İkinci göç, yani bir yabancı ülkeden diğerine taşınmak, yeniden başlama yorgunluğu ve kimlik sorgusu getirebilir. Psikolojik etkileri ve baş etme yolları.
Türkiye'den ilk ayrıldığınız günü muhtemelen hâlâ hatırlıyorsunuz: havalimanındaki vedalaşmayı, bavulların ağırlığını, yeni bir hayatın heyecanını ve korkusunu. Peki yıllar sonra, kurduğunuz o hayatı da toplayıp bir başka ülkeye taşınmanız gerektiğinde ne olur? Hollanda'dan Kanada'ya, Almanya'dan Birleşik Arap Emirlikleri'ne ya da İngiltere'den Avustralya'ya giden pek çok kişi, bu yeni taşınmanın ilkinden daha kolay olacağını düşünür. Çoğu zaman öyle olmaz. İkinci göç, yani bir yabancı ülkeden diğerine taşınmak, kendine özgü kayıplar, beklenmedik bir yorgunluk ve "Ben aslında nereliyim?" sorusunu yeniden gündeme getirebilir. Bu yazıda bu deneyimin psikolojik yüklerini, sık görülen işaretleri ve yeni başlangıcı daha sağlıklı yaşamak için atılabilecek adımları ele alıyoruz.
İkinci Göç Nedir? Gurbetten Gurbete Taşınmak
İkinci göç; Türkiye'den ilk kez bir ülkeye taşındıktan sonra, Türkiye'ye dönmeden başka bir ülkeye yerleşmeyi anlatır. Bazen üçüncü, dördüncü taşınma da gelir. Bu taşınmaların nedenleri çeşitlidir:
- Daha iyi bir iş teklifi ya da şirket içi görevlendirme
- Eşin kariyeri nedeniyle taşınma
- Oturum izni, vize ya da çalışma izni süreçlerindeki zorluklar
- Yaşam maliyeti, iklim ya da yaşam tarzı tercihleri
- Çocukların eğitimi ya da aileye daha yakın olma isteği
- İlk ülkede yaşanan ayrımcılık, yalnızlık ya da uyum güçlükleri
İlk göçle ikinci göç arasında önemli bir fark vardır. İlk göçte kişi Türkiye'den, yani doğduğu, dilini ve kodlarını bildiği bir yerden ayrılır. Bu yeni taşınmada ise yıllarca emek vererek kurduğu, belki dilini öğrendiği, arkadaşlıklar edindiği, çocuklarının doğduğu ikinci bir "ev"den ayrılır. Bu ikinci ev çoğu zaman o kadar görünür bir kayıp olarak algılanmaz; ama yası yine de gerçektir.
İkinci Göçte Sık Görülen Duygular ve İşaretler
Yeni bir ülkeye ikinci kez uyum sağlamaya çalışan kişilerde şu deneyimler sık görülür:
- Yeniden başlama yorgunluğu: Bir kez daha dil öğrenmek, banka hesabı açmak, doktor bulmak, okul aramak, arkadaş edinmek. "Yine mi sıfırdan?" duygusu.
- Görünmez yas: Önceki ülkedeki ev, arkadaşlar, alışkanlıklar ve rutinler için duyulan özlem. Çevredekiler bu kaybı çoğu zaman fark etmez: "Zaten oralı değildin ki."
- Karşılaştırma tuzağı: Yeni ülkeyi sürekli önceki ülkeyle kıyaslamak. "Orada her şey daha düzenliydi", "Oradaki arkadaşlarım gibisi yok."
- Beklenti ile gerçek arasındaki fark: "Bir kez yaptım, bu sefer kolay olacak" beklentisinin boşa çıkması ve buna eşlik eden hayal kırıklığı.
- Kimlik karmaşası: "Ben Türk müyüm, Almanyalı Türk mü, şimdi de Kanadalı mı olacağım?" gibi sorular.
- Sosyal geri çekilme: Yeni ilişkilere yatırım yapmaktan kaçınmak: "Nasılsa bir gün yine gideceğim."
- Bedensel belirtiler: Uyku sorunları, yorgunluk, baş ağrısı, iştah değişiklikleri.
Bu belirtiler tek başına bir ruhsal bozukluk anlamına gelmez. Çoğu, büyük bir yaşam değişikliğine verilen doğal tepkilerdir. Ancak aylarca sürüyor ve günlük hayatı belirgin biçimde zorlaştırıyorsa, daha dikkatli bakmak gerekir. Göç sonrası uyumun genel aşamalarını göç sonrası uyum evreleri yazısında ayrıntılı olarak bulabilirsiniz.
Neden İlkinden Daha Zor Olabilir? Nedenler ve Kültürel Bağlam
Biriken kayıplar. Her göç bir kayıplar zinciridir. Yeni taşınmada, ilk göçün kayıplarının üzerine yenileri eklenir. Türkiye'den ayrılmanın yası tam olarak işlenmeden ikinci bir ayrılık yaşanabilir.
Enerjinin azalması. İlk göç çoğu zaman gençlik enerjisi ve merakla yapılır. Sonraki taşınmada kişi daha yaşlı, belki çocuklu ve daha yorgundur. Aynı uyum çabası daha fazla enerji ister.
Kazanılmış statünün kaybı. İlk ülkede yıllar içinde kazanılan dil becerisi, mesleki itibar ve sosyal ağ, yeni ülkede bir anda değersizleşebilir. Önceki ülkede "her şeyi halleden" kişi, yeni ülkede yine yardıma muhtaç hissedebilir.
Türkiye ile mesafenin değişmesi. Avrupa'dan Kuzey Amerika'ya, Avustralya'ya ya da Asya'ya taşınmak, Türkiye ile saat farkını ve uçuş süresini büyütebilir. Bayramlarda, aile ziyaretlerinde ve acil durumlarda memlekete ulaşmak daha zor hale gelir. Bu durum sıla özlemini ve suçluluk duygusunu artırabilir.
Türk topluluğunun farklılığı. İlk ülkede geniş ve köklü bir Türk topluluğu varken, ikinci ülkede bu topluluk küçük ya da farklı bir yapıda olabilir. Ya da tam tersi: Kişi büyük bir topluluğun içine girer ama kendini onların arasında da yabancı hissedebilir.
Geçicilik duygusu. Birden fazla kez taşınmış kişilerde "Burası da geçici" düşüncesi yerleşebilir. Bu düşünce, eve yatırım yapmayı, eşyaları yerleştirmeyi, bir derneğe ya da kulübe katılmayı ertelemeye yol açar. Kişi yıllarca "bavulun üzerinde" yaşıyormuş gibi hissedebilir. Bu his bir yandan olası bir sonraki ayrılığın acısından korur gibi görünür; öte yandan bugünkü hayatın tadını çıkarmayı ve köklenmeyi zorlaştırır.
Ailenin tepkisi. Türkiye'deki aile için "Zaten uzaktaydın, şimdi daha da uzaklaştın" duygusu ağır olabilir. "Ne zaman döneceksin?" sorusu yerini "Hiç dönmeyecek misin?" sorusuna bırakabilir.
Bir yabancı ülkeden diğerine taşınırken insan yalnızca yeni bir ülkeye uyum sağlamaz; aynı zamanda ardında bıraktığı ikinci evin yasını da tutar. Bu yas çoğu zaman sessizdir, çünkü kimse ona bir ad vermez.
Aileye, İlişkilere ve Çocuklara Etkisi
Çiftler üzerinde. Bu tür bir taşınma çoğu zaman eşlerden birinin kariyeri nedeniyle gerçekleşir. Taşınmayı başlatan eş hemen bir işe ve sosyal çevreye sahip olurken, diğer eş yeniden kendi alanını kurmak zorunda kalabilir. Bu dengesizlik, "Senin için geldik" cümlesiyle başlayan gerginliklere yol açabilir. Eşini takip ederek göç edenlerin yaşadıklarını eş takibi ile göç yazısında ayrıca ele aldık.
Çocuklar üzerinde. Bir ülkede doğmuş ya da okul hayatına başlamış çocuklar için ikinci göç, "kendi" ülkelerinden ayrılmak anlamına gelebilir. Çocuk Türkçe, önceki ülkenin dili ve yeni ülkenin dili arasında üç dilli bir dünyaya geçebilir. Arkadaşlarını kaybetmek, yeni bir okul sistemine uyum sağlamak ve "Nerelisin?" sorusuna verilecek yanıtın daha da karmaşıklaşması çocuklarda öfke, geri çekilme ya da okul sorunlarına yol açabilir.
Ergenler üzerinde. Ergenlik döneminde arkadaşlık ilişkileri kimliğin merkezindedir. Bu dönemde yapılan bir taşınma, ergen için özellikle zorlayıcı olabilir ve aileye yönelik öfkeyi artırabilir.
Türkiye'deki aileyle ilişki. Artan mesafe, yaşlanan anne-babalar konusunda kaygıyı ve suçluluğu büyütebilir.
Diyelim ki Almanya'da on yıl yaşamış bir aile, babanın iş teklifi nedeniyle Kanada'ya taşındı. Baba ilk haftadan itibaren işine odaklandı; anne ise Almanya'da yıllarca emek verip kurduğu öğretmenlik kariyerini ve arkadaş çevresini geride bıraktı. On yaşındaki kızları Almanca konuşan arkadaşlarını özlüyor, okulda İngilizce konuşmakta zorlanıyor. Anne hem kendi kaybını hem de kızının üzüntüsünü taşıyor, ama "Bu fırsatı biz istedik, şikâyet etmemeliyim" diye düşünerek duygularını içine atıyor. Bu kurgusal örnek, aynı taşınmanın aile içinde farklı bireyler için ne kadar farklı anlamlar taşıyabileceğini gösterir.
İkinci Göç Sürecinde Kendi Başınıza Yapabilecekleriniz
1. Önceki ülkenin yasına izin verin. Geride bıraktığınız ikinci ev için üzülmek, yeni ülkeye karşı nankörlük değildir. Orada yaşadıklarınızı, sevdiğiniz yerleri ve insanları anmak, fotoğraflara bakmak, arkadaşlarla bağlantıda kalmak bu sürecin doğal parçasıdır.
2. Deneyiminizi bir kaynak olarak görün. İlk göçte öğrendikleriniz yeni ülkede de işe yarar: Bürokrasiyle nasıl baş ettiğinizi, yalnızlığı nasıl aştığınızı, ilk arkadaşlıkları nasıl kurduğunuzu hatırlayın. Bu deneyimi yazılı bir listeye dökmek, "Bunu daha önce yaptım" duygusunu güçlendirebilir.
3. Karşılaştırmayı fark edin. Yeni ülkeyi önceki ülkeyle kıyasladığınızı fark ettiğinizde, "Burada beni şaşırtan ya da hoşuma giden bir şey ne?" sorusunu sorun. Amaç önceki ülkeyi unutmak değil, yeni ülkeyi kendi gerçekliğiyle görebilmektir.
4. Beklentilerinizi gerçekçi tutun. Uyum süreci her göçte yeniden yaşanır. İlk ayların zorlu geçmesi başarısızlık değil, sürecin bir parçasıdır.
5. İlişkilere yatırım yapmaktan kaçınmayın. "Nasılsa yine gideceğim" düşüncesi sizi koruyormuş gibi görünse de yalnızlığı artırır. Burada geçireceğiniz sürenin ne kadar olacağından bağımsız olarak anlamlı ilişkiler kurmak ruh sağlığınızı destekler.
6. Çocuklarla açık konuşun. Çocukların üzüntüsünü küçümsemeden dinleyin. Önceki ülkedeki arkadaşlarıyla görüntülü görüşmeler yapmalarına izin verin. Yeni okul ve çevre için küçük, somut hedefler belirleyin.
7. Eşinizle sorumlulukları konuşun. Taşınmanın yükünün eşit paylaşılmadığını hissediyorsanız bunu açıkça dile getirin. Birlikte, her iki eşin de yeni ülkede kendi alanını bulabilmesi için neler yapılabileceğini planlayın.
8. Rutin oluşturun. Uyku, beslenme, hareket ve haftalık sabit etkinlikler, belirsizlik dönemlerinde zihne bir çapa sağlar.
Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?
Aşağıdaki durumlarda profesyonel destek almayı düşünmek önemlidir:
- Çökkünlük, umutsuzluk ya da isteksizlik haftalardır sürüyorsa
- Kaygı, uykusuzluk ya da bedensel şikâyetler günlük işlevselliğinizi belirgin biçimde etkiliyorsa
- Yeni ülkede hiçbir ilişki kurmadan aylar geçtiyse ve yalnızlık ağırlaşıyorsa
- Eşinizle çatışmalar artıyor ve konuşarak çözülemiyorsa
- Çocuğunuzda uzun süren içe kapanma, öfke patlamaları ya da okul reddi görülüyorsa
- "Her şey anlamsız", "Hiçbir yerde yerim yok" gibi düşünceler yoğunlaşıyor ya da kendinize zarar verme düşünceleri aklınıza geliyorsa
Kriz anında ya da kendinize zarar verme riski varsa bulunduğunuz ülkenin acil numarasını hemen arayın: AB ülkelerinde 112, ABD ve Kanada'da 911, İngiltere'de 999 veya 112, Avustralya'da 000. Online terapi bir acil müdahale hizmeti değildir; ağır risk durumlarında yerel acil servisler ve yerel psikiyatri hizmetleri gereklidir. Yeni ülkenizdeki aile hekimi ve ruh sağlığı hizmetleri de önemli kaynaklardır.
Anadilde Online Terapide Nasıl Çalışılır?
Gurbetten gurbete taşınan biri için terapide anlatılacak hikâye iki katmanlıdır: Türkiye'den ayrılış ve ilk ülkedeki yıllar. Bu iki katmanı, aile bağlarını, gurbet ve sıla kavramlarını açıklamak zorunda kalmadan anlatabilmek, süreci kolaylaştırabilir. Anadilde çalışmak, özellikle duyguların ve aile ilişkilerinin konuşulduğu anlarda kendinizi daha rahat ifade etmenize yardımcı olabilir. Bu konuda daha fazla bilgiyi yurt dışındaki Türkler sayfasında bulabilirsiniz.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) temelli bir çalışmada şu konular ele alınabilir:
- Kayıpların ve yasın işlenmesi: Hem Türkiye'den hem de önceki ülkeden ayrılmanın duygusal etkilerini fark etmek.
- Düşünce kalıpları: "Hiçbir yere ait değilim", "Yine her şeyi kaybettim" gibi düşüncelerin gerçekçi biçimde yeniden değerlendirilmesi.
- Davranışsal etkinleştirme: Yeni ülkede küçük ama düzenli sosyal ve anlamlı etkinlikler planlamak.
- Kimlik ve aidiyet: Birden fazla kültürden beslenen bir kimliği bir eksiklik olarak değil, bir zenginlik olarak da görebilmek.
- Aile ve çift iletişimi: Taşınmanın aile içindeki farklı etkilerini konuşmak ve ortak bir dil bulmak.
Online görüşmeler için sessiz, mahrem bir oda, kulaklık ve güvenli bir bağlantı yeterlidir. Yeni ülkenizle Türkiye arasındaki saat farkı göz önüne alınarak düzenli bir görüşme saati belirlenir. Ödeme online yapılabilir; sigorta geri ödemesi gibi konularda yaşadığınız ülkedeki sigorta şartlarını kontrol etmeniz gerekir. Ayrıntılı bilgi için online terapi sayfasına göz atabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
İkinci göç neden ilkinden daha zor geliyor?
Çünkü bu taşınmada kişi, ilk göçün kayıplarının üzerine yeni kayıplar ekler. Yıllar içinde kurulan dil becerisi, sosyal ağ ve mesleki statü yeni ülkede yeniden inşa edilmek zorunda kalır. Ayrıca kişi genellikle daha yorgun ve daha fazla sorumluluk taşır durumdadır. "Bir kez yaptım, kolay olur" beklentisi de hayal kırıklığını artırabilir.
Önceki ülkeyi özlemek normal mi?
Evet, oldukça normaldir. Yıllarını geçirdiğiniz, belki çocuklarınızın doğduğu bir yer sizin için ikinci bir ev olmuştur. Bu özlem yeni ülkeye karşı bir başarısızlık ya da nankörlük değildir; kayba verilen doğal bir tepkidir.
Çocuklar yeni bir ülkeye taşınmaya nasıl hazırlanmalı?
Taşınma kararını çocuğun yaşına uygun bir dille, olabildiğince önceden anlatmak önemlidir. Çocuğun duygularını küçümsemeden dinlemek, önceki arkadaşlarıyla bağlantıyı sürdürmesine imkân tanımak ve yeni okulda küçük adımlarla uyum sağlamasına destek olmak süreci kolaylaştırır. Uzun süren zorlanma belirtileri varsa bir çocuk ruh sağlığı uzmanından destek alınabilir.
Sürekli taşınmak kimliği olumsuz etkiler mi?
Her taşınma kimlik üzerinde bir etki yaratır; bu etki her zaman olumsuz değildir. Birden fazla kültürde yaşamış kişiler esneklik, uyum becerisi ve geniş bir bakış açısı kazanabilir. Ancak aidiyet duygusunun uzun süre zayıf kalması yalnızlık ve köksüzlük hissine yol açabilir. Bu duyguları konuşmak ve anlamlandırmak, kimliği daha bütünlüklü yaşamaya yardımcı olabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.