Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Evlilik Yoluyla Göç: Yeni Ülke, Yeni Aile

Evlilik yoluyla göç eden kişiler yalnızlık, bağımlılık hissi ve kimlik sarsıntısı yaşayabilir. Uyum sürecini kolaylaştıran somut adımları öğrenin.

Bir düğün, birkaç ay süren vize işlemleri, valizler ve ardından bambaşka bir ülkede açılan yeni bir sayfa. Evlilik yoluyla göç, hem bir evliliğe hem de yeni bir ülkeye aynı anda başlamak demektir. Kimi zaman Almanya'da doğup büyümüş biriyle Türkiye'de tanışıp evlenen bir genç kadın, kimi zaman Hollanda'da yaşayan eşinin yanına giden bir erkek, kimi zaman da İngiltere'de ya da Kanada'da tanıştığı yabancı uyruklu biriyle hayatını birleştiren bir kişi bu yolu yürür. Her hikâye farklıdır; ama çoğunda ortak bir duygu vardır: Mutluluk ve kayıp aynı anda yaşanır. Bu yazıda evlilik yoluyla göçün psikolojik yükünü, sık görülen zorlukları ve bu dönemi daha sağlıklı geçirmek için atabileceğiniz somut adımları ele alacağız.

Evlilik Yoluyla Göç Nedir, Neden Kendine Özgü Bir Deneyimdir?

Evlilik yoluyla göç, kişinin yaşadığı ülkeyi temel olarak eşiyle birlikte yaşamak için değiştirmesidir. İş ya da eğitim için giden birinin genellikle önceden belirlenmiş bir amacı, kendi çevresi ve kendi takvimi vardır. Evlilikle göç edenin ise yeni hayatı büyük ölçüde eşinin hayatının içine kurulur: Eşin ailesi, eşin arkadaşları, eşin şehri, eşin evi.

Bu durum birkaç açıdan kendine özgü bir deneyim yaratır:

  • İki büyük geçiş üst üste gelir. Evliliğin ilk yılı zaten uyum gerektiren bir dönemdir. Buna yeni bir dil, yeni bir sistem ve yeni bir kültür eklenince yük katlanır.
  • Seçilen kişi, aynı zamanda tek dayanak olur. Yeni gelen kişi için eş; hem sevgili, hem rehber, hem tercüman, hem de çoğu zaman ilk ve tek arkadaştır.
  • Karar çoğu zaman tek taraflı bedel içerir. Gelen kişi işini, ailesini, arkadaşlarını ve tanıdık sokaklarını geride bırakır. Diğer eş ise kendi alanında kalır.
  • Kimlik yeniden tanımlanır. Türkiye'de öğretmen, hemşire ya da mühendis olan biri, yeni ülkede bir süre "yeni gelen eş" olarak tanımlanabilir.

Bu farklar, yaşanan zorlukların "nankörlük" ya da "uyumsuzluk" olmadığını, büyük bir değişime verilen anlaşılır tepkiler olduğunu hatırlatır.

Evlilik Yoluyla Göçte Sık Görülen Duygular ve İşaretler

Yeni bir ülkeye evlilikle gelen kişiler ilk aylarda heyecan ve umut hissedebilir. Bu dönemi zamanla daha zorlayıcı duygular izleyebilir. Aşağıdaki işaretler, uyum sürecinin sizi yorduğunu gösterebilir:

  • Eşiniz işe gittiğinde gün boyu evde yalnız kalmak ve saatlerin geçmemesi
  • Türkiye'deki ailenizle yaptığınız telefon görüşmelerinden sonra uzun süre ağlamak ya da içinizin daralması
  • Dil bilmediğiniz için markette, doktorda ya da resmî dairede kendinizi çaresiz hissetmek
  • Her konuda eşinize muhtaç olduğunuzu düşünmek ve bundan utanmak
  • Eşinizin ailesinin yanında kendinizi misafir gibi, hatta yabancı gibi hissetmek
  • Eskiden keyif aldığınız şeylere ilginizin azalması
  • Uyku düzeninizin bozulması, iştahınızın değişmesi
  • Eşinizle küçük konularda sık tartışmaya başlamak
  • "Acaba yanlış mı yaptım?" düşüncesinin sık sık aklınıza gelmesi

Bu işaretlerin bir kısmını yaşamak, tek başına bir ruhsal bozukluk olduğu anlamına gelmez. Ancak uzun süre devam ediyorsa ya da günlük hayatınızı belirgin biçimde etkiliyorsa, durumu ciddiye almak gerekir. Benzer duygular için gurbette yalnızlık yazısı da size yol gösterebilir.

Evlilik Yoluyla Göç Neden Zorlayıcı Olabilir? Kültürel Bağlam

Evlilikle göç edenlerin yaşadığı zorlukların bir kısmı pratik, bir kısmı ise duygusal ve kültüreldir.

Bağımlılık ve güç dengesi

Yeni gelen kişi bir süre için dil, oturum izni, banka işlemleri, ulaşım ve sosyal çevre konusunda eşine bağımlı olabilir. Bu bağımlılık ilişkide farkında olmadan bir güç dengesizliği yaratabilir. Eskiden kendi parasını kazanan, kendi kararlarını veren biri için bu durum özgüveni sarsıcı olabilir. Bazen de eş, iyi niyetle her şeyi üstlenerek gelen kişinin kendi ayakları üzerinde durmasını geciktirebilir.

Kayınvalide, kayınpeder ve geniş aile

Türk ailelerinde geniş aile ilişkileri yakın ve yoğundur. Yurt dışında yaşayan birinci ve ikinci kuşak ailelerde bu yakınlık bazen daha da güçlüdür; çünkü aile, gurbette korunması gereken bir sığınak olarak görülür. Evlilikle gelen gelin ya da damat, bu sıkı yapının içine sonradan katılır. Aile içi kurallar, beklentiler, "bizde böyle yapılır" cümleleri ve misafirlik gelenekleri yeni gelen kişiye ağır gelebilir. Kendi ailesi uzakta olduğu için bu durumda dengeleyici bir destek de bulunmayabilir.

Farklı beklentiler

Türkiye'den gelen eş, yurt dışında doğmuş eşinin Türk kültürünü kendisiyle aynı biçimde yaşamadığını fark edebilir. Ya da tam tersi, yurt dışında yetişmiş eş, Türkiye'den gelen eşinin beklentilerini geleneksel bulabilir. Aynı dili konuşan iki kişi bile, kadın-erkek rolleri, ev işleri, para yönetimi ve aileyle ilişkiler konusunda farklı haritalara sahip olabilir. Karma evliliklerde bu fark daha da belirgindir; bu konuda karma evlilik yazısı ayrıntılı bilgi sunar.

"Şikâyet etmemeliyim" düşüncesi

Pek çok kişi, "Bu hayatı ben seçtim, şikâyet etmeye hakkım yok" diye düşünür. Ailesine mutsuz olduğunu söylemek istemez; çünkü ailesinin üzüleceğinden ya da "Biz sana demiştik" denmesinden çekinir. Bu sessizlik, duyguların içeride birikmesine yol açabilir. Ayıp ve utanç kavramları, yardım istemeyi daha da zorlaştırabilir.

Evlilik Yoluyla Göçün İlişkiye ve Çocuklara Etkisi

Göçün yükü yalnızca yeni gelen kişide kalmaz; çift ilişkisine de yansır. Yeni gelen kişi eşinden daha fazla zaman, ilgi ve anlayış bekleyebilir. Diğer eş ise iş, aile ve yeni evliliğin sorumlulukları arasında sıkışmış hissedebilir. Bir taraf "Beni anlamıyorsun", diğer taraf "Elimden geleni yapıyorum" der ve iki kişi de haklı olduğu hâlde birbirini kaçırabilir.

Diyelim ki Türkiye'den Avusturya'ya evlilikle gelen bir kadın, eşi akşam eve geldiğinde gün boyu biriktirdiği her şeyi anlatmak istiyor. Eşi ise yorgun ve biraz sessizlik istiyor. Kadın bunu ilgisizlik olarak algılıyor, eşi ise sürekli eleştirildiğini düşünüyor. Aslında ikisinin de ihtiyacı meşru; sorun, bu ihtiyaçların konuşulmamış olması.

Çocuk dünyaya geldiğinde yeni dengeler oluşur. Annenin ya da babanın kendi ailesinden uzakta doğum yapması, doğum sonrası dönemde yalnızlık hissini artırabilir. Ebeveynlerden birinin yerel dili iyi bilmemesi, çocuğun okul hayatına katılımı konusunda kaygı yaratabilir. Yine de çocuklar, ebeveynlerinin iki kültürü birlikte taşıyabildiğini gördüklerinde bundan güç alabilir. Önemli olan, ebeveynlerin kendi uyum süreçlerine de özen göstermesidir.

Evlilik Yoluyla Göçü Kolaylaştırmak İçin Kendi Başınıza Yapabilecekleriniz

Uyum bir süreçtir ve zaman alır. Aşağıdaki adımlar bu süreci biraz daha yönetilebilir hâle getirebilir.

1. Kendi alanınızı kurun

Eşinizin hayatının bir parçası olmak kadar, kendi hayatınızı kurmak da önemlidir. Haftada en az birkaç saat, yalnızca size ait bir etkinlik planlayın: Bir dil kursu, bir spor salonu, bir el işi atölyesi, gönüllü bir çalışma ya da bir kütüphane grubu. Bu küçük adımlar, kendi kimliğinizi yeniden hissetmenize yardımcı olabilir.

2. Dili bir bağımsızlık aracı olarak görün

Yerel dili öğrenmek yalnızca bir zorunluluk değil, kendi işlerinizi yapabilmenin ve kendinizi ifade edebilmenin yoludur. Mükemmel konuşmayı beklemeyin. Markette birkaç cümle kurmak, bir randevuyu kendiniz almak gibi küçük başarıları not edin. Hata yapmak öğrenmenin doğal parçasıdır.

3. Eşinizle "uyum toplantıları" yapın

Haftada bir, sakin bir zamanda eşinizle oturup şu soruları konuşun: Bu hafta neler zorladı? Neler iyi geldi? Bir sonraki hafta birbirimizden neye ihtiyacımız var? Bu konuşmayı suçlama değil, ortak bir proje olarak görün. "Sen hiç..." yerine "Ben ... hissediyorum, ... ihtiyacım var" diye başlayan cümleler kurmaya çalışın.

4. Geniş aileyle sınırları birlikte belirleyin

Eşinizin ailesiyle ilgili beklentileri önce eşinizle konuşun. Hangi sıklıkta görüşmek istediğinizi, hangi konularda kararı ikinizin vereceğini netleştirin. Sınırları eşinizin kendi ailesine iletmesi çoğu zaman daha az çatışma yaratır.

5. Türkiye'deki bağlarınızı koruyun

Ailenizle ve arkadaşlarınızla düzenli iletişim kurun; ama yalnızca sorun anlatmak için değil. Gününüzden küçük güzel anları da paylaşın. Bu bağlar, kendinizi kökleriniz olan biri olarak hissetmenize yardım eder.

6. Düşüncelerinizi gözden geçirin

"Burada hiçbir şey yapamıyorum" ya da "Her şeyi kaybettim" gibi düşünceler geldiğinde kendinize şunu sorun: Bu düşüncenin kanıtı ne? Karşı kanıt ne? Geçen aya göre neler değişti? Bu basit soru, bilişsel davranışçı terapinin temel tekniklerinden biridir ve düşüncenin size gösterdiği tablonun her zaman tamamı olmadığını fark etmenizi sağlayabilir.

7. Bedeninize iyi bakın

Düzenli uyku, gün ışığına çıkmak, yürüyüş ve dengeli beslenme ruh hâlinizi doğrudan etkiler. Özellikle kuzey ülkelerinde kış aylarının uzun ve karanlık olması, ruh hâlini zorlayabilir. Gün içinde dışarıda zaman geçirmeyi bir rutin hâline getirin.

Yeni bir ülkede yeni bir aileye katılmak, eski hayatınızı silmek anlamına gelmek zorunda değildir. Uyum, iki hayatı yan yana taşıyabilmeyi öğrenmektir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Aşağıdaki durumlarda bir ruh sağlığı uzmanına başvurmayı düşünmeniz yararlı olabilir:

  • Mutsuzluk, isteksizlik ya da kaygı iki haftadan uzun süredir devam ediyorsa
  • Uyku, iştah ve enerji düzeninizde belirgin değişiklikler varsa
  • Eşinizle tartışmalar sıklaşmış ve çözülemez hâle gelmişse
  • Kendinizi sürekli değersiz, muhtaç ya da sıkışmış hissediyorsanız
  • Eşinizin ya da ailesinin sizi kontrol ettiğini, sosyal hayatınızı, paranızı ya da iletişiminizi kısıtladığını hissediyorsanız
  • Panik atak benzeri belirtiler yaşıyorsanız

İlişkide fiziksel, duygusal ya da ekonomik şiddet varsa yalnız olmadığınızı bilmeniz önemlidir. Güvenliğiniz tehlikedeyse ya da kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa, bulunduğunuz ülkenin acil numarasını arayın: AB ülkelerinde 112, ABD ve Kanada'da 911, İngiltere'de 999 veya 112, Avustralya'da 000. Online terapi bir acil müdahale hizmeti değildir; ciddi risk durumlarında yerel acil servisler ve yerel psikiyatri hizmetleri gereklidir.

Anadilde Online Terapide Nasıl Çalışılır?

Evlilik yoluyla göç eden pek çok kişi, yaşadıklarını yeni öğrendiği bir dilde anlatmakta zorlanır. Kayınvalideyle yaşanan bir gerginliği, "elâlem ne der" kaygısını ya da düğün sonrası beklentileri anlatırken kültürel bağlamı uzun uzun açıklamak zorunda kalmak yorucu olabilir. Anadilde terapi, bu açıklama yükünü azaltarak kişinin doğrudan kendi deneyimine odaklanmasını kolaylaştırabilir. Bu, yaşadığınız ülkedeki ruh sağlığı hizmetlerinin yerine geçmek zorunda değildir; onlarla birlikte de kullanılabilecek bir seçenektir.

Bilişsel davranışçı terapi (BDT) temelli bir çalışmada genellikle şu adımlar izlenir:

  • Durumun haritasını çıkarmak: Göç sürecinde neyin kaybedildiği, neyin kazanıldığı ve şu anda en çok zorlanılan alanlar birlikte belirlenir.
  • Düşünce kalıplarını fark etmek: "Burada hiçbir değerim yok" gibi otomatik düşünceler ve bunların duygulara etkisi incelenir.
  • Davranışsal adımlar planlamak: Kendi sosyal çevrenizi kurmaya, dil öğrenmeye ya da iş aramaya yönelik küçük ve ölçülebilir hedefler konur.
  • İletişim becerileri: Eşinizle ve geniş aileyle ihtiyaçlarınızı daha açık ve daha az çatışmalı biçimde ifade etmeye çalışılır.
  • Gerekirse çift görüşmeleri: İlişkideki dengeleri birlikte konuşmak için eşinizle ortak seanslar planlanabilir. Bu konuda çift terapisi sayfasına göz atabilirsiniz.

Seanslar görüntülü olarak yapılır. Saat farkını hesaba katarak uygun bir zaman belirlenir; sessiz bir oda, kulaklık ve güvenli bir internet bağlantısı yeterlidir. Ödeme online yapılır; fiyatlandırma TL üzerindendir ve uluslararası kartla ödeme mümkündür. Sigorta geri ödemesi için yaşadığınız ülkedeki sigorta şartlarını kontrol etmeniz gerekir. Ayrıntılar için yurt dışındaki Türkler sayfasına bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Evlilik yoluyla göç eden birinin uyum süreci ne kadar sürer?

Bunun herkes için geçerli bir süresi yoktur. Dil, iş, sosyal çevre ve ilişki dinamikleri gibi pek çok etken süreci etkiler. Birçok kişi ilk yılın özellikle zorlayıcı olduğunu, zamanla yeni bir denge kurulduğunu fark eder.

Eşimle birlikte terapiye gitmemiz gerekir mi?

Zorunlu değildir. Bireysel görüşmeler kendi duygularınızı anlamanız için iyi bir başlangıç olabilir. İlişkideki sorunlar ön plandaysa, ortak görüşmeler de ayrıca değerlendirilebilir.

Ailemi üzmemek için mutsuzluğumu saklamalı mıyım?

Her şeyi anlatmak zorunda değilsiniz, ama tamamen saklamak da sizi yalnızlaştırabilir. Güvendiğiniz bir kişiyle duygularınızı paylaşmak, ailenizle ise ne kadarını paylaşacağınızı kendi sınırlarınıza göre belirlemek daha dengeli bir yol olabilir.

Yaşadığım ülkede de terapist bulabilir miyim?

Evet, yaşadığınız ülkedeki ruh sağlığı hizmetleri de önemli bir kaynaktır. Dil yeterliliğiniz ve ihtiyacınıza göre yerel hizmetleri, anadilde online terapiyi ya da ikisini birlikte kullanmak mümkündür.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler