Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Yurt Dışında Zorbalık: Yabancı Okulda Akran Zorbalığına Uğrayan Çocuk

Yurt dışında zorbalık yaşayan çocuğun işaretleri neler? Yabancı okulda akran zorbalığında aileler ne yapmalı, okulla nasıl iş birliği kurulur?

Çocuğunuz bir gün okuldan sessiz döndü, yemeğine dokunmadı, ertesi sabah karın ağrısıyla uyandı. Sorduğunuzda "bir şey yok" dedi. Birkaç hafta sonra, sınıfta adıyla dalga geçildiğini, teneffüste oyunlara alınmadığını ya da yemeği yüzünden alay edildiğini öğrendiniz. Yurt dışında zorbalık deneyimi, akran zorbalığının bilinen yüklerine ek olarak "farklı olmak", dili tam bilememek ve ailenin okul sistemini yeterince tanımaması gibi ek zorluklar taşıyabilir. Bu yazıda yabancı bir okulda akran zorbalığına uğrayan çocukların neler yaşadığını, işaretleri, ailelerin atabileceği adımları ve okulla iş birliğini ele alıyoruz.

Yurt Dışında Zorbalık Nedir? Akran Zorbalığının Gurbetteki Biçimleri

Akran zorbalığı, bir çocuğun bir ya da birkaç akranı tarafından tekrarlayan biçimde, kasıtlı olarak incitilmesidir. Burada önemli olan üç unsur vardır: tekrar, kasıt ve güç dengesizliği. Arkadaşlar arasında zaman zaman yaşanan tartışmalar zorbalık sayılmaz; ancak bir çocuk sürekli hedef alınıyor ve kendini koruyamıyorsa durum farklıdır.

Göçmen ailelerin çocuklarında zorbalık şu biçimlerde görülebilir:

  • Sözel zorbalık: İsmiyle, aksanıyla, dış görünüşüyle, giyimiyle ya da evden getirdiği yemekle alay edilmek
  • Dışlama: Oyunlara, doğum günlerine, grup çalışmalarına alınmamak; "sen bizden değilsin" mesajı verilmek
  • Kimliğe yönelik aşağılama: Ülkesi, dini, dili ya da ailesi üzerinden küçük düşürücü sözler
  • Fiziksel zorbalık: İtilmek, eşyalarına zarar verilmek, tehdit edilmek
  • Siber zorbalık: Mesaj gruplarında alay edilmek, fotoğraflarının izinsiz paylaşılması, dışlanmak

Kimliğe yönelik zorbalık, çocuğun yalnızca kendisini değil ailesini ve kökenini de hedef aldığı için ayrı bir ağırlık taşır. Çocuk "Ben neden böyleyim?", "Keşke Türk olmasaydım" gibi düşüncelere kapılabilir. Bu da kimlik gelişimini etkileyebilir.

Zorbalığın yalnızca yerli çocuklardan geldiğini düşünmek de doğru olmaz. Bazen başka göçmen çocuklardan, bazen de aynı topluluktan çocuklardan gelebilir. Önemli olan, kimden gelirse gelsin çocuğun korunmasıdır. Genel bir çerçeve için akran zorbalığı yazımıza da göz atabilirsiniz.

Akran Zorbalığına Uğrayan Çocuğun İşaretleri

Çocuklar zorbalığı çoğu zaman anlatmaz. Utanır, ailesini üzmek istemez, durumu daha kötü hâle getireceğinden korkar ya da "ispiyoncu" olarak görülmekten çekinir. Göçmen çocuklar ayrıca ailelerinin zaten yeterince zorlandığını düşünüp sessiz kalabilir. Bu nedenle işaretlere dikkat etmek önemlidir:

  • Okula gitmek istememek, sabahları sık sık bedensel yakınmalar
  • Okul dönüşü belirgin yorgunluk, sessizlik ya da öfke patlamaları
  • Eşyalarının kaybolması, bozulması ya da harçlığının sürekli "bitmesi"
  • Açıklanamayan morluklar ya da yırtık giysiler
  • Arkadaşlarından hiç söz etmemek, doğum günlerine davet edilmemek
  • Uyku sorunları, kâbuslar, altını ıslatma gibi gerilemeler
  • Ders başarısında ani düşüş
  • Telefonu ya da bilgisayarı kullandıktan sonra belirgin üzüntü
  • Kendi kimliğine karşı tepki: Türkçe konuşmayı reddetmek, evden götürdüğü yemeği istememek, adının farklı söylenmesini istemek
  • Kendisi hakkında olumsuz konuşmalar: "Kimse beni sevmiyor", "Ben tuhafım"

Bu işaretlerin her biri başka nedenlerden de kaynaklanabilir. Ancak birkaçı bir arada görülüyorsa, çocuğunuzla sakin bir zamanda konuşmanın vakti gelmiş olabilir.

Yurt Dışında Zorbalık Neden Daha Zor Gelebilir?

Zorbalık her çocuk için ağır bir deneyimdir. Ancak göçmen çocuklarda bazı etkenler yükü artırabilir.

Dil engeli. Okul dilini henüz iyi bilmeyen bir çocuk, olanları öğretmene anlatmakta zorlanır. Kendini savunacak kelimeleri bulamaz. Bazen kendisine söylenen sözlerin ne kadar incitici olduğunu bile tam anlamayabilir, ama tonu ve gülüşmeleri hisseder.

Destek ağının dar olması. Türkiye'de olsa koşup sarılabileceği bir kuzeni, teyzesi ya da mahalle arkadaşı olabilirdi. Gurbette çocuğun okul dışındaki sosyal çevresi daha dar olabilir.

Ailenin okul sistemini tanımaması. Ebeveynler hangi kapıya başvuracaklarını, haklarının neler olduğunu ve okulun zorbalık politikasını bilmeyebilir. Dil engeli varsa öğretmenle görüşmek de zorlaşır.

Ebeveynin kendi deneyimleri. Kendi çocukluğunda ya da iş hayatında dışlanma yaşamış ebeveynler, çocuklarının zorbalık deneyimini duyduklarında çok yoğun duygular yaşayabilir. Bu duygular bazen öfkeye, bazen çaresizliğe dönüşür.

"Güçlü ol" kültürü. Bazı ailelerde "Sana vuranı sen de döv" ya da "Boş ver, aldırma" gibi öğütler verilir. Bu öğütler iyi niyetlidir ama çoğu zaman işe yaramaz; çocuğun yalnız bırakıldığı hissini artırabilir ya da okulda başını belaya sokabilir.

Sessiz zorbalığın fark edilmemesi. Dışlama, alaycı bakışlar ya da grup sohbetlerinden çıkarılmak gibi biçimler dışarıdan kolay görülmez. Öğretmen sınıfta açık bir kavga görmediği için durumu fark etmeyebilir. Çocuk da "Bana vuran yok ki" diyerek yaşadığını küçümseyebilir. Oysa sessiz zorbalık da en az fiziksel zorbalık kadar yıpratıcı olabilir.

Zorbalığa uğrayan bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey, yanında duran ve ona "Bu senin suçun değil" diyen bir yetişkindir.

Aileye ve Çocuğun Gelişimine Etkisi

Uzun süren zorbalık deneyimi, çocuğun kendilik algısını, güven duygusunu ve okulla ilişkisini etkileyebilir. Bazı çocuklarda kaygı, içe kapanma ve depresif belirtiler görülebilir. Bazılarında ise öfke kontrolünde zorlanma, evde kardeşlere karşı sertlik gibi davranışlar ortaya çıkabilir.

Kimliğe yönelik zorbalık, ilerleyen yıllarda çocuğun kendi kökeniyle ilişkisini de etkileyebilir. Kimi çocuk kökenini saklamaya, ondan uzaklaşmaya çalışır; kimi ise kendini tümüyle dışlanmış hissedip yalnızca kendi topluluğuna kapanır. Her iki uç da çocuğun iki kültür arasında sağlıklı bir denge kurmasını zorlaştırabilir.

Aile de bu süreçten etkilenir. Ebeveynler arasında "Ne yapmalıyız?" sorusu gerginliğe yol açabilir: Biri okula hemen gitmek isterken diğeri çocuğun kendi başına çözmesini savunabilir. Bazı aileler okul değiştirmeyi, hatta Türkiye'ye dönmeyi düşünür. Bu kararlar acele ile değil, durumun dikkatlice değerlendirilmesiyle verilmelidir.

Diyelim ki dokuz yaşındaki bir kız çocuğu, okulda başörtülü annesinin fotoğrafını gösterdiği için birkaç sınıf arkadaşının alay konusu olmuş. Eve geldiğinde annesine bir şey söylememiş; ama ertesi hafta annesinin okul servisine kadar kendisine eşlik etmesini istememeye başlamış. Anne bunu önce "büyüyor, utanıyor" diye yorumlamış. Bir süre sonra kızın okul çantasında yırtılmış resimler bulunca durumu anlamış. Bu örnekte çocuk hem kendisini hem de ailesini korumaya çalışırken yalnız kalmıştır. Böyle durumlarda çocuğa hem "Annenle gurur duyabilirsin" hem de "Bu yaşadığın yanlıştı ve okulun bunu bilmesi gerekiyor" mesajlarını birlikte vermek önemlidir.

Kardeşler de bu süreçten etkilenebilir. Zorbalığa uğrayan çocuğa yoğun ilgi gösterilirken diğer kardeşler kendini geri planda hissedebilir ya da aynı okulda olduklarında kendileri de hedef olmaktan korkabilir. Ailenin tüm çocuklarla ayrı ayrı konuşması, bu süreçte kimsenin kendini görünmez hissetmemesine yardımcı olur.

Çocuğunuz Zorbalığa Uğruyorsa: Adım Adım Yapabilecekleriniz

1. Sakin kalın ve dinleyin. Çocuğunuz anlatmaya başladığında araya girmeden, yargılamadan dinleyin. "Neden daha önce söylemedin?" yerine "Bana anlattığın için çok teşekkür ederim" deyin. Öfkenizi çocuğun yanında patlatmamaya çalışın; çocuk sizin tepkinizden korkarsa bir dahaki sefere anlatmayabilir.

2. Suçu doğru yere koyun. "Sen de biraz uyum sağlasan" ya da "Belki sen de bir şey yapmışsındır" gibi cümleler çocuğu yalnızlaştırır. Net olun: "Kimsenin sana böyle davranmaya hakkı yok."

3. Ayrıntıları not edin. Ne zaman, nerede, kim tarafından, ne yapıldı? Siber zorbalıkta ekran görüntüsü alın. Bu notlar okulla görüşürken somut bilgi sunmanızı sağlar.

4. Okulla iletişime geçin. Sınıf öğretmeni, rehberlik birimi ya da okul yönetimiyle görüşme talep edin. Çoğu okulun bir zorbalık politikası vardır; bunu sormaktan çekinmeyin. Dil engeli varsa tercüman desteği isteyin ya da okul dilini iyi bilen bir yakınınızdan yardım alın. Görüşmede suçlayıcı değil, iş birliğine açık bir dil kullanmak genellikle daha iyi sonuç verir: "Birlikte çözüm bulmak istiyoruz."

Görüşmeye hazırlanırken şu soruları önceden yazmak işinizi kolaylaştırır:

  • Okulun zorbalıkla ilgili yazılı bir politikası var mı?
  • Teneffüslerde ve servis saatlerinde gözetim nasıl sağlanıyor?
  • Çocuğum zor bir anda hangi yetişkine başvurabilir?
  • Bundan sonraki adımlar neler olacak ve ne zaman tekrar konuşacağız?

5. Takip edin. Tek bir görüşme çoğu zaman yeterli olmaz. Okulun hangi adımları attığını sorun, birkaç hafta sonra tekrar görüşün.

6. Çocuğun güçlü yanlarını destekleyin. Spor, müzik, resim, kulüp etkinlikleri gibi alanlarda çocuğun kendini başarılı ve değerli hissetmesi, öz güvenini güçlendirir. Okul dışında farklı arkadaş çevreleri kurmak da koruyucu bir etkendir.

7. Kimliğiyle gurur duymasına yardım edin. Türkçe kitaplar, aile hikâyeleri, bayramlar ve kültürel etkinlikler, çocuğun kökenini bir utanç kaynağı değil, bir zenginlik olarak görmesine yardımcı olabilir. Bunu zorlamadan, çocuğun ilgisine göre yapın.

8. Ev ortamını güvenli bir liman yapın. Okul zor bir yer olduğunda, evin sıcak ve öngörülebilir olması çocuğun dayanıklılığını destekler. Akşam yemekleri, birlikte oyun ve sohbet gibi küçük ritüeller bu açıdan değerlidir.

9. Siber güvenliği konuşun. Çocuğunuzla engelleme, bildirme ve gizlilik ayarlarını birlikte gözden geçirin. Yasaklamak yerine "Bir şey olursa bana gel" mesajını verin.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Okulla yapılan iş birliğine rağmen zorbalığın etkileri sürüyorsa ya da aşağıdaki durumlardan biri varsa profesyonel destek almak faydalı olabilir:

  • Çocuğunuz haftalardır okula gitmeyi reddediyor ya da okula giderken yoğun kaygı yaşıyorsa
  • Uyku, iştah ve ruh hâlinde belirgin değişiklikler sürüyorsa
  • İçe kapanma, sürekli ağlama ya da öfke patlamaları artmışsa
  • Kendisi hakkında "değersizim", "keşke hiç olmasaydım" gibi cümleler kuruyorsa
  • Kendine zarar verdiğini fark ettiyseniz

Kendine zarar verme ya da intihar düşüncesi söz konusuysa durumu ciddiye alın ve vakit kaybetmeden yerel acil hizmetlere başvurun: AB ülkelerinde 112, ABD ve Kanada'da 911, İngiltere'de 999 veya 112, Avustralya'da 000. Online terapi acil müdahale hizmeti değildir; böyle durumlarda yerel acil servisler ve yerel çocuk-ergen psikiyatrisi hizmetleri gereklidir.

Okulun rehberlik servisi, okul psikoloğu ve çocuk doktoru da bu süreçte önemli kaynaklardır. Anadilde destek bunlarla birlikte kullanılabilir.

Anadilde Online Terapide Nasıl Çalışılır?

Zorbalık yaşamış bir çocuk, yaşadıklarını çoğu zaman en rahat anadilinde ya da hangi dilde rahat hissediyorsa o dilde anlatır. Ebeveynler içinse anadilde konuşmak, kendi öfkelerini, kaygılarını ve suçluluk duygularını kültürel bağlamı açıklamak zorunda kalmadan ifade edebilmeyi kolaylaştırabilir. Yurt dışında yaşayan aileler için hazırlanan diğer bilgilere yurt dışındaki Türkler sayfasından ulaşabilirsiniz.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) temelli bir çalışmada şu alanlara odaklanılabilir:

  • Duyguları tanıma ve ifade etme: Çocuğun korku, utanç ve öfke duygularını adlandırması
  • Olumsuz düşüncelerle çalışma: "Benim yüzümden oluyor", "Herkes benden nefret ediyor" gibi düşüncelerin daha dengeli düşüncelerle yer değiştirmesi
  • Beceri geliştirme: Kendini ifade etme, yardım isteme, güvenli yetişkini bulma ve sınır koyma becerileri; bunlar rol oyunlarıyla çalışılabilir
  • Kimlik ve öz değer: Çocuğun kökenini ve farklılıklarını bir eksiklik değil, kendisinin bir parçası olarak görebilmesi
  • Ebeveyn görüşmeleri: Okulla iletişim stratejileri, evde destekleyici iletişim ve ebeveynlerin kendi duygularını düzenlemesi

Küçük çocuklarla oyun temelli yöntemler, ergenlerle daha çok konuşmaya dayalı yöntemler kullanılır. Online görüşmelerde çocuğun rahat edebileceği sessiz bir oda ve kulaklık önemlidir. Ödeme online yapılabilir; sigorta geri ödemesi için yaşadığınız ülkedeki şartları kontrol etmeniz gerekir. Ergenlerle yapılan çalışmalar hakkında ergen danışmanlığı sayfasında bilgi bulabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocuğuma "Sen de karşılık ver" demeli miyim?

Fiziksel karşılık vermek genellikle sorunu çözmez, çocuğu da disiplin sorunlarıyla karşı karşıya bırakabilir. Bunun yerine kendini net bir sesle ifade etmesini, ortamdan uzaklaşmasını ve güvendiği bir yetişkine haber vermesini öğretmek daha koruyucu bir yaklaşımdır.

Okul değiştirmek zorbalığı çözer mi?

Bazen okul değişikliği gerekli ve faydalı olabilir. Ancak önce mevcut okulla iş birliği denenmeli, çocuğun da görüşü alınmalıdır. Yeni okulda da uyum süreci olacağını ve çocuğun duygusal desteğe ihtiyaç duymaya devam edebileceğini unutmamak gerekir.

Zorbalık yapan çocuk da göçmense ne yapmalıyım?

Zorbalık kimden gelirse gelsin aynı ciddiyetle ele alınmalıdır. Durumu yine okul aracılığıyla, sakin ve somut biçimde bildirmek en sağlıklı yoldur. Diğer aileyle doğrudan yüzleşmek çoğu zaman gerginliği artırır.

Çocuğum bana hiçbir şey anlatmıyor, nasıl konuşturabilirim?

Doğrudan sorgulamak yerine birlikte yürürken, araba yolculuğunda ya da oyun oynarken sohbet açmak daha kolay olabilir. "Sınıfında kimse dışlanıyor mu?" gibi dolaylı sorular da kapıyı aralayabilir. En önemlisi, anlattığında sakin kalacağınızı ona hissettirmektir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler