Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Belirsizlik Kaygısı: Ne Olacağını Bilmemeye Neden Dayanamayız?

Belirsizlik Kaygısı: Ne Olacağını Bilmemeye Neden Dayanamayız?

Belirsizlik kaygısı nedir, sonucu bilinmeyen durumlarda neden rahat edemeyiz? Belirsizliğe tahammülsüzlüğün işaretlerini, nedenlerini ve çözüm yollarını okuyun.

KPSS atama sonuçlarının açıklanmasına iki hafta var. Siz bu iki haftayı yaşamıyorsunuz, adeta içinden geçmeye çalışıyorsunuz. Günde onlarca kez forumlara bakıyor, geçen yılın taban puanlarını yeniden hesaplıyor, "Sence olur mu?" diye herkese soruyorsunuz. Biri "Bence olur" dediğinde birkaç dakika rahatlıyor, sonra "Ya olmazsa?" diye yeniden başlıyorsunuz. Hatta bir noktada "Keşke sonuç olumsuz çıksa da şu bekleyiş bitse" diye düşündüğünüzü fark ediyorsunuz. Belirsizlik kaygısı, sonucu bilinmeyen bir durumda zihnin dinlenememesi, kesinlik bulana kadar huzursuzlanmaya devam etmesidir. Bu yazıda neden bazılarımızın belirsizliğe bu kadar zor dayandığını, bunun gündelik hayatta nasıl göründüğünü ve belirsizlikle daha esnek bir ilişki kurmanın yollarını ele alıyorum.

Belirsizlik Kaygısı Nedir?

Hayatın önemli bir kısmı belirsizdir. Yarın havanın nasıl olacağını, bir iş başvurusunun sonucunu, bir ilişkinin nereye gideceğini, bir sağlık kontrolünün ne söyleyeceğini kesin olarak bilemeyiz. Çoğu insan bu belirsizlikle bir şekilde yaşar; rahatsız olur ama hayatını sürdürür.

Bazı kişiler için ise belirsizlik, katlanılması çok zor bir deneyimdir. Psikolojide bu durum belirsizliğe tahammülsüzlük olarak adlandırılır ve kaygı alanında çok çalışılmış bir kavramdır. Belirsizliğe tahammülsüz olan biri için "bilmemek" başlı başına tehlikeli bir durumdur. Kişi olumsuz bir şeyin olma olasılığı düşük olsa bile, o olasılığın var olmasından rahatsız olur.

Belirsizliğe tahammülsüzlük, yaygın kaygı başta olmak üzere pek çok kaygı tablosunda önemli bir rol oynar. Ancak tek başına bir tanı değildir; bir düşünme ve hissetme eğilimidir ve farklı düzeylerde herkeste bulunur.

Neden kötü haber bazen belirsizlikten daha kolay gelir?

Araştırmalar, pek çok insanın belirsiz bir olumsuzluğu kesin bir olumsuzluktan daha stresli bulduğunu göstermektedir. Kötü bir haber, en azından bir şey yapma imkânı tanır: plan yaparsınız, harekete geçersiniz, yas tutarsınız. Belirsizlik ise zihni "hazırlık" modunda askıda bırakır. Her olasılık için ayrı ayrı hazırlanmaya çalışan zihin, sonunda hiçbirine hazırlanamaz ve tükenir. Bu yüzden "Keşke bir an önce belli olsa, ne olursa olsun" duygusu oldukça yaygındır.

Belirsizlik Kaygısı Nasıl Görünür? İşaretler ve Davranışlar

Belirsizliğe tahammülsüzlük kendini çoğu zaman düşüncelerden çok davranışlarla gösterir. Bu davranışlar kısa vadede rahatlatır, uzun vadede kaygıyı besler.

  • Aşırı bilgi toplama: Bir karar vermeden önce saatlerce araştırma yapmak, onlarca yorum okumak, aynı soruyu farklı kaynaklara tekrar tekrar sormak.
  • Güvence arama: Yakınlardan sürekli "Bir şey olmaz değil mi?" onayı almak.
  • Kontrol etme: E-postaları, sonuç sayfalarını, kargo takip ekranlarını sık sık yenilemek.
  • Erteleme ve kaçınma: Sonucu belirsiz olan bir işe hiç başlamamak; "Emin olmadan adım atmam" demek.
  • Aceleci kararlar: Tam tersine, belirsizliğe dayanamayıp yeterince düşünmeden hızlıca karar vermek; sırf bekleme bitsin diye.
  • Aşırı planlama: Tatillerin, toplantıların, günlerin her ayrıntısını önceden planlamak; plan bozulduğunda yoğun huzursuzluk duymak.
  • Görevi başkasına bırakmama: Başkası yaparsa sonucun ne olacağını bilememe kaygısıyla her şeyi kendi yapmak.
  • Yeni deneyimlerden kaçınma: Bilinen restorana gitmek, bilinen yoldan dönmek, yeni bir hobiye hiç başlamamak.

Diyelim ki bir iş görüşmesinden çıktınız ve size "Önümüzdeki hafta döneceğiz" dendi. Eve dönerken görüşmeyi kafanızda baştan sona yeniden oynatıyor, insan kaynakları uzmanının yüz ifadesini çözümlemeye çalışıyor, şirketin çalışan yorumlarını okuyorsunuz. Akşam e-postanızı on kez yeniliyor, ertesi gün "Acaba arasam mı?" diye düşünüyorsunuz. Görüşmenin sonucu bu çabaların hiçbirinden etkilenmeyecek; ama zihin, bir şey yapmadan beklemeye katlanamıyor.

Bu davranışların ortak noktası, belirsizlik hissini azaltmaya yöneliktir. Ancak hayatın belirsizliği azalmadığı için bu çaba hiç bitmez.

Belirsizliğe Neden Bu Kadar Zor Dayanırız?

Öngörülemez bir çocukluk

Bazı kişiler, ne olacağının bilinmediği ortamlarda büyür: bir gün sevecen, ertesi gün öfkeli bir ebeveyn; sık sık değişen ev, okul ya da şehir; ani ekonomik kayıplar. Böyle ortamlarda çocuk, belirsizliğin tehlike anlamına geldiğini öğrenir. Yetişkinlikte de "ne olacağını bilmezsem başıma kötü bir şey gelir" inancı sürer.

Yaşanmış sarsıcı deneyimler

Ani bir işten çıkarılma, beklenmedik bir hastalık teşhisi ya da bir deprem, kişinin dünyanın öngörülebilir olduğuna dair temel güvenini sarsabilir. 6 Şubat 2023 depremlerinden sonra pek çok insan, gelecekle ilgili her türlü belirsizliğe karşı daha hassas hâle geldiğini anlatır.

Ekonomik ve toplumsal belirsizlik

Türkiye'de son yıllarda yaşanan hızlı fiyat değişimleri, kira artışları, iş güvencesizliği ve sınav sistemlerinde değişiklikler, insanların uzun vadeli plan yapmasını zorlaştırıyor. Kira sözleşmesi yenilenecek mi, maaş zammı enflasyonu karşılayacak mı, çocuğun gireceği sınavın sistemi değişecek mi? Böyle bir ortamda belirsizlik kaygısının artması anlaşılır bir tepkidir. Bu konuda gelecek kaygısı yazısı da yol gösterici olabilir.

"Hazırlıklı olursam korunurum" inancı

Belirsizlik kaygısı yaşayan pek çok kişi, her olasılığı düşünmenin onları koruyacağına inanır. "Önceden düşünürsem şaşırmam", "Her senaryoya hazırlıklı olmalıyım." Bu inanç, zihnin sürekli tarama yapmasına ve hiçbir zaman dinlenememesine yol açar.

Mükemmeliyetçilik ve hata yapma korkusu

Yanlış karar verme korkusu, belirsizliği daha da dayanılmaz kılar. "Doğru seçimi yapmalıyım" diyen biri için her belirsiz durum, hata yapma riskinin bir hatırlatıcısıdır. Bu yüzden belirsizlik kaygısı ile kararsızlık sık sık birlikte görülür. Bu konuyu karar verememe yazısında daha ayrıntılı bulabilirsiniz.

Belirsizlik Kaygısının Bedeli

Belirsizliği ortadan kaldırma çabası büyük bir enerji tüketir. Kişi bir sonucu beklerken hayatını adeta askıya alır: "Sonuç belli olsun, sonra tatil planlarım", "Atama çıksın, sonra arkadaşlarla buluşurum." Oysa bir belirsizlik biter bitmez yenisi başlar; hayat sürekli bir bekleme odasına dönüşür.

Bedende de bir bedeli vardır. Sürekli tetikte olmak, kas gerginliği, uyku sorunları, sindirim şikâyetleri ve yorgunlukla kendini gösterebilir. İlişkilerde ise sürekli güvence istemek, eşleri ve arkadaşları zamanla yorabilir. "Sana kaç kez söyledim, olacak" cümlesi, belirsizlik kaygısı yaşayan birinin en sık duyduğu cümlelerden biri olur ama ona hiçbir zaman yetmez.

İlişkilerde belirsizliğe tahammülsüzlük bazen başka bir biçimde de görünür. Yeni bir ilişkinin henüz tanımlanmamış ilk aylarında "Biz neyiz, bu nereye gidiyor?" sorusunu sürekli gündeme getirmek, karşı tarafı zorlayabilir. Oysa pek çok ilişki, zamanla ve yaşanarak netleşir; kesinliği erkenden talep etmek, ilişkinin kendi doğal hızında gelişmesine engel olabilir.

Belirsizlik bir boşluk değil, henüz yazılmamış bir sayfadır.

Belirsizlikle Yaşamayı Öğrenmek: Pratik Adımlar

Amaç belirsizliği yok etmek değil, onunla daha rahat yaşayabilmektir. Belirsizliğe tahammül, kas gibi çalıştıkça güçlenen bir beceridir.

Belirsizliğe karşı davranışlarınızı listeleyin

Bir hafta boyunca belirsizlik hissini azaltmak için yaptığınız şeyleri not edin: kaç kez sayfa yenilediniz, kaç kez birine sordunuz, kaç saat araştırma yaptınız? Bu liste, kaygının sizi nasıl yönlendirdiğini somut biçimde görmenizi sağlar ve neyi azaltmaya çalışacağınızı belirler.

Zaten kabul ettiğiniz belirsizlikleri fark edin

Her gün farkında olmadan pek çok belirsizlikle yaşarsınız. Sabah bindiğiniz otobüsün trafikte ne kadar kalacağını, öğle yemeğinin lezzetli olup olmayacağını, akşam eve döndüğünüzde çocukların nasıl bir ruh hâlinde olacağını bilmezsiniz; yine de bu belirsizlikler sizi durdurmaz. Bu küçük örnekleri bir kâğıda yazmak, belirsizliğe zaten dayanabildiğinizi hatırlatır. Zorlandığınız alanlar ile rahat olduğunuz alanlar arasındaki farkı görmek, sorunun belirsizliğin kendisinden çok ona yüklediğiniz anlamda olduğunu gösterebilir.

Küçük belirsizlik deneyleri yapın

Gündelik hayatta düşük riskli belirsizliklere bilinçli olarak yer açın. Yorumlarını okumadan bir filme gitmek, bilmediğiniz bir lokantada yemek yemek, hafta sonunu saat saat planlamadan geçirmek, bir mesaja hemen cevap gelmesini beklemeden telefonu bırakmak. Her deneyden sonra kendinize sorun: "Ne olacağını düşünmüştüm, ne oldu? Belirsizliğe ne kadar dayanabildim?"

Araştırmaya bir sınır koyun

Bir karar için bilgi toplamak sağlıklıdır; ancak bir noktadan sonra her yeni bilgi yeni sorular doğurur. Kendinize bir zaman ya da kaynak sınırı koyun: "Bu konuyu yarım saat araştırıyorum ve en fazla üç kaynağa bakıyorum." Ardından elinizdeki bilgiyle "yeterince iyi" bir karar verin.

Bekleme sürecinde hayatı askıya almayın

Bir sonucu beklerken, beklemenin yanı sıra yapabileceğiniz şeyleri planlayın. Sonuç gelene kadar bir arkadaşla buluşmak, bir yürüyüşe çıkmak, ertelenmiş küçük bir işi bitirmek, bekleme süresini tamamen kaygıya teslim etmemenizi sağlar. Bekleme dönemini "boş zaman" değil, yaşanmaya devam eden zaman olarak görmeye çalışın. Haftalar sonra geriye baktığınızda, o dönemi yalnızca beklemekle değil, başka şeylerle de hatırlamak istersiniz.

Güvence arama isteğini erteleyin

"Sence olur mu?" diye sorma isteği geldiğinde, onu yarım saat erteleyin. Bu sürede kaygınızın nasıl değiştiğini gözlemleyin. Pek çok kişi, güvence almadan da kaygının dalgalanıp azaldığını görerek şaşırır.

Belirsizlik hissini bedeninizde fark edin

Belirsizlik çoğu zaman bedende bir sıkışma, huzursuzluk, yerinde duramama olarak hissedilir. Bu hissi fark ettiğinizde ona bir isim verin: "Bu, bilmemenin verdiği rahatsızlık." Onu değiştirmeye çalışmadan birkaç dakika yalnızca gözlemleyin. Rahatsızlığın bir dalga gibi yükselip alçaldığını görmek, ona dayanabileceğinizi gösterir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Herkes belirsizlikten zaman zaman rahatsız olur. Ancak şu durumlarda bir ruh sağlığı uzmanından destek almak yararlı olabilir:

  • Belirsizlik kaygısı aylardır günlük hayatınızın büyük bölümünü kaplıyorsa
  • Kararları sürekli erteliyor ya da önemli fırsatları kaçırıyorsanız
  • Kontrol ve güvence arama davranışları saatlerinizi alıyorsa
  • Kaygıya uykusuzluk, kas gerginliği, sindirim sorunları gibi bedensel belirtiler eşlik ediyorsa
  • Endişeler birçok konuya yayılmış ve kontrol edilemez hâle gelmişse

Belirsizliğin ağırlığı altında kendinize zarar verme düşünceleri belirirse bu acil bir durumdur ve 112 aranmalıdır. Bir psikiyatri hekimi, ilaç desteğine ihtiyaç olup olmadığını değerlendirebilir. Belirsizlikle daha esnek bir ilişki kurmak, kaygı ve panik odaklı psikoterapide üzerinde düzenli çalışılan konulardan biridir.

Terapide Belirsizlik Kaygısı Nasıl Ele Alınır?

Belirsizlik kaygısı, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) içinde iyi tanımlanmış yöntemlerle ele alınır.

İlk adım, kişinin belirsizliğe karşı geliştirdiği davranışları ve inançları fark etmesidir. "Bilmemek tehlikelidir", "Hazırlıklı olmazsam baş edemem", "Endişelenmek beni korur" gibi inançlar birlikte incelenir. Bu inançların kişiye kısa vadede ne kazandırdığı ve uzun vadede neye mal olduğu konuşulur.

Ardından belirsizlik deneyleri planlanır. Kişi, terapistiyle birlikte belirlediği küçük ve kontrollü adımlarla belirsizliğe bilinçli olarak maruz kalır. Bu deneylerde amaç, olumsuz bir şey olmayacağını kanıtlamak değil; belirsizlikle karşılaşıldığında kişinin baş edebildiğini deneyimlemesidir.

Problem çözme becerileri de bu çalışmanın parçasıdır. Belirsizlik kaygısı yaşayan pek çok kişi, sorunlarla karşılaştığında kendini çaresiz hisseder. Somut sorunlar için adım adım plan yapmayı öğrenmek, kişinin kendine güvenini artırır.

Kaygının kökleri çocuklukta öngörülemez bir ortama uzanıyorsa, şema odaklı bir bakışla "Dünya güvensizdir" ya da "Kötü şeyler her an olabilir" gibi temel inançlar ve bunların oluştuğu deneyimler üzerinde de çalışılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Belirsizlik kaygısı yaygın anksiyete bozukluğu mudur?

Belirsizliğe tahammülsüzlük, yaygın anksiyete bozukluğunda önemli bir rol oynar; ancak tek başına bu tanı anlamına gelmez. Pek çok insan farklı düzeylerde belirsizlikten rahatsız olur. Tanı ancak bir uzman değerlendirmesiyle konabilir.

Sonuç beklerken nasıl sakin kalabilirim?

Kontrol etme sıklığını sınırlamak, güvence aramayı ertelemek ve bekleme sürecini anlamlı etkinliklerle doldurmak yardımcı olur. Kaygının tamamen geçmesini beklemek yerine, kaygıyla birlikte günlük hayatınızı sürdürmeye odaklanın. Sonuç ne olursa olsun, onunla baş etmek için neler yapabileceğinizi düşünmek de rahatlatıcı olabilir.

Belirsizliğe tahammülsüzlük çocuklarda da görülür mü?

Evet. Rutini bozulduğunda çok huzursuzlanan, yeni bir ortama girmeden önce defalarca "Orada ne olacak?" diye soran, sürprizlerden hoşlanmayan çocuklar olabilir. Çocuğa önceden kısa ve sakin bilgi vermek yardımcı olur; ama her belirsizliği onun yerine ortadan kaldırmak yerine, küçük belirsizliklerle baş edebildiğini deneyimlemesine fırsat tanımak da önemlidir.

Belirsizliğe tahammül öğrenilebilir mi?

Evet. Belirsizliğe tahammül, düzenli pratikle güçlenen bir beceridir. Küçük ve düşük riskli belirsizliklere bilinçli olarak yer açmak, zamanla daha büyük belirsizliklerle karşılaştığınızda da daha esnek olmanızı sağlar.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler