Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Terapiste Yalan Söylemek: Neden Saklarız, Ne Kaybederiz

Terapiste Yalan Söylemek: Neden Saklarız, Ne Kaybederiz

Terapiste yalan söylemek neden bu kadar yaygın, neleri saklarız ve bu terapiye ne kaybettirir? Gizlediklerinizi güvenle nasıl açabileceğinizi öğrenin.

Haftada kaç kadeh içtiğiniz sorulduğunda rakamı biraz aşağı çekiyorsunuz. Eski sevgilinizle yeniden yazışmaya başladığınızı anlatmıyorsunuz, çünkü geçen ay bu ilişkiyi bitirmek için ne kadar çabaladığınızı konuşmuştunuz. Terapist "Bu hafta nasıldınız?" diye sorduğunda "İyiydim" diyorsunuz; oysa üç gece boyunca uyuyamamıştınız. Terapiste yalan söylemek, ilk bakışta kulağa tuhaf gelir: İnsan kendi isteğiyle gittiği, zaman ve para harcadığı bir yerde neden gerçeği saklasın? Ama klinik deneyim, danışanların büyük bir kısmının terapinin bir noktasında bir şeyi küçülttüğünü, atladığını ya da hiç söylemediğini gösterir. Bu yazıda terapide neden yalan söylediğimizi ya da bazı şeyleri sakladığımızı, bunun sürece ne kaybettirdiğini, hangi konularda dürüstlüğün özellikle hayati olduğunu ve sakladığınız bir şeyi nasıl açabileceğinizi ele alıyorum. Amacım sizi suçlamak değil, bu çok insani davranışı anlaşılır kılmak.

Terapiste Yalan Söylemek Ne Kadar Yaygın?

Terapide tamamen dürüst olmak, sanıldığından daha zordur. Danışanların bir kısmı açıkça yalan söyler; çoğu ise daha incelikli yollara başvurur:

  • Küçültmek: "Biraz içiyorum" demek, ama "biraz"ın aslında her akşam olduğunu söylememek.
  • Atlamak: Haftanın en önemli olayından hiç söz etmemek.
  • Güzelleştirmek: Bir tartışmayı anlatırken kendi söylediklerinin en sert kısmını çıkarmak.
  • Ertelemek: "Bunu bir dahaki seansta anlatırım" deyip haftalarca anlatmamak.
  • Konuyu değiştirmek: Terapist hassas bir noktaya yaklaştığında daha "güvenli" bir konuya geçmek.

Bunların hiçbiri sizi kötü bir danışan yapmaz. İnsanlar, gündelik hayatta kendilerini korumak için kullandıkları yöntemleri terapi odasına da getirir. Önemli olan, bu yöntemleri fark edip zamanla onlardan biraz olsun vazgeçebilmektir.

Terapide Neden Yalan Söyleriz?

Terapiste yalan söylemek ya da bir şeyleri saklamak, neredeyse her zaman bir korkudan ya da bir ihtiyaçtan beslenir. Bu korkuları tanımak, onları aşmanın ilk adımıdır.

Utanç

En yaygın nedendir. Kendimizle ilgili kabul etmekte zorlandığımız bir davranışı, düşünceyi ya da duyguyu bir başkasının yüzüne karşı söylemek ağır gelir. "Bunu söylersem ne düşünür?" sorusu, insanın en derin yerlerine dokunur. Utanç, insanı saklanmaya iter; oysa utancın en etkili panzehiri, onu güvenli bir ilişkide paylaşmaktır. Bu konuyu psikolog beni yargılar mı yazısında ayrıca ele alıyorum.

Terapisti hayal kırıklığına uğratma korkusu

Terapide iyi gittiğiniz bir dönemden sonra eski bir alışkanlığa geri dönmek, terapisti üzecekmişsiniz gibi hissettirebilir. Diyelim ki biri, aylarca çalıştığı ve bitirmeye karar verdiği zarar verici bir ilişkiye geri dönüyor. Terapistin "Neden?" diye soracağını, belki de hayal kırıklığına uğrayacağını düşündüğü için bunu saklıyor. Ama sakladıkça seanslar giderek yüzeysel hâle geliyor; çünkü hayatının merkezindeki şey odada konuşulmuyor.

"İyi danışan" olma isteği

Bazı insanlar hayat boyunca başkalarını memnun etmeyi, sorun çıkarmamayı, beklentileri karşılamayı öğrenmiştir. Bu kişiler terapide de "iyi danışan" olmaya çalışır: ödevleri yapılmış, ilerleme kaydetmiş, terapistin emeğini boşa çıkarmayan biri. Bu çaba, terapide gerçekte olan biteni gizleyebilir.

Sonuçlardan korkmak

Bazı danışanlar, söyleyeceklerinin somut sonuçları olacağından korkar: Ailesine haber verilir mi, bir kayda geçer mi, işini etkiler mi? Örneğin kamu kurumunda çalışan ya da KPSS'ye hazırlanan biri, terapide anlattıklarının bir yerde kayıt altına alınacağından endişe edebilir. Bu kaygıların çoğu, gizlilik kurallarının iyi bilinmemesinden kaynaklanır. Bu konuda psikoloğa gitmek kayda geçer mi yazısı aklınızdaki soruları yanıtlayabilir.

Kendini koruma

Bazen bir şeyi söylemek, onu gerçek kılmak gibi hissettirir. "Kumar oynadığımı söylersem, bir sorunum olduğunu kabul etmiş olacağım." Saklamak, gerçeklerle yüzleşmeyi ertelemenin bir yoludur. Telefonundaki bahis uygulamasını her pazartesi silip cuma akşamı yeniden yükleyen biri, terapide "Artık oynamıyorum" derken kısmen kendini de ikna etmeye çalışıyor olabilir. Bu tür bir saklama, terapistten çok kişinin kendisinden saklamasıdır.

Terapiste dair duygular

Terapiste kızgın, kırgın ya da ona karşı yoğun bir yakınlık hissediyor olmak, bunun söylenmesini zorlaştırır. Bu duygular da sıklıkla saklanan konular arasındadır.

En Çok Saklanan Konular Nelerdir?

Danışanların terapide en sık gizlediği ya da küçülttüğü konular belli başlıklar etrafında toplanır:

  • Alkol ve madde kullanımı.
  • Kumar, özellikle son yıllarda yaygınlaşan online bahis ve bunun yarattığı borçlar.
  • Kendine zarar verme davranışları ve yaşamı sonlandırma düşünceleri.
  • Yeme davranışlarına dair sorunlar, örneğin tıkınırcasına yeme ya da kusma.
  • Aile içi şiddet, hem uğranılan hem de uygulanan.
  • Para ve borçlar.
  • İlişkilerde sadakatsizlik ya da gizli ilişkiler.
  • Terapide verilen ödevlerin yapılmaması.
  • Terapiste karşı olumsuz duygular.
  • İlaç tedavisini bırakmak ya da düzensiz kullanmak.

Bu listede kendinizi gördüyseniz yalnız olmadığınızı bilin. Bunlar, terapistlerin en sık karşılaştığı ve en yargısız biçimde yaklaşmaya alıştığı konulardır.

Terapide en çok saklanan şey, çoğu zaman en çok konuşulması gereken şeydir; çünkü onu saklatan utanç, aynı zamanda değişimin önündeki en büyük engeldir.

Terapiste Yalan Söylemek Size Ne Kaybettirir?

Terapide bir şeyleri saklamanın bedeli, çoğu zaman fark edilmeden ödenir. Bu bedelin bazı yüzleri şunlardır:

Terapist yanlış haritayla çalışır

Terapist, sizin anlattıklarınız üzerinden bir anlayış geliştirir. Önemli bir bilgi eksik olduğunda, bu anlayış da eksik ya da yanlış olur. Örneğin uyku sorunları için terapiye gelen biri, her gece yatmadan önce içtiği alkolü söylemiyorsa, terapist uykusuzluğun asıl nedenlerinden birini göremez. Önerilen yöntemler işe yaramadığında hem danışan hem terapist hayal kırıklığına uğrar.

Terapi yüzeyde kalır

Asıl mesele saklandığında, seanslar ikincil konular etrafında döner. Konuşulanlar gerçek olsa bile, merkezdeki sorun dokunulmadan kalır. Danışan zamanla "terapi bana bir şey katmıyor" diye düşünmeye başlayabilir; oysa sorun terapinin kendisi değil, odaya getirilmeyen gerçektir.

Utanç büyür

Saklanan şey, saklandıkça ağırlaşır. Her seans o konudan kaçınmak, onu daha da söylenemez hâle getirir. Bir noktada danışan, yalnızca sakladığı şeyden değil, onu bu kadar uzun süre sakladığından da utanmaya başlar.

Düzeltici deneyim kaçar

Terapinin en güçlü yanlarından biri, en utandığınız yanınızı bir başkasına gösterip yine de kabul gördüğünüzü deneyimlemektir. Saklandığında bu deneyim yaşanamaz. Terapist sizin "sunulabilir" bir versiyonunuzu kabul eder; asıl siz ise yine yalnız kalırsınız.

Güvenlik riski

Bazı konularda saklamanın bedeli çok daha ağırdır. Kendine zarar verme davranışları, yaşamı sonlandırma düşünceleri ya da ciddi madde kullanımı gibi durumların saklanması, gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasını engelleyebilir.

Aile Sırları ve Başkalarını Korumak İçin Saklamak

Bazen terapiste yalan söylemek kendimizi değil, başkalarını korumak içindir. Türkiye'de pek çok aile, dışarıya karşı belli bir görüntüyü korumaya özen gösterir. Babanın kumar borçları, annenin yıllardır süren depresyonu, bir kardeşin madde kullanımı ya da eşin kontrolcü tavırları "aile içinde kalması gereken" konular olarak görülür. Danışan, bunları anlatırsa ailesine ihanet edeceğini, sevdiklerini kötü göstereceğini düşünür.

Diyelim ki bir kadın, terapiye kaygı nedeniyle geliyor ve eşinin her akşam telefonunu kontrol ettiğini, harcamalarının hesabını sorduğunu hiç anlatmıyor. Eşini "aslında iyi bir insan" olarak tanıtıyor ve kaygısının nedenini kendi "abartılı" yapısına bağlıyor. Terapist, kaygının neden evde bu kadar arttığını anlamakta zorlanıyor. Kadın ancak aylar sonra, bir seansta kendini tutamayıp evdeki durumu anlattığında, kaygının önemli bir kısmının yaşadığı ilişkinin doğal bir sonucu olduğu ortaya çıkıyor.

Bu örnek, korumak için saklamanın danışana ne kadar pahalıya mal olabileceğini gösterir. Terapist sizin ailenizi yargılamak için değil, sizin o aile içinde ne yaşadığınızı anlamak için dinler. Bir yakınınız hakkında gerçeği söylemek, onu suçlamak anlamına gelmez; sadece sizin hikâyenizin eksiksiz anlatılmasını sağlar. Ayrıca bazı durumlarda, örneğin şiddetin söz konusu olduğu ilişkilerde, gerçeğin konuşulması sizin ve varsa çocuklarınızın güvenliği açısından da hayati olabilir.

Terapiye ailesinden habersiz gelen kişiler için de benzer bir gerilim vardır. Seanslara gelirken kimseye söylememek, randevu saatlerini başka bahanelerle açıklamak, kişinin hem ailesine hem de terapiste karşı çifte bir saklanma yaşamasına yol açabilir. Bu durumu terapistinizle açıkça konuşmak, hem pratik hem de duygusal yükü hafifletir.

Kendinize Zarar Verme Düşüncelerini Saklamayın

Bu başlığı ayrıca açmak istiyorum, çünkü terapide en çok saklanan ve saklanması en tehlikeli konulardan biridir. Pek çok danışan, yaşamını sonlandırma düşüncelerini paylaşırsa hastaneye yatırılacağından, ailesine haber verileceğinden ya da terapistin onu "çok ağır vaka" olarak göreceğinden korkar.

Gerçek şu ki bu düşünceleri terapistinizle paylaşmak, onların yükünü yalnız taşımamanız demektir. Terapist bu durumda önce sizi dinler, düşüncelerin ne kadar yoğun olduğunu, ne zamandır sürdüğünü ve sizi neyin koruduğunu birlikte anlamaya çalışır. Gerekirse sizinle birlikte bir güvenlik planı hazırlar ve psikiyatri hekimi değerlendirmesini önerebilir. Gizliliğin can güvenliği nedeniyle sınırlandırılması ancak ciddi ve yakın bir tehlike durumunda söz konusudur ve bu durumda bile terapist sizi sürecin dışında bırakmamaya özen gösterir. Bu konudaki ayrıntıları terapide gizlilik yazısında bulabilirsiniz.

Kendinizi şu an tehlikede hissediyorsanız, seansı beklemeyin: 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun.

Sakladığınız Bir Şeyi Nasıl Açabilirsiniz?

Bir şeyi uzun süre sakladıktan sonra onu söylemek, bazen ilk günkünden daha zor gelir. Şu adımlar bu geçişi kolaylaştırabilir:

  1. Önce saklamanın kendisini söyleyin. "Size anlatmadığım bir şey var ve söylemekte zorlanıyorum" demek, içeriği hemen açmadan kapıyı aralar. Bu cümle bile çoğu zaman büyük bir rahatlama getirir.
  2. Neden zorlandığınızı paylaşın. "Ne düşüneceğinizden korkuyorum" ya da "Söylersem bir şeylerin değişeceğinden korkuyorum" gibi. Terapist bu korkuları anlamaya ve gerekirse sizi bilgilendirmeye yardım eder.
  3. Yazıya dökün. Bazı insanlar zor bir şeyi sesli söylemekte zorlanır. Bir kâğıda yazıp seansta terapistinize vermek ya da okumak meşru bir yoldur.
  4. Parça parça anlatın. Her şeyi tek seferde söylemek zorunda değilsiniz. Önce bir kısmını, sonra devamını paylaşabilirsiniz.
  5. Daha önce söylediğiniz bir yalanı düzeltin. "Geçen ay alkolü bıraktığımı söylemiştim, aslında tam olarak öyle değil" demek, terapistin size duyduğu güveni azaltmaz; tam tersine, ilişkinin daha sağlam bir zemine oturmasını sağlar.
  6. Terapistin tepkisini gözlemleyin. Çoğu danışan, beklediği yargının gelmediğini görmekten büyük bir rahatlama duyar. Bu deneyim, bir sonraki açılışı kolaylaştırır.

Terapist Gizlenenlere Nasıl Yaklaşır?

Terapistler, danışanların bazı şeyleri saklayabileceğini bilir ve bunu kişisel bir saldırı olarak görmez. Tam tersine, saklama davranışının kendisi de anlaşılmaya değer bir malzemedir. Bir şey neden saklandı, saklanırken neler hissedildi, kişinin hayatında başka nerelerde benzer bir saklanma var?

Bilişsel davranışçı terapide bu süreç, saklamaya yol açan düşüncelerin incelenmesiyle ele alınabilir: "Söylersem terapist beni zayıf bulur" düşüncesinin kanıtları neler, başka bir açıklama mümkün mü? Şema terapide ise saklama davranışı, "kusurluluk ve utanç" ya da "sosyal izolasyon" gibi şemaların bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Bu şemaları taşıyan biri için açılmak ve kabul görmek, şemanın kendisini sarsan bir deneyimdir.

Terapist danışana dürüstlüğü bir zorunluluk olarak dayatmaz. "Her şeyi anlatmak zorundasınız" demek yerine, güvenli bir ilişki kurarak açılmanın kendiliğinden kolaylaşmasını hedefler. Danışan, bir konuyu konuşmaya henüz hazır olmadığını söyleyebilir; bu da bir yalandan çok daha değerli bir dürüstlüktür. Yetişkinlerle yürütülen bireysel terapi sürecinde bu güven, zamanla ve adım adım inşa edilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Terapist yalan söylediğimi anlar mı?

Her zaman değil. Terapistler tutarsızlıkları, ses tonundaki değişimleri ya da kaçınılan konuları fark edebilir; ama onların işi yalan yakalamak değildir. Terapi, danışanın paylaştığı ölçüde ilerler; bu yüzden dürüstlük, terapistten çok sizin yararınızadır.

Daha önce söylediğim bir yalanı nasıl düzeltirim?

En basit yol, doğrudan söylemektir: "Daha önce size şunu söylemiştim, ama aslında durum farklıydı." Terapistler bu tür düzeltmelere alışkındır ve bunu genellikle güvenin arttığının bir işareti olarak görür. Neden o zaman farklı anlattığınızı konuşmak da sürece katkı sağlar.

Her şeyi anlatmak zorunda mıyım?

Hayır. Hangi konuyu ne zaman açacağınıza siz karar verirsiniz. "Bu konuyu şimdilik konuşmak istemiyorum" demek, bir şeyi saklamaktan ya da yalan söylemekten çok daha sağlıklı bir yoldur. Can güvenliğinizi ilgilendiren konularda ise paylaşmanız büyük önem taşır.

Yalan söylediğimi öğrenirse terapist beni bırakır mı?

Hayır, bir terapistin danışanını bu nedenle bırakması beklenmez. Terapist, yalanın arkasındaki korkuyu anlamaya çalışır ve bunu birlikte çalışılacak bir konu olarak görür. Bu konuşma, çoğu zaman terapötik ilişkiyi daha da güçlendirir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler