Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Hastalığı İnternetten Araştırmak: Bilgi mi, Kaygı Kaynağı mı?

Hastalığı İnternetten Araştırmak: Bilgi mi, Kaygı Kaynağı mı?

Hastalığı internetten araştırmak kaygıyı azaltmak yerine artırabilir. Neden durmakta zorlanırız, hangi tuzaklar vardır ve daha sağlıklı araştırma için öneriler.

Gece saat ikiyi geçmiş. Ev sessiz, ama ekranın ışığında gözleriniz hâlâ açık. Doktorun bugün söylediği o terimi arama kutusuna yazdınız; bir sayfa diğerini açtı, bir forum yazısı başka bir hikâyeye götürdü. Şimdi kalbiniz hızlı atıyor, aklınızda okuduğunuz en kötü senaryolar dönüyor. Sabah olduğunda biraz daha bilgili değil, çok daha korkmuş hissediyorsunuz. Hastalığı internetten araştırmak, tanı alan kişilerin ve yakınlarının en sık yaptığı şeylerden biridir; çoğu zaman da kontrolü geri kazanma çabasıyla başlar. Ama bilgi arayışı bir noktada kaygıyı besleyen bir döngüye dönüşebilir. Bu yazıda neden durmakta zorlandığımızı, internette hangi tuzaklarla karşılaşabileceğimizi, yaşa göre farklılıkları ve araştırmayı daha sağlıklı hâle getirmenin yollarını ele alıyorum. Okuduklarınız ne olursa olsun, kendi durumunuza dair yorum ve kararlar için her zaman sizi izleyen hekime başvurun.

Neden Hastalığımızı İnternette Araştırırız?

Tanı haberi, insanı belirsizlikle karşı karşıya bırakır. Belirsizlik ise zihin için en rahatsız edici durumlardan biridir. İnternet, bu belirsizliği gidermenin hızlı ve her an ulaşılabilir bir yolu gibi görünür.

Araştırma isteğinin arkasında genellikle şu ihtiyaçlar vardır:

  • Kontrol hissi. "Ne olduğunu bilirsem daha hazırlıklı olurum" düşüncesi.
  • Anlama ihtiyacı. Muayene odasında kısa sürede duyulan tıbbi terimleri anlamlandırmak.
  • Yalnızlığı azaltmak. Benzer deneyimi yaşamış kişilerin hikâyelerini okumak, "Yalnız değilim" duygusu verebilir.
  • Hazırlık. Doktora daha iyi sorular sormak, tedavi seçeneklerini önceden öğrenmek.
  • Gece yarısı kaygısı. Herkes uyurken kaygı yükseldiğinde, ulaşılabilecek tek "kaynak" çoğu zaman telefondur.

Bu ihtiyaçların hepsi meşrudur. Sorun, araştırmanın kendisi değil; nasıl, ne zaman ve ne kadar yapıldığıdır.

Araştırmanın kişiye iyi gelip gelmediğini anlamanın basit bir yolu, okuma bittikten sonra nasıl hissettiğinize bakmaktır. Ekranı kapattığınızda biraz daha sakin, daha hazırlıklı ve hekiminize soracak somut sorularla mı kalıyorsunuz? Yoksa daha gergin, daha korkmuş ve "Bir sayfa daha bakayım" dürtüsüyle mi? İlki bilgi edinmenin, ikincisi ise kaygının yönettiği bir araştırmanın işaretidir. Bu farkı fark etmek bile, alışkanlığı değiştirmenin ilk adımı olabilir.

Hastalığı İnternetten Araştırmak Kaygıyı Nasıl Artırabilir?

İnternetteki bilgi, sizin durumunuza özel değildir. Bir hastalığın genel bilgisi ile sizin tahlil sonuçlarınız, yaşınız, genel sağlık durumunuz ve tedavi planınız arasında önemli farklar olabilir. Bu nedenle okunan her şey, kişinin kendi durumuna dair gerçekçi olmayan sonuçlar çıkarmasına yol açabilir.

Sık karşılaşılan tuzaklar

  • En kötü senaryoya odaklanma. Zihin, tehdit içeren bilgiye daha fazla dikkat eder. Yüzlerce olumlu deneyimin arasında tek bir ağır hikâye, akılda en çok kalan olabilir.
  • Bağlamından kopuk sayılar. Genel istatistikler, tek bir kişinin süreci hakkında bilgi vermez. Bu sayıları kendi durumunuza uygulamak, hem yanıltıcı hem de korkutucu olabilir.
  • Forum hikâyeleri. Forumlarda yazanlar çoğu zaman en zor deneyimleri yaşayan kişilerdir. İyi giden süreçler genellikle yazıya dökülmez.
  • Güncel olmayan bilgi. Tıp hızla değişir. Yıllar önce yazılmış bir makale, bugünkü tedavi olanaklarını yansıtmayabilir.
  • Şifa vaat eden ürünler. Bazı siteler bilimsel dayanağı olmayan ürünler ya da yöntemler pazarlar. Bu tür vaatler hem umut tacirliği yapar hem de hastaları ve aileleri gereksiz harcamalara ve yanlış kararlara sürükleyebilir.

Kontrol etme döngüsü

Kaygı yükseldiğinde araştırma yapmak kısa süreli bir rahatlama sağlar. Ama bu rahatlama geçicidir; yeni bir soru, yeni bir belirti ya da yeni bir okuma kaygıyı yeniden yükseltir. Zamanla kişi daha sık ve daha uzun araştırmaya başlar. Bu döngü, sağlıkla ilgili kaygının belirgin biçimde arttığı durumlarda daha da güçlenebilir. Bu konuyu sağlık kaygısı yazısında ayrıntılı olarak ele aldım.

Yaşa ve Role Göre Farklılıklar

Hasta çocuğu olan anne babalar

Çocuğu tanı alan anne babalar çoğu zaman gece yarıları, çocuk uyurken araştırma yapar. Başka çocukların zor hikâyelerini okumak, ebeveynin kaygısını derinden artırabilir. Bu kaygı da çocuğa ses tonu, yüz ifadesi ve gerginlik yoluyla yansıyabilir. Ebeveynlerin araştırma için belirli bir zaman ayırması ve okuduklarını eşleriyle ya da hekimle konuşması, bu yükü hafifletir.

Ergenler

Ergenler hastalıklarını sıklıkla anne babalarından gizli olarak araştırır. Sosyal medya videoları, kısa içerikler ve forumlar, gencin kafasında yanlış ya da eksik bir tablo oluşturabilir. Gençle "Ne okudun, aklına takılan bir şey var mı?" diye yargılamadan konuşmak ve sorularını hekime birlikte götürmek, onun güvenilir bilgiye ulaşmasını kolaylaştırır.

Yetişkinler

Çalışan, aile sorumluluğu taşıyan yetişkinler için araştırma çoğu zaman planlama ihtiyacıyla ilişkilidir: "Ne kadar izin almalıyım?", "Çocuklarıma ne söylemeliyim?" Bu sorular meşrudur, ama cevapları genel sitelerden değil, tedavi ekibinden almak daha sağlıklıdır.

Yaşlılar

Yaşlı hastalar internette daha az araştırma yapabilir, ama mesajlaşma uygulamalarında paylaşılan sağlık videoları ve "mutlaka okuyun" iletileri onlara ulaşır. Bu iletiler çoğu zaman doğrulanmamış bilgiler içerir. Bazen de yaşlı kişi, okuduğu bir iletiye güvenerek tedavisini değiştirmeyi düşünebilir. Yaşlı bir yakınınızla bunları alay etmeden konuşmak ve "Bunu doktoruna soralım mı?" demek, onurunu korurken onu yanlış bilgiden de korur.

Hasta yakınları da çoğu zaman araştırır ve iyi niyetle buldukları bilgileri hastayla paylaşır. Ancak sürekli gönderilen makaleler, videolar ve "şunu okudun mu?" mesajları hastayı yorabilir, kaygısını artırabilir.

Yakınlar için söylenebilecek cümleler:

  • "Bir şey okudum, ama senin durumuna uyup uymadığını bilmiyorum. İstersen doktoruna sorabiliriz."
  • "Hastalığın hakkında bilgi almak istiyor musun, yoksa şu an bunu konuşmak istemiyor musun?"
  • "Randevuya gitmeden önce soru listesi hazırlamana yardım edeyim mi?"

Kaçınılması gereken cümleler:

  • "İnternette okudum, bu hastalık çok kötüymüş."
  • "Şu siteye bak, bu tedavi kesin işe yarıyormuş."
  • "Doktorun bunu söylememiş mi? Bence yanlış teşhis koymuş."
  • "Senin hastalığında ortalama şu kadar yaşıyorlarmış."

Hastalığı internetten araştırmak çoğu zaman yakınların da kendi çaresizliğiyle baş etme yoludur. Bir şey okumak, "en azından bir şey yapıyorum" hissi verir. Bu duyguyu anlamak, hem hastanın hem yakının birbirine daha şefkatle yaklaşmasını kolaylaştırır. Bilgi paylaşmadan önce hastaya ne kadar bilgi istediğini sormak, onun sürece dair kontrolünü korur. Bazı insanlar her şeyi bilmek ister, bazıları ise yalnızca o haftaki adımı bilmekle yetinir. İki tercih de saygıyı hak eder.

İnternet her soruya bir cevap verir; ama sizin durumunuza özel cevabı ancak sizi tanıyan hekim verebilir.

Daha Sağlıklı Araştırma İçin Öneriler

Araştırmayı tamamen bırakmak gerekmez. Bilgi, doğru kullanıldığında güçlendirici olabilir. Şu öneriler, araştırmayı kaygı kaynağı olmaktan çıkarmanıza yardım edebilir:

  1. Hekiminize kaynak sorun. "Bu konuda nereden okuyabilirim?" diye sormak, sizi güvenilir sitelere yönlendirir. Üniversite hastaneleri, resmî sağlık kurumları ve hasta dernekleri genellikle daha güvenilir bilgi sunar.
  2. Araştırma için zaman sınırı koyun. Örneğin günde bir kez, akşam yemeğinden önce yirmi dakika. Gece yarısı araştırması, kaygının en yüksek ve muhakemenin en düşük olduğu saatlerde yapılır.
  3. Soruları yazın, cevapları hekimden alın. Okurken aklınıza takılan soruları bir deftere yazın ve bir sonraki randevuda sorun.
  4. Forumlara dikkatle yaklaşın. Başkalarının deneyimleri değerli olabilir, ama sizin hikâyeniz değildir. Okuduğunuz bir hikâye sizi çok etkilediyse, o sayfayı kapatıp kısa bir mola verin.
  5. Bedeninize dönün. Araştırma sonrası kalbiniz hızlı atıyorsa birkaç yavaş, derin nefes alın; ayaklarınızın yere bastığını hissedin, odadaki nesnelere bakın. Bu kısa uygulama sinir sisteminizi yatıştırır.
  6. Bilgi istemediğiniz dönemleri kabul edin. Bazı günler hiçbir şey okumamak, yalnızca dinlenmek isteyebilirsiniz. Bu da bir baş etme biçimidir.

Uzun ve belirsiz bir tanı sürecinin ardından araştırma isteğinin daha da yoğunlaşabildiğini nadir hastalık tanısı yazısında da ele almıştım.

Hastalığı İnternetten Araştırmak Yerine Hekimle Konuşmak

Arama motorunun yapamadığı bir şeyi hekiminiz yapabilir: sizin tahlillerinize, geçmişinize ve tedavi planınıza bakarak konuşmak. Ancak muayene süreleri kısa olabilir ve heyecanla sorulmak istenen sorular unutulabilir. Bu görüşmeleri daha verimli hâle getirmek için şunları deneyebilirsiniz:

  • Ne kadar bilgi istediğinizi söyleyin. "Her ayrıntıyı bilmek istiyorum" ya da "Şimdilik sadece bir sonraki adımı bilmek istiyorum" demek, hekimin bilgiyi size uygun biçimde paylaşmasına yardım eder.
  • Yanınıza birini alın. Bir yakınınızın not tutması, eve döndüğünüzde "Ne demişti?" sorusunu internette aramak zorunda kalmamanızı sağlar.
  • Anlamadığınız terimi tekrar sorun. "Bunu daha basit anlatabilir misiniz?" demek tamamen meşrudur.
  • Sonraki iletişimi netleştirin. Bir soru aklınıza takıldığında kime, nasıl ulaşabileceğinizi öğrenmek, gece yarısı araştırma ihtiyacını azaltır.

Özellikle sonuç bekleme dönemleri, internet araştırmasının en yoğunlaştığı zamanlardır. Bu bekleyişte kaygıyla baş etmeye dair önerileri biyopsi sonucu beklemek yazısında bulabilirsiniz.

Diyelim ki kırklı yaşlarında bir adam, rutin kontrolde karaciğer değerlerinin yüksek çıktığını öğreniyor ve ileri tetkik için randevu veriliyor. Randevuya kadar geçen on günü, her akşam saatlerce farklı hastalıkları okuyarak geçiriyor; uykusu bozuluyor, işte dalgınlaşıyor. Randevuda hekim, değerlerin yüksekliğinin pek çok farklı ve çoğu zaman tedavi edilebilir nedeni olabileceğini, önce birkaç tetkikle netleşeceğini anlatıyor. Bu kurgusal örnekte on günlük araştırma ona bilgi değil, yalnızca yorgunluk kazandırmıştır. Bir sonraki bekleme döneminde araştırma yerine soru listesi hazırlamayı ve akşamları yürüyüşe çıkmayı seçmesi, aynı belirsizliği çok daha az yıpranarak geçirmesini sağlayabilir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Tanı sonrasında bilgi aramak doğaldır. Ancak şu durumlarda bir ruh sağlığı uzmanından destek almak yararlı olabilir:

  • Her gün saatlerce araştırma yapmak ve bunu durduramamak
  • Araştırma sonrası çarpıntı, nefes darlığı ya da panik benzeri belirtiler yaşamak
  • Uykunun, işin ya da ilişkilerin araştırma nedeniyle belirgin biçimde aksaması
  • Okunan bilgiler yüzünden tedaviyi bırakmayı ya da hekimin önerilerine uymamayı düşünmek
  • Hastalığa dair düşüncelerin günün büyük bölümünü kaplaması

Kaygı belirtileri belirgin olduğunda psikolojik destek, kontrol etme döngüsünü kırmaya yardımcı olabilir. Okuduklarınız sizde derin bir umutsuzluk ya da yaşamaya dair isteksizlik yaratıyorsa bunu yalnız taşımayın; güvendiğiniz biriyle konuşun ve acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın.

Terapide Sağlık Bilgisiyle İlişkili Kaygı Nasıl Ele Alınır?

Psikolojik destek, tıbbi bilginin yerini almaz; ama kişinin bilgiyle ve belirsizlikle ilişkisini düzenlemesine yardım edebilir. Kaygı ve panik alanındaki çalışmalarda, araştırma davranışının kaygıyı nasıl beslediği birlikte fark edilir.

Bilişsel davranışçı terapi çerçevesinde, "Her şeyi bilirsem güvende olurum" ya da "Okuduğum en kötü senaryo benim başıma gelecek" gibi düşünceler incelenir. Araştırma, kontrol etme ve güvence arama davranışları adım adım azaltılırken kişinin belirsizliğe tahammül kapasitesi güçlendirilir. Kaygı yükseldiğinde kullanılabilecek nefes ve dikkat yönlendirme teknikleri de çalışılır. Ebeveynler, ergenler ve yetişkinler için yaklaşım yaşa uygun biçimde uyarlanır. Tedavi süreci nedeniyle sık seyahat etmekte zorlananlar için görüşmeler online olarak da yapılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hastalığımı hiç araştırmamalı mıyım?

Hayır, bilgi edinmek hakkınızdır ve doğru kaynaklarla yapıldığında güçlendirici olabilir. Önemli olan güvenilir kaynakları seçmek, zaman sınırı koymak ve okuduklarınızı hekiminizle konuşmaktır.

Okuduğum bilgiyi doktoruma sormak ayıp olur mu?

Hayır. Okuduklarınızı hekiminize sormak, yanlış bilgileri düzeltmenin ve kaygınızı azaltmanın sağlıklı bir yoludur. "Bunu bir yerde okudum, benim durumum için geçerli mi?" diye sormanız yeterlidir.

Eşim sürekli hastalığımla ilgili yazılar gönderiyor ve beni geriyor. Ne diyebilirim?

Onun da kaygısını bu yolla yönetmeye çalıştığını hatırlamak, öfkeyi yumuşatabilir. Açık bir sınır koyabilirsiniz: "Bilgi aramanı anlıyorum, ama bana gönderilen yazılar beni çok geriyor. Önce bana sormanı ya da doktora birlikte sormamızı isterim."

Gece yarısı araştırma yapma alışkanlığımı nasıl bırakabilirim?

Telefonu yatak odasının dışında şarj etmek, gece aklınıza takılan soruları bir kâğıda yazıp sabaha bırakmak ve araştırma için gündüz belirli bir zaman ayırmak işe yarayabilir. Bu alışkanlık uykunuzu uzun süre bozuyorsa bir uzmana danışabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler