Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Başkasıyla Kıyaslanmak: Komşunun Oğlu Kazandı Demenin Gence Bedeli

Başkasıyla Kıyaslanmak: Komşunun Oğlu Kazandı Demenin Gence Bedeli

Başkasıyla kıyaslanmak gencin özgüvenini ve aileyle bağını nasıl etkiler? Ebeveynler neden kıyaslar, yerine ne söylenebilir, genç bununla nasıl baş eder?

"Bak, Ayşe Teyze'nin oğlu fen lisesini kazanmış." Bu cümle akşam yemeğinde, bir haber verir gibi, belki de hiçbir kötü niyet taşımadan söylenir. Masanın öbür ucundaki on beş yaşındaki genç ise çatalını bırakır, başını tabağına eğer ve o akşam bir daha konuşmaz. Ebeveyn için sıradan bir bilgi paylaşımı olan şey, genç için "Sen yeterli değilsin" mesajının bir kez daha tekrarlanmasıdır. Başkasıyla kıyaslanmak, Türkiye'de pek çok gencin büyürken en sık duyduğu, ama en az konuşulan yaralardan biridir. Bu yazıda kıyaslamanın gençte neden bu kadar derin izler bıraktığını, ebeveynlerin neden kıyasladığını, kıyaslamanın yerine neler söylenebileceğini ve kıyaslanmaktan bunalan gençlerin bu durumla nasıl baş edebileceğini ele alıyoruz.

Başkasıyla Kıyaslanmak Neden Bu Kadar Acıtır?

Ergenlik, gencin "Ben kimim, neyim, neye değerim?" sorularını yoğun biçimde sorduğu bir dönemdir. Bu dönemde kimlik henüz şekillenmektedir ve dışarıdan gelen yargılar, özellikle de en önemli insanlardan, yani anne babadan gelenler, bu kimliğin içine kolayca yerleşir.

Kıyaslama, gence dolaylı ama güçlü bir mesaj verir: "Sevilmek ve kabul görmek için bir başkası gibi olman gerekiyor." Bu mesaj, gencin kendi özelliklerini, ilgilerini ve hızını değersiz görmesine yol açabilir. Kıyaslandığı kişi bir kardeş ise, mesele daha da karmaşıklaşır; çünkü genç hem ebeveynine hem de kardeşine karşı karışık duygular beslemeye başlar.

Üstelik kıyaslama çoğu zaman tek seferlik değildir. Aynı cümle farklı biçimlerde, farklı ortamlarda yıllarca tekrarlandığında, genç bunu artık tek tek olaylar olarak değil, ailesinin onun hakkındaki genel kanaati olarak algılar.

Kıyaslamanın bir başka acıtıcı yanı da gencin kendini savunacak bir alanının olmamasıdır. "Ama ben de çalışıyorum" dediğinde "O zaman neden onun kadar yapamıyorsun?" sorusuyla karşılaşır. Sonunda susmayı öğrenir. Dışarıdan bakıldığında sessiz kalan bu genç, içeride kendisiyle ilgili giderek olumsuzlaşan bir hikâye yazmaktadır.

Kıyaslamanın En Sık Görülen Biçimleri

Kıyaslama her zaman açık ve doğrudan olmaz. Bazen bir soru, bazen bir iç çekiş, bazen de bir başkasının övülmesi biçiminde ortaya çıkar.

  • Kardeşle kıyaslama: "Ablan senin yaşındayken odasını kendisi toplardı." Kardeşler arasında süregelen bir rekabetin ve kırgınlığın temeli olabilir.
  • Akrabalarla kıyaslama: Kuzenlerin karneleri, kazandıkları okullar, aldıkları ödüller; aile toplantılarında sıkça gündeme gelir.
  • Komşu ya da arkadaş çocuklarıyla kıyaslama: "Komşunun oğlu kazandı, sen neden kazanamadın?" Burada çoğu zaman ebeveynin kendi sosyal çevresindeki konumu da işin içindedir.
  • Ebeveynin kendi gençliğiyle kıyaslama: "Ben senin yaşında hem çalışıyor hem okuyordum." Farklı bir dönemin koşullarını bugünün gencine ölçüt olarak sunar.
  • Örtük kıyaslama: Başka bir çocuğun başarısını uzun uzun anlatmak, sosyal medyada paylaşılan bir başarı haberini gence göstermek. Doğrudan bir karşılaştırma cümlesi kurulmasa da genç mesajı alır.

Ebeveynler Neden Kıyaslar?

Çoğu ebeveyn, çocuğunu kıyaslarken ona zarar vermek istemez. Kıyaslamanın arkasında genellikle başka niyetler ve duygular vardır.

Motive Etme Umudu

En yaygın inanç, kıyaslamanın gence "gaz vereceği", onu harekete geçireceğidir. "Bak o yapabiliyorsa sen de yapabilirsin" cümlesi bu umutla söylenir. Ancak çoğu genç bunu bir cesaretlendirme olarak değil, bir eleştiri olarak duyar ve sonuç motivasyon değil, geri çekilme olur.

Ebeveynin Kendi Kaygısı

Hayat pahalılığı, iş bulma güçlüğü ve belirsiz bir gelecek, ebeveynleri çocuklarının geleceği konusunda kaygılandırır. Kıyaslama, bu kaygının dışa vurulmuş bir biçimi olabilir: "Ya geride kalırsa, ya iyi bir hayat kuramazsa?"

Kendi Çocukluk Deneyimleri

Kendisi de sürekli kıyaslanarak büyümüş ebeveynler, bunu çoğu zaman fark etmeden sürdürür. Bu kalıp, kuşaktan kuşağa aktarılan bir ebeveynlik dili hâline gelmiştir.

Toplumsal Baskı

"Elalem ne der?" kaygısı, Türkiye'de pek çok ailenin çocuğunun başarısını bir aile meselesi olarak görmesine yol açar. Akraba toplantılarında, komşu sohbetlerinde, okul önündeki veli konuşmalarında çocukların başarısı bir tür sosyal statü göstergesi gibi değerlendirilebilir.

Sosyal Medyanın Büyüttüğü Vitrin

Bugün kıyaslama yalnızca komşu sohbetlerinde değil, ekranlarda da yaşanır. Karne günü veli gruplarına düşen takdir belgesi fotoğrafları, sınav sonuçlarından sonra paylaşılan tebrik gönderileri, ebeveynlerin de farkında olmadan kendi çocuklarını bu vitrinle karşılaştırmasına yol açar. Ekranda görülen, her ailenin yalnızca en parlak anıdır; ama bu anlar art arda dizildiğinde, kendi çocuğunun sıradan bir günü ebeveyne yetersiz görünmeye başlayabilir.

Bu nedenleri anlamak, kıyaslamayı haklı çıkarmaz; ama değişimin nereden başlayabileceğini gösterir. Çoğu zaman ebeveynin kendi kaygısıyla ilgilenmesi, gence yönelen kıyaslamayı da azaltır.

Başkasıyla Kıyaslanmak Gence Ne Yapar?

Sürekli kıyaslanan gençlerde zamanla bazı ortak izler görülebilir.

Koşullu Değer Duygusu

Genç, sevgiyi ve kabulü ancak belirli bir başarıya ulaştığında hak ettiğine inanmaya başlayabilir. "Ancak başarılı olursam değerliyim" inancı, yetişkinlikte de sürebilen kalıcı bir iç eleştirmene dönüşebilir.

Mükemmeliyetçilik ya da Vazgeçme

Bazı gençler kıyaslandıkları kişiyi geçmek için kendilerini aşırı zorlar ve hiçbir başarıyı yeterli bulmaz. Bu konuda mükemmeliyetçilik yazımız fikir verebilir. Bazı gençler ise "Nasılsa onun kadar olamam" diyerek tamamen vazgeçer. İki tepki de aynı yaradan beslenir.

Kardeşler Arası Gerilim

Kardeşle kıyaslanan genç, kardeşine karşı kıskançlık, öfke ya da uzaklık hissedebilir. Övülen kardeş de bu durumdan rahatsız olabilir; çünkü sürekli "iyi çocuk" rolünü sürdürmek zorunda hisseder. Kıyaslama, kardeşleri birbirinin rakibi hâline getirebilir.

Ebeveyn–Ergen İlişkisinin Zedelenmesi

Kıyaslandığını hisseden genç, ebeveyniyle paylaşmayı azaltır. Başarısızlıklarını, sorunlarını, hatta başarılarını bile anlatmaz; çünkü her paylaşımın bir karşılaştırmaya dönüşeceğini düşünür. Zamanla aradaki iletişim kopar. Ergenlik döneminde ebeveynle yaşanan çatışmalar için ergen ebeveyn çatışması yazımıza da göz atabilirsiniz.

Saklama ve Gizleme

Her düşük notun bir karşılaştırmaya dönüşeceğini bilen genç, sınav kâğıdını eve getirmemeyi, deneme sonucunu "henüz açıklanmadı" diye geçiştirmeyi öğrenebilir. Dışarıdan dürüstlük sorunu gibi görünen bu davranış, çoğu zaman kıyaslanmanın yarattığı utançtan korunma çabasıdır. Gizleme arttıkça ebeveynin güveni azalır, kontrol artar ve döngü derinleşir.

Kaygı ve Çökkünlük

Uzun süre başkasıyla kıyaslanmak, bazı gençlerde sürekli bir yetersizlik hissine, sosyal ortamlarda kaygıya ve çökkün bir ruh hâline zemin hazırlayabilir.

Kıyaslamanın Yerine Ne Söylenebilir?

Kıyaslamayı bırakmak, gencin gelişimiyle ilgilenmeyi bırakmak anlamına gelmez. Değişen, ölçüttür.

Bir çocuğu başkasıyla değil, kendi dünüyle karşılaştırdığınızda, ona hem büyümeyi hem de değerli olduğunu aynı anda öğretirsiniz.

Birkaç örnek:

  • "Komşunun oğlu kazandı" yerine: "Bu yıl matematikte ne kadar ilerlediğini görüyorum."
  • "Ablan senin yaşındayken odasını toplardı" yerine: "Odanı birlikte düzenlemek için bir plan yapalım mı?"
  • "Ben senin yaşında çalışıyordum" yerine: "Senin için bu dönemde en zor olan ne?"
  • "Neden o yapabiliyor da sen yapamıyorsun?" yerine: "Bu konuda sana nasıl yardımcı olabilirim?"

Gencin güçlü yanlarını fark etmek ve bunları dile getirmek de önemlidir. Her genç akademik başarıda öne çıkmaz; bazıları sanatta, sporda, insan ilişkilerinde, el becerilerinde ya da yardımseverlikte parlar. Bu alanların görülmesi, gencin kendini bir bütün olarak değerli hissetmesine katkı sağlar.

Diyelim ki on dört yaşındaki bir kız, yüzme yarışından dördüncü olarak dönüyor. Babası arabada "Komşunun kızı geçen ay birinci olmuştu, o her sabah antrenmana gidiyor" diyor. Kız camdan dışarı bakıp susuyor ve bir sonraki hafta antrenmana gitmek istemiyor. Aynı babanın "Geçen yarıştan iki saniye daha hızlıydın, bunu nasıl yaptın?" diye sorması, hem kızın emeğini görünür kılar hem de konuşmayı onun kendi deneyimine taşır. Fark, tek bir cümlenin yönündedir.

Kıyaslamayı fark eden bir ebeveynin özür dilemesi de son derece güçlü bir adımdır. "Seni kuzeninle kıyasladığımı fark ettim, bu haksızlıktı. Senin kendi yolun var" gibi bir cümle, uzun süredir biriken kırgınlığı yumuşatabilir ve gence hata yapmanın ve onarmanın mümkün olduğunu gösterir.

Kıyaslanmaktan Bunalan Gençler İçin

Bu bölüm doğrudan gençlere sesleniyor.

Kıyaslandığınızda hissettiğiniz öfke, üzüntü ya da utanç son derece anlaşılırdır. Bu duygular, sizin değerinizin başka birinin başarısına göre belirlenemeyeceğini sezdiğinizi gösterir.

  • Duyguyu ifade edin. Sakin bir anda ebeveyninize "Beni başkalarıyla kıyasladığınızda kendimi yetersiz hissediyorum" demek, bir suçlama değil, bir paylaşımdır. Pek çok ebeveyn bu cümleyi duyana kadar kıyaslamanın etkisini fark etmez.
  • Kendi ölçütünüzü belirleyin. Kendinizi geçen ayki hâlinizle karşılaştırmak, size daha adil bir değerlendirme sunar.
  • İç sesinize dikkat edin. Bir süre sonra kıyaslamayı başkalarından duymasanız bile kendi zihninizde tekrarlıyor olabilirsiniz. Bu sesi fark etmek, onu değiştirmenin ilk adımıdır.
  • Kardeşinizle bağınızı koruyun. Kıyaslandığınız kişi kardeşinizse, sorunun onda değil, kurulan karşılaştırmada olduğunu hatırlamak, ilişkinizi korumanıza yardım eder.
  • Ekrandaki vitrine mesafe koyun. Akranlarınızın paylaştığı netler, kazanılan okullar ya da çalışma saatleri, ailenizin kıyaslamalarıyla birleştiğinde yükü ikiye katlar. Bu tür içerikleri bir süre sessize almak, zihninizi biraz rahatlatabilir.
  • Destek alın. Güvendiğiniz bir yetişkinle, rehber öğretmeninizle ya da bir uzmanla konuşmak, yükü paylaşmanızı kolaylaştırır.

Bazen ebeveyniniz bu konuşmaya hemen açık olmayabilir; savunmaya geçebilir ya da "Ben senin iyiliğin için söylüyorum" diyebilir. Bu, söylediğinizin boşa gittiği anlamına gelmez. Pek çok ebeveyn, duyduğu cümleyi günler sonra yeniden düşünür ve davranışını yavaş yavaş değiştirir. Konuşmayı başka bir zaman, belki bir mektup ya da mesajla yeniden açmak da bir seçenektir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Ara sıra yapılan bir karşılaştırma, her zaman kalıcı bir iz bırakmaz. Ancak aşağıdaki durumlarda bir uzmandan destek almak faydalı olabilir:

  • Genç sürekli kendini yetersiz, değersiz ya da "hep geride" hissediyorsa
  • Kardeşler arasındaki rekabet ve kırgınlık evdeki atmosferi belirgin biçimde etkiliyorsa
  • Genç ebeveynleriyle iletişimi büyük ölçüde kesmişse
  • Yoğun mükemmeliyetçilik, kaygı ya da başarısızlık korkusu günlük hayatı zorlaştırıyorsa
  • Genç belirgin bir mutsuzluk, içe kapanma ya da umutsuzluk içindeyse; kendine zarar verme ya da yaşamak istememe düşünceleri söz konusuysa acil olarak 112 aranmalıdır

Terapide Kıyaslamanın İzleri Nasıl Ele Alınır?

Terapide hem gencin kıyaslanmayla ilgili deneyimleri hem de bu deneyimlerin onun kendine bakışında bıraktığı izler üzerinde çalışılır. Genç, "Yeterince iyi değilim", "Başkaları her zaman benden önde" gibi düşüncelerin nereden geldiğini fark etmeyi ve bu düşünceleri sorgulamayı öğrenir.

Bilişsel davranışçı terapi (BDT) yaklaşımında, bu düşüncelere yönelik kanıtlar incelenir ve daha dengeli bir iç ses geliştirilir. Erken dönemde oluşan "koşullu değer" ve "yetersizlik" gibi inançların fark edilmesi, gencin kendisiyle daha şefkatli bir ilişki kurmasına yardımcı olur.

Aileyle yapılan görüşmeler, ebeveynlerin kıyaslama kalıplarını fark etmeleri, bunların arkasındaki kaygıları anlamaları ve gençleriyle daha destekleyici bir dil geliştirmeleri için alan açar. Ergenlerle yürütülen çalışmalar hakkında daha fazla bilgi için ergen danışmanlığı sayfasına bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Kıyaslama hiç mi motive etmez?

Bazı gençler kısa süreli bir hırsla tepki verebilir; ancak bu motivasyon çoğu zaman kaygıya dayanır ve sürdürülebilir değildir. Uzun vadede kıyaslama, gencin kendi ilgisinden ve merakından beslenen iç motivasyonu zayıflatabilir. Kendi gelişimine odaklanan bir dil, daha kalıcı bir motivasyon sağlar.

Çocuğumu kıyasladığımı fark ettim, ne yapmalıyım?

Bunu fark etmiş olmanız önemli bir adımdır. Gençle uygun bir anda konuşup bu davranışın haksız olduğunu kabul etmek, ilişkiyi onarmaya başlar. Ardından kıyaslama cümlelerinin yerine onun kendi gelişimini fark eden cümleler kurmayı alışkanlık hâline getirmek zaman alabilir; sabırlı olmak gerekir.

Kardeşler arasında eşit davranmak mümkün mü?

Her çocuk farklı olduğu için tamamen aynı davranmak mümkün değildir ve gerekli de değildir. Önemli olan, her çocuğun kendine özgü ihtiyaçlarının görüldüğünü ve değerinin başka bir kardeşe göre belirlenmediğini hissetmesidir. Her çocukla ayrı ayrı zaman geçirmek bu duyguyu güçlendirir.

Başkasıyla kıyaslanmak yetişkinlikte de etkisini sürdürür mü?

Çocukluk ve ergenlikte sürekli kıyaslanan bazı kişiler, yetişkinlikte de kendilerini başkalarıyla karşılaştırma eğilimi sürdürebilir. Bu, iş hayatında, ilişkilerde ve sosyal medya kullanımında kendini gösterebilir. Bu kalıpları fark etmek ve gerekirse destek almak, değişimi mümkün kılar.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler