Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Bipolar Hasta Yakını Olmak: Aileler İçin Destek Rehberi

Bipolar Hasta Yakını Olmak: Aileler İçin Destek Rehberi

Bipolar hasta yakını olmak yorucu ve yalnızlaştırıcı olabilir. Ev içi iletişim, dönemler arası yaşam, akrabalarla konuşmak ve kendinizi korumak için öneriler.

Tanı konduğu gün, hastane koridorunda elinizde bir dosya ve kafanızda yüzlerce soruyla beklediğiniz anı belki hâlâ hatırlıyorsunuz. "Bundan sonra ne olacak? Ben ne yanlış yaptım? Bir daha olursa ne yapacağım?" Bipolar hasta yakını olmak, bir gecede kendinizi hiç başvurmadığınız bir rolün içinde bulmak demektir: hem sevdiğiniz kişinin eşi, annesi, kardeşi ya da çocuğu olmaya devam etmek hem de onun hastalığıyla yaşamayı öğrenmek. Bu yazı, bipolar bozukluk tanısı almış birinin ailesi için hazırlandı. Hastalığı tanımaktan ev içi iletişime, akrabalarla konuşmaktan kendi ruh sağlığınızı korumaya kadar gündelik hayatta işinize yarayacak bilgileri bir araya getirmeye çalıştık.

Bipolar Hasta Yakını Olmak Neden Bu Kadar Zor?

Bipolar bozukluk yalnızca tanıyı alan kişiyi değil, onunla aynı evi, aynı sofrayı, aynı bütçeyi paylaşan herkesi etkiler. Ailelerin en sık anlattığı duygular şunlardır:

  • Belirsizlik ve tetikte olma: "Bugün iyi mi, yoksa bir şey mi başlıyor?" sorusu sürekli zihnin bir köşesinde durur. Geç saatte yanan bir ışık, hızlı bir konuşma bile alarm zillerini çaldırabilir.
  • Suçluluk: Ebeveynler çoğu zaman "Biz mi sebep olduk?" diye düşünür. Eşler, tanıyı fark edemedikleri ya da dönem sırasında öfkelendikleri için kendilerini suçlayabilir.
  • Yas: Sevdiğiniz kişinin hayatına dair kurduğunuz hayallerin değiştiğini hissetmek, sessiz bir kayıp duygusu yaratır. Bu yas çoğu zaman adı konmadan yaşanır.
  • Öfke ve yorgunluk: Mani döneminde yapılan harcamalar, söylenen kırıcı sözler, depresif dönemde bütün ev işlerinin ve sorumlulukların tek kişiye kalması öfkeye yol açabilir. Ardından bu öfke için bir de suçluluk gelir.
  • Yalnızlık: Pek çok aile yaşadıklarını kimseyle paylaşamaz. "Elalem ne der?" kaygısı, desteğe en çok ihtiyaç duyulan anda insanı yalnız bırakır.

Kardeşler bu tablonun çoğu zaman görünmeyen tarafındadır. Ailenin bütün dikkati tanıyı alan kişiye yöneldiğinde, diğer çocuklar kendi sorunlarını anlatmaktan vazgeçebilir ya da "sorun çıkarmayan çocuk" rolüne sıkışabilir.

Bu duyguların hepsi anlaşılırdır. Bunları yaşamanız, sevdiğiniz kişiyi yeterince sevmediğiniz anlamına gelmez; çok uzun süredir çok ağır bir yük taşıdığınızı gösterir.

Hastalığı Tanımak: Aile Neyi Bilmeli?

Bilgi, ailelerin elindeki en güçlü araçlardan biridir. Bipolar bozuklukta kişinin duygu durumu, yükselmiş (mani ya da hipomani) ve çökkün (depresif) dönemler arasında değişir. Dönemler arasında ise çoğu kişi olağan hâline döner, işine, okuluna ve ilişkilerine devam edebilir. Bu ara dönemler, ailenin ve kişinin birlikte plan yapabileceği en değerli zamanlardır.

Dönemlerin İşaretlerini Öğrenin

Her kişinin dönem başlangıcı kendine özgüdür. Kimi önce uykusunu kaybeder, kimi aşırı alışverişe başlar, kimi de içe kapanıp telefonlara yanıt vermez olur. Yükselmiş dönemin tipik görüntüsünü mani belirtileri yazımızda ayrıntılı anlattık. Depresif dönemde ise yataktan çıkamamak, ilgi kaybı, umutsuzluk ve yaşamla ilgili karamsar sözler öne çıkar.

Tedavinin Sürekliliğini Destekleyin, Denetlemeyin

Bipolar bozuklukta ilaç tedavisi çoğu zaman uzun süreli devam eder ve bu süreci psikiyatri hekimi yönetir. Kişi kendini iyi hissettiğinde ilaçlarını gereksiz bulabilir ya da yan etkilerden şikâyet edebilir. Bu durumda her gün "İlacını içtin mi?" diye sormak, kişiyi bir çocuk gibi hissettirir ve ilişkiyi bir denetim alanına dönüştürür. Bunun yerine kişinin yan etkiler ya da kaygılarıyla ilgili düşüncelerini hekimiyle paylaşmasını desteklemek, gerekirse randevulara birlikte gitmeyi önermek daha sağlıklı bir yoldur.

Kişiyle Hastalığı Birbirinden Ayırın

Sevdiğiniz kişi hastalığından ibaret değildir. Mani döneminde sizi kıran sözler ya da depresif dönemdeki ilgisizlik, çoğu zaman onun size dair gerçek duygularını değil, hastalığın o anki etkisini yansıtır. Bu ayrımı yapmak, öfkenizi azaltmasa da onu kişiye değil duruma yöneltmenize yardımcı olur.

Ara Dönemleri Hayata Geri Verin

Bir dönem atlatıldıktan sonra pek çok aile, bir sonrakini beklemeye odaklanır ve ev bir tür "nöbet yerine" dönüşür. Oysa dönemler arası, kişinin yeniden sorumluluk alabileceği, aileyle birlikte keyifli zaman geçirebileceği ve geleceğe dair plan yapabileceği bir zamandır. Kişiye ev işlerinde, aile kararlarında ve kendi hayatına dair seçimlerde yeniden söz hakkı tanımak, onun kendine olan güveninin onarılmasında belirleyici olabilir. İşe ya da okula dönüşün kademeli planlanması, uyku düzenini bozmayacak bir tempoyla yeniden başlanması da bu sürecin parçasıdır. Hastalığı unutmak değil, onu hayatın tamamına yaymamak hedeflenir.

Ev İçinde İletişim: Eleştiri Yerine Destek

Araştırmalar, aile içinde yoğun eleştirinin, düşmanca tutumların ya da aşırı müdahaleci bir ilginin duygu durum bozukluklarında dönemlerin tekrarlamasıyla ilişkili olabildiğini göstermektedir. Bu bilgi aileyi suçlamak için değil, ellerinde gerçek bir etki alanı olduğunu göstermek için önemlidir.

Gözleme Dayalı Konuşun

"Yine başladın" ya da "Hep böylesin" gibi genellemeler yerine somut bir gözlem paylaşın: "İki gecedir saat dörtte ışığın yanıyordu, uykunla ilgili endişeleniyorum." Gözlem, tartışmaya değil konuşmaya kapı açar.

Her Şeyi Hastalığa Bağlamayın

Bipolar tanısı olan birinin her öfkesi, her sevinci ya da her itirazı bir belirti değildir. "Bu hastalıktan konuşuyor" cümlesi, kişinin olağan duygularını da geçersiz kıldığında derin bir kırgınlık yaratır. Kişinin de herkes gibi kızma, sevinme ve hayır deme hakkı vardır.

Sakin Dönemde Anlaşma Yapın

Dönemler arasında, kişiyle birlikte oturup bir "aile anlaşması" yapmak işe yarar: Hangi işaretleri görürseniz ne söyleyeceksiniz? Kişi hangi cümleyi duymak ister, hangisini istemez? Maddi riskler nasıl sınırlanacak? Hekime kim, ne zaman haber verecek? Bu anlaşmayı yazılı hâle getirmek, kriz anında herkesin ne yapacağını bilmesini sağlar.

Diyelim ki 23 yaşındaki bir üniversite öğrencisi, ilk mani döneminin ardından okula ara verip memleketteki aile evine dönmüş. Annesi her sabah odasına girip "Bugün nasılsın, iyi misin, ilacını içtin mi?" diye soruyor; babası ise konuyu hiç açmıyor ve akrabalara "Okuldan sıkıldı" diyor. Genç kendini hem gözetim altında hem de yok sayılmış hissediyor. Aile, bir terapistle birlikte haftada bir kez kısa bir "nasıl gidiyor" sohbeti yapmayı, geri kalan zamanlarda ise oğullarını kendi gündelik hayatına bırakmayı kararlaştırdığında evdeki gerginlik belirgin biçimde azalıyor.

Bipolar bozuklukla yaşayan bir aile için amaç her dönemi önlemek değil, dönemler geldiğinde birbirini kaybetmeden geçebilmektir.

Akrabalar, Komşular ve Damgalanma

Türkiye'de pek çok aile için en zor konulardan biri, çevreye ne söyleneceğidir. Bayram ziyaretlerinde "Oğlunuz okulu neden bıraktı?", düğünlerde "Gelin hanım neden hiç görünmüyor?" gibi sorular, aileyi ya yalan söylemeye ya da istemediği bir açıklamaya zorlar.

Bu konuda birkaç ilke yol gösterebilir:

  • Bilgi, kişinin kendisine aittir. Kime neyin anlatılacağına, mümkün olduğunca tanıyı alan kişiyle birlikte karar verin. Onun izni olmadan geniş aileye ya da komşulara bilgi vermek, güveni sarsabilir.
  • Kısa ve yeterli bir cümle hazırlayın. Ayrıntı vermek istemediğiniz durumlar için "Bir sağlık sorunu yaşadı, tedavisi devam ediyor, şimdi daha iyi" gibi bir cümle hem doğrudur hem de yeterlidir.
  • Destek olabilecek bir iki kişiyi seçin. Geniş ailenin tamamına açılmak gerekmez; ama yakın bir teyze, bir kardeş ya da güvendiğiniz bir arkadaş, zor zamanlarda size yük ortağı olabilir.
  • Damgalayıcı dile karşı durun. Ev içinde ya da akraba sofralarında "deli", "kafayı yemiş" gibi ifadeler kullanılıyorsa, sakin ama net bir biçimde itiraz etmek, sevdiğiniz kişiyi korur.

Aile içindeki çocuklar da bu süreçten etkilenir. Ebeveyni ya da kardeşi bipolar bozukluk tanısı alan bir çocuğa, yaşına uygun dille ve korkutmadan "Annen bir süredir hasta, doktorları ona yardım ediyor, bu senin suçun değil" gibi bir açıklama yapmak, çocuğun kafasındaki boşlukları kendi korkularıyla doldurmasını önler.

Bipolar Hasta Yakını Kendini Nasıl Korur?

Bakım verenlerin kendi ruh sağlığı çoğu zaman en son akla gelen konudur. Oysa uzun süreli bakım yükü kaygıya, depresyona ve tükenmişliğe yol açabilir. Bu tablonun belirtilerini bakım veren tükenmişliği yazımızda ele aldık. Kendinizi korumak için şunlar işe yarayabilir:

  • Kendi rutininizi bırakmayın. Dönem sırasında bile kendi uykunuzu, yemeğinizi ve kısa da olsa yalnız kalabileceğiniz anları korumaya çalışın.
  • Yükü paylaştırın. Hekime ulaşma, ev işleri, maddi konular gibi sorumlulukları aile içinde bölüşün. "Her şeyi ben yapmalıyım" düşüncesi uzun vadede kimseye iyi gelmez.
  • Sınır koymaktan çekinmeyin. Size yönelik hakaret, tehdit ya da şiddet hastalığın bir parçası olsa bile kabul etmek zorunda değilsiniz. "Bana bağırırsan odadan çıkacağım, sakinleştiğinde konuşabiliriz" demek bir sınırdır, sevgisizlik değil.
  • Maddi riskleri ortak kararla azaltın. Ortak hesaplar, kredi kartı limitleri ve büyük harcamalar için onay mekanizmalarını sakin bir dönemde birlikte konuşun.
  • Kendi desteğinizi arayın. Bir terapistle görüşmek, benzer süreçlerden geçen ailelerle tanışmak ya da yalnızca güvendiğiniz biriyle düzenli konuşmak, yükü taşınabilir kılar.

Depresif dönemdeki bir yakına nasıl eşlik edileceğine dair daha fazla öneri için depresyondaki yakına destek yazımıza da göz atabilirsiniz.

Ne Zaman Profesyonel Destek ve Acil Yardım Gerekir?

Aşağıdaki durumlarda takip eden psikiyatri hekimiyle hızla iletişime geçin:

  • Kişinin uykusu birkaç gecedir belirgin biçimde azaldıysa ya da tersine günlerdir yataktan çıkmıyorsa,
  • Tedavisini kendi kendine bıraktığını ya da değiştirdiğini fark ettiyseniz,
  • Alışılmadık harcamalar, ani kararlar ya da belirgin bir içe kapanma başladıysa.

Kişi yaşamına son vermekten söz ediyorsa, kendine ya da başkalarına zarar verme riski varsa, gerçeklikle bağı zayıflamış görünüyorsa ya da güvenliğiniz tehlikedeyse hiç beklemeden 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun. Böyle bir anda kişiyi yalnız bırakmayın, ama kendi güvenliğinizi de riske atmayın.

Siz de uzun süredir uykusuz, kaygılı, çökkün ya da öfkeli hissediyorsanız, kendiniz için bir uzmandan destek almanız da en az yakınınızın tedavisi kadar önemlidir.

Terapide Aileler Nasıl Desteklenir?

Bipolar bozuklukta ilaç tedavisini psikiyatri hekimi yürütür; psikoterapi ise hem kişinin hem de ailenin bu süreçle yaşamayı öğrenmesine yardımcı olur. Depresyon ve duygu durumu alanındaki çalışmalarda aileye yönelik başlıca başlıklar şunlardır:

  • Aile psikoeğitimi: Hastalığın doğası, dönemlerin işaretleri, tetikleyiciler ve tedavinin sürekliliği aileyle birlikte konuşulur. Ailenin "Ne yapmalıyız?" sorusuna somut yanıtlar aranır.
  • İletişim becerileri: Eleştiri ve suçlamanın yerine gözleme ve ihtiyaca dayalı konuşma biçimleri çalışılır; zor konuşmalar görüşme içinde birlikte prova edilir.
  • Sorun çözme: Para yönetimi, ev içi sorumluluklar, işe ya da okula dönüş gibi somut konularda aile birlikte plan yapmayı öğrenir.
  • Bakım verenin kendi süreci: Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) teknikleriyle suçluluk, kaygı ve tükenmişlik ele alınır; "İyi bir anne olsaydım bu olmazdı" gibi düşünceler sınanır.
  • Çift çalışması: Eşlerden birinin tanı aldığı durumlarda ilişkinin yalnızca hastalık etrafında dönmemesi, ortak yaşamın diğer alanlarının da yeniden canlandırılması hedeflenir.

Sıkça Sorulan Sorular

Yakınım tedaviyi reddediyorsa ne yapabilirim?

Dönemler arasında, kişinin neden reddettiğini anlamaya çalışmak ilk adımdır: yan etkiler mi, damgalanma korkusu mu, iyi hissetmenin verdiği güven mi? Bu nedenleri yargılamadan dinlemek ve hekimle açıkça konuşmasını desteklemek, baskıdan daha etkilidir. Acil risk varsa 112 aranmalıdır.

Bipolar bozukluk tanısı olan eşimle evliliğimi sürdürebilir miyim?

Pek çok çift bu tanıyla birlikte uzun ve doyurucu bir evlilik sürdürür. Bunun için düzenli tedavi, açık iletişim ve ortak bir kriz planı önemlidir. Evliliğin sürdürülmesi ya da bitirilmesi kararı ise yalnızca hastalığa değil, ilişkinin bütününe dair bir karardır.

Çocuklarımda da bipolar bozukluk olur mu?

Ailesel yatkınlık bilinen bir etkendir; ancak ebeveynde tanı olması çocuğun da bu durumu yaşayacağı anlamına gelmez. Çocuğun duygu durumu ve uykusundaki belirgin değişiklikleri izlemek, gerektiğinde bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına danışmak yeterlidir.

Dönem sırasında söylediği kırıcı sözleri nasıl unutabilirim?

Bu sözleri hemen unutmak zorunda değilsiniz. Kişi dengeye döndüğünde, suçlamadan ama nasıl etkilendiğinizi anlatarak konuşmak onarıcı olabilir. Bazı aileler bu konuşmaları bir terapistin eşliğinde yapmayı daha güvenli bulur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler