Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Psikoloğumu Dışarıda Gördüm: Küçük Şehirde Terapi İlişkisi

Psikoloğumu Dışarıda Gördüm: Küçük Şehirde Terapi İlişkisi

Psikoloğumu dışarıda gördüm, selam vermeli miydim? Küçük şehirde terapistle karşılaşmanın etiğini, uyandırdığı duyguları ve gizliliğin nasıl korunduğunu okuyun.

Cumartesi sabahı semt pazarında domates seçiyorsunuz. Başınızı kaldırdığınızda iki tezgâh ötede, elinde file ile maydanoz pazarlığı yapan birini görüyorsunuz: Her salı karşısında oturup en zor duygularınızı anlattığınız psikoloğunuz. Bir anda kalbiniz hızlanıyor. Selam mı vermeli, görmemiş gibi mi yapmalı, hemen başka bir sıraya mı geçmeli? Yanınızdaki eşiniz "Kim o?" diye sorarsa ne diyeceksiniz? Eve dönünce aklınızda tek bir cümle dönüp duruyor: "Psikoloğumu dışarıda gördüm." Bu yazıda, özellikle küçük ve orta ölçekli şehirlerde sık yaşanan bu karşılaşmaların neden tuhaf geldiğini, bu anlarda nasıl davranılabileceğini, terapistlerin bu konuda hangi ilkelerle hareket ettiğini ve karşılaşmanın ardından neler konuşulabileceğini ele alıyorum.

Psikoloğumu Dışarıda Gördüm: Bu Karşılaşma Neden Bu Kadar Tuhaf Gelir?

Çocukken öğretmeninizi markette gördüğünüz anı hatırlıyor musunuz? Sınıfın dışında bir hayatı olduğunu, onun da ekmek aldığını, yorgun ya da dağınık olabildiğini görmek, garip bir şaşkınlık yaratır. Terapistle karşılaşmak da buna benzer, ama çok daha yoğun bir duygu taşır.

Bunun birkaç nedeni vardır:

  • Terapi ilişkisi tek yönlüdür. Terapist sizin hakkınızda çok şey bilir, siz onun hakkında çok az şey bilirsiniz. Dışarıda karşılaştığınızda bu dengesizlik birden görünür olur: O, sizin en kırılgan hâlinizi bilen biridir ve şimdi sıradan bir ortamda karşınızdadır.
  • Terapi odası korunaklı bir alandır. Seans, belirli bir zaman ve mekânla çerçevelenmiştir. Dışarıdaki karşılaşma bu çerçeveyi aniden delerek iki dünyayı, "odadaki ben" ile "gündelik ben"i yan yana getirir.
  • Gizlilik kaygısı devreye girer. Yanınızda biri varsa, terapiye gittiğinizin anlaşılacağı korkusu ortaya çıkabilir. Terapiye gitmenin hâlâ çekinilen bir şey olduğu çevrelerde bu kaygı daha da artar.
  • Terapistin insan tarafı görünür olur. Onu çocuğuyla, eşiyle, alışveriş yaparken ya da sinirli bir anında görmek, kafanızdaki imajla çelişebilir.

Bu duyguların hiçbiri yanlış değildir ve bir karşılaşmadan sonra birkaç gün sürmeleri de olağandır. Hepsi, terapi ilişkisinin ne kadar özel ve anlamlı bir yer tuttuğunun göstergesidir.

Küçük Şehirde Terapi: Karşılaşmalar Kaçınılmaz mı?

Büyük şehirlerde terapistle karşılaşma ihtimali görece düşüktür. Ama Çorum gibi herkesin birbirini bir yerden tanıdığı şehirlerde, aynı çarşıda alışveriş yapmak, aynı düğünde bulunmak, çocukların aynı okula gitmesi ya da aynı hastanenin bekleme salonunda oturmak oldukça olasıdır.

Karşılaşmaların sık yaşandığı yerler genellikle şunlardır:

  • Pazar yerleri, marketler, çarşı,
  • Düğün, nişan, taziye gibi toplumsal etkinlikler,
  • Okul veli toplantıları ve çocuk etkinlikleri,
  • Spor salonları, yürüyüş parkurları, kuaförler,
  • Hastane ve sağlık kuruluşları,
  • Bayram ziyaretleri sırasında ortak tanıdıkların evleri.

Bu, küçük şehirde terapiye gitmenin riskli olduğu anlamına gelmez. Yalnızca, karşılaşma ihtimalini baştan kabul edip nasıl davranılacağını konuşmanın yararlı olduğunu gösterir. Pek çok terapist, küçük bir şehirde çalıştığının farkındadır ve bu konuyu ilk görüşmelerde kendisi gündeme getirir.

Madalyonun bir de öbür yüzü var. Aynı şehirde yaşayan bir terapist, o şehrin gündelik ritmini, aile yapısını, komşuluk ilişkilerini ve kimi zaman görünmeyen baskılarını da tanır. "Bizim burada boşanan kadına nasıl bakıldığını bilirsiniz" ya da "Çarşıda herkes herkesi tanır" dediğinizde uzun açıklamalar yapmanız gerekmez. Yani karşılaşma ihtimalini doğuran yakınlık, aynı zamanda sizi bağlamınızla birlikte anlayan bir terapistle çalışma imkânı da sunar. Önemli olan, bu yakınlığın sınırlarını birlikte ve açıkça belirlemektir.

Psikoloğumu Dışarıda Gördüm: Selam Vermeli miyim?

Bu sorunun tek bir doğru yanıtı yoktur, ama meslekte yaygın olarak benimsenen bir ilke vardır: Dışarıdaki bir karşılaşmada nasıl davranılacağına danışan karar verir. Terapist genellikle önce kendisi selam vermez, tanıdığını belli etmez ve danışanın tavrına göre hareket eder. Bunun amacı soğukluk değil, gizliliğinizi korumaktır. Siz selam vermezseniz, terapist de sizi tanımıyormuş gibi davranır; siz selam verirseniz, kısa ve nazik bir karşılık verir.

Bazı durumlara göre seçenekler şöyle olabilir:

Yalnızsanız: Kısa bir baş selamı, gülümseme ya da "Merhaba" demek yeterlidir. Uzun bir sohbete girmek ya da seansta konuşulan konulara değinmek gerekmez; çoğu terapist bu durumda konuşmayı nazikçe kısa tutar.

Yanınızda biri varsa: Selam vermek ya da vermemek tamamen sizin tercihinizdir. Selam verirseniz ve yanınızdaki kişi "Kim o?" diye sorarsa, ne kadar bilgi paylaşacağınıza siz karar verirsiniz. "Bir tanıdık" demek de, "Psikoloğum" demek de meşrudur.

Çocuğunuzun terapistiyle karşılaşırsanız: Çocuklar bu durumda çoğu zaman heyecanlanır ve el sallar. Terapist çocuğun tepkisine sıcak ama kısa bir karşılık verebilir. Çocuğa sonradan "Seni görünce sevindi, ama orada konuştuklarınız sizin aranızda kalıyor" demek, gizlilik kavramını onun anlayacağı dille pekiştirir.

Terapistinizi ailesiyle görürseniz: Onun özel anına saygı göstermek için uzaktan bir selam ya da hiç selam vermemek, her iki tarafı da rahatlatabilir. Bunu kabalık olarak düşünmenize gerek yoktur.

Aynı ortamda uzun süre bulunacaksanız: Bir düğünde ya da toplantıda saatlerce aynı salonda olmanız gerekiyorsa, mesafeli ama nazik bir tavır genellikle en rahat çözümdür. Terapist de muhtemelen aynı özeni gösterecektir.

Odanın dışındaki karşılaşmada sınırı siz çizersiniz; terapistin görevi, o sınırı sizin için korumaktır.

Terapistin Tarafında Neler Olur?

Terapistler de bu karşılaşmalarda bir an duraksar. Ancak mesleki eğitimleri ve etik ilkeleri, bu anlarda neye öncelik vereceklerini belirler.

Gizlilik her şeyin önündedir. Terapist, sizi tanıdığını başkalarının yanında belli etmez; terapiye geldiğinizi kimseye söylemez, "Danışanım" demez. Sizinle ilgili hiçbir bilgiyi, dışarıdaki bir sohbette paylaşmaz. Bu ilkenin kapsamı ve sınırları hakkında terapide gizlilik yazısında ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.

Seans dışında terapi yapılmaz. Dışarıda karşılaştığınızda "Bu arada geçen hafta konuştuğumuz konu..." diye başlayan bir sohbete terapist genellikle girmez ve sizi nazikçe bir sonraki seansa yönlendirir. Bunun nedeni ilgisizlik değil, sizin için güvenli olan çerçeveyi korumaktır.

İkili ilişkilerden kaçınılır. Küçük bir şehirde terapistin danışanıyla aynı ortamlarda bulunması bazen kaçınılmazdır; ama terapist bu karşılaşmaların arkadaşlığa, iş ilişkisine ya da sosyal bir bağa dönüşmemesine özen gösterir. Bu, terapinin bütünlüğünü korumak içindir.

Terapist de insandır. Sizi gördüğünde o da bir an şaşırabilir, hatta sizin kadar tedirgin olabilir. Ama mesleki tutumu, bu anı sizin rahatınızı önceleyerek geçirmesini sağlar.

Karşılaşmanın Ardından Sizde Neler Uyanabilir?

Kısa bir karşılaşma bile beklenmedik duygular uyandırabilir. Bunlar, seansta konuşulduğunda oldukça değerli bilgiler sunar.

  • Utanç: "Beni o hâlde gördü", "Alışveriş sepetime baktı mı?" gibi düşünceler.
  • Kırgınlık: "Beni görmezden geldi, demek ki önemsemiyor." Terapistin gizliliği korumak için gösterdiği mesafe, bazen reddedilme olarak algılanabilir.
  • Merak: Terapistin eşini, çocuğunu ya da arkadaşlarını görmek, onun hayatına dair yeni sorular doğurabilir.
  • Hayal kırıklığı: Terapistinizi yorgun, telaşlı ya da sıradan bir anında görmek, kafanızdaki idealize edilmiş imajı sarsabilir.
  • Yakınlık hissi: Kimi danışanlar ise bu karşılaşmadan sonra terapistlerini daha insani ve ulaşılabilir hissettiklerini söyler.

Diyelim ki terkedilme kaygısı üzerine çalışan bir danışan, terapistinin onu kalabalık bir alışveriş merkezinde görüp yalnızca başıyla selam verdiğini düşünüyor. Eve döndüğünde "Benimle konuşmak istemedi" düşüncesiyle bütün gece huzursuz oluyor. Bu deneyim, seansta konuşulduğunda yalnızca karşılaşmayı değil, kişinin ilişkilerde mesafeyi nasıl yorumladığını da anlamak için önemli bir pencere açar. Terapi ilişkisinde ortaya çıkan bu tür duygular, terapötik ilişki içinde ele alınabilecek en değerli malzemelerdendir.

Sonraki Seansta Konuşmalı mıyım?

Kısa yanıt: Evet, eğer karşılaşma sizde bir şey uyandırdıysa. Bazen hiçbir şey uyandırmaz; o zaman da kısaca değinmek, "Bunun hakkında konuşmamız gereken bir şey var mı?" diye birlikte bakmak yeterlidir.

Konuşmanın yararlı olabileceği durumlar şunlardır:

  • Karşılaşmadan sonra seansa gitmekte isteksizlik hissediyorsanız,
  • Terapistin tavrını kafanızda tekrar tekrar düşünüyorsanız,
  • Gizliliğinizle ilgili bir kaygınız oluştuysa,
  • Gelecekte benzer bir karşılaşmada nasıl davranacağınızı netleştirmek istiyorsanız.

Bu konuşmada terapistiniz size dışarıdaki karşılaşmalarda nasıl davranmayı tercih ettiğini anlatabilir ve sizin tercihinizi sorabilir. Örneğin "Yanımda biri varken selam vermeyelim, yalnızken verelim" gibi basit bir anlaşma, gelecekteki karşılaşmaları çok daha kolay hâle getirir.

Karşılaşma Kaygısı Terapiye Engel Olduğunda

Bazı kişiler için karşılaşma ihtimali, terapiye başlamayı tamamen engelleyecek kadar güçlüdür. "Ya biri beni psikoloğun kapısında görürse?", "Ya terapist eşimin akrabasıyla tanışıyorsa?" gibi sorular, yardım almayı ertelemeye yol açabilir.

Bu durumda birkaç seçenek değerlendirilebilir:

  1. Kaygıyı ilk görüşmede açıkça söylemek: Terapistle karşılaşma ve gizlilik konusunu baştan konuşmak, kaygıyı büyük ölçüde azaltır.
  2. Seans saatlerini düşünmek: Bekleme salonunda tanıdıklarla karşılaşmayı azaltacak saatler tercih edilebilir.
  3. Online terapiyi değerlendirmek: Özellikle küçük şehirlerde yaşayanlar için online terapi, hem fiziksel karşılaşma ihtimalini azaltır hem de ulaşım yükünü ortadan kaldırır. Yine de bu seçim, kaçınmayı büyütmek için değil, gerçek bir ihtiyacı karşılamak için yapılmalıdır.
  4. Ortak çevreyi kontrol etmek: Terapistle aranızda yakın ortak tanıdıklar varsa, bunu en baştan paylaşmak, terapistin bu durumun uygun olup olmadığını değerlendirmesine olanak tanır.

Bu seçenekler arasında doğru olan, kişinin ihtiyacına ve kaygısının boyutuna göre değişir. Karşılaşma kaygısı bazen daha geniş bir sosyal kaygının ya da "başkaları ne düşünür" korkusunun parçası olabilir. Bu durumda kaygının kendisi de terapide ele alınabilecek önemli bir konudur.

Terapide Dışarıdaki Karşılaşmalar Nasıl Ele Alınır?

"Psikoloğumu dışarıda gördüm ve o günden beri aklımdan çıkmıyor" diye seansa gelen bir danışanla çalışırken terapistin amacı, yaşanan anı küçümsemek ya da hemen geçiştirmek değil, onu anlamaktır. Bu konuşma farklı yaklaşımlarda farklı biçimlerde ele alınabilir.

Bilişsel davranışçı bir bakışla karşılaşma anında ve sonrasında akla gelen otomatik düşünceler birlikte incelenir. "Beni görmezden geldi", "Alışveriş sepetimdeki şeyleri görüp beni yargılamıştır", "Eşim artık terapiye gittiğimi anlayacak ve herkese söyleyecek" gibi düşüncelerin kanıtları ve alternatifleri konuşulur. Bu inceleme çoğu zaman, kişinin gündelik hayatta da benzer zihin okuma ve felaketleştirme eğilimleri taşıdığını görünür kılar.

Şema odaklı bir bakışla karşılaşmanın hangi eski duyguları canlandırdığına bakılır. Duygusal yoksunluk şeması olan biri için terapistin kısa selamı "Zaten kimse bana gerçekten ilgi göstermez" inancını doğrular gibi gelebilir. Kusurluluk şeması olan biri ise terapistinin onu "gerçek hayatta" gördüğünde hayal kırıklığına uğradığından emin olabilir. Bu duyguların terapi ilişkisinin güvenli ortamında konuşulması, kişiye eski inancını yeni bir deneyimle sınama fırsatı verir: Terapist hâlâ oradadır, ilgisini kaybetmemiştir ve ilişki bu küçük sarsıntıyı taşıyabilecek kadar sağlamdır.

Bazen de karşılaşma, terapinin pratik çerçevesini yeniden konuşmak için bir vesile olur. Seans saatleri, bekleme salonunun düzeni, ortak tanıdıklar ya da gelecekteki olası karşılaşmalar için yapılan küçük anlaşmalar, hem danışanın hem de terapistin kendini daha rahat hissetmesini sağlar. Böylece küçük şehrin kaçınılmaz bir gerçeği, terapinin güvenli çerçevesini zedelemek yerine onu daha da netleştirmeye hizmet eder.

Sıkça Sorulan Sorular

Terapistimi sosyal medyada takip edebilir miyim?

Pek çok terapist, gizliliği ve terapi çerçevesini korumak için danışanlarının arkadaşlık ya da takip isteklerini kabul etmez. Bu bir reddetme değil, mesleki bir sınırdır. Terapistin herkese açık mesleki hesaplarını takip etmek ise genellikle sorun oluşturmaz; emin değilseniz seansta sorabilirsiniz.

Aynı spor salonuna gidiyoruz; salonu değiştirmem gerekir mi?

Genellikle gerekmez. Bu durumu terapistinizle konuşup karşılaşmalarda nasıl davranacağınızı belirlemek çoğu zaman yeterlidir. Eğer bu durum sizi belirgin biçimde rahatsız ediyorsa, çözüm yollarını birlikte düşünebilirsiniz.

Yanımdaki kişi "Kimdi o?" diye sorarsa ne demeliyim?

Ne kadar bilgi paylaşacağınız tamamen sizin kararınızdır. "Bir tanıdık", "İşle ilgili biri" gibi kısa bir yanıt da, "Psikoloğum" demek de meşrudur. Terapiye gittiğinizi kimseyle paylaşmak zorunda değilsiniz.

Terapistim beni başkalarına anlatabilir mi?

Hayır. Terapistler, sizin terapiye geldiğiniz bilgisi dahil, kimliğinizi ve paylaştıklarınızı gizli tutmakla yükümlüdür. Gizliliğin yalnızca ciddi bir güvenlik riski gibi sınırlı durumlarda istisnaları vardır ve bunlar genellikle ilk görüşmelerde açıkça konuşulur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler