Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Ergen Psikoloğuna Ne Zaman Gidilir? Ailelerin Gözden Kaçırdığı İşaretler

Ergen Psikoloğuna Ne Zaman Gidilir? Ailelerin Gözden Kaçırdığı İşaretler

Ergen psikoloğuna ne zaman gidilir? Olağan ergenlik ile destek gerektiren zorlanmayı ayırmanın ölçütleri, gözden kaçan işaretler ve ilk görüşmede neler olduğu.

On üç yaşındaki oğlunuz iki yıldır basketbol takımındaydı; bu sonbahar antrenmanlara gitmeyi bıraktı. Hafta sonları öğlene kadar uyuyor, uyandığında da kimseyle konuşmadan telefonuna dönüyor. Ufak bir soruya bile ters cevap veriyor. Babaannesi "Hormonlar, geçer" diyor; eşiniz "Biz de böyleydik" diye omuz silkiyor. Sizin içinizde ise bir ses "Ya başka bir şey varsa?" diye soruyor. Pek çok ebeveynin en çok zorlandığı soru budur: Bu, ergenliğin olağan bir dalgası mı, yoksa bir ergen psikoloğu ile görüşmeyi gerektiren bir zorlanma mı? Bu yazıda ikisini ayırt etmeye yardımcı olabilecek ölçütleri, ailelerin sıklıkla gözden kaçırdığı işaretleri ve bir uzmanla ilk görüşmede neler olduğunu ele alıyoruz.

Ergen Psikoloğu Ne Yapar, Hangi Yaşlarla Çalışır?

Ergen psikoloğu, genellikle ergenliğin başladığı on bir, on iki yaşlarından on sekiz yaşına kadar olan gençlerle ve aileleriyle çalışan bir ruh sağlığı uzmanıdır. Bu dönemdeki gençlerin hem çocukluktan hem de yetişkinlikten farklı gelişimsel ihtiyaçları olduğu için çalışma biçimi de buna göre şekillenir.

Ergenlerle yapılan psikolojik çalışmanın birkaç belirgin özelliği vardır. Birincisi, genç görüşmelerin asıl merkezindedir; ailesinin değil, kendisinin anlattıkları önceliklidir. İkincisi, gizlilik bu yaş grubunda özellikle önemlidir ve sınırları baştan belirlenir. Üçüncüsü, aile sürecin dışında kalmaz; ebeveynlerle de belirli aralıklarla görüşülür, ancak gencin güveni korunacak biçimde.

Psikologlar ilaç yazmaz; konuşmaya, beceri kazanmaya ve davranış değişikliğine dayalı yöntemlerle çalışır. İlaç gerekip gerekmediği ise bir psikiyatri hekiminin değerlendirmesiyle belirlenir. Bu iki meslek arasındaki farkları psikolog ile psikiyatrist arasındaki fark yazısında ayrıntılı olarak bulabilirsiniz.

Olağan Ergenlik mi, Destek Gerektiren Bir Zorlanma mı?

Ergenlik, duyguların inişli çıkışlı olduğu, ailesinden uzaklaşma ve kimlik arayışının yoğunlaştığı bir dönemdir. Kapının daha sık kapanması, ebeveynle daha az konuşulması, arkadaşların öne çıkması, ara sıra yaşanan öfke patlamaları bu dönemin olağan parçalarıdır.

Olağan olanla destek gerektireni ayırt etmek için uzmanların da sıklıkla baktığı üç ölçüt yararlı olabilir:

Süre: Birkaç günlük bir mutsuzluk ya da huysuzluk, ergenlikte olağandır. Ancak belirgin bir değişiklik iki haftadan uzun süredir devam ediyor ve hafiflemiyorsa, dikkatle bakmak gerekir.

Yoğunluk: Ara sıra yaşanan bir öfke patlaması ile her gün eşyaların kırıldığı bir öfke arasında fark vardır. Sınavdan önce gerilmek ile sınav günü sabahı kusmak, nefes alamamak ve okula gidememek de aynı şey değildir.

İşlevsellik: Belki en önemli ölçüt budur. Genç okula gidebiliyor mu, derslerini sürdürebiliyor mu, en azından birkaç arkadaşıyla görüşüyor mu, uyuyabiliyor ve yemek yiyebiliyor mu? Zorlanma bu alanlardan birinde ya da birkaçında gencin hayatını belirgin biçimde aksatmaya başladıysa, destek almanın zamanı gelmiş olabilir.

Diyelim ki aynı sınıfta iki genç var. Birincisi, sevgilisinden ayrıldıktan sonra bir hafta boyunca mutsuz, sessiz ve iştahsız; ama okula gidiyor, ikinci haftanın sonunda arkadaşlarıyla sinemaya gitmeyi kabul ediyor ve yavaş yavaş toparlanıyor. İkincisi ise belirgin bir neden yokken üç aydır derslere ilgisini kaybetmiş, sabahları kalkamıyor, haftanın iki günü okula gitmiyor, eskiden her hafta görüştüğü arkadaşlarının mesajlarına cevap vermiyor. İki gencin de yaşadığı duygu benzer görünebilir; ancak süre, yoğunluk ve hayatına etkisi bakımından aralarında belirgin bir fark vardır. İkinci gencin bir uzmanla görüşmesi çok daha acil bir ihtiyaçtır.

Bu üç ölçütten birden fazlası bir arada görülüyorsa, ya da değişiklik yalnızca evde değil okulda ve arkadaş ortamında da gözlemleniyorsa, bir uzmanla görüşmek yerinde olur.

Ergen Psikoloğuna Ne Zaman Gidilir? Ailelerin Gözden Kaçırdığı İşaretler

Bazı işaretler, açıkça "sorun" gibi görünmediği için kolayca gözden kaçar ya da "ergenlik" etiketiyle geçiştirilir.

Sürekli huysuzluk ve tahammülsüzlük

Yetişkinlerde depresyon çoğu zaman üzüntü ve ağlamayla kendini gösterirken, gençlerde belirgin bir sinirlilik ve tahammülsüzlük olarak ortaya çıkabilir. Her şeye ters cevap veren, en küçük şeye patlayan bir genç "kaba" ya da "saygısız" olarak algılanabilir; oysa bu tablo altta yatan bir mutsuzluğun ifadesi olabilir.

Açıklanamayan bedensel yakınmalar

Özellikle sabahları, okul günlerinde tekrarlayan karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı ya da halsizlik; doktor muayenesinde belirgin bir neden bulunamıyorsa, kaygının ya da stresin bedensel bir dili olabilir. Hafta sonları kaybolan, pazartesi sabahı geri gelen ağrılar bu açıdan dikkat çekicidir.

Sevdiği şeyleri bırakmak

Yıllardır sürdürdüğü bir sporu, enstrümanı ya da hobiyi birden ve açıklama yapmadan bırakmak, yeni bir ilginin yerine geçmiyorsa, keyif alma yetisinde bir azalmanın işareti olabilir. "Canım istemiyor", "Sıkıcı" cevapları zamanla neredeyse her şeye verilmeye başlıyorsa bu daha da önemlidir.

Okulla ilişkideki ani değişim

Notlarda bir dönem içinde belirgin düşüş, sık devamsızlık, okula gitmek istememe, öğretmenlerden gelen "Eskisi gibi değil" geri bildirimleri. Özellikle LGS ya da YKS hazırlık yıllarında bu değişiklikler sıklıkla yalnızca "çalışmıyor" diye yorumlanır; oysa altta kaygı, dikkat sorunları, zorbalık ya da depresyon olabilir.

Arkadaşlardan çekilmek

Arkadaş grubunun değişmesi ergenlikte olağandır. Ancak eski arkadaşlarından uzaklaşıp yerine yenilerini koymayan, yalnızca çevrim içi iletişim kuran ya da tamamen yalnız kalmayı seçen bir genç için dikkatli olmak gerekir.

Uyku ve yeme düzenindeki belirgin değişiklikler

Ergenlerin uyku saatlerinin kayması olağandır. Ancak hiç uyuyamamak, sabaha kadar uyanık kalıp gün boyu uyumak, ya da öğün atlamak, yemek sonrası banyoya gitmek, kilosunda belirgin değişiklikler yaşamak, ayrıca değerlendirilmesi gereken işaretlerdir.

Fazla uyumlu ve "sorunsuz" genç

Belki de en çok gözden kaçan grup budur. Her zaman notları yüksek, hiç sorun çıkarmayan, herkesi memnun etmeye çalışan bir genç, içinde yoğun bir kaygı ve mükemmeliyetçilikle boğuşuyor olabilir. Bir hata yaptığında aşırı tepki veren, sınavdan bir gün önce uyuyamayan, "yeterince iyi değilim" diye düşünen bu gençler, sorun çıkarmadıkları için genellikle en son fark edilir.

Ekranın içinde kaybolmak

Ergenlerin telefon ve bilgisayarla uzun zaman geçirmesi bugün olağan kabul ediliyor. Ancak ekran, gencin hayatındaki diğer her şeyin yerini almaya başladıysa, ekran elinden alındığında yoğun öfke ya da çöküntü yaşıyorsa ve gerçek hayattaki ilişkilerden kaçmanın bir yoluna dönüştüyse, bu durum bazen altta yatan bir kaygının, yalnızlığın ya da mutsuzluğun örtüsü olabilir. Bu noktada yalnızca ekran süresini kısıtlamak yerine, gencin ekranda neden bu kadar kaldığını anlamaya çalışmak gerekir.

Riskli davranışlar

Madde ya da alkol kullanımı, eve geç gelme ya da hiç gelmeme, tehlikeli araç kullanımı, internette tanımadığı kişilerle görüşmeler gibi davranışlar, gencin bir zorlanmayı riskli yollarla yönetmeye çalıştığını gösterebilir.

Kaygının gençlerde nasıl göründüğüne dair daha fazla ayrıntıyı ergenlerde kaygı belirtileri yazısında bulabilirsiniz.

Yaşam Olaylarının Ardından Destek Almak

Bazen belirgin bir belirti olmasa da yaşanan bir olay, bir uzmanla görüşmeyi anlamlı kılar. Şu durumlardan sonra gencin bir ergen psikoloğu ile birkaç görüşme yapması, hem yaşadıklarını işlemesine hem de ailenin nelere dikkat etmesi gerektiğini öğrenmesine yardımcı olabilir:

  • Anne ya da babanın boşanması, ailenin yeniden yapılanması
  • Bir yakının ölümü, özellikle ebeveyn, kardeş ya da yakın bir arkadaş kaybı
  • Deprem, yangın, kaza gibi travmatik bir olaya maruz kalmak; 6 Şubat 2023 depremlerini yaşamış ya da bu süreçte yakınlarını kaybetmiş gençler gibi
  • Başka bir şehre ya da ülkeye taşınmak, okul değiştirmek
  • Akran zorbalığına ya da siber zorbalığa uğramak
  • Herhangi bir istismar ya da şiddete maruz kalmak
  • Ailede ağır bir hastalık, iş kaybı ya da ciddi ekonomik zorluk

Bu olayları yaşayan her genç psikolojik bir sorun geliştirmez. Ancak gencin yanında, yaşadıklarını yargılanmadan anlatabileceği bir alanın olması koruyucu bir etkendir.

Hangi Durumlarda Beklemeden Destek Alınmalı?

Bazı durumlar, ölçütlerin değerlendirilmesini beklemeden hemen harekete geçmeyi gerektirir:

  • Gencin kendine zarar verdiğini fark ettiyseniz ya da kendine zarar vermekten söz ediyorsa
  • Ölümden, ölmek istediğinden ya da yaşamına son vermekten bahsediyorsa
  • Gerçeklikle bağının zayıfladığını düşündüren sözler ya da davranışlar varsa
  • Yemeyi neredeyse tamamen bırakmışsa ya da hızlı ve ciddi kilo kaybı varsa
  • Başkasına zarar verme tehlikesi varsa

Bu durumlarda bir uzmana, gerektiğinde bir hastanenin acil servisine başvurun. Hayati bir tehlike söz konusuysa vakit kaybetmeden 112'yi arayın.

İlk Görüşmede Neler Olur?

Bir ergen psikoloğu ile ilk görüşme, çoğu zaman hem ebeveynleri hem de genci kapsayan bir tanışma ve değerlendirme sürecidir. Bu süreç farklı biçimlerde planlanabilir; bazen önce ebeveynlerle, sonra gençle görüşülür, bazen de ilk görüşmenin bir bölümüne herkes birlikte katılır.

Ebeveynlerle yapılan bölümde gencin gelişim öyküsü, aile yapısı, okul durumu, son dönemde yaşanan değişiklikler ve ailenin kaygıları konuşulur. Gençle yapılan bölümde ise onun bakış açısı dinlenir: Kendisi neler yaşadığını, neyin onu zorladığını ve bu süreçten ne beklediğini kendi sözleriyle anlatır. Gizliliğin nasıl işleyeceği, yani hangi bilgilerin hangi durumlarda aileyle paylaşılacağı, bu ilk görüşmelerde açıkça konuşulur.

Görüşmeden önce birkaç küçük hazırlık da işinizi kolaylaştırır. Son dönemde fark ettiğiniz değişiklikleri, ne zaman başladıklarını ve hangi durumlarda arttıklarını kısaca not edin. Öğretmenlerden gelen geri bildirimler ve karne gibi okul bilgileri de yararlı olabilir. Baş ağrısı, yorgunluk ya da iştah değişikliği gibi bedensel yakınmalar ön plandaysa, bunların fiziksel bir nedeni olup olmadığını anlamak için bir çocuk ya da aile hekimi muayenesinin yapılmış olması, değerlendirmeyi daha sağlıklı kılar.

İlk görüşmeye hazırlanırken gencinizle neden bu görüşmeye gittiğinizi dürüstçe konuşmanız önemlidir. Ona bir ceza ya da sürpriz gibi değil, onu anlamak için atılmış bir adım olarak anlatın. Gençlerin bir kısmı bu adıma başta istekli olmayabilir; bu durumda neler yapılabileceğini ergen psikoloğa gitmek istemiyor yazısında ele alıyoruz.

Bir ergen psikoloğu ile görüşmeye karar vermek, gencinizde "bir sorun olduğunu" kabul etmek değil; onun zorlandığı bir dönemde yanında bir kişinin daha olmasına alan açmaktır.

Terapide Ergenlerin Zorlanmaları Nasıl Ele Alınır?

Ergen danışmanlığı sürecinde çalışmanın biçimi, gencin yaşına, ihtiyaçlarına ve getirdiği konuya göre şekillenir. Kaygı, depresif belirtiler, öfke, okul sorunları ve akran ilişkilerindeki güçlüklerde Bilişsel Davranışçı Terapi sık kullanılan, etkililiği araştırmalarla desteklenen bir yaklaşımdır. Gencin düşünceleri, duyguları ve davranışları arasındaki ilişkiyi fark etmesi, zorlayıcı düşünceleri daha dengeli biçimde değerlendirmesi ve somut baş etme becerileri kazanması hedeflenir.

Tekrarlayan ilişki kalıplarının ve köklü inançların ön planda olduğu durumlarda şema odaklı bir bakış açısı da sürece katkı sağlayabilir. Örneğin "Ne yaparsam yapayım yeterli olmayacağım" inancı taşıyan bir gencin, bu inancın nereden geldiğini anlaması ve onu sorgulaması önemli bir adımdır.

Aile, sürecin önemli bir parçasıdır. Ebeveyn görüşmelerinde evde destekleyici bir iletişim kurmak, kuralları tutarlı biçimde uygulamak ve gencin değişimine alan açmak üzerine çalışılır. Gerektiğinde psikiyatri hekimiyle iş birliği yapılır.

Sıkça Sorulan Sorular

Hangi yaştan itibaren ergen psikoloğuna gidilir?

Ergenlik çoğu çocukta on, on iki yaşları arasında başlar ve ergenlerle çalışma da genellikle bu yaşlardan itibaren yapılır. Daha küçük yaştaki çocuklar için ise çocuk psikoloğu ve oyun temelli yaklaşımlar daha uygun olabilir. Gencin yaşından çok gelişim düzeyi ve ihtiyaçları belirleyicidir.

Okuldaki rehber öğretmenle görüşmek yeterli olur mu?

Rehber öğretmenler, okul içindeki sorunlarda, ilk değerlendirmede ve aileyle okul arasında köprü kurmada çok değerli bir destektir. Ancak uzun süren ya da yoğun belirtilerde, okul dışında düzenli ve gizliliği güvence altında olan bir terapi süreci gerekebilir. Rehber öğretmenle görüşmek, bu adım için de iyi bir başlangıç olabilir.

Ergen psikoloğu ile görüşmeler genellikle ne kadar sürer?

Bu süre, gencin yaşadığı zorlanmanın türüne ve yoğunluğuna göre değişir. Belirli bir konuya odaklanan çalışmalar birkaç ay içinde tamamlanabilirken, daha köklü sorunlarda süreç daha uzun olabilir. İlk görüşmelerden sonra hedefler ve beklenen süre hakkında aileyle ve gençle birlikte konuşulur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler