Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Hep Yanlış Kişiyi Seçmek: İlişkilerde Tekrarlayan Örüntüler

Hep Yanlış Kişiyi Seçmek: İlişkilerde Tekrarlayan Örüntüler

Hep yanlış kişiyi seçmek bir şans meselesi değil, çoğu zaman bir örüntüdür. Neden benzer kişilere çekildiğinizi ve bu döngüyü nasıl kırabileceğinizi okuyun.

Arkadaşınız yeni tanıştığınız kişiyi anlatırken sözünüzü kesiyor: "Dur, tahmin edeyim. Çok karizmatik, ilk hafta seni her gün aradı, şimdi de iki gündür ortada yok." Gülüyorsunuz, ama içiniz burkuluyor; çünkü haklı. İsimler, meslekler, şehirler değişiyor ama hikâye hep aynı yerden başlayıp aynı yerde bitiyor. Bir dönem bunu şanssızlıkla açıklıyorsunuz, sonra "Benim kısmetim böyle" demeye başlıyorsunuz. Hep yanlış kişiyi seçmek, pek çok insanın kendine sorduğu ama cevabını bulmakta zorlandığı bir sorudur: Neden hep benzer insanlara çekiliyorum ve neden sonunda hep aynı yerde yaralanıyorum? Bu yazıda bu örüntünün nereden geldiğini, sizi tanıdık olana çeken iç mekanizmaları ve bir sonraki ilişkide farklı bir seçim yapabilmek için atabileceğiniz somut adımları ele alıyoruz.

Hep Yanlış Kişiyi Seçmek: Şans mı, Örüntü mü?

Bir ya da iki ilişkinin kötü bitmesi, hayatın olağan bir parçasıdır. Her ilişki bir şey öğretir ve her ayrılık bir başarısızlık değildir. Ancak farklı ilişkilerde benzer kişilerle, benzer sorunları, benzer sonlarla yaşıyorsanız, bu artık bir tesadüf olmaktan çıkar ve bir örüntüye dönüşür.

Örüntü, bilinçli bir seçimden çok bilinçdışı bir eğilim gibi işler. Kimse "Bana kötü davranacak birini arıyorum" diyerek ilişkiye başlamaz. Tam tersine, çoğu insan bu kez farklı olacağına inanır. Ama bir şey, belki ilk karşılaşmadaki o tanıdık çekim, sizi yine aynı tip insana yönlendirir.

Burada "yanlış kişi" ifadesini dikkatli kullanmak gerekir. Bu yazıda kastedilen, kötü bir insan değil, sizin için sağlıklı bir ilişki kurmanın mümkün olmadığı bir kişidir. Aynı kişi başka biri için uygun bir partner olabilir. Mesele, sizin ihtiyaçlarınızla onun sunabildikleri arasındaki sürekli uyumsuzluktur.

Tekrarlayan İlişki Örüntülerinin İşaretleri

Aşağıdaki örüntülerden biri ya da birkaçı ilişki geçmişinizde tekrar ediyorsa, hep yanlış kişiyi seçmek sizin için bir şanssızlıktan fazlası olabilir:

  • Duygusal olarak ulaşılamayan partnerler: Evli, başka biriyle ilişkisi olan, uzakta yaşayan ya da yakınlıktan kaçan kişilere çekilmek.
  • Kurtarıcı rolü: Sorunları olan, "Aslında iyi biri ama hayat ona kötü davranmış" dediğiniz kişilere yönelmek ve onları değiştirmeye çalışmak.
  • Hızlı başlayan yoğun ilişkiler: İlk haftalarda aşırı ilgi, iltifat ve gelecek planları; ardından ani soğuma ya da kontrol.
  • Sizi küçülten partnerler: Eleştiren, alay eden, kararlarınızı sorgulayan ve sizi yetersiz hissettiren kişiler.
  • Tek taraflı emek: İlişkiyi sürdürmek için hep sizin çaba gösterdiğiniz, karşı tarafın yalnızca aldığı bir düzen.
  • Görmezden gelinen uyarı işaretleri: Başta fark ettiğiniz ama "abartıyorum" diyerek geçiştirdiğiniz davranışların, sonunda ilişkinin ana sorunu hâline gelmesi.
  • "Sıkıcı" bulunan iyi insanlar: Size düzenli ilgi gösteren, güvenilir ve sakin kişilere karşı ilgisizlik ya da "kıvılcım yok" hissi.

Son madde özellikle önemlidir. Tekrarlayan örüntülerin en belirgin işaretlerinden biri, sağlıklı ilişki sunabilecek kişilerin heyecansız, sağlıksız dinamikler taşıyan kişilerin ise çekici gelmesidir.

Neden Hep Benzer Kişilere Çekiliriz?

Tanıdık olan güvenli gelir

İnsan zihni tanıdık olana yönelir; tanıdık olan, sağlıklı olmasa bile, öngörülebilir olduğu için güvenli hissettirir. Çocuklukta sevginin koşullu verildiği, ilginin ancak çabayla kazanıldığı ya da bir ebeveynin duygusal olarak ulaşılamaz olduğu bir evde büyüyen kişi, yetişkinlikte benzer dinamikleri taşıyan birinde "eve dönmüş gibi" bir his yaşayabilir. Bu his çoğu zaman aşk ya da güçlü bir çekim olarak algılanır.

Şemaların çekimi

Şema terapisi, bu durumu şema kimyası kavramıyla açıklar. Erken dönemde oluşan "Terk edileceğim", "Sevilmeye değer değilim", "İhtiyaçlarım önemli değil" gibi derin inançlar, yetişkinlikte bu inançları doğrulayan kişilere karşı güçlü bir çekim yaratabilir. Kişiyi en çok heyecanlandıran partner, ne yazık ki çoğu zaman o eski yarayı yeniden açacak olandır. Bu yaklaşımın temel kavramlarını şema terapi nedir yazımızda bulabilirsiniz.

Eski hikâyeyi bu kez farklı bitirme isteği

Bazen kişi, çocuklukta kazanamadığı sevgiyi yetişkinlikte benzer birinden kazanmaya çalışır. İlgisiz bir babanın kızı, ilgisiz bir partnerin sevgisini kazanırsa, bu bir anlamda eski yaranın da onarılması gibi hissedilir. Ne yazık ki bu çaba genellikle aynı hayal kırıklığıyla sonuçlanır.

Değersizlik duygusu

Kendini değerli hissetmeyen biri, iyi davranılmayı hak etmediğini düşünebilir. Bu kişi, kendisine saygılı davranan birini "fazla iyi" bulup uzaklaşırken, onu küçümseyen birinin onayını kazanmaya çalışabilir. Kendi ihtiyaçlarını sürekli geri plana atan, başkalarını memnun etmek için kendinden vazgeçen kişiler bu örüntüye özellikle yatkın olabilir. Bu eğilimi herkesi memnun etme yazımızda ayrıntılı ele alıyoruz.

Toplumsal ve kültürel etkenler

Türkiye'de "Kısmet", "Alın yazısı", "Ben onu değiştiririm, evlenince düzelir" gibi kalıplar, kişinin partner seçimindeki kendi payını görmesini zorlaştırabilir. Aile ve çevreden gelen "Yaşın geçiyor" baskısı da uyarı işaretlerini görmezden gelip aceleyle karar vermeye yol açabilir. Diziler ve şarkılar ise kıskançlığı, sahiplenmeyi ve dramatik aşkları romantikleştirerek sağlıksız ilişki dinamiklerini çekici gösterebilir.

Çekim, yalnızca kime ilgi duyduğumuzu değil, çoğu zaman nereden geldiğimizi de anlatır.

Bu Örüntü Hayatınızı Nasıl Etkiler?

Tekrarlayan sağlıksız ilişkiler, yalnızca o ilişkilerin yaşandığı dönemde değil, uzun vadede de iz bırakır. Her yeni hayal kırıklığı, kişinin kendisi ve ilişkiler hakkındaki olumsuz inançlarını biraz daha güçlendirir: "Demek ki ben sevilmeye değer değilim", "Bütün erkekler/kadınlar aynı", "Bana hep böyle insanlar denk geliyor."

Bu inançlar zamanla iki farklı yöne gidebilir. Bazı kişiler ilişkilerden tamamen uzak durmaya başlar ve yalnızlığı bir korunma biçimi olarak seçer. Bazıları ise kendini daha da değersiz hissederek, bir öncekinden bile daha az şey bekledikleri ilişkilere razı olur.

Diyelim ki biri, yirmili yaşlarından beri üç ciddi ilişki yaşamış. Üçünde de partneri başta çok ilgili, sonra giderek eleştirel ve mesafeli olmuş. Üçünde de kendisi ilişkiyi kurtarmak için daha çok çabalamış, kendi isteklerinden vazgeçmiş, sonunda yine de terk edilmiş. Dördüncü ilişkiye başlarken artık heyecan değil, "Bu sefer de mi?" kaygısı hissediyor. Ve ilginç biçimde, yeni partnerinin ilk eleştirel cümlesinde içinde tanıdık bir rahatlama, bir "işte, bildiğim yer" duygusu beliriyor. Örüntünün gücü, tam olarak bu tanıdıklık hissinden gelir.

Hep Yanlış Kişiyi Seçmek Döngüsünü Nasıl Kırabilirsiniz?

Geçmiş ilişkilerinizi bir harita gibi inceleyin

Eski partnerlerinizi bir kâğıda yazın ve her birinin yanına şu soruların yanıtlarını not edin: Başta beni ona çeken neydi? İlişkide en çok neyle zorlandım? Nasıl bitti? Ben ilişkide nasıl biriydim? Bu listeye baktığınızda ortak noktalar genellikle hızla göze çarpar. Örüntüyü görmek, onu değiştirmenin ilk adımıdır.

Çekimi bir veri olarak kabul edin, karar olarak değil

Birine karşı ani ve çok güçlü bir çekim hissettiğinizde bunu bir uyarı işareti olarak da düşünün: "Bu kişi bana neyi hatırlatıyor?" Yoğun çekim kötü bir şey değildir; ama tek başına bir ilişkinin sağlıklı olacağının göstergesi de değildir.

Yavaşlayın

Sağlıksız örüntüler çoğu zaman hızla ilerleyen ilişkilerde daha kolay tekrar eder. İlk haftalarda yoğun bir yakınlık, çok erken verilen sözler ve hızlı kararlar, karşınızdakini gerçekten tanımanıza fırsat bırakmaz. Bir kişinin nasıl biri olduğunu anlamak için onu farklı durumlarda, stres altında, hayal kırıklığına uğradığında, sizinle anlaşamadığında görmek gerekir. Bu da zaman ister.

Olmazsa olmazlarınızı yazın

Bir ilişkide sizin için vazgeçilmez olan şeyleri önceden belirleyin: saygı, dürüstlük, tutarlılık, duygularınızın ciddiye alınması gibi. İlişki ilerledikçe bu listeye geri dönün. Heyecan yükseldiğinde gözden kaçan şeyleri, yazılı bir liste hatırlatabilir.

Uyarı işaretlerini görmezden gelmeyin

İlk dönemde fark ettiğiniz bir davranışı, örneğin garsona kaba davranmasını, sürekli eski sevgilisini kötülemesini ya da sizin sınırlarınızı küçük de olsa zorlamasını, "abartıyorum" diyerek geçiştirmek yerine not edin. Bir kez olan şey bir hata olabilir; tekrar ediyorsa bir özelliktir.

Güvendiğiniz birinin gözünden bakın

Sizi iyi tanıyan ve iyiliğinizi isteyen bir arkadaşınıza yeni ilişkinizi anlatın ve ne düşündüğünü dürüstçe sormaktan çekinmeyin. Dışarıdan bakan biri, sizin içeriden göremediğiniz tanıdık örüntüleri daha kolay fark edebilir. Ancak kararınızı tamamen başkasına bırakmayın; amaç, bakış açınızı genişletmektir.

"Sıkıcı" bulduğunuz kişilere bir şans verin

Sakin, tutarlı ve güvenilir birine karşı ilk başta heyecan hissetmemeniz, onun size uygun olmadığı anlamına gelmeyebilir. Belki de yalnızca alışık olmadığınız bir güven hissini tanımakta zorlanıyorsunuzdur. Bu kişileri hemen elemek yerine, onları tanımak için biraz daha zaman tanıyın.

İlişki dışındaki hayatınızı güçlendirin

Arkadaşlıklarınız, işiniz, hobileriniz ve kendinize dair değer duygunuz ne kadar güçlüyse, bir ilişkiye o kadar az muhtaç hissedersiniz. Bu da sağlıksız bir ilişkiye razı olma ihtimalini azaltır. İlişkiler arasında kendinize bir süre tanımak da işe yarar: Bir ayrılığın hemen ardından başlayan yeni bir ilişki, çoğu zaman eski yaranın acısını dindirme çabasıyla seçilir ve aynı örüntüyü tekrar etme olasılığı daha yüksektir. Yalnız geçirilen bir dönem, ne istediğinizi ve neye artık razı olmadığınızı netleştirmeniz için değerli bir alan açar.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Aşağıdaki durumlarda bir uzmanla çalışmak, bu örüntüyü anlamanıza ve değiştirmenize yardımcı olabilir:

  • Üç ya da daha fazla ilişkiniz benzer biçimde sona erdiyse
  • İlişkilerinizde sürekli küçümsenme, kontrol ya da duygusal istismar yaşadıysanız
  • Sağlıklı ilişki sunan kişilere karşı sürekli ilgisizlik hissediyorsanız
  • Ayrılıkların ardından yoğun değersizlik, umutsuzluk ya da depresif duygular yaşıyorsanız
  • İlişkilerden tamamen uzak durmayı bir korunma biçimi olarak seçtiyseniz ve bu sizi mutsuz ediyorsa

İlişkinizde fiziksel şiddet ya da tehdit varsa, öncelik güvenliğinizdir; acil durumlarda 112'yi arayabilirsiniz.

Bireysel terapi, tekrarlayan ilişki örüntülerinin köklerine inmek ve farklı seçimler yapabilmek için güvenli bir alan sunar.

Terapide Tekrarlayan İlişki Örüntüleri Nasıl Ele Alınır?

Terapide ilk adım, ilişki geçmişini birlikte incelemek ve tekrarlayan temaları görünür kılmaktır. Hangi tür kişilere çekiliyorsunuz, ilişkilerde hangi rolü üstleniyorsunuz, ilişkiler nasıl bitiyor ve bu bitişlerden kendiniz hakkında hangi sonuçları çıkarıyorsunuz?

Şema terapisi bakış açısı, bu süreçte özellikle yol göstericidir. Terk edilme, duygusal yoksunluk, kusurluluk, boyun eğme ya da kendini feda etme gibi şemaların partner seçimini nasıl etkilediği birlikte araştırılır. Kişi, belirli bir partnerde hissettiği yoğun çekimin aslında hangi eski duyguyu harekete geçirdiğini fark etmeye başlar. Bu farkındalık, çekimi yok etmez; ama ona körü körüne uymak yerine bir seçim yapabilmeyi sağlar.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) çerçevesinde ise "Daha iyisini hak etmiyorum", "Sevilmek için çok çabalamam gerekir", "Sakin bir ilişki sıkıcıdır" gibi düşünceler incelenir. Yeni ilişkilerde uyarı işaretlerini fark etme, sınır koyma ve kendi ihtiyaçlarını ifade etme becerileri üzerinde çalışılır.

Terapi ilişkisinin kendisi de bu süreçte değerli bir deneyimdir. Tutarlı, saygılı ve güvenilir bir ilişkiyi deneyimlemek, kişinin sağlıklı bir bağın nasıl hissettirdiğini tanımasına yardımcı olur.

Sıkça Sorulan Sorular

Hep yanlış kişiyi seçmek benim suçum mu?

Bu bir suç meselesi değil, öğrenilmiş bir örüntü meselesidir. Partner seçimlerimiz büyük ölçüde geçmiş deneyimlerimizden etkilenir. Sorumluluk almak, kendini suçlamak anlamına gelmez; örüntüyü fark edip farklı seçimler yapabilmek anlamına gelir.

Sağlıklı bir ilişki neden sıkıcı gelir?

Kaos ve belirsizliğe alışmış bir sinir sistemi, sakinliği önce boşluk ya da heyecansızlık olarak algılayabilir. Zamanla, güvenin ve tutarlılığın kendine özgü bir derinliği ve huzuru olduğu fark edilebilir.

Örüntüyü fark ettikten sonra hemen değişebilir miyim?

Farkındalık önemli bir başlangıçtır, ama genellikle tek başına yeterli değildir. Eski çekimler bir süre daha devam edebilir. Değişim, bu çekimleri fark edip farklı davranmayı tekrar tekrar denemekle, zaman içinde gerçekleşir.

Hiç ilişki yaşamamak daha mı güvenli?

İlişkilerden uzak durmak kısa vadede koruyucu görünebilir. Ancak bu çoğu zaman yalnızlığı ve "Ben zaten sevilmem" inancını pekiştirir. Asıl amaç ilişkiden kaçmak değil, sizin için sağlıklı olan ilişkileri tanıyabilmek ve seçebilmektir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler