Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

LGS Sonucu Kötü Geldi: Hayal Kırıklığından Sonra Ne Yapmalı?

LGS Sonucu Kötü Geldi: Hayal Kırıklığından Sonra Ne Yapmalı?

LGS sonucu kötü geldi ve evde hava ağırlaştı mı? Çocuğun yaşadığı duygular, ailenin ilk günlerde söyleyebilecekleri ve tercih dönemine sakin girme yolları.

Sonuçların açıklandığı sabah, bir evde bilgisayarın başında üç kişi bekler. Sayfa yüklenir, yüzdelik dilim ekrana gelir ve oda bir anda sessizleşir. On dört yaşındaki çocuk ekrana birkaç saniye bakar, sonra hiçbir şey söylemeden odasına gider. Annesi peşinden gitsin mi, kapıyı mı çalsın, ne desin, bilemez. LGS sonucu kötü geldi cümlesi, bir yılı aşkın emeğin, deneme sınavlarının, hafta sonu kurslarının ve umutların bir sabah içinde sarsılması demektir. Bu yazıda beklenen puanın gelmediği günlerde çocuğun neler yaşadığını, ailenin bu süreçte nasıl bir duruş sergileyebileceğini ve tercih dönemine duyguların gölgesinde değil daha sakin bir zihinle nasıl girilebileceğini ele alıyoruz.

LGS Sonucu Kötü Geldi: İlk Saatlerde Neler Yaşanır?

Sonucun açıklandığı ilk saatler, hem çocuk hem aile için bir şok dönemidir. Bazı çocuklar ağlar, bazıları sesini hiç çıkarmaz, bazıları ise "Zaten biliyordum" diyerek omuz silker. Hiçbir tepki "yanlış" değildir; her biri, ani bir hayal kırıklığıyla baş etmenin farklı bir yoludur.

Bu ilk saatlerde çevreden gelen uyaranlar da yükü artırır. Telefon susmaz; teyzeler, dayılar, komşular "Kaç puan geldi?" diye arar. Sosyal medyada arkadaşların yüksek puanlarını paylaştığı hikâyeler art arda düşer. Kurs öğretmeninin mesajı gelir. Çocuk, daha kendi duygusunu anlamaya fırsat bulamadan herkese açıklama yapmak zorunda kalır.

Bu nedenle ilk gün, sonucu analiz etmenin, tercih listesi hazırlamanın ya da "Neden böyle oldu?" sorusunu sormanın günü değildir. İlk gün, duyguların sakinleşmesine alan açmanın günüdür. Çocuğun telefonunu bir süre kapatmak istemesine izin vermek, gelen aramaları ebeveynin karşılaması, bu yükü hafifletebilir.

"Kötü" Sonuç Kimin Beklentisine Göre Kötü?

Bir sonucun "kötü" olarak algılanması çoğu zaman puanın kendisinden değil, beklentiyle arasındaki farktan kaynaklanır. Deneme sınavlarında yüzde birlik dilimde gezinen bir öğrenci için yüzde beşlik dilim büyük bir yıkım olabilirken, başka bir öğrenci için aynı sonuç sevinç sebebidir.

Beklentinin nereden geldiğine bakmak önemlidir:

  • Çocuğun kendi beklentisi: Bazı çocuklar, deneme sınavlarındaki en yüksek netlerini kendi gerçek seviyeleri olarak kabul eder. Oysa sınav günü performansı; uyku, heyecan, soru tarzı gibi pek çok değişkene bağlıdır.
  • Ailenin beklentisi: "Fen lisesine gider" ya da "En az o okulu kazanır" gibi cümleler, çocuğun zihninde yıllar içinde bir hedef değil, bir zorunluluk hâline gelmiş olabilir.
  • Çevrenin beklentisi: Okulun, öğretmenlerin, kursun ve akranların oluşturduğu atmosfer de beklentiyi şekillendirir. "Bizim sınıftan herkes nitelikli bir okula yerleşir" algısı, bunun dışında kalmayı bir başarısızlık gibi gösterir.

Bu farkı görmek, çocuğun yaşadığı hayal kırıklığını küçümsemek anlamına gelmez. Ama aile olarak "Bu sonuç gerçekten bir felaket mi, yoksa beklentimizin altında kalan bir sonuç mu?" sorusunu sormak, tepkileri daha ölçülü kılar.

Çocuğun İç Dünyasında Neler Olur?

On üç–on dört yaşındaki bir çocuk, LGS'yi çoğu zaman hayatının ilk büyük sınavı olarak yaşar. Bu sınavdaki sonuç, kendisi hakkındaki ilk büyük "hükümlerden" biri gibi algılanabilir.

Utanç ve Saklanma İsteği

Arkadaşlarının puanlarını öğrenmek, kendi puanını söylemek zorunda kalmak, okulun ya da kursun başarı listesinde adının olmaması çocukta yoğun bir utanç yaratabilir. Bazı çocuklar birkaç gün boyunca arkadaşlarıyla konuşmak, mesajlara cevap vermek istemez.

Suçluluk ve "Emekleri Boşa Çıkardım" Duygusu

Ailenin kurs, özel ders ve kitaplar için yaptığı harcamaları bilen çocuk, kendi hayal kırıklığının yanında bir de suçluluk taşır. "Bu kadar para harcadınız, ben yine de yapamadım" cümlesi, özellikle hayat pahalılığının hissedildiği dönemlerde pek çok çocuğun içinden geçer; çoğu zaman bunu yüksek sesle söylemez.

Kendine Yönelik Genellemeler

"Ben zaten aptalım", "Hiçbir şeyi başaramam", "Ben sınav insanı değilim" gibi düşünceler, tek bir sonuçtan bütün bir kimliğe uzanan genellemelerdir. Bu düşünceler fark edilmez ve konuşulmazsa, lise yıllarında da çocuğun kendine bakışını etkilemeye devam edebilir.

Arkadaşlardan Ayrılma Kaygısı

Yakın arkadaşı daha yüksek puanlı bir okula yerleşecek olan çocuk, yalnızca kendi sonucuna değil, o arkadaşı kaybetme ihtimaline de üzülür. "O artık yeni arkadaşlar bulur, beni unutur" düşüncesi, puan kadar ağır gelebilir. Bu kaygıyı ciddiye almak ve farklı okullarda okuyan pek çok arkadaşlığın sürdüğünü hatırlatmak, çocuğun yükünü hafifletir.

Öfke

Bazı çocukların hayal kırıklığı öfke olarak dışa vurulur: soruların zorluğuna, sınav salonundaki görevliye, kurs öğretmenine ya da aileye. Bu öfke, altta yatan üzüntünün daha katlanılabilir bir biçimidir.

LGS Sonucu Kötü Geldiyse Aile İlk Günlerde Ne Yapmalı?

Ebeveynler de hayal kırıklığı yaşar ve bu son derece insanidir. Önemli olan, bu duyguyu çocuğa yük olarak aktarmamaktır.

Söylenebilecek Cümleler

  • "Bu sonucun seni çok üzdüğünü görüyorum. Üzülmen çok anlaşılır."
  • "Bir yıl boyunca nasıl çalıştığını biliyorum. O emek bir yere gitmedi."
  • "Şu an hiçbir şeye karar vermek zorunda değiliz. Biraz dinlenelim, sonra birlikte bakarız."
  • "Seni bu puan için sevmiyoruz. Puan ne olursa olsun bizim çocuğumuzsun."

Kaçınılması Gereken Cümleler

  • "Ben sana demiştim, telefondan kafanı kaldırmadın."
  • "Bu kadar para boşa gitti."
  • "Şimdi akrabalara ne diyeceğiz?"
  • "Önemli değil, zaten bu sınavın hiçbir anlamı yok." (İyi niyetle söylense de çocuğun duygusunu küçümseyen teselliler iletişimi kapatabilir.)

Bir sınav sonucu, çocuğun o gün ne kadar puan aldığını gösterir; o gün nasıl karşılandığı ise ona ne kadar değerli olduğunu öğretir.

Diyelim ki çocuk sonuç günü akşamı yemeğe gelmedi ve odasında müzik dinliyor. Kapıyı çalıp yanına bir tabak bırakmak, "Konuşmak istediğinde buradayım" demek ve ısrar etmeden çıkmak, bazen uzun bir konuşmadan daha çok şey anlatır. Çocuk birkaç gün sonra kendiliğinden gelip sonucu konuşmak istediğinde, kapının açık olduğunu bilir.

Kardeşlerin varlığını da unutmamak gerekir. Evde küçük ya da büyük bir kardeş varsa, sonuçla ilgili konuşmaların onların yanında yapılmaması, sınav sonucunun ev içinde bir "olay" olarak büyümesini önler.

Tercih Dönemine Duygular Yatıştıktan Sonra Girin

Hayal kırıklığının en yoğun olduğu günlerde verilen kararlar, çoğu zaman sonradan pişmanlık yaratır. "Nasılsa istediğim yeri kazanamadım, en yakın okul olsun" ya da tam tersi "Hiç şansım yok ama yine de yazalım" gibi aceleci tercihler, birkaç gün sonra farklı görünebilir.

Tercih sürecinde şunları göz önünde bulundurmak faydalı olabilir:

  • Çocuğun sesine yer açın. Tercih listesi, çocuğun dört yılını geçireceği yeri belirler. Onun ilgileri, ulaşım konusundaki tercihleri ve hangi ortamda kendini rahat hissedeceği, listedeki sıralamada belirleyici olmalıdır.
  • Okulları yalnızca taban puanlarına göre değerlendirmeyin. Okulun yaklaşımı, rehberlik servisi, sosyal etkinlikleri ve eve uzaklığı, gencin uyumu açısından en az puan kadar önemlidir.
  • Okulun çocuğun geleceğini tek başına belirlemediğini hatırlayın. Lise yılları boyunca gencin çalışma alışkanlıkları, ilgi alanları ve motivasyonu, hangi okulda okuduğundan çok daha fazla şey belirler.
  • Bilgi alın. Okul rehber öğretmenleri ve resmî kaynaklar, tercih kuralları ve seçenekler hakkında güvenilir bilgi verir. Komşudan, sosyal medyadan duyulan bilgilerle karar vermek yanıltıcı olabilir.

Kararsızlık çok yoğun yaşanıyorsa, lise tercihi kararsızlığı yazımız da size yol gösterebilir.

Sonuçtan Sonraki Yaz: Liseye Hazırlanırken Nefes Almak

LGS sonucu kötü geldi diye yazın tamamını bir telafi programına çevirmek, pek çok ailenin aklına gelen ilk çözümdür: Hemen 9. sınıf konularına başlamak, yeni bir kursa yazılmak, "Bu sefer YKS'de kaçırmayalım" planları yapmak. Oysa bir yılı aşkın yoğun bir hazırlık döneminden çıkan çocuğun öncelikle dinlenmeye ihtiyacı vardır. Dinlenmeden yeni bir yarışa sokulan genç, liseye yorgun ve kırgın başlayabilir.

Yaz aylarında şunlar iyi gelebilir:

  • Sınavla ilgisi olmayan bir uğraş: Yüzme, bir enstrüman, bisiklet, gönüllü bir etkinlik ya da yalnızca uzun yürüyüşler; çocuğun "Ben sadece bir puan değilim" deneyimini yeniden yaşamasına yardımcı olur.
  • Düzenli bir uyku ve gün ritmi: Bütün gün ekran başında geçen, geceyle gündüzün yer değiştirdiği bir yaz, ruh hâlini olumsuz etkileyebilir. Esnek ama tamamen dağılmamış bir düzen yararlıdır.
  • Yeni okulu tanımak: Yerleştirme kesinleştikten sonra okulun çevresini birlikte gezmek, ulaşım yolunu bir kez denemek, eylül ayındaki belirsizliği azaltır.
  • Arkadaşlarla bağı korumak: Farklı okullara dağılacak olsalar da ortaokul arkadaşlarıyla görüşmek, çocuğun sosyal desteğini sürdürür.

Bu dönemde ailenin de kendine zaman ayırması önemlidir. Sınav yılı ebeveynleri de yorar; sonucu kendi başarısızlıkları gibi yaşayan anne babaların bu duyguyu bir yakınıyla ya da gerektiğinde bir uzmanla konuşması, çocuğa yansıyan gerginliği azaltır.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Sonuçların ardından birkaç gün, hatta birkaç hafta süren bir üzüntü beklenen bir tepkidir. Ancak aşağıdaki durumlarda bir uzmandan destek almak faydalı olabilir:

  • Üzüntü haftalardır azalmadan sürüyorsa ve çocuk eskiden keyif aldığı şeylerden uzaklaştıysa
  • Arkadaşlarıyla görüşmeyi tamamen bıraktıysa, evden çıkmak istemiyorsa
  • Uyku, iştah ve günlük düzende belirgin bozulmalar varsa
  • Sürekli kendini suçlayan, "Ben bir hiçim" gibi cümleler kuruyorsa
  • Yeni okula başlamaya yaklaştıkça yoğun kaygı, karın ağrısı ya da okula gitmeme isteği ortaya çıkıyorsa
  • Çocuk ölmek istediğinden, kendine zarar vermekten söz ediyorsa; bu durumda acil olarak 112 aranmalı ve çocuk yalnız bırakılmamalıdır

Bu işaretler, yaşanan hayal kırıklığının bir depresif tabloya dönüşmeye başlamış olabileceğini düşündürebilir. Bu konuda daha fazla bilgi için ergenlerde depresyon yazımıza göz atabilirsiniz. Belirtiler tek başına tanı anlamına gelmez; değerlendirme bir uzman tarafından yapılmalıdır.

Terapide Sınav Sonrası Hayal Kırıklığı Nasıl Ele Alınır?

LGS sonucu kötü geldiğinde yaşanan hayal kırıklığıyla çalışırken ilk adım, çocuğun duygularının yargılanmadan dinlenmesidir. Pek çok çocuk, ailesini daha fazla üzmemek için evde gerçekte ne hissettiğini anlatmaz; terapi odası bu duyguların güvenle konuşulabildiği bir alan olabilir.

Bilişsel davranışçı terapi (BDT) yaklaşımında, sonuçla birlikte ortaya çıkan düşünceler üzerinde çalışılır. "Ben başarısızım" düşüncesi ile "Bu sınavda beklediğim sonucu alamadım" düşüncesi arasındaki fark birlikte incelenir. Çocuk, tek bir olayı bütün kişiliğine genellemenin nasıl gerçekleştiğini fark etmeyi ve daha dengeli bir iç ses geliştirmeyi öğrenir.

Bu süreçte gencin mükemmeliyetçi beklentileri, başarıyı değerle eşleştiren inançları ve gelecekle ilgili felaket senaryoları da ele alınabilir. Ayrıca yeni okula geçişe hazırlık, yaz döneminin nasıl geçirileceği ve lise yıllarına daha sağlıklı bir başlangıç yapılması da çalışmanın bir parçası olabilir.

Aileyle yapılan görüşmeler, ebeveynlerin kendi hayal kırıklıklarını fark etmelerine ve çocuklarına nasıl destek olabileceklerini konuşmalarına alan açar. Ergenlerle yürütülen çalışmalar hakkında daha fazla bilgi için ergen danışmanlığı sayfasına bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

İstemediği bir liseye yerleşirse ne olur?

İstemediği bir okula yerleşen gençlerin bir kısmı ilk aylarda zorlansa da önemli bir bölümü zamanla okuluna uyum sağlar ve orada kendine yer bulur. İlk dönemde gencin hayal kırıklığını kabul etmek, ama okulun olanaklarına da dikkat çekmek uyumu kolaylaştırır. Zorlanma uzun süre devam ederse destek alınabilir.

Çocuğum "Bütün yıl boşa gitti" diyor, ne cevap vermeliyim?

Bu cümleyle tartışmak yerine önce duyguyu kabul etmek faydalıdır: "Öyle hissetmeni anlıyorum." Daha sonra, uygun bir zamanda, bu yıl boyunca kazandığı çalışma alışkanlıklarını, öğrendiği konuları ve gösterdiği emeği somut örneklerle hatırlatabilirsiniz. Bu birikim, lise yıllarında da onunla birlikte olacaktır.

Sonucu çevreye nasıl açıklamalıyız?

Puanı kiminle, ne zaman paylaşacağına çocuğun kendisinin karar vermesine izin vermek, kontrol duygusunu geri kazanmasına yardımcı olur. Soranlara "Sonuçlar geldi, tercihleri birlikte düşünüyoruz" gibi kısa ve sakin bir cevap vermek yeterlidir.

Kardeşi geçen yıl yüksek puan almıştı, bu durum nasıl etkiler?

Kardeşle kıyaslanma ihtimali, çocuğun hayal kırıklığını derinleştirebilir. Açık ya da örtük kıyaslamalardan kaçınmak, her çocuğun kendi yolunun olduğunu hem sözle hem davranışla göstermek önemlidir. Kardeşler arasındaki gerilimi fark ettiğinizde, ikisiyle de ayrı ayrı vakit geçirmek dengeyi korumaya yardımcı olur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler