Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Tatile Gidememek: Herkes Tatildeyken Geride Kalma Hissi

Tatile Gidememek: Herkes Tatildeyken Geride Kalma Hissi

Tatile gidememek, sosyal medyada herkes denizdeyken geride kalmış hissettirebilir. Kıyasın nasıl işlediğini ve bu hissin gücünü azaltmanın yollarını okuyun.

Ağustosun ortası. Ofisin yarısı boş, gelen kutunuz "Şu tarihler arasında izindeyim" yazan otomatik yanıtlarla dolu. Öğle arasında telefonu açtığınızda bir arkadaşınız Kaş'ta tekne turunda, eski bir iş arkadaşınız Kapadokya'da balon fotoğrafı paylaşmış, kuzeninizin ailesi de yazlıkta mangal başında. Siz ise klimanın gürültüsü altında, ay sonuna kaç gün kaldığını hesaplıyorsunuz. Bir anda sanki bütün ülke tatildeymiş de bir tek siz şehirde kalmışsınız gibi hissediyorsunuz. Tatile gidememek, çoğu zaman yalnızca dinlenememek değil, toplumun yaz ritminden dışlanmış olmak gibi yaşanır. Bu yazıda bu "geride kalma" hissinin nasıl oluştuğunu, sosyal medyanın ve çevrenin bu duyguyu nasıl büyüttüğünü ve kıyasın elinizden aldığı huzuru nasıl geri kazanabileceğinizi ele alacağız.

Tatile Gidememek Neden Bu Kadar Koyar?

Tatilin yokluğu, bütün yıl boyunca değil, özellikle "herkesin gittiği" dönemlerde ağırlaşır. Bunun birkaç nedeni vardır.

İlki, yaz aylarının toplumsal bir ritmi olmasıdır. Okulların kapanması, bayram tatilleri, ağustosta yavaşlayan iş hayatı... Bu ritim, "Bu dönemde insanlar bir yere gider" algısı yaratır. Bu algının dışında kalmak, bir sırada beklerken herkesin önünüzden geçtiğini görmek gibidir.

İkincisi, tatilin yalnızca bir dinlenme biçimi değil, "normal bir hayatın" işareti olarak görülmesidir. Pek çok insan için yılda bir kez denize gidebilmek, işlerin yolunda gittiğinin, emeğin karşılığını aldığının kanıtıdır. Bu işaret ortadan kalktığında kişi kendi hayatını da sorgulamaya başlar: "Ben nerede yanlış yaptım?"

Üçüncüsü, kıyasın artık yalnızca yakın çevreyle sınırlı olmamasıdır. Eskiden komşunun yazlığa gittiğini bilirdiniz; bugün yüzlerce kişinin tatilini gün gün, saat saat izleyebiliyorsunuz.

Dördüncüsü, "bir şeyleri kaçırıyor olma" korkusudur. İngilizcede kısaca FOMO olarak bilinen bu his, başkalarının sizin dahil olmadığınız güzel deneyimler yaşadığı düşüncesiyle gelen huzursuzluktur. Tatil dönemlerinde bu his yoğunlaşır; çünkü kaçırılan şey yalnızca bir gezi değil, o gezide kurulan dostluklar, çekilen fotoğraflar ve sonradan anlatılacak hikâyelerdir. Kişi, bugünü kaçırmakla kalmayıp gelecekteki sohbetlerin de dışında kalacağını hisseder.

Sosyal Medya ve Kıyas: Herkes Neden Tatildeymiş Gibi Görünür?

Yaz aylarında sosyal medyaya baktığınızda gördüğünüz tablo, gerçeğin oldukça seçilmiş bir parçasıdır.

Gördüğünüz, paylaşılandır

Tatile gidenler fotoğraf paylaşır; gidemeyenler genellikle "Bugün de evdeyim" diye paylaşım yapmaz. Bu yüzden ekranınız, tatile gidenlerle dolu bir dünya gösterir. Oysa aynı dönemde çok sayıda insan işinin başında, evinde ya da sizin gibi ay sonunu hesaplıyordur. Sessiz kalanlar, görünmeyen çoğunluktur.

Gördüğünüz, en parlak andır

Bir tatil fotoğrafı, saatlerce süren yol yorgunluğunu, çocukların otelde çıkardığı huysuzluğu, kredi kartı ekstresi gelince yaşanacak gerginliği göstermez. Siz kendi sıradan gününüzün tamamını, başkalarının özenle seçilmiş en güzel anıyla karşılaştırırsınız. Bu karşılaştırma baştan adil değildir.

Algoritma kıyası besler

Bir tatil paylaşımına bir kez uzun süre baktığınızda, karşınıza benzer içerikler daha sık çıkabilir. Böylece kıyas duygusu kendi kendini besleyen bir döngüye dönüşür. Bu döngüyü sosyal medyada kıyaslama yazımızda daha ayrıntılı ele aldık.

Ekranda gördüğünüz denizler gerçektir; ama ekranda göremediğiniz milyonlarca sıradan yaz günü de en az onlar kadar gerçektir.

Tatil Bir Statü Göstergesine Dönüştüğünde

Tatil, son yıllarda yalnızca bir dinlenme biçimi olmaktan çıkıp bir yaşam tarzı ve statü göstergesine dönüştü. Nereye gidildiği, hangi otelde kalındığı, yurt dışına çıkılıp çıkılmadığı; bunlar insanların birbirini konumlandırdığı sessiz ölçütler hâline geldi.

Bu durum özellikle şu ortamlarda hissedilir:

  • İş yerinde: Eylül'de ofise dönüldüğünde sorulan "Bu yaz nereye gittin?" sorusu, masum bir sohbet başlangıcıdır; ama gidemeyen biri için bir sınav gibi gelebilir.
  • Arkadaş gruplarında: Ortak tatil planları yapan bir grupta "Ben katılamıyorum" demek, yalnızca o tatilden değil, gruptaki anılardan, şakalardan ve fotoğraflardan da dışarıda kalmak demektir.
  • Gençler arasında: Üniversite öğrencileri ya da yeni mezunlar için yaz, arkadaşların Bodrum'a, festivallere, yurt dışı gezilerine gittiği bir dönemdir. Ailesine yük olmamak için yaz boyu çalışan bir genç, kendini yaşıtlarının hayatından kopmuş hissedebilir.
  • Geniş ailede: Bayramda ya da yaz sonunda bir araya gelindiğinde tatil anılarının anlatıldığı sofralarda söyleyecek bir şeyi olmamak, kişiyi sessizliğe itebilir.

Bu ortamlarda bazı insanlar gerçeği saklamaya başlar: Gitmedikleri bir tatili ima eder, soruları geçiştirir ya da sosyal ortamlardan uzak durur. Bu saklama hâli, kısa vadede korunma sağlasa da uzun vadede yalnızlığı ve utancı derinleştirir.

Kıyasın ikinci dalgası çoğu zaman yaz bittiğinde gelir. Eylül'de herkes bronzlaşmış yüzlerle ve anlatacak hikâyelerle işe, okula döner. Tatile çıkamayan kişi ise yazın bitmesiyle birlikte "Bir yıl daha geçti ve yine hiçbir şey değişmedi" duygusuyla karşılaşabilir. Bu dönemde yaşanan hüzün, yalnızca tatille değil, zamanın geçip gittiği ve hayatın ertelendiği hissiyle de ilgilidir. Bu bağlantıyı fark etmek, duygunun asıl kaynağına bakmayı kolaylaştırır.

Geride Kalma Hissinin Zihindeki İzleri

Tatile gidememekle başlayan kıyas, zamanla daha geniş bir "Hayatta geride kaldım" duygusuna dönüşebilir. Bu duygunun bazı işaretleri şunlardır:

  • Başkalarının tatil paylaşımlarını görünce bedeninizde ani bir gerginlik, midede bir düğüm hissetmek
  • Sevdiğiniz insanların mutluluğuna sevinemediğinizi fark edip bundan suçluluk duymak
  • "Herkes bir şekilde başarıyor, bir ben beceremiyorum" düşüncesine sık kapılmak
  • Yaz aylarında sosyal davetlerden kaçınmak, tatil konuşulacak ortamlara girmemek
  • Kendi yazınızda keyif aldığınız şeyleri bile değersiz görmek: "Bu da tatil mi şimdi?"
  • Telefonu bırakamamak; hem bakıp üzülmek hem de bakmadan duramamak

Psikolojide "göreli yoksunluk" olarak bilinen bir kavram, bu deneyimi anlamaya yardımcı olur: İnsanlar çoğu zaman sahip olduklarını mutlak bir ölçüye göre değil, çevrelerindekilere göre değerlendirir. Bu yüzden aynı yaz, kıyas yapılmadığında idare edilebilir bir yaz olabilirken, sürekli başkalarına bakıldığında bir eksiklik yaşantısına dönüşür. Ekonomik zorlukların genel ruhsal etkilerini hayat pahalılığı ve ruh sağlığı yazımızda ele aldık.

Kıskançlık ve utanç

Bu süreçte en çok rahatsızlık veren duygular kıskançlık ve utançtır. Kıskançlık, "Ben de bunu istiyorum" der; utanç ise "Bunu yapamadığım için daha az değerliyim" der. Kıskançlığı fark etmek, ne istediğinizi anlamanıza yardımcı olabilir. Utanç ise çoğu zaman haksız bir yargıdır; çünkü tatile gidip gidememek, büyük ölçüde gelirle ve koşullarla ilgilidir, kişinin değeriyle değil.

Tatile Gidememek Konuşulduğunda: Sorulara ve Kendinize Yanıt Vermek

"Bu yaz nereye gittin?" sorusu geldiğinde ne söyleyeceğinizi önceden düşünmek, o anın yarattığı gerginliği belirgin biçimde azaltır. Açıklama yapmak ya da kendinizi savunmak zorunda değilsiniz. Kısa ve sakin yanıtlar yeterlidir:

  • "Bu yıl şehirde kaldık, biraz dinlendik. Siz nasıl geçirdiniz?"
  • "Bu yaz gitmedik, önümüzdeki yıl için plan yapıyoruz."
  • "Evde bol bol uyudum, kendime zaman ayırdım; fena geçmedi."

Soruyu karşı tarafa yöneltmek, konuşmanın odağını değiştirir ve çoğu insan zaten kendi tatilini anlatmayı ister. Ayrıca çevrenizdeki pek çok kişinin de sizinle benzer durumda olabileceğini unutmayın. Sizin dürüst ve rahat yanıtınız, belki aynı soruyu duymaktan çekinen birine de cesaret verir.

Kendinize verdiğiniz yanıt ise en az bu kadar önemlidir. "Herkes gitti, bir ben gidemedim" cümlesini fark ettiğinizde onu daha gerçekçi bir cümleyle değiştirmeyi deneyin: "Benim gördüğüm herkes gitti; görmediğim çok sayıda insan da benim gibi bu yaz şehirde." Bu küçük düzeltme, kıyasın zihinde kurduğu yanıltıcı tabloyu dengeler.

Kıyasın Gücünü Azaltmanın Yolları

Sosyal medya kullanımınızı mevsime göre ayarlayın

Yaz aylarında sosyal medyaya daha az bakmayı, uygulama bildirimlerini kapatmayı ya da sizi sürekli kıyasa iten hesapları geçici olarak sessize almayı deneyebilirsiniz. Bu, kimseyi hayatınızdan çıkarmak değil, kendi ruh hâlinizi korumaktır. Ekranı kapattığınızda boşalan zamanı somut bir uğraşla doldurmak, telefona geri dönme dürtüsünü azaltır.

Kendi yazınızın anlamını tanımlayın

Başkalarının yazı deniz, otel ve yolculukla tanımlanıyor olabilir. Sizin yazınız ise başka bir şeyle tanımlanabilir: Uzun zamandır ertelediğiniz bir kitabı bitirmek, bir sertifika programına başlamak, akşamları sahilde ya da parkta yürümek, annenizle daha sık görüşmek. Kendi yazınıza bir anlam vermek, onu başkalarının yazının "eksik bir kopyası" olmaktan çıkarır.

Boşalan şehrin tadını çıkarın

Ağustosta şehir sakinleşir. Trafik azalır, parklar ve sahiller hafta içi daha boş olur, sevdiğiniz kafede yer bulmak kolaylaşır. Herkesin gittiği bir dönemde kalmak, şehrin başka bir yüzünü görmek için bir fırsat da olabilir. Hafta içi bir akşam boş bir sahil yolunda yürümek ya da kalabalık olmayan bir müzeyi gezmek, yılın geri kalanında pek yaşanamayan bir sakinlik sunar.

Sevinmeyi kendinize yük etmeyin

Bir arkadaşınızın tatil fotoğrafına içtenlikle sevinemiyorsanız, bunun için kendinizi yargılamayın. Hem onun adına sevinmek hem de kendi adınıza buruk hissetmek aynı anda mümkündür. Duyguyu kabul etmek, onu bastırmaya çalışmaktan daha hızlı yatıştırır.

Çocuğunuzun kıyasına eşlik edin

Okullar açıldığında birçok öğretmen "Yaz tatilimi nasıl geçirdim" konulu bir yazı ya da sunum ister. Yazlığa, yurt dışına ya da tatil köyüne gitmiş sınıf arkadaşlarının arasında, yazını evde ve mahallede geçirmiş bir çocuk ne yazacağını bilemeyebilir. Böyle bir durumda çocuğunuzla birlikte yazı geriye doğru hatırlamak işe yarar: Parkta öğrendiği bisiklet numarası, dedesiyle bahçede geçen bir gün, ilk kez tek başına bitirdiği bir kitap. Çocuğa "Senin yazın da anlatmaya değer" mesajını vermek, onun kıyasla erken yaşta kurduğu ilişkiyi yumuşatır. Sizin kendi yazınıza nasıl baktığınız da ona örnek olur.

Gerçekçi bir sonraki adım belirleyin

Geride kalma hissi, çoğu zaman bir çaresizlik duygusuyla beslenir. Küçük ama gerçek bir hedef koymak, örneğin önümüzdeki bahar için uygun fiyatlı bir hafta sonu kaçamağına küçük birikimlerle hazırlanmak, bu çaresizliği azaltır. Tatile çıkamadığınız yıllarda evde ve şehirde nasıl dinlenebileceğinizi tatile gidemiyorum yazımızda ayrıntılı ele aldık.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Yaz aylarında zaman zaman kıyas yapmak ve buruk hissetmek son derece insanidir. Ancak şu durumlarda bir uzmanla görüşmeyi düşünebilirsiniz:

  • Başkalarıyla kıyaslama, yaz dönemiyle sınırlı kalmayıp hayatınızın pek çok alanına yayıldıysa
  • Sosyal medyada geçirdiğiniz zamanı kontrol edemiyor ve her seferinde kendinizi daha kötü hissediyorsanız
  • Utanç yüzünden arkadaşlarınızdan ve sosyal ortamlardan uzaklaştıysanız
  • Haftalardır süren bir değersizlik, keyifsizlik ya da umutsuzluk hissi yaşıyorsanız

Terapide, kıyas döngüsünü besleyen düşünceler bilişsel davranışçı terapi (BDT) yaklaşımıyla fark edilir ve sorgulanır. "Başkalarına göre geride kalmışsam değersizim" gibi temel inançlar incelenir; kişinin kendi değerlerine ve ölçütlerine göre yaşamasına yardımcı olacak adımlar planlanır. Sosyal medya kullanımını düzenlemek için de somut ve uygulanabilir hedefler belirlenir. Bireysel terapi, kıyasın gölgesinden çıkıp kendi hayatınıza yeniden odaklanmanız için bir alan sunar.

Sıkça Sorulan Sorular

Tatil paylaşımlarını görünce neden bu kadar kötü hissediyorum?

Çünkü kendi sıradan gününüzü başkalarının özenle seçilmiş en güzel anlarıyla karşılaştırıyorsunuz. Üstelik paylaşım yapmayanları göremediğiniz için herkes tatildeymiş gibi bir yanılsama oluşur. Bu duygu, sizin bir eksiğiniz olduğunu değil, kıyasın doğasını gösterir.

Tatile gitmediğimi iş yerinde saklamalı mıyım?

Bunu kimseye açıklamak zorunda değilsiniz, ama saklamak için yalan söylemek uzun vadede daha yorucu olabilir. Kısa ve rahat bir yanıt vermek, örneğin "Bu yıl şehirde kaldım" demek, çoğu zaman konuyu doğal biçimde kapatır.

Arkadaş grubum her yıl birlikte tatile gidiyor, ben katılamıyorum, ne yapmalıyım?

Arkadaşlarınıza durumu açıkça söylemek, sessizce uzaklaşmaktan genellikle daha sağlıklıdır. Belki grubun bir kısmıyla daha uygun bütçeli bir plan yapılabilir ya da tatil dönüşünde birlikte zaman geçirmek için bir buluşma ayarlanabilir. Dostluklar, tek bir tatilden çok daha fazlası üzerine kuruludur.

Sosyal medyayı tamamen bırakmak gerekir mi?

Herkes için gerekli değildir. Kullanım süresini sınırlamak, sizi sürekli olumsuz etkileyen hesapları sessize almak ve özellikle yaz aylarında bilinçli molalar vermek çoğu zaman yeterli olur. Kullanımınızı kontrol edemediğinizi düşünüyorsanız bu konuda destek almayı değerlendirebilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler