Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Şımarık Çocuk: Her İstediği Olan Çocuk Gerçekten Mutlu mu?

Şımarık Çocuk: Her İstediği Olan Çocuk Gerçekten Mutlu mu?

Şımarık çocuk her istediğini ağlayarak mı alıyor? Şımarıklığın gerçekte ne olduğunu, nedenlerini ve sevgiyi azaltmadan dengeyi kurmanın yollarını okuyun.

Oyuncakçının önünden geçerken yedi yaşındaki kızınız vitrindeki bebeği görüyor. "Alalım mı?" diye soruyor, siz "Bugün değil" diyorsunuz. Birkaç saniye içinde soru, ısrara; ısrar, ağlamaya; ağlama da kaldırımda yere oturmaya dönüşüyor. Yoldan geçenler bakıyor. Sonunda içinizden "Bu sefer de alayım, sonra konuşuruz" diyerek bebeği alıyorsunuz. Eve döndüğünüzde bebek iki gün içinde dolabın bir köşesine atılıyor ve yeni bir istek başlıyor. Akşam annenizle telefonda konuşurken o meşhur cümleyi duyuyorsunuz: "Bu kız çok şımardı." Şımarık çocuk ifadesi, hem ebeveyni suçlayan hem de çocuğu etiketleyen bir sözdür. Ama ardında gerçek bir soru vardır: Her istediği olan bir çocuk gerçekten mutlu mudur? Bu yazıda şımarıklığın psikolojik açıdan neye karşılık geldiğini, nasıl oluştuğunu ve sevgiyi hiç azaltmadan dengeyi nasıl kurabileceğinizi ele alıyoruz.

Şımarık Çocuk Kime Denir? Etiketin Ardındaki Davranışlar

"Şımarık" bir tanı değildir; psikolojide bu adla bir kavram bulunmaz. Gündelik dilde bu kelimeyle anlatılmak istenen şey çoğu zaman bir dizi davranıştır:

  • İstediği şey hemen olmadığında yoğun ağlama, bağırma ya da öfke patlaması
  • "Hayır" cevabını kabul etmeyip ebeveyn pes edene kadar ısrar etmek
  • Alınan oyuncağa ya da hediyeye kısa sürede ilgisini kaybetmek, sürekli yenisini istemek
  • Paylaşmakta ve sıra beklemekte zorlanmak
  • Ev içindeki küçük sorumluluklardan (oyuncak toplamak, sofraya yardım etmek) kaçınmak
  • Kendisi için yapılanları olağan saymak, teşekkür etmekte zorlanmak

Bu davranışların her biri, belirli yaşlarda gelişimin olağan bir parçasıdır. İki-üç yaşındaki bir çocuğun istediği şeyi hemen istemesi, beklemekte zorlanması beklenen bir durumdur. Sorun, yaş ilerledikçe bu davranışların azalmak yerine artması ve çocuğun hayal kırıklığıyla baş etmeyi öğrenmemiş olmasıdır.

Bu nedenle "şımarık" etiketini bir kenara bırakıp asıl meseleye bakmak daha yararlıdır: Çocuk, istediği olmadığında ortaya çıkan rahatsız edici duyguyla baş etmeyi yeterince öğrenememiştir.

Her İstediği Olan Çocuk Gerçekten Mutlu mu?

Pek çok ebeveynin aklındaki örtük düşünce şudur: "Çocuğum mutlu olsun, eksik bir şeyi olmasın." Oysa her isteğin hemen karşılandığı bir çocukluk, uzun vadede çocuğun mutluluğunu değil, kırılganlığını artırabilir.

Hayal kırıklığına tahammül gelişmez. Hayatta her şey istediğimiz gibi gitmez. Okulda sınıf başkanı seçilmemek, maçı kaybetmek, arkadaşının doğum günü partisine çağrılmamak... Küçük hayal kırıklıklarını evde, sevgi dolu bir ortamda yaşamamış bir çocuk, bu durumlarla dışarıda, desteksiz karşılaştığında çok daha fazla sarsılır.

Doyum hissi azalır. Sürekli yeni şeylerin geldiği bir ortamda, hiçbir şeyin değeri kalmaz. Çocuk bir oyuncağın sevincini yaşamadan yenisine geçer. İstemek, sahip olmaktan daha heyecan verici hâle gelir; ama sahip olunan şey asla yeterince tatmin etmez. Bu, bir döngüye dönüşebilir.

Çaba ile sonuç arasındaki bağ zayıflar. Bir şeyi elde etmek için beklemek, biriktirmek, emek vermek, o şeyin değerini artırır. Her şey ağlayarak ya da istenerek geliyorsa, çocuk çabanın anlamını öğrenmekte zorlanabilir.

İlişkiler zorlaşır. Evde her istediği olan çocuk, arkadaş ortamında aynı muameleyi bekleyebilir. Akranlar ise ebeveyn gibi davranmaz. Paylaşmayan, sırasını beklemeyen, oyunda her zaman kendi kuralını isteyen çocuk zamanla arkadaş edinmekte zorlanabilir.

Çocuğa verilebilecek armağanlardan biri, her istediğini değil, istediği olmadığında da iyi olabileceğini öğretmektir.

Şımarıklık Neden Gelişir? Ebeveynlerin Bilmeden Kurduğu Döngü

Şımarıklık, bir çocuğun doğuştan getirdiği bir özellik değil, evde öğrenilen bir etkileşim biçimidir. Bu etkileşimin arkasında çoğu zaman sevgi, kaygı ve suçluluk vardır.

Ebeveyn suçluluğu

Tam gün çalışan, çocuğunu kreşte ya da anneannede bırakan ebeveynler, birlikte geçirilemeyen zamanın açığını eşyayla kapatmaya çalışabilir. Akşam eve gelen babanın elindeki oyuncak, gün içindeki yokluğun özrü gibidir. Boşanma sonrasında da benzer bir durum görülür; ebeveynler çocuğun yaşadığı acıyı telafi etmek için sınırları gevşetebilir.

"Ben yaşamadım, o yaşasın" düşüncesi

Kendi çocukluğunda yoksunluk yaşamış, istediği bir oyuncağa yıllarca hasret kalmış ebeveynler, çocuklarına bu duyguyu yaşatmamak için her isteği karşılamaya çalışabilir. Bu son derece anlaşılır bir duygudur ama çocuğun bugünkü ihtiyacıyla ebeveynin geçmişteki yarası birbirine karışabilir.

Ağlamaya dayanamamak

Çocuğun ağlaması, ebeveynde güçlü bir rahatsızlık uyandırır. Özellikle kalabalık bir ortamda, markette ya da misafirlikteyken bu rahatsızlık utançla birleşir. Ağlamayı en hızlı bitirmenin yolu ise isteği karşılamaktır. Ne var ki çocuk her seferinde aynı dersi alır: "Ağlarsam olur."

Tek çocuk ya da uzun beklenen çocuk

Uzun bir bekleyişin ardından dünyaya gelen ya da ailenin tek çocuğu olan çocuklar, ailenin tüm ilgisini ve kaynaklarını üzerinde toplayabilir. Bu her zaman şımarıklığa yol açmaz, ama sınır koymayı zorlaştırabilir. Bu konuda tek çocuk psikolojisi yazımızda daha fazla bilgi bulabilirsiniz.

Büyükanne, büyükbaba ve "torun sevgisi"

Türkiye'de pek çok çocuk, büyükanne ve büyükbabasıyla çok yakın bir ilişki içinde büyür. "Torun başka oluyor" sözü boşuna söylenmez; büyükler, kendi çocuklarına koyamadıkları sınırları torunlarına hiç koymamayı seçebilir. Anne baba "Bugün çikolata yok" derken dedenin cebinden çıkan çikolata, çocuğa ebeveynin sözünün değiştirilebilir olduğunu öğretir.

Ebeveynler arasında tutarsızlık

Annenin "hayır" dediği bir şeye babanın "evet" demesi ya da tam tersi, çocuğa hangi kapıyı çalması gerektiğini öğretir. Çocuk zamanla, istediğini alabileceği ebeveyne yönelir ve ebeveynler arasında gerginlik de artar.

Şımarık Çocuk ile Mutlu Çocuk Arasındaki Fark: Sevgi ve Sınır Birlikte

Burada önemli bir yanlış anlamayı düzeltmek gerekir: Şımarıklığın nedeni "çok sevgi" değildir. Bir çocuğu fazla sevmek, ona fazla sarılmak, onunla fazla vakit geçirmek mümkün değildir. Şımarıklığa yol açan şey, sevginin sınırın yerine konmasıdır.

Sağlıklı bir ebeveynlik tutumu, sıcaklık ve sınırı bir arada tutar. Yani ebeveyn çocuğunu kabul eder, duygularını anlar, ona sevgisini gösterir; ama aynı zamanda net ve tutarlı kurallar koyar. Çocuk, "Annem beni çok seviyor ve bazen hayır diyor" bilgisini aynı anda taşıyabilir. Hatta bu iki bilginin bir arada olması, çocuğa en çok güven veren şeydir.

Pratikte bu, şöyle bir cümleye dönüşebilir: "O bebeği çok beğendiğini görüyorum. Ona sahip olmak istemen çok anlaşılır. Bugün almayacağız. Doğum günü listene yazabiliriz."

Şunu da hatırlatmakta yarar var: Şımarık çocuk olarak etiketlenen pek çok çocuğun aslında güçlü bir iradesi, net istekleri ve yoğun duyguları vardır. Bu özellikler doğru yönlendirildiğinde kararlılığa ve kendini ifade edebilme becerisine dönüşebilir. İnat ile şımarıklık da sık karıştırılır; inat çoğu zaman çocuğun özerklik ihtiyacından doğarken, şımarıklık dediğimiz tablo daha çok evde öğrenilmiş bir etkileşim döngüsünün sonucudur. Bu ayrım için inatçı çocuk yazımıza da göz atabilirsiniz. Etiket yerine davranışa odaklanmak, hem sizin hem de çocuğunuzun değişime daha açık olmasını sağlar; çünkü sürekli "şımarık" diye anılan bir çocuk, zamanla bu sıfatı kimliğinin bir parçası gibi üzerine giyebilir.

Dengeyi Yeniden Kurmak İçin Pratik Adımlar

İstek ile ihtiyacı ayırmayı öğretin

Çocuğunuzla "ihtiyaç" ve "istek" arasındaki farkı konuşun. Kışlık mont bir ihtiyaçtır; vitrindeki üçüncü oyuncak araba ise bir istektir. Bu ayrımı market alışverişinde, oyunlaştırarak çalışabilirsiniz: "Bu sepete koyduğumuz şey ihtiyaç mı, istek mi?"

Bekleme becerisini adım adım geliştirin

Her isteği hemen karşılamak yerine, onu ileriye taşıyın. Bir "dilek listesi" oluşturmak işe yarayabilir: Çocuk bir şey istediğinde bunu listeye yazarsınız, doğum günü ya da karne zamanı listeye birlikte bakarsınız. Çoğu zaman çocuğun listede yazdığı pek çok şeyi zaten unuttuğunu görürsünüz. Bu da istemenin geçici, gerçek ihtiyacın kalıcı olduğunu ona gösterir.

Emek ve katkıyı hayata katın

Çocuğa yaşına uygun ev görevleri vermek, ona hem sorumluluk duygusu hem de katkıda bulunmanın hazzını yaşatır. Sofrayı kurmaya yardım etmek, çamaşırları sepete atmak, bitkileri sulamak gibi işler, çocuğun "evin bir parçası" olduğunu hissetmesini sağlar.

Ağlama ve ısrar karşısında tutarlı kalın

Bir kez "hayır" dediyseniz ve bu kararınız mantıklıysa, ağlama ya da ısrar karşısında geri adım atmayın. İlk birkaç seferde çocuğun tepkisi büyüyebilir; çünkü eskiden işe yarayan yöntemi daha güçlü deneyecektir. Tutarlılık sürdüğünde ise ısrarın sıklığı ve şiddeti azalır. "Hayır" demenin suçluluk duymadan nasıl yapılabileceğini çocuğa hayır demek yazımızda ayrıntılı olarak ele alıyoruz.

Sevgiyi eşya dışındaki yollarla gösterin

Birlikte geçirilen zaman, oyun, sarılma, akşam masal okuma, birlikte yapılan bir yürüyüş... Bunlar bir oyuncağın veremeyeceği bir güveni çocuğa verir. Çalışan ebeveynler için akşamları on beş dakikalık bölünmemiş bir oyun, eve getirilen bir hediyeden çok daha anlamlı olabilir.

Büyüklerle ortak bir dil kurun

Büyükanne ve büyükbabalarla konuşurken onların sevgisini ve emeğini teslim edin, ama birkaç temel kural konusunda uzlaşmaya çalışın. "Hediye almak istiyorsan çok güzel, ama ayda bir kez olsun" ya da "Biz hayır dediğimizde bizi destekler misin?" gibi somut talepler, genel uyarılardan daha etkilidir.

Teşekkür etmeyi ve paylaşmayı modelleyin

Çocuklar en çok gördüklerinden öğrenir. Evde birbirinize teşekkür etmek, komşuyla yemek paylaşmak, ihtiyacı olan biri için birlikte bir şey yapmak, çocuğa vermenin ve minnet duymanın değerini sözle anlatmaktan daha iyi öğretir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Ebeveyn tutumundaki tutarlı değişiklikler çoğu zaman birkaç ay içinde etkisini gösterir. Yine de şu durumlarda bir uzmandan destek almak yararlı olabilir:

  • İstek karşılanmadığında ortaya çıkan öfke patlamaları çok sık, çok uzun ya da yaşına göre beklenenden çok yoğunsa
  • Çocuk okul ortamında da kurallara uymakta ciddi zorluk yaşıyor, arkadaşlık ilişkileri bundan etkileniyorsa
  • Aile içinde ebeveynler ya da ebeveynler ile büyükler arasında çocuğun yetiştirilmesi konusunda süregelen ve çözülemeyen çatışmalar varsa
  • Siz ebeveyn olarak sınır koymaya çalıştığınızda yoğun suçluluk, kaygı ya da çaresizlik hissediyor ve bu duygularla baş edemiyorsanız
  • Çocuğun davranışları, boşanma, kayıp ya da taşınma gibi zorlu bir yaşam olayının ardından belirginleştiyse

Bu durumlar tek başına bir sorun ya da tanı anlamına gelmez; ancak aile içindeki dengeleri yeniden kurmak için dışarıdan bir destek işinizi kolaylaştırabilir.

Terapide Sınır ve Hayal Kırıklığına Tahammül Nasıl Çalışılır?

Bu tür durumlarda çalışmanın önemli bir kısmı ebeveynlerle yapılır. Ebeveyn görüşmelerinde evde hangi durumlarda sınırların gevşediği, ebeveynlerin o anlarda neler hissettiği ve neler düşündüğü incelenir. "Hayır dersem beni sevmez", "Çocuğum benim yüzümden mutsuz olursa kendimi affedemem" gibi düşünceler, bilişsel davranışçı yaklaşımla fark edilir ve daha gerçekçi bir bakış açısıyla yeniden ele alınır.

Ebeveynin kendi çocukluğuna dair yaşantıları da bu sürecin parçası olabilir. Yoksunluk içinde büyümüş ya da sınırların çok sert konduğu bir ortamdan gelmiş bir ebeveyn, kendi çocuğuyla ilişkisinde ters uca savrulabilir. Erken dönem yaşantıların bugünkü ebeveynlik tutumlarına etkisini anlamak, daha dengeli bir tutum geliştirmeye yardımcı olur.

Çocukla yapılan çalışmada ise oyun önemli bir araçtır. Çocuk merkezli oyun terapisinde de tutarlı sınırlar vardır: Oyun odasında çocuk her şeyi söyleyebilir ve hissedebilir, ama her şeyi yapamaz. Bu güvenli sınırlar içinde çocuk, isteği karşılanmadığında ortaya çıkan duyguyu yaşamayı ve bu duyguyla baş etmeyi deneyimleyerek öğrenir. Bu yaklaşımla ilgili ayrıntılara çocuk ve oyun terapisi sayfasından ulaşabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Bebek kucağa alındıkça şımarır mı?

Hayır. Bebeklik döneminde ağlamaya yanıt vermek, kucağa almak ve teselli etmek, bebeğin güvenli bir bağ geliştirmesi için gereklidir. Bu dönemde bebeğin ihtiyaçlarını karşılamak onu şımartmaz; tam tersine dünyaya güven duymasını sağlar. Sınır koymak, çocuk büyüdükçe ve beklemeyi öğrenebilecek yaşa geldikçe önem kazanır.

Şımarık bir çocuk büyüyünce kendiliğinden düzelir mi?

Bazı davranışlar yaşla birlikte azalabilir; ancak hayal kırıklığıyla baş etme becerisi kendiliğinden gelişmez, deneyimle öğrenilir. Ebeveyn tutumunda yapılacak tutarlı değişiklikler, çocuğun bu beceriyi kazanmasına yardımcı olur. Hiçbir yaş bunun için geç değildir.

Dedesi her gelişinde oyuncak getiriyor. Bunu engellemeli miyim?

Dedenin torunuyla bağ kurma isteği değerlidir ve tamamen engellemek ilişkiyi zedeleyebilir. Bunun yerine hediyeyi daha anlamlı bir hâle getirmeyi önerebilirsiniz: Her gelişte değil, özel günlerde hediye getirmek ya da oyuncak yerine birlikte parka gitmek, bir kitap okumak gibi deneyimler sunmak.

Doğum gününde çok sayıda hediye alması sorun mu?

Doğum günü gibi özel günlerde hediye almak doğaldır. Ancak çok sayıda hediye bir anda geldiğinde çocuk hiçbirinin tadını çıkaramayabilir. Hediyelerin bir kısmını kaldırıp sonraki haftalarda birer birer çıkarmak, hem çocuğun her birinin değerini fark etmesini sağlar hem de tüketim hızını yavaşlatır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler