Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Deprem Çantası Hazırlamak: Hazırlık Kaygıyı Azaltır mı, Artırır mı?

Deprem Çantası Hazırlamak: Hazırlık Kaygıyı Azaltır mı, Artırır mı?

Deprem çantası hazırlamak bazen içinizi rahatlatır, bazen kaygıyı büyütür. Sağlıklı hazırlığı kontrol döngüsünden ayırmanın yollarını öğrenin.

Bazı evlerde deprem çantası kapının yanında, fermuarı yarı açık durur; bazılarında ise üç yıldır "bu hafta sonu hazırlarım" denilen bir plan olarak kalır. İkisi de aynı duygudan beslenebilir: korku. Deprem çantası hazırlamak, Türkiye'de yaşayan hemen herkesin bir noktada gündemine gelen, son derece makul bir adımdır. Ama danışma odasında sık duyduğum bir şey var: Kimi için çantayı tamamlamak içini rahatlatan bir dönüm noktası olurken, kimi için çanta hiç bitmeyen bir kontrol ritüeline dönüşüyor. Bu yazıda hazırlığın ne zaman kaygıyı yatıştırdığını, ne zaman beslediğini ve bu ikisini birbirinden nasıl ayırabileceğinizi konuşacağız.

Deprem Çantası Hazırlamak Neden Bu Kadar Duygusal Bir İş?

Kâğıt üzerinde basit bir iştir: Su, el feneri, düdük, birkaç günlük kuru gıda, ilaçlar, belge fotokopileri, şarj aleti. Ancak bu listeyi hazırlarken zihniniz kaçınılmaz olarak bir sahneyi canlandırır: Gece yarısı sarsıntı, karanlık merdiven, sokakta bekleyiş. Bir çantaya battaniye koymak, aslında o battaniyeye ihtiyaç duyacağınız bir geceyi düşünmek demektir.

6 Şubat 2023 depremlerinden sonra pek çok kişi bu sahneyi artık hayal etmiyor, hatırlıyor. Televizyonda gördükleri, akrabalarından dinledikleri ya da bizzat yaşadıkları anlar çantanın her eşyasına yapışabiliyor. Bu nedenle bazı insanlar çantayı hazırlarken ağlıyor, bazıları yarıda bırakıyor, bazıları da durmadan eşya ekleyerek o duyguyu kontrol altında tutmaya çalışıyor.

Burada önemli bir ayrım var: Çantanın kendisi nötrdür. Onu kaygı aracı ya da güven aracı yapan, ona nasıl yaklaştığınızdır.

Hazırlık Ne Zaman Kaygıyı Azaltır?

Kaygı, belirsizlik karşısında "bir şey yapmalıyım" sinyali verir. Bu sinyal somut, sınırlı ve tamamlanabilir bir eyleme dönüştüğünde genellikle sakinleşir. Sağlıklı hazırlığın birkaç ortak özelliği vardır:

  • Bir başı ve sonu vardır. Bir liste yaparsınız, eksikleri alırsınız, çantayı kapatırsınız. İş biter.
  • Resmî ve makul bir ölçüye dayanır. AFAD gibi kurumların önerdiği temel listeler, "ne kadar yeterli?" sorusuna dışarıdan bir cevap verir; böylece sınırı korkunuz belirlemez.
  • Takvime bağlıdır. Suyun ve gıdanın son kullanma tarihleri için yılda bir ya da iki kez belirli bir kontrol günü seçilir; arada çantaya dokunmak gerekmez.
  • Hayatı daraltmaz. Çanta hazırlandıktan sonra kişi akşam yemeğine, işine, çocuğunun veli toplantısına döner.

Diyelim ki bir öğretmen, eylül ayında okullar açılmadan önce bir pazar öğleden sonrasını ayırıyor, listeyi tamamlıyor, çantayı vestiyerin alt rafına koyuyor ve telefonuna "mart ayında su ve pil kontrolü" diye bir hatırlatma kuruyor. Sonraki aylarda deprem haberi duyduğunda içi yine burkuluyor; ama "yapabileceğimi yaptım" düşüncesi ona tutunacak bir yer sağlıyor. Bu, hazırlığın kaygıyı azalttığı durumun tipik bir örneğidir.

Hazırlık Ne Zaman Kaygıyı Besler? Uyarı İşaretleri

Bilişsel davranışçı terapide "güvenlik davranışı" diye bir kavram kullanırız: Kişinin kaygıyı o an azaltmak için yaptığı, ama uzun vadede kaygının sürmesine yol açan davranışlar. Deprem hazırlığı da bazen bu kılığa bürünebilir. Şu işaretlere dikkat edin:

  • Çantayı haftada birkaç kez açıp her şeyin yerinde olup olmadığına bakıyorsanız
  • Her deprem haberinden sonra listeye yeni bir eşya ekliyorsanız ve liste hiç "tamam" olmuyorsa
  • Çanta yanınızda olmadan banyoya, balkona, hatta mutfağa gitmekte zorlanıyorsanız
  • Ayakkabıyla, kot pantolonla ya da çantayı kucağınızda tutarak uyuyorsanız
  • Hazırlık için harcadığınız para ve zaman, bütçenizi ya da aile ilişkilerinizi zorluyorsa
  • Kontrol ettikten birkaç dakika sonra "ya feneri koymadıysam" şüphesi geri geliyorsa

Bu davranışların ortak noktası şudur: Rahatlama kısa sürer ve bir sonraki kontrolü çağırır. Zihin, "Kontrol ettim, felaket olmadı" ile "Kontrol etmeseydim felaket olacaktı" arasında yanlış bir bağ kurar. Böylece çanta güven veren bir nesne olmaktan çıkar, kaygının bekçisi hâline gelir.

Tekrarlayan kontrol ve "tam olmadı" hissi çok belirginse, bu örüntünün obsesif düşüncelerle ilişkisi de değerlendirilebilir. Bu konuda OKB nedir yazımız size bir çerçeve sunabilir; ancak tek başına bu davranışlar bir tanı anlamına gelmez.

Hazırlığın amacı korkuyu sıfırlamak değil, korkuya rağmen hayata devam edebilmektir. Çanta bittiğinde siz de onu düşünmeyi bırakabilmelisiniz.

Hiç Hazırlayamamak: Kaçınmanın Öbür Yüzü

Madalyonun diğer yüzünde, çantayı bir türlü hazırlayamayan insanlar vardır. Bunu çoğu zaman tembellik ya da umursamazlık sanırlar ve kendilerini suçlarlar. Oysa sıklıkla altında yoğun bir kaçınma yatar: Listeyi açmak bile o geceyi düşündürdüğü için ertelenir.

Kaçınmanın tanıdık cümleleri şunlardır:

  • "Olacaksa olur, çanta ne işe yarar ki?"
  • "Bizim bina sağlam, gerek yok." (Ama binaya dair hiçbir bilgi edinilmemiştir.)
  • "Şimdi uğraşamam, kafam zaten dolu."

Bir de ikisinin arasında gidip gelenler vardır. Büyük bir deprem haberinin ardından marketten koli koli su taşıyan, birkaç hafta sonra ise çantanın varlığını unutan biri düşünün. Bu dalgalanma, kararların plana göre değil, o anki korkunun şiddetine göre verildiğini gösterir. Korku yükseldiğinde aşırı hazırlık, korku düştüğünde tam ilgisizlik görülür. Burada da çözüm aynıdır: Hazırlığı duygunun değil, önceden belirlenmiş bir ölçünün yönetmesi.

Kaçınma da kısa vadede rahatlatır; konu açılmaz, duygu bastırılır. Ancak deprem gündeme geldikçe içte bir huzursuzluk ve suçluluk birikir. Bu kişilere "hemen tam bir çanta hazırlayın" demek genellikle işe yaramaz. Daha küçük, daha yönetilebilir adımlar gerekir. Aşağıdaki yöntem her iki grup için de uyarlanabilir.

Deprem Çantası Hazırlamak İçin Kaygı Dostu Bir Yöntem

1. Listeyi dışarıdan alın, kendiniz üretmeyin

Kaygılı bir zihin "ya bu da lazım olursa" diye sonsuz liste üretir. AFAD'ın ya da belediyenizin yayımladığı temel listeyi esas alın. Listeye kendinize özgü yalnızca birkaç kalem ekleyin: düzenli kullandığınız ilaçlar, gözlük, bebek maması ya da evcil hayvan mamasının bir kısmı gibi. Sonra listeyi kapatın.

2. Tek seferde değil, parça parça ilerleyin

Kaçınmaya eğilimliyseniz işi bölün: Bir gün yalnızca suyu alın, başka bir gün belge fotokopilerini çekin. Her adımı bitirdiğinizde kendinize kısa bir an tanıyın: "Bunu yaptım." Bu küçük tamamlanma deneyimleri, kaygının "yapamazsın" sesine karşı somut bir kanıt oluşturur.

3. Bir "bitti" anı belirleyin

Çanta tamamlandığında bunu bilinçli olarak işaretleyin. Fermuarı kapatın, yerine koyun, belki ailenize "çanta hazır" deyin. Bu küçük ritüel, zihne işin kapandığı mesajını verir.

4. Kontrolü takvime devredin

Yılda bir ya da iki kontrol günü belirleyin ve araya ek kontrol koymayın. Arada içinizden "bir bakayım" isteği geldiğinde, bunu fark edin ve kendinize "kontrol günü mart ayında" diye hatırlatın. İlk haftalarda bu dürtüye direnmek zor gelebilir; dürtü dalga gibidir, yükselir ve beklenince iner.

5. Hazırlığı bedeninizle de tamamlayın

Çanta yalnızca bir parçadır. Ailenizle buluşma noktanızı konuşmak, evdeki ağır eşyaları sabitlemek, gaz vanasının yerini bilmek gibi adımlar da somut hazırlık sayılır. Bunlar tamamlandığında zihin "dağınık bir tehdit" yerine "üzerinde çalışılmış bir plan" görür.

6. Duygunun da yer almasına izin verin

Çantayı hazırlarken gözleriniz doluyorsa, bunu bastırmaya çalışmayın. Ölçülü bir nefes alın, birkaç dakika ara verin, sonra devam edin. Duyguyla birlikte iş yapabilmek, kaygıyla baş etmenin kendisidir.

Aile İçinde Hazırlık: Eşler ve Çocuklar

Hazırlık çoğu zaman ailede gerilim yaratır. Bir eş durmadan alışveriş yaparken diğeri "abartıyorsun" der; tartışma büyüdükçe asıl konu kaybolur. Böyle bir durumda kimin haklı olduğundan çok, ortak bir ölçüye varmak önemlidir. Resmî listeyi birlikte okumak, "bundan fazlasını almıyoruz, bundan azıyla da yetinmiyoruz" diye anlaşmak iki tarafı da rahatlatabilir.

Geniş ailede de benzer dinamikler görülür. Örneğin aynı apartmanda oturan yaşlı bir anne her ziyarette "sizin çantanız nerede?" diye sorabilir ya da tam tersine konunun açılmasından hoşlanmayabilir. Yaşlı aile üyelerinin ilaçlarını ve gözlüklerini de kapsayan ortak bir plan yapmak, hem pratik hem de duygusal olarak bağ kurmanın bir yolu olabilir.

Hazırlığı apartmanla paylaşmak da yük hafifletebilir. Komşularla toplanma alanını konuşmak, tek başına yaşayan yaşlı bir komşunun kapısını kimin çalacağını belirlemek ya da apartman toplantısında bir hazırlık maddesi açmak, kişiyi "her şeyi ben düşünmek zorundayım" duygusundan kurtarır. Kaygı, yalnız taşındığında büyür; paylaşıldığında çoğu zaman daha taşınabilir hâle gelir.

Çocuklar söz konusu olduğunda ise hazırlık, korkutucu bir konuyu yönetilebilir kılmanın fırsatı olabilir. Çocuğun kendi küçük çantasına bir el feneri, sevdiği bir atıştırmalık ve küçük bir oyuncak koyması, ona kontrol duygusu verir. Önemli olan, sizin sakin bir tonla anlatmanız ve hazırlığı korku hikâyesine çevirmemenizdir. Bu konuda çocuğa deprem nasıl anlatılır yazımız ayrıntılı öneriler içerir. Çocuk çantayı sürekli kontrol etmeye ya da deprem hakkında art arda sorular sormaya başlarsa, bunun altındaki kaygıyla ilgilenmek gerekir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Deprem hazırlığı yaparken bir miktar huzursuzluk hissetmek son derece anlaşılırdır. Şu durumlarda ise bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek faydalı olabilir:

  • Kontrol etme, liste yapma ya da eşya ekleme davranışları gününüzün önemli bir kısmını alıyorsa
  • Hazırlık yaptığınız hâlde deprem düşünceleri uykunuzu, işinizi ya da ilişkilerinizi belirgin biçimde etkiliyorsa
  • Evden çıkamama, belli odalara girememe ya da yalnız kalamama gibi kaçınmalar gelişmişse
  • Yaşadığınız ya da tanıklık ettiğiniz bir deprem sonrasında kâbuslar, ani irkilmeler ve canlı anı parçaları sürüyorsa
  • Hazırlık konusunda aile içi tartışmalar sürekli hâle gelmişse

Deprem korkusunun daha genel bir kaygıya dönüştüğünü düşünüyorsanız deprem kaygısı yazımız daha geniş bir bakış sunuyor. Kaygıyla çalışmak isteyenler için kaygı ve panik alanında yüz yüze ya da online destek almak mümkündür.

Terapide Hazırlık Kaygısı Nasıl Ele Alınır?

Terapide amaç, sizi hazırlıktan vazgeçirmek değildir. Amaç, hazırlığın sizin için işlevli kalmasını, kaygının ise hayatınızı yönetmemesini sağlamaktır.

Örüntüyü haritalamak: İlk adım, hangi düşüncenin hangi davranışı tetiklediğini görmektir. "Haber izledim → içim sıkıştı → çantayı açtım → beş dakika rahatladım → bir saat sonra yine huzursuzlandım" gibi bir döngü kâğıda döküldüğünde, değişimin nereden başlayabileceği daha net görünür.

Belirsizliğe tahammül üzerinde çalışmak: Deprem, belirsizliğin en çıplak hâlidir. Bilişsel davranışçı terapide, belirsizliği ortadan kaldırmaya çalışmak yerine onunla birlikte yaşayabilme becerisi güçlendirilir.

Kademeli maruz bırakma ve tepki önleme: Kontrol davranışları belirginse, kişi adım adım bu davranışları azaltmayı dener. Örneğin çantayı açmadan geçen süre yavaş yavaş uzatılır ve kaygının kendiliğinden azaldığı deneyimlenir. Kaçınan kişilerde ise süreç tersine işler: Listeye bakmak, bir eşyayı almak gibi küçük adımlarla hazırlığa yaklaşılır.

Geçmiş deneyimlerle bağlantı: Bazen hazırlık kaygısının altında daha eski bir güvensizlik hissi yatar. Şema terapi bakış açısıyla, "dünya tehlikelidir ve her an felaket olabilir" inancının kökleri, çocuklukta öngörülemeyen ya da koruyucu olmayan ortamlarda şekillenmiş olabilir. Bu inanç fark edildiğinde, deprem kaygısı da daha anlaşılır bir yere oturur.

Sıkça Sorulan Sorular

Çantayı yatağın yanında tutmak normal mi?

Çantanın kolay ulaşılabilir bir yerde, örneğin kapıya yakın bir dolapta durması mantıklıdır. Ancak çantayı her gece yatağın başına almadan uyuyamıyorsanız ya da gece boyunca ona dokunarak kontrol ediyorsanız, bu durum bir güvenlik davranışına dönüşmüş olabilir. Bu alışkanlığı yavaş yavaş gevşetmeyi deneyebilirsiniz.

Hazırlık yaptığım hâlde kaygım geçmiyor; neden?

Hazırlık, depremin olasılığını değil, ona karşı hazır olma düzeyinizi değiştirir. Kaygınız asıl olarak belirsizlik ya da geçmiş bir travmatik deneyimle ilişkiliyse, çanta tek başına yeterli rahatlamayı sağlamayabilir. Bu durumda kaygının kendisiyle çalışmak gerekebilir.

Eşim hazırlığa hiç katılmıyor, ne yapmalıyım?

Önce suçlamadan konuşmayı deneyin: Onun için bu konuyu düşünmenin neden zor olduğunu sorun. Kaçınma çoğu zaman kayıtsızlık değil, korkudur. Resmî bir listeyi birlikte gözden geçirmek ve görevleri paylaşmak, konuyu tartışmadan ortak bir projeye dönüştürebilir.

Deprem çantası hazırlamak çocuğumu korkutur mu?

Sakin, kısa ve oyunlaştırılmış bir dille yapıldığında çoğu çocuk için hazırlık korkutucu değil, güven verici olur. Çocuğa "ne yapacağımızı biliyoruz" mesajı vermek önemlidir. Çocuk bu konuşmalardan sonra uzun süre huzursuz kalıyorsa onun duygularıyla ayrıca ilgilenmek gerekir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler