daha da kapanıyor.

Yüzeyde konu bayram planı. Altında ise başka bir hikâye var. Israr eden taraf belki de "Ailemin ve benim duygularımın bu evde yeri yok" diye korkuyor. Çekilen taraf belki de "Ne söylesem yanlış olacak, iki aile arasında sıkıştım, yetersiz kalıyorum" diye hissediyor ve kavganın büyümesinden çekindiği için susmayı seçiyor. İkisi de aslında aynı şeyi istiyor: ilişkide güvende olmayı. Ama birinin güvenlik arayışı diğerinin alarmını çalıştırıyor.

Kendi ilişkinizde böyle bir döngü olup olmadığını şu işaretlerden fark edebilirsiniz:

  • Tartışmalarınızın konusu değişse de nasıl başlayıp nasıl bittiği hep benzer.
  • Birinizin "konuşalım" demesi diğerinde gerginlik yaratıyor.
  • Kavgadan sonra konu kapanmıyor, yalnızca bir sonraki kavgaya kadar ertelenmiş oluyor.
  • Birbirinize söylediğiniz cümleler giderek "hep" ve "hiç" kelimeleriyle doluyor.
  • Yakınlık anlarında bile eski kırgınlıklar araya giriyor.

Bu işaretler ilişkinin bittiği anlamına gelmez; yalnızca iki tarafın da birbirini korkutan bir dansa takıldığını gösterir.

Duygu Odaklı Terapi Süreci: Seanslarda Ne Olur?

Çiftlerle yürütülen duygu odaklı terapi genellikle üç aşamada düşünülür. Aşamalar kesin çizgilerle ayrılmaz; çift ilerledikçe birinden diğerine geçiş yapılır.

  1. Döngüyü yatıştırmak. İlk seanslarda terapist çiftin ilişki öyküsünü dinler, tipik bir kavgayı adım adım birlikte inceler ve döngüyü adlandırır. Eşler kendi tepkilerinin altında hangi duyguların bulunduğunu ve bu tepkilerin karşı tarafta nasıl bir etki yarattığını görmeye başlar. Bu aşamanın sonunda kavgalar tamamen bitmese de daha az tırmanır ve daha çabuk onarılır.
  2. Etkileşimi yeniden kurmak. Bu aşamada derinleşilir. Geri çekilen taraf, sustuğunda içinde neler olduğunu söylemeye cesaret eder; eleştiren taraf, öfkesinin altındaki ihtiyacı yumuşak bir dille ifade etmeyi dener. Terapist zaman zaman eşlerden birinden duygusunu doğrudan diğerine söylemesini ister. "Sana bağırdığımda aslında senden uzaklaşmaktan korkuyorum" gibi bir cümleyi karşı tarafın gözlerine bakarak kurmak, aylarca süren tartışmalardan daha çok şey değiştirebilir.
  3. Yeni örüntüyü pekiştirmek. Çift artık eski sorunları, örneğin para, ev işleri ya da geniş aileyle ilişkiler gibi konuları, döngüye düşmeden konuşmayı dener. Kazanılan yeni deneyimler ilişkinin ortak hikâyesine eklenir.

Seanslarda terapist yoğun biçimde yansıtma ve onaylama kullanır; kişinin söylediğini, onun deneyimine yakın bir dille geri verir. "Anlattıklarınızdan şunu anlıyorum: Eşiniz odadan çıktığında bir anda yapayalnız kalmış gibi hissediyorsunuz" gibi bir cümle, kişinin kendi duygusunu ilk kez net biçimde duymasını sağlayabilir.

Bireysel Duygu Odaklı Terapi Kimlere Uygun?

Duygu odaklı çalışma yalnızca çiftlere yönelik değildir. Bireysel çalışmada hedef, kişinin kendi iç dünyasındaki duygularla daha sağlıklı bir ilişki kurmasıdır. Şu durumlarda bu çalışma biçiminden yararlanılabilir:

  • Uzun süredir devam eden ve "içimde bir ağırlık var ama ne olduğunu bilmiyorum" diye tarif edilen depresif duygu durumu,
  • Kendine karşı acımasız bir iç ses, sürekli kendini yargılama ve küçümseme,
  • Bir ebeveynle, eski bir partnerle ya da kaybedilen biriyle ilgili söylenmemiş sözler ve kapanmamış kırgınlıklar,
  • Duyguları fark etmekte ya da adlandırmakta zorlanma, her şeyi "iyiyim" ya da "gerginim" ile özetleme,
  • Duyguların bir anda taşması ve sonradan pişmanlık duyulması.

Diyelim ki otuzlu yaşlarında biri, babasının yıllar önce kendisini sürekli kardeşiyle kıyaslamasını hâlâ içinde taşıyor ve bugün işyerinde yaptığı en küçük hatada kendini yerden yere vuruyor. Bireysel çalışmada terapist bu iç sesin kimin sesine benzediğini, kişinin o sesi duyduğunda bedeninde ne olduğunu ve o çocukluk anında aslında neye ihtiyaç duyduğunu birlikte keşfetmesine eşlik eder. Bazen boş bir sandalyeye o kişi oturuyormuş gibi konuşmak ya da iç eleştirmen ile incinen taraf arasında iki sandalye arasında yer değiştirerek diyalog kurmak gibi deneyimsel teknikler kullanılır. Bu teknikler herkese her zaman uygulanmaz; kişinin hazır olup olmadığına birlikte karar verilir.

Hangi durumlarda önce başka adımlar gerekir?

Bazı durumlarda çiftlerle duygu odaklı çalışmaya doğrudan başlamak uygun değildir. İlişkide fiziksel şiddet, tehdit ya da korku yaratan bir kontrol varsa öncelik güvenliktir; böyle bir durumda eşlerden birinin savunmasızlığını açmasını beklemek onu daha fazla riske atabilir. Acil bir tehlike varsa 112'yi aramaktan çekinmeyin. Aktif bir bağımlılık, süren ve gizlenen bir ilişki ya da ağır bir ruhsal kriz de önce ayrı bir değerlendirme gerektirebilir.

Evde Fark Edebileceğiniz Döngüler İçin Küçük Adımlar

Terapiye başlamasanız bile yaklaşımın bazı fikirlerini gündelik hayatınıza taşıyabilirsiniz. Aşağıdaki adımlar bir terapinin yerini tutmaz ama ilişkinizde neler olup bittiğini görmenize yardımcı olabilir.

  • Döngüye bir ad verin. "Yine kovalamaca başladı" ya da "Şu an kaplumbağa moduna girdim" gibi ortak, hafif bir ifade bulmak, sorunu kişiden ayırır.
  • Öfkenin altına bakın. Tartışmadan sonra kendinize şunu sorun: "O an öfkelenmeden hemen önce ne hissettim? Kırıldım mı, korktum mu, önemsiz mi hissettim?"
  • Mola verin ama dönüş saatini söyleyin. "Şu an konuşamıyorum, yarım saat sonra devam edelim" demek, sessizce odadan çıkmaktan çok farklı bir mesaj verir.
  • Yazışarak kavga etmeyin. Ses tonu ve yüz ifadesi olmadan duygular kolayca yanlış okunur; önemli konuları yüz yüze konuşmayı tercih edin.
  • İhtiyacınızı suçlama olmadan söyleyin. "Sen beni hiç düşünmüyorsun" yerine "Akşamları biraz yan yana oturmaya ihtiyacım var" gibi bir cümle kurmak, karşı tarafın savunmaya geçme ihtimalini azaltır.
  • Onarım anlarını küçümsemeyin. Kavgadan sonra uzatılan bir çay, yapılan küçük bir şaka ya da "Dün fazla sert konuştum" cümlesi, bağın hâlâ orada olduğunu gösterir.

Kavgalarınızın konusu her seferinde değişiyorsa ama hissettiğiniz yalnızlık hiç değişmiyorsa, bakılması gereken yer konu değil, aranızdaki döngüdür.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Her çiftin zor dönemleri olur ve her tartışma terapi gerektirmez. Ancak aşağıdaki durumlardan biri ya da birkaçı tanıdık geliyorsa bir uzmanla görüşmek iyi bir adım olabilir:

  • Aynı kavga aylardır benzer biçimde tekrar ediyor ve kendi başınıza döngüden çıkamıyorsunuz.
  • Birbirinize karşı duyduğunuz şefkatin yerini giderek küçümseme ya da soğukluk alıyor.
  • Ayrılık sözcüğü sık sık ağza alınıyor ama ne gerçekten ayrılabiliyor ne de yakınlaşabiliyorsunuz.
  • Aldatılma, bir kayıp, çocuk sahibi olma süreci ya da taşınma gibi bir kriz ilişkinizi sarstı.
  • Bireysel olarak duygularınızı tanımakta zorlanıyor, onları ya bastırıyor ya da kontrol edemiyorsunuz.

Çiftlerle yürütülen çalışmalar hakkında genel bilgi almak için çift terapisi sayfasına bakabilirsiniz. Çift terapisinin genel işleyişine dair ayrıntıları ise çift terapisi nedir yazısında bulabilirsiniz.

Terapide Duygular Nasıl Ele Alınır? BDT ve Duygu Odaklı Yaklaşım

Duygu odaklı terapi ile bilişsel davranışçı terapi (BDT) sık sık karşılaştırılır. Kabaca söylemek gerekirse BDT, duyguları besleyen düşünceleri ve davranışları ele alarak değişim yaratmayı hedefler; duygu odaklı yaklaşım ise doğrudan duygusal deneyimin kendisine eğilir ve yeni bir duygusal deneyimin eskisini dönüştürebileceğini savunur. Bu iki bakış açısı birbirine rakip değildir. Pek çok terapist, danışanın ihtiyacına göre farklı yaklaşımlardan yararlanır.

Örneğin BDT çerçevesinde çalışan bir terapist de bir çiftin tartışmasını incelerken "O an aklınızdan ne geçti?" sorusunun yanında "Bedeninizde ne hissettiniz, o duygunun altında ne vardı?" sorusunu sorabilir. Şema terapi bilgisi ise çocuklukta karşılanmayan duygusal ihtiyaçların bugünkü ilişkilerde nasıl yeniden canlandığını anlamaya yardımcı olur; bu da duygu odaklı bakışla güçlü bir ortak zemine sahiptir.

Terapinin hangi yaklaşımla yürütüleceğine ilk görüşmelerde birlikte karar verilir. Bu kararda sorunun niteliği, çiftin ya da kişinin beklentisi, güvenlik koşulları ve terapistin eğitim aldığı alanlar belirleyicidir. Hiçbir yaklaşım her ilişki için aynı sonucu vaat etmez; önemli olan sürecin size anlamlı gelmesi ve terapistle güvenli bir çalışma ilişkisi kurabilmenizdir.

Sıkça Sorulan Sorular

Eşim terapiye gelmek istemezse duygu odaklı çalışma yine mümkün mü?

Evet, bireysel olarak başlanabilir. Kendi tepkilerinizi, döngüdeki payınızı ve ihtiyaçlarınızı daha iyi anlamak ilişkideki dansı tek taraftan da değiştirebilir. Eşiniz ilerleyen dönemde katılmaya karar verirse çift seanslarına geçiş konuşulabilir.

Terapist kimin haklı olduğuna karar verir mi?

Hayır. Bu yaklaşımda terapistin görevi hakem olmak değil, iki tarafın deneyimini de anlaşılır kılmaktır. Her iki eşin de kendini duyulmuş hissetmesi sürecin temel koşuludur.

Duygularımı anlatmakta zorlanıyorsam bu yaklaşım bana uygun mu?

Duygularını tarif etmekte zorlanan pek çok kişi terapiye tam da bu nedenle başvurur. Terapist size hazır cümleler dayatmaz; bedensel duyumlarınızdan, küçük anlardan ve sizin kendi kelimelerinizden yola çıkarak duygularınıza adım adım yaklaşmanıza yardımcı olur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler