Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Evli Birine Aşık Olmak: Duygu, Suçluluk ve Gerçekçi Bir Bakış

Evli Birine Aşık Olmak: Duygu, Suçluluk ve Gerçekçi Bir Bakış

Evli birine aşık olmak hem kalbi hem vicdanı zorlar. Bu duygunun nereden geldiğini, suçlulukla nasıl baş edeceğinizi ve nasıl karar vereceğinizi okuyun.

Bunu kimseye anlatamıyorsunuz. En yakın arkadaşınız bile duysa yüzünü buruşturacakmış gibi geliyor. Belki aylardır aynı projede çalıştığınız bir iş arkadaşı, belki spor salonunda her hafta karşılaştığınız biri, belki de yıllardır tanıdığınız bir aile dostu. Bir gün fark ediyorsunuz: Onu düşünmeden geçen bir saatiniz yok. Ve o kişi evli. Evli birine aşık olmak, insanı bir yandan yoğun bir duyguyla, bir yandan da utanç, suçluluk ve çaresizlikle baş başa bırakır. Bu yazı sizi yargılamak ya da aklamak için değil; yaşadığınızı anlamanıza ve kendinize, karşı tarafa ve onun ailesine zarar vermeden nasıl bir yol izleyebileceğinizi düşünmenize yardımcı olmak için yazıldı.

Evli Birine Aşık Olmak: Duyguyla Davranışı Ayırmak

Bu konuda atılabilecek ilk ve belki de en önemli adım, duygu ile davranış arasındaki farkı görmektir. Bir duyguyu hissetmek bir seçim değildir; insan kime, ne zaman ilgi duyacağını her zaman belirleyemez. Ama o duyguyla ne yapacağınız, büyük ölçüde sizin elinizdedir.

Bu ayrım iki yönden önemlidir. Birincisi, yalnızca bir şey hissettiğiniz için kendinizi "kötü bir insan" ilan etmenizi önler. Utanç, çoğu zaman düşünmeyi felç eder; kendini yerden yere vuran biri sağlıklı karar veremez. İkincisi, duygunun varlığının her davranışı meşrulaştırmadığını hatırlatır. "Elimde değil, kalbime söz geçiremiyorum" cümlesi duygu için doğru olabilir, ama mesaj atmak, buluşmak, gizli görüşmeler ayarlamak birer davranıştır ve sorumluluğu taşınır.

Bu yüzden kendinize sormanız gereken soru "Neden bunu hissediyorum, ben ne biçim bir insanım?" değil, "Bu duyguyla ne yapacağım?" olmalıdır.

Bu Duygu Neden Ortaya Çıkar?

Evli birine ilgi duymanın ardında tek bir neden yoktur. Ancak bazı durumlar bu tür bağların kurulmasını kolaylaştırır.

Yakınlık ve süreklilik

İnsanlar çoğunlukla sık gördükleri, birlikte zorluk yaşadıkları kişilere bağlanır. Aynı ekipte gece geç saatlere kadar çalışmak, ortak bir krizi birlikte atlatmak ya da her gün aynı serviste yolculuk etmek, farkında olmadan güçlü bir yakınlık duygusu yaratabilir.

Karşılanmamış duygusal ihtiyaçlar

Kendi hayatınızda yalnızlık, görülmeme ya da değer görmeme duygusu yoğunsa, sizi dinleyen, ilgi gösteren ve takdir eden biri bu boşluğa çok kolay yerleşir. Bu durumda bağlandığınız şey kısmen o kişinin kendisi, kısmen de onun yanında hissettiğiniz "fark edilmiş olma" duygusudur. Yalnızlık hissi uzun süredir hayatınızın bir parçasıysa, bu bağın gücünü onunla birlikte düşünmek yararlı olabilir.

Ulaşılamayanın çekiciliği

Evli olan kişi, tanımı gereği tam olarak sizin olamaz. Bu durum bazı insanlar için ilişkiyi daha az tehdit edici kılar. Gerçek bir birliktelikte yaşanacak gündelik sürtüşmeler, sorumluluklar ve hayal kırıklıkları burada yoktur; ilişki çoğunlukla en parlak anlarıyla, kısa ve yoğun karşılaşmalarla yaşanır. Bu da duyguyu gerçekte olduğundan daha büyük ve kusursuz gösterebilir.

Karşı tarafın gönderdiği sinyaller

Bazen ilgi tek taraflı değildir. Evli kişi de size yakınlık gösterir, evliliğinden şikâyet eder, "Eşim beni senin kadar anlamıyor" gibi cümleler kurar. Bu cümleler bir umut kapısı gibi görünse de dikkatle bakılmayı hak eder; çünkü evliliğindeki sorunları üçüncü bir kişiye anlatmak ile o evlilikle ilgili bir karar vermek arasında büyük bir fark vardır.

Bu nedenlerin hiçbiri tek başına bir mazeret değildir; ama hangilerinin sizin hikâyenizde rol oynadığını görmek, evli birine aşık olmak deneyimini anlaşılmaz bir kader olmaktan çıkarır. Örneğin bağın asıl kaynağı yıllardır kimsenin sizi dinlememesiyse, çözümün yönü o kişiye ulaşmak değil, hayatınızda sizi dinleyen ilişkiler kurmak olabilir. Bağın asıl kaynağı ulaşılamayan birinin güvenli mesafesiyse, bu kez sorulacak soru gerçek bir yakınlıktan neden çekindiğinizdir.

Evli Biriyle Duygusal Bağın Bedeli

Bu tür bir bağ, yalnızca karşı tarafın ailesini değil, sizi de derinden etkiler.

Hayatın askıya alınması. Evli birini sevmek, çoğu zaman beklemek anlamına gelir: onun mesaj atabileceği saatleri, eşinin evde olmadığı anları, "bir gün boşanacak" denilen geleceği. Bu bekleyiş yıllarca sürebilir ve bu sürede kendi hayatınıza dair kararlarınız ertelenir.

Gizlilik ve yalnızlık. Bu duyguyu kimseyle paylaşamamak, en zor anlarınızda yalnız kalmanız demektir. Arkadaş toplantılarında, aile sofralarında hep bir şeyi saklıyor olmak, insanı yorar ve yabancılaştırır.

Suçluluk ve öz saygı. Pek çok kişi bu süreçte kendine karşı derin bir hoşnutsuzluk hisseder. Kendi değerlerine aykırı yaşamak, aynaya bakmayı zorlaştırır. Suçluluk duygusu uzun süre bastırıldığında öfkeye, içe kapanmaya ya da çökkünlüğe dönüşebilir.

İkinci planda kalmak. Bayramlar, yılbaşları, hastalık anları, doğum günleri çoğunlukla onun ailesine aittir. Siz ise en önemli anlarınızı yalnız geçirirsiniz. Bu durum zamanla "Ben hep ikinci sıradayım" inancını pekiştirebilir.

Toplumsal sonuçlar. Türkiye'de özellikle küçük şehirlerde, aynı iş yerinde ya da aynı akraba çevresinde böyle bir ilişkinin duyulması, iş kaybından aile içi kırılmalara kadar ağır sonuçlar doğurabilir. Bu sonuçların büyük kısmını çoğu zaman bekar olan taraf taşır.

Diyelim ki bir hastanede aynı serviste çalışan iki kişi gece nöbetlerinde uzun sohbetler etmeye başlıyor. Biri evli, iki çocuk babası. Diğeri bekar ve otuzlu yaşlarının ortasında. Nöbetler bitip herkes evine dağıldığında bekar olan taraf, sabahları uyuyamıyor; telefonu elinde, bir mesaj bekliyor. Bu süreçte annesinin "Bir yuva kurmayacak mısın?" sorusu da her geçen ay daha ağır gelmeye başlıyor. Ortada açık bir ilişki bile olmayabilir; ama hayatın merkezi çoktan kaymıştır.

Bu tabloda çoğu zaman görünmeyen insanlar da vardır: evli kişinin eşi ve çocukları. Onlar bu hikâyede yalnızca bir isim, bir engel ya da bir "sorun" gibi düşünülebilir. Oysa her biri, kendi evinde olan biteni bilmeden yaşayan ve ortaya çıktığında derinden sarsılacak gerçek insanlardır. Onları zihninizde somut kişiler olarak görmek, size suçluluk yüklemek için değil, kararınızı tüm resmi görerek vermeniz için önemlidir. Pek çok kişi, uzaklaşma kararını tam da bu noktada, karşı tarafın çocuklarını bir bayram fotoğrafında gördüğü anda verdiğini anlatır.

Duygusal Aldatma Çizgisi Nerede Başlar?

Pek çok kişi "Aramızda bir şey olmadı ki" diyerek durumu hafife alır. Oysa bir ilişkinin üçüncü bir kişiye zarar verip vermediği, yalnızca fiziksel yakınlıkla ölçülmez. Aşağıdaki durumlar, ilişkinin artık bir arkadaşlık sınırını aştığına işaret edebilir:

  • Yazışmalarınızı ya da görüşmelerinizi onun eşinden saklamanız gerekiyorsa,
  • Ona, eşine anlatmadığı şeyleri anlatıyorsa ve siz onun asıl sırdaşı hâline geldiyseniz,
  • Birbirinizle yalnız kalmak için bahaneler yaratıyorsanız,
  • Onun eşiyle ilgili yaşadığı sorunlar sizin ilişkinizin ana konusu olmuşsa.

Bu konuyu daha ayrıntılı ele alan duygusal aldatma yazımız, çizginin nerede bulanıklaştığını anlamanıza yardımcı olabilir.

Bir duygunun gerçek olması, onunla kurulan her ilişkinin doğru olduğu anlamına gelmez; bunu kabul etmek kalbinizi değil, seçimlerinizi korur.

Evli Birine Aşık Olmak Nasıl Geçer? Gerçekçi Adımlar

Bu duygu, istendiği anda kapanan bir musluk değildir. Ama aşağıdaki adımlar, zamanla yoğunluğunu azaltmaya ve hayatınızı yeniden kendi elinize almaya yardımcı olabilir.

Gerçekleri yazın

Zihninizdeki hikâyeyle yaşanan gerçeklik çoğu zaman birbirinden farklıdır. Bir kâğıda somut olguları yazın: Ne zamandır bu durum sürüyor? Evliliğinden ayrılmak için somut bir adım attı mı? Size verdiği sözlerin kaçı gerçekleşti? Geleceğe dair planlarınızda siz nerede duruyorsunuz? Bu soruların yanıtları, umudun nereye dayandığını görmenize yardım eder.

Teması sınırlayın

Aynı iş yerinde çalışıyorsanız tamamen kopmak mümkün olmayabilir. Ama mesai dışı yazışmaları bitirmek, yalnız kalınan ortamlardan kaçınmak, ilişkiyi yalnızca işle ilgili konulara indirmek mümkündür. Teması azaltmak ilk haftalarda yoksunluk gibi hissettirebilir; bu his geçicidir.

Bir karar tarihi belirleyin

Eğer karşı taraf "Boşanacağım, biraz zaman ver" diyorsa, bu sözün sizin hayatınızı ne kadar süre askıya alabileceğine kendiniz karar verin. Kendinize koyacağınız bir sınır, belirsiz bir beklemeyi sona erdirir.

Hayatınızı yeniden doldurun

Bu bağ, hayatınızdaki pek çok boşluğu doldurmuş olabilir. Onunla geçen zamanın, onun hakkında düşünmeye harcanan enerjinin yerine bir şey koymazsanız, boşluk sizi tekrar aynı yere çeker. Ertelediğiniz arkadaşlıkları canlandırın, uzun süredir yapmadığınız şeylere geri dönün.

Güvendiğiniz biriyle konuşun

Her şeyi yalnız taşımak, duyguyu büyütür. Yargılamadan dinleyebileceğine inandığınız tek bir kişiyle bile konuşmak, durumu daha net görmenizi sağlayabilir. Böyle biri yoksa, gizliliğin güvence altında olduğu bir terapi ortamı bu ihtiyacı karşılayabilir.

İhtiyacınızı adlandırın

Kendinize şu soruyu sorun: "Bu kişi bana neyi hissettiriyor ki ondan vazgeçmek bu kadar zor?" Yanıt "görülmek", "önemsenmek", "heyecan" ya da "yalnız olmamak" olabilir. İhtiyacınızı adlandırdığınızda, onu karşılamanın tek yolunun bu kişi olmadığını görmeye başlarsınız. Evli birine aşık olmak çoğu zaman o ihtiyacın uzun süre karşılanmadan kaldığını gösteren bir işarettir; işarete kızmak yerine ona kulak vermek daha yararlıdır.

Kendinize karşı şefkatli olun

Bu süreçte kendinizi suçlamak, değişimi kolaylaştırmaz; aksine utanç insanı daha çok saklanmaya iter. "Hata yaptım ama bundan sonra nasıl davranacağımı seçebilirim" bakış açısı, hem sorumluluğu hem de toparlanma imkânını bir arada tutar.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

  • Bu duygu yüzünden uyku, iş ya da sosyal hayatınız belirgin biçimde etkileniyorsa,
  • Uzaklaşmaya defalarca karar verip her seferinde geri döndüyseniz,
  • Suçluluk, utanç ya da değersizlik duyguları gündelik hayatınızı ele geçirdiyse,
  • Hep evli, ilişkisi olan ya da ulaşılamayan kişilere yöneldiğinizi fark ediyorsanız,
  • İlişki ortaya çıktıysa ve iş, aile ya da çevreyle ilgili ağır bir krizin ortasındaysanız,
  • Yaşamın anlamını yitirdiği, kendinize zarar verme düşüncelerinin belirdiği bir noktaya geldiyseniz. Bu durumda yalnız kalmayın ve acil durumlarda 112'yi arayın.

Terapide Bu Süreç Nasıl Ele Alınır?

Bireysel terapi böyle bir durumda kişiyi yargılamadan, ama gerçeklerden de kaçmadan bir bakış sunar. Terapistin görevi size "Bırak" ya da "Devam et" demek değil; kendi değerlerinizi, ihtiyaçlarınızı ve olası sonuçları açıkça görmenize yardım etmektir.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaklaşımında, "Bir daha hiç kimseyi böyle sevemem", "Onsuz yaşayamam" ya da "Eşinden ayrılacak, sadece zamanı gelmedi" gibi düşünceler incelenir. Bu düşüncelerin kanıtları birlikte değerlendirilir ve kişinin bekleyişi besleyen davranışları (mesajları tekrar okumak, onun programına göre plan yapmak gibi) fark etmesi sağlanır.

Şema terapi bakış açısıyla ise kişinin neden ulaşılamayan birine bağlandığı sorusu derinleştirilir. "Duygusal yoksunluk", "terk edilme" ya da "kusurluluk" gibi şemalar, kişinin tam olarak sahip olamayacağı ilişkilerde kendini daha güvende hissetmesine yol açabilir. Bu örüntülerin anlaşılması, ileride kurulacak ilişkilerde benzer bir döngüye girmemek için önemlidir.

Terapi aynı zamanda bir yas alanı da açar. Bu ilişki bitmese bile, onunla ilgili kurulan hayallerden vazgeçmek bir kayıptır. Bu kaybı adlandırmak ve yaşamak, kişinin kendi hayatına yeniden yatırım yapabilmesinin önünü açar.

Sıkça Sorulan Sorular

Evli biri bana evliliğinin bittiğini söylüyor; ona inanmalı mıyım?

Sözlerden çok davranışlara bakmak daha sağlıklıdır. Evliliğinin gerçekten bittiğini söyleyen biri, bunu genellikle somut adımlarla gösterir. Uzun süre "yakında" denip hiçbir şey değişmiyorsa, bu durumu kendi hayatınızı ne kadar bekletmek istediğiniz sorusuyla birlikte düşünün.

Duygularımı ona açıklamalı mıyım?

Bu kararın sonuçlarını önceden düşünmek önemlidir. Duygunuzu söylemek, bazen sınır koymanın bir parçası olabilir: "Sana karşı hislerim var, bu yüzden aramıza mesafe koymam gerekiyor." Ancak bir ilişki başlatma umuduyla yapılan bir itiraf, hem sizin hem de onun ailesinin yaşamını zorlaştırabilir.

Evli birine duygu beslemek beni kötü bir insan yapar mı?

Hayır. Bir duyguyu hissetmek ahlaki bir başarısızlık değildir. Önemli olan, bu duyguyla ne yaptığınız ve kendinize, karşı tarafa ve onun yakınlarına nasıl davrandığınızdır.

Aynı iş yerindeysek nasıl uzaklaşabilirim?

İletişimi işle ilgili konularla sınırlamak, mesai dışı yazışmaları bitirmek ve yalnız kalınacak ortamlardan kaçınmak ilk adımlardır. Ekip ya da birim değişikliği gibi seçenekler mümkünse bunları da değerlendirebilirsiniz. Mesafe ilk başta zor gelir, ama zamanla duygunun yoğunluğunu azaltmanın en etkili yollarından biridir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler