Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Kanser Hastasına Nasıl Davranılır? Aileler İçin Günlük Rehber

Kanser Hastasına Nasıl Davranılır? Aileler İçin Günlük Rehber

Kanser hastasına nasıl davranılır, evde neler söylenir, neler söylenmez? Yaşa göre farklılıkları ve aileler için günlük, uygulanabilir önerileri okuyun.

Bir yakınınız kanser tanısı aldığında evin havası bir gecede değişir. Mutfakta fısıltıyla konuşulmaya, telefonlar balkonda açılmaya, herkes birbirine "Sen bir şey söyledin mi?" diye bakmaya başlar. Sevdiğiniz kişiye zarar vermekten korkarken neyi doğru yaptığınızı bilememek, ailelerin en sık yaşadığı sıkıntılardan biridir. Kanser hastasına nasıl davranılır sorusunun tek ve hazır bir yanıtı yoktur; çünkü her hasta, her aile ve her hastalık süreci farklıdır. Yine de hastanın kendini daha az yalnız, daha çok saygı gören biri gibi hissetmesini sağlayan bazı temel tutumlar vardır. Bu yazıda tanının ilk haftalarından tedavi dönemine kadar evde, günlük hayatta nasıl bir yakınlık kurabileceğinizi ele alıyorum.

Kanser Tanısı Aileye Neler Hissettirir?

Hasta yakınlarının duygularını konuşmadan hastaya nasıl yaklaşılacağını konuşmak eksik kalır. Çünkü siz ne hissediyorsanız, ister istemez davranışlarınıza yansır.

Tanının ilk günlerinde çoğu aile bir tür şok yaşar. Gerçeklik duygusu bulanıklaşır, kişi işlerini otomatik olarak sürdürür ama zihni sürekli aynı soruya döner. Ardından korku gelir: kaybetme korkusu, yetersiz kalma korkusu, yanlış karar verme korkusu. Bazı aile üyeleri bu korkuyu aşırı hareketle yönetir; araştırır, arar, randevu ayarlar, hiç durmaz. Bazıları ise donar, hastanın yanına gitmekte zorlanır, konuyu açmaktan kaçınır.

Öfke de sık rastlanan bir duygudur. Hastaneye, bekleme sürelerine, geç fark edilen belirtilere, hatta hastanın kendisine yönelebilir: "Neden daha önce doktora gitmedin?" Bu öfke çoğu zaman çaresizliğin dışa vurulmuş hâlidir. Duygularınızı tanımak, onları hastanın üzerine boşaltmadan taşıyabilmenin ilk adımıdır. Uzun süreli bakım yükünün nasıl birikebileceğini bakım veren tükenmişliği yazısında ayrıntılı ele aldım.

Kanser Hastasına Nasıl Davranılır? Temel İlkeler

Onu hastalığından ibaret görmeyin

Kanser tanısı alan kişi hâlâ aynı annedir, aynı baba, eş, kardeş ya da arkadaştır. Futbol takımının maçını merak eder, komşunun düğününü konuşmak ister, torununun karnesini görmek ister. Her sohbetin tahlil sonuçlarına, kan değerlerine ve tedavi planına dönmesi, kişiyi bir "vaka"ya indirger. Hastalığı konuşmaktan kaçmak gerekmez; ama hayatın geri kalanına da yer açmak gerekir.

Kontrolü mümkün olduğunca ona bırakın

Ciddi bir hastalık, insanın hayatı üzerindeki kontrol duygusunu sarsar. Bedenini, takvimini, işini, hatta ne yiyeceğini başkaları belirlemeye başlar. Bu nedenle küçük kararları bile hastaya bırakmak önemlidir: Bugün kimin ziyarete geleceği, hastaneye kiminle gideceği, akşam yemeğinde ne olacağı, hastalığından kimlerin haberdar olacağı. "Senin için en iyisini biz biliriz" tutumu, iyi niyetli olsa da kişinin kendini edilgen ve değersiz hissetmesine yol açabilir.

Dinlemeyi konuşmaktan önemli tutun

Hasta yakınları çoğu zaman doğru cümleyi bulmaya odaklanır. Oysa hastanın en çok ihtiyaç duyduğu şey, çoğu zaman sözü kesilmeden, düzeltilmeden ve hemen teselli edilmeden dinlenmektir. "Korkuyorum" diyen birine "Korkma, bir şey olmayacak" demek, duyguyu kapatır. "Neyden korkuyorsun, anlatmak ister misin?" demek ise kapıyı açık tutar.

Onun hızına uyun

Bazı hastalar tanıyı hemen ayrıntısıyla konuşmak ister, bazıları haftalarca konuyu açmaz. İkisi de bir baş etme biçimidir. Hastanın hazır olmadığı bilgiyi zorla konuşturmak ya da konuşmak istediği hâlde onu susturmak, ikisi de yalnızlık duygusunu artırır.

Bedendeki değişikliklere doğal yaklaşın

Tedavi sürecinde kilo değişimi, saç dökülmesi, ten renginde solukluk ya da ameliyat izleri gibi değişiklikler görülebilir. Ailenin bu değişikliklere verdiği tepki, hastanın aynaya nasıl bakacağını da etkiler. Kapıdan girer girmez yüzüne uzun uzun bakmak, şaşkınlıkla "Ne kadar zayıflamışsın!" demek ya da tam tersine hiçbir şey olmamış gibi gözlerini kaçırmak, kişiyi rahatsız edebilir. Değişiklikleri abartmadan, ama yok saymadan karşılamak daha rahatlatıcıdır. Örneğin başörtüsü, şapka ya da peruk kullanıp kullanmamaya hastanın kendisinin karar vermesi, ailenin de bu karara saygı duyması önemlidir. Görünüşüyle ilgili bir şey paylaşmak isterse dinleyin; paylaşmak istemezse konuyu açmak için zorlamayın.

Kanser Hastasına Ne Söylenmeli, Ne Söylenmemeli?

Aşağıdaki cümleler kurgusal örneklerdir; amaç kalıp ezberlemek değil, tutumdaki farkı görmektir.

Söylemekten kaçınmanız iyi olabilecek cümleler:

  • "Benim teyzemde de vardı, o da çok çekti." (Başkalarının hikâyesi, özellikle olumsuz olanı, kaygıyı artırır.)
  • "Moralini yüksek tut, gerisi kendiliğinden gelir." (Hastalığın seyrini hastanın ruh hâline bağlamak, kötü hissettiği günlerde suçluluk yaratır.)
  • "Bunu neden yaptın, sigarayı bıraksaydın…" (Geçmişe yönelik suçlama, kimseye yardımcı olmaz.)
  • "Hiç hasta gibi görünmüyorsun." (Bazen iltifat gibi algılanır, bazen yaşadığı zorluğun görülmediği hissini verir.)
  • "Şu bitki suyunu dene, birinin kocası bununla iyileşmiş." (Tıbbi olmayan öneriler, hastayı ve aileyi karar baskısına sokar.)

Söylemeyi deneyebileceğiniz cümleler:

  • "Ne hissettiğini bilmiyorum ama yanındayım."
  • "Bugün hastalığı konuşmak ister misin, yoksa başka şeylerden mi söz edelim?"
  • "Perşembe kontrolüne seninle gelebilirim, ister misin?"
  • "Kızgın olman çok anlaşılır."
  • "Yorulduğunda söyle, misafirleri ben idare ederim."

Bazen hiçbir şey söylememek de bir yanıttır. Elini tutmak, aynı odada sessizce oturmak, birlikte bir dizi izlemek, kelimelerin yetmediği yerde yakınlık kurar.

Hastanın Yaşına Göre Farklı Yaklaşımlar

Hasta bir çocuksa

Çocuklar hastalığı yetişkinlerden farklı anlamlandırır. Okul öncesi bir çocuk hastalığı bir ceza gibi algılayabilir; "Yaramazlık yaptığım için mi hastalandım?" diye düşünebilir. Ona bunun kimsenin suçu olmadığını açıkça söylemek önemlidir. Oyun, çocuğun duygularını ifade ettiği temel dildir; hastane oyunları, oyuncak bebeğe iğne yapmak ya da resim çizmek bu sürecin doğal parçalarıdır. Rutini mümkün olduğunca korumak, kuralların tamamen ortadan kalkmaması da çocuğa güven verir.

Hasta bir ergense

Ergenlikte kimlik, akranlar ve beden görünümü öne çıkar. Bir genç için saç dökülmesi ya da okul arkadaşlarından geri kalmak, tanının kendisi kadar zorlayıcı olabilir. Ergen hastaya karar süreçlerinde söz hakkı vermek, doktorla kendisinin de konuşabilmesine alan açmak ve arkadaşlarıyla bağlantısını desteklemek önemlidir. Aşırı koruma, gencin özerklik ihtiyacıyla çatışır ve öfkeyi artırabilir.

Hasta bir yetişkinse

Çalışan, çocuk büyüten, evin geçimine katkı sunan bir yetişkin için kanser, rollerin sarsılması demektir. "Çocuklarıma kim bakacak?", "İşimi kaybeder miyim?", "Eşime yük mü oluyorum?" soruları sık duyulur. Bu kişiye her şeyi elinden almak yerine, yapabildiği sorumlulukları sürdürmesine imkân tanımak, kendini işe yarar hissetmesine yardımcı olur.

Hasta yaşlı biriyse

Yaşlı hastalarda onur ve özerklik çok hassastır. Aile toplanıp hastanın yokluğunda karar vermeye, doktorla onun yerine konuşmaya eğilimli olabilir. Oysa yaşlı bir anne ya da baba da kendi hastalığı hakkında bilgi alma ve tedavi kararlarına katılma hakkına sahiptir. İşitme ya da anlama güçlüğü varsa, yavaş ve açık konuşmak, soruları için zaman tanımak, onu konuşmanın dışında bırakmaktan çok daha saygılıdır.

Evde Kanser Hastasına Nasıl Davranılır? Pratik Öneriler

Türkiye'de kanser haberi çoğu zaman hızla geniş aileye, komşulara ve hemşehrilere yayılır. Telefon durmaksızın çalar, misafirler arka arkaya gelir, herkes bir öneriyle kapıdan girer. Bu ilgi sevgiden kaynaklansa da hastayı yorabilir. Aşağıdaki öneriler, evdeki düzeni hem hasta hem aile için daha taşınabilir hâle getirebilir.

  • Bir "iletişim sorumlusu" belirleyin. Haberleri akrabalara tek bir kişinin iletmesi, hastanın aynı açıklamayı defalarca yapmasını önler.
  • Ziyaretleri hastanın enerjisine göre planlayın. Tedaviden sonraki günlerde yorgunluk artabilir. Ziyaret saatlerini ve süresini hastaya sorarak belirlemek, kibarca "Bugün dinleniyor, selamınızı iletirim" diyebilmek sizin göreviniz olabilir.
  • Yemek konusunda ısrar etmeyin. Tedavi sürecinde iştah ve tat algısı değişebilir. "Bir lokma daha" ısrarı sofrayı gerginlik kaynağına dönüştürür. Beslenmeyle ilgili kaygılarınızı tedavi ekibiyle paylaşın.
  • Tıbbi bilgiyi hekimden alın. İnternette, sosyal medyada ya da çevreden duyulan bilgiler çoğu zaman o kişinin durumuna uymaz. Tedaviyle ilgili tüm sorular ve kararlar için tedaviyi yürüten hekime danışın; soru listesiyle randevuya gitmek işinizi kolaylaştırır.
  • Sorumlulukları paylaştırın. Hastaneye eşlik etmek, eczane, faturalar, çocukların okulu gibi görevleri aile üyeleri arasında bölmek, tek bir kişinin tükenmesini önler.
  • Evdeki çocukları unutmayın. Hastanın çocukları ya da torunları, evde bir şeylerin değiştiğini her zaman fark eder. Onlardan her şeyi saklamak, çoğu zaman hayal güçlerinin gerçekten daha korkutucu senaryolar üretmesine yol açar. Yaşlarına uygun, kısa ve dürüst açıklamalar yapmak; okul, oyun ve uyku düzenlerini korumak onların güven duygusunu destekler.
  • Gülmeye izin verin. Evde kahkaha atmak saygısızlık değildir. Mizah, birçok hasta için normalliğe tutunmanın yollarından biridir.

Bayram ziyaretleri, düğünler ya da cenazeler gibi kalabalık aile buluşmaları da bu dönemde ayrıca planlanmayı gerektirebilir. Tedavi sırasında bağışıklığın zayıfladığı dönemlerde kalabalığa girmenin uygun olup olmadığını hekime sormak, hastanın da katılmak isteyip istemediğini öğrenmek gerekir. Bazen kısa bir görüntülü arama, kalabalık bir ziyaretten daha az yorucu ve daha anlamlı olabilir.

Bilginin hastadan saklanıp saklanmaması da aileleri en çok zorlayan konulardandır. "Bilmesin, üzülmesin" düşüncesinin hasta üzerindeki etkilerini hastadan teşhisi saklamak yazısında ele aldım.

Kanser hastasına iyi davranmak, onu her şeyden korumak değil; korkusunu, öfkesini ve umudunu birlikte taşıyabilmektir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Kanser hastasına nasıl davranılır sorusu, bazen ailenin tek başına yanıtlayamayacağı kadar ağırlaşır. Tanı sonrasında üzüntü, kaygı, öfke ve uyku sorunları beklenen tepkilerdir. Ancak bazı durumlar, hasta ya da aile üyeleri için bir ruh sağlığı uzmanından destek almanın yararlı olabileceğini gösterir:

  • Hastanın haftalardır hiçbir şeyden keyif almaması, tamamen içine kapanması
  • Tedaviye karşı belirgin isteksizlik, randevuları reddetme ya da "Ne fark eder ki" düşüncesinin yerleşmesi
  • Yoğun kaygı ya da panik nöbetlerinin günlük hayatı belirgin biçimde etkilemesi
  • Aile içinde çatışmaların artması, iletişimin tamamen kopması
  • Bakım veren kişinin uyuyamaması, sürekli ağlaması ya da kendini çökmüş hissetmesi
  • Evdeki çocukların davranışlarında belirgin değişiklikler

Hastada ya da aile üyelerinden birinde yaşamına son verme düşünceleri ya da ölmek istediğine dair sözler varsa, bu durumu yalnız taşımayın. Acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın ya da en yakın acil servise başvurun. Depresif belirtiler belirginse psikiyatri hekimi değerlendirmesi önemli olabilir; tedavi ekibiyle bu konuyu açıkça konuşabilirsiniz.

Terapide Hasta ve Aile Nasıl Desteklenir?

Psikolojik destek, kanserin tıbbi tedavisinin yerini almaz; ama hastalıkla yaşamanın duygusal yükünü taşımaya yardımcı olabilir. Bazı hastaneler bünyesinde psiko-onkoloji ya da psikososyal destek birimleri bulunur; tedavi ekibinize bu imkânı sorabilirsiniz.

Bilişsel davranışçı terapi çerçevesinde hastalarla sık çalışılan konular arasında belirsizliğe tahammül, felaket senaryolarıyla çalışmak, tedavi dönemine uygun günlük bir düzen kurmak ve anlam veren etkinlikleri sürdürmek yer alır. Hasta yakınlarıyla ise suçluluk, öfke, yetersizlik duygusu ve sınır koymak öne çıkan başlıklardır. Bazen hasta ile eşi ya da yetişkin çocukları arasındaki konuşulamayan konular, ortak görüşmelerde güvenli bir biçimde ele alınabilir.

Çocuklar için oyun temelli yaklaşımlar, hastalığın ve hastane deneyiminin çocuğun dünyasında nasıl yer ettiğini anlamaya yardımcı olabilir. Yetişkinler için bireysel terapi süreci, hem hastanın hem bakım veren kişinin kendi duygularına yer açabildiği bir alan olabilir. Tedavi nedeniyle evden çıkmakta zorlanan kişiler için görüşmeler online olarak da yapılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kanser hastasının yanında ağlamak doğru mu?

Ara sıra duygularınızı göstermek, hastaya onun için ne kadar önemli olduğunu hissettirebilir ve ona da ağlama izni verir. Ancak sürekli hastanın sizi teselli etmek zorunda kaldığı bir duruma dönüşüyorsa, yoğun duygularınızı paylaşacağınız başka bir alan bulmanız yararlı olur.

Hasta hastalığından hiç söz etmek istemiyorsa ne yapmalıyım?

Bu tercih de bir baş etme biçimi olabilir. Kapıyı açık bırakan kısa bir cümle ("İstediğin zaman konuşabiliriz") çoğu zaman yeterlidir. Tedavi kararları ya da tıbbi bir aciliyet söz konusuysa, bu konuyu hekimle birlikte, hastanın katılımıyla konuşmak önemlidir.

Akrabaların sürekli öneri getirmesiyle nasıl baş edebilirim?

Teşekkür edip konuyu kapatan sakin bir cümle kullanabilirsiniz: "İlginiz için sağ olun, tedavi kararlarını doktorumuzla birlikte veriyoruz." Hastanın bu konuşmalara maruz kalmasını sınırlamak da aile üyelerinin üstlenebileceği bir görevdir.

Hasta bana sürekli kızıyor, bunu kişisel algılamalı mıyım?

Ağır bir hastalık sürecinde öfke, çoğu zaman en güvenilen kişiye yönelir. Bu, sizi sevmediği anlamına gelmez. Yine de sınırlarınızı sakin bir dille ifade etmeniz ve kendi yorgunluğunuz için destek aramanız hakkınızdır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler