Deprem yıldönümü yaklaşırken yas ve korku yeniden alevlenebilir. Yıldönümü tepkisini anlamak ve o günlere kendinizi hazırlamak için öneriler okuyun.
Ocak ayının son haftasında bir şey değişiyor. Takvime bakmadan önce bedeniniz biliyor: Uykunuz kaçıyor, gece sık uyanıyorsunuz, sabahları içinizde açıklayamadığınız bir ağırlık var. Sonra televizyonda ilk anma programlarının fragmanları başlıyor, sosyal medyada o gecenin fotoğrafları yeniden dolaşıma giriyor. Deprem yıldönümü, depremi yaşamış, yakınlarını kaybetmiş ya da o günleri uzaktan izlemiş pek çok insan için acının yeniden canlandığı bir dönemdir. Bu yazıda yıldönümü tepkisinin neden ortaya çıktığını, hangi biçimlerde yaşanabileceğini ve o günlere nasıl daha hazırlıklı girilebileceğini konuşacağız.
Deprem Yıldönümü Neden Acıyı Yeniden Canlandırır?
Psikolojide "yıldönümü tepkisi" olarak bilinen bir olgu vardır: Travmatik bir olayın ya da önemli bir kaybın yıldönümü yaklaştığında, kişi o dönemde yaşadığı duyguları, düşünceleri ve bedensel tepkileri yeniden yoğun biçimde hissedebilir. Bu, iyileşmenin geri gittiği anlamına gelmez; hafızanın nasıl çalıştığıyla ilgilidir.
Yıldönümü tepkisini besleyen birkaç etken vardır:
- Mevsimsel ipuçları: Havanın soğukluğu, günlerin kısalığı, o haftaların ışığı ve kokusu, beyin için güçlü hatırlatıcılardır. Beden, takvimden önce mevsimi tanır.
- Toplumsal hatırlatmalar: Haberler, anma programları, belgeseller, sosyal medya paylaşımları, kişinin istese de istemese de o günlere geri dönmesine yol açar.
- Tamamlanmamış yas: Kayıp sonrasında yasın yaşanmasına fırsat bulunamadıysa, örneğin enkaz başında beklemek, cenaze işleri, barınma telaşı yas için alan bırakmadıysa, yıldönümü bu ertelenmiş duyguların yüzeye çıktığı bir zaman olabilir.
- "Artık geçmiş olmalıydı" baskısı: Çevreden gelen ya da kişinin kendine yönelttiği bu beklenti, yeniden canlanan acıyı bir de utanç ve suçlulukla ağırlaştırır.
Önemli bir hatırlatma: Yıldönümünde yeniden sarsılmak, ilerleme kaydetmediğiniz anlamına gelmez. Pek çok kişi bu dönemi zorlanarak geçirir ve ardından yeniden toparlanır.
Yıldönümü Tepkisi: Hangi Duygu ve Belirtiler Görülebilir?
Yıldönümü tepkileri günler hatta haftalar önce başlayabilir ve kişiden kişiye büyük farklılık gösterir:
- Hüzün, ağlama nöbetleri, özlem
- Huzursuzluk, gerginlik, artan irkilme
- Uyku sorunları, depremin yaşandığı saatte uyanma
- Kâbuslar ya da o gecenin anılarının istemeden zihne gelmesi
- Öfke, sinirlilik, tahammülsüzlük
- Suçluluk: "Neden ben kurtuldum?", "Daha fazlasını yapabilirdim"
- Bedensel yakınmalar: Baş ağrısı, mide sorunları, yorgunluk
- İnsanlardan uzaklaşma ya da tam tersine yalnız kalamama
- Haberleri ve anma içeriklerini durmadan izleme ya da onlardan tamamen kaçınma
Bu tepkilerin çoğu, yıldönümü geçtikten sonra birkaç gün ya da hafta içinde yavaş yavaş azalır. Bazı kişilerde ise uzun süre devam edebilir; bu durumda daha fazla desteğe ihtiyaç olabilir.
Deprem Yıldönümü ve Yas: Kayıp Yaşayanlar İçin
Depremde yakınını kaybeden biri için yıldönümü, aynı zamanda bir ölüm yıldönümüdür. Ancak bu yıldönümünü diğer kayıplardan ayıran bazı özellikler vardır.
Birincisi, bu kayıp toplumsal bir felaketin parçasıdır. Kişinin özel acısı, her yıl ekranlarda, gazetelerde, resmî anmalarda kamusal bir konu olarak yeniden gündeme gelir. Bu, bazıları için acının paylaşıldığı ve tanındığı bir teselli olabilir; bazıları için ise özel yasın elinden alındığı, kalabalığın içinde kaybolduğu duygusu yaratabilir.
İkincisi, deprem kayıplarına sıklıkla zor sorular eşlik eder: Bina neden yıkıldı, kurtarma ekipleri neden geç geldi, bir şey farklı yapılsaydı ne olurdu? Bu sorular öfke ve haksızlığa uğramışlık duygularını canlı tutar ve yas sürecini karmaşıklaştırabilir.
Ayrıca ilk yıl, "ilklerle" doludur: Kaybedilen kişinin olmadığı ilk bayram, ilk doğum günü, ilk düğün, ilk yılbaşı. Pek çok kişi ilk yıldönümüne bu ilklerin biriktirdiği yorgunlukla gelir. İkinci ve sonraki yıldönümlerinde ise acı genellikle farklı bir tona bürünür; daha az keskin ama hâlâ derin bir özlem olarak yaşanır. Bazı kişiler ikinci yılın daha zor geçtiğini de anlatır, çünkü ilk yılın şoku ve kalabalığı dağılmış, kayıp tüm gerçekliğiyle yerleşmiştir.
Üçüncüsü, hayatta kalanların suçluluğu sık görülür. "Ben dışarı çıktım, o çıkamadı", "O gece onun yanında olmalıydım" gibi düşünceler, yıldönümünde yeniden şiddetlenebilir. Bu duyguyla nasıl baş edileceğini hayatta kalan suçluluğu yazımızda ayrıntılı olarak ele alıyoruz. Yasın genel seyrini anlamak için ise yas süreci yazımız size eşlik edebilir.
Yıldönümünde yeniden ağlamak, yasın başa döndüğü anlamına gelmez. Sevgi sürdükçe özlem de sürer; yıldönümü, bu sevginin en çok hatırlandığı gündür.
Türkiye'de Yıldönümleri: 17 Ağustos, 6 Şubat ve Ortak Hafıza
Türkiye'de deprem yıldönümleri bireysel olduğu kadar toplumsal bir anlam da taşır. 17 Ağustos 1999 Marmara depremi, bir kuşağın hafızasında hâlâ canlıdır; o geceyi yaşayan pek çok kişi her ağustosta o sıcak gecenin sesini, kokusunu hatırlar. 6 Şubat 2023 depremleri ise çok daha geniş bir coğrafyada, çok sayıda ailenin hayatında derin izler bıraktı. Deprem bölgesindeki şehirlerde depremin yaşandığı saatte yapılan anmalar, toplumun ortak acısını görünür kılıyor.
Bu ortak hafıza, yıldönümlerinde iki yönlü bir etki yaratabilir. Bir yandan acıyı paylaşmak, yalnız olmadığını hissetmek iyileştiricidir. Öte yandan medyanın yoğun yayınları, sosyal medyada paylaşılan enkaz görüntüleri ve tartışmalar, özellikle doğrudan etkilenmiş kişiler için yeniden travmatize edici olabilir.
Ayrıca deprem bölgesinden başka şehirlere göç etmiş aileler için yıldönümü, memleketten uzakta, anmalara katılamadan geçen bir yalnızlık günü olabilir. Yurt dışında yaşayan ve yakınlarını kaybeden kişiler ise bu yükü daha da uzak bir yerden taşır.
Yıldönümüne Hazırlanmak: Uygulanabilir Öneriler
Günü önceden planlayın
Yıldönümünün nasıl geçeceğini şansa bırakmak yerine önceden düşünün. O gün çalışmak mı istiyorsunuz, izin mi almak? Kalabalıkta mı olmak istiyorsunuz, yalnız mı? Mezarlık ziyareti, anma törenine katılmak ya da sessiz bir ev günü; hangisinin size iyi geleceğini düşünüp bir plan yapmak, belirsizliğin yarattığı kaygıyı azaltır.
Anma biçiminizi kendiniz seçin
Kaybettiğiniz kişiyi kendi yönteminizle anmak, yasa anlam katabilir. Onun sevdiği bir yemeği pişirmek, bir hayır işi yapmak, bir mektup yazmak, fotoğraflarına bakmak ya da adına bir ağaç dikmek gibi. Toplumsal anmalara katılmak zorunda değilsiniz; sizin için anlamlı olan ritüel, en doğru olanıdır.
Medya maruziyetinizi sınırlayın
Yıldönümü haftasında haber ve sosyal medya kullanımınızı bilinçli olarak sınırlayın. Enkaz görüntüleri ve o günlere dair videolar, bedeninizin alarm sistemini yeniden tetikleyebilir. Hangi tetikleyicilerin sizi en çok etkilediğini fark etmek için travma tetikleyicileri yazımız da yol gösterebilir.
Yalnız kalmamaya çalışın
Yıldönümünü güvendiğiniz insanlarla birlikte geçirmek, acıyı paylaşmayı ve hafifletmeyi sağlar. Yakınlarınıza bu dönemin sizin için zor olduğunu önceden söyleyin ve neye ihtiyaç duyduğunuzu ifade edin: Belki sadece birinin arayıp halinizi sorması, belki birlikte bir yemek yemek.
Bedeninize özen gösterin
Yıldönümü dönemlerinde uyku, beslenme ve hareket düzeni kolayca bozulur. Düzenli öğünler, kısa yürüyüşler, yatmadan önce sakinleştirici bir rutin ve nefes egzersizleri, bedenin alarm düzeyini düşürmeye yardım eder.
Kendinize şefkatle yaklaşın
"Bu kadar zaman geçti, hâlâ neden böyleyim?" sorusu yerine, "Önemli bir kayıp yaşadım ve bu gün onu hatırlatıyor" demeyi deneyin. Duygularınıza izin vermek, onları bastırmaktan çok daha iyileştiricidir.
İş ve okul çevrenize bilgi verin
Yıldönümü haftasında dikkatinizin dağınık, enerjinizin düşük olabileceğini bilmek, kendinizden beklentilerinizi ayarlamanıza yardım eder. Güvendiğiniz bir yöneticiye ya da iş arkadaşına bu dönemin sizin için zor olduğunu kısaca söylemek, yük azaltabilir. Çocuğunuz okula gidiyorsa, öğretmenine ailenizin bir kayıp yaşadığını ve yıldönümü haftasında çocuğun daha hassas olabileceğini bildirmek de faydalıdır.
Yıldönümünden sonrasını da planlayın
Yıldönümünden sonraki günlere de küçük, iyi gelecek etkinlikler koyun: Bir arkadaşla buluşma, sevdiğiniz bir yere kısa bir gezi. Bu, zihne hayatın devam ettiğini hatırlatır.
Diyelim ki Hatay'da annesini kaybetmiş ve şimdi Mersin'de yaşayan bir öğretmen, ilk yıldönümünde ne yapacağını bilemiyor. Anmaya gitmek için memlekete dönmek istiyor ama o sokakları görmekten korkuyor. Sonunda o sabah annesinin sevdiği mercimek çorbasını pişirmeye, kardeşleriyle görüntülü konuşup annelerini anmaya ve öğleden sonra deniz kenarında yürümeye karar veriyor. Gün kolay geçmiyor, birkaç kez ağlıyor; ama günü kendi seçtiği biçimde geçirdiği için akşam içinde bir tür sakinlik hissediyor.
Yakınınızın Yıldönümünde Nasıl Destek Olabilirsiniz?
Yakınınızın deprem yıldönümünde zorlandığını biliyorsanız, şunlar destekleyici olabilir:
- O günü hatırladığınızı göstermek: "Bugünün senin için zor olduğunu biliyorum, aklımdasın."
- Kaybettiği kişinin adını anmaktan çekinmemek. Pek çok yas tutan kişi, sevdiklerinin unutulmasından korkar.
- Tavsiye vermek yerine dinlemek.
- Pratik yardım önermek: Yemek getirmek, çocuklarla ilgilenmek, birlikte mezarlığa gitmek.
- "Artık geçmesi lazım" ya da "Hayat devam ediyor" gibi cümlelerden kaçınmak.
Desteğin yalnızca yıldönümü günüyle sınırlı kalmaması da önemlidir. Çoğu zaman o gün telefonlar susmaz, mesajlar art arda gelir; ertesi hafta ise herkes kendi hayatına döner. Yıldönümünden birkaç gün sonra yeniden aramak, yakınınıza unutulmadığını hissettiren küçük ama değerli bir jesttir.
Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?
Yıldönümü dönemlerinde zorlanmak doğaldır. Ancak şu durumlarda profesyonel destek almayı düşünebilirsiniz:
- Yıldönümü geçtikten haftalar sonra bile tepkiler yoğunluğunu koruyorsa
- Her yıl yıldönümü yaklaştıkça işlevselliğiniz ciddi biçimde bozuluyorsa
- Yoğun suçluluk, değersizlik ya da umutsuzluk duyguları baskın hâle geldiyse
- Kâbuslar, ani anılar ve sürekli tetikte olma hâli gündelik hayatınızı etkiliyorsa
- Alkol ya da madde kullanımı arttıysa
- Yaşamın anlamsız olduğu ya da kaybettiğiniz kişiye kavuşma isteği gibi düşünceler ortaya çıktıysa
Kendinize zarar verme düşünceleri gibi acil durumlarda vakit kaybetmeden 112'yi arayın. Yasın depresif bir tabloya dönüştüğünü düşünüyorsanız depresyon ve duygu durumu alanında yüz yüze ya da online destek almak mümkündür.
Terapide Yıldönümü Tepkileri Nasıl Ele Alınır?
Terapide yıldönümü tepkileri, kişinin hem yasını hem de travmatik deneyimini birlikte ele alan bir çerçevede çalışılır.
Yas çalışması, kaybın gerçekliğini kabullenmeyi, kaybedilen kişiyle süren bağı anlamlı bir biçimde yeniden kurmayı ve hayatla yeniden bağlantı kurmayı destekler. Yas, unutmak değil, kaybı hayatın içine yerleştirmek olarak ele alınır.
Travma odaklı bilişsel davranışçı terapi, depremin anılarıyla ilişkili yoğun korku, suçluluk ve kaçınmayı kişinin kendi hızında ve güvenli bir ortamda işlemeyi hedefler. "Onu kurtarabilirdim" gibi suçluluk düşünceleri, o anın gerçek koşulları içinde yeniden değerlendirilir.
Yıldönümü planlaması, terapide somut olarak çalışılabilir. Terapist ve danışan birlikte, yıldönümü haftası için bir destek planı oluşturur: Hangi tetikleyicilerden korunulacak, hangi ritüeller yapılacak, kimden destek istenecek, zorlanıldığında ne yapılacak.
Anlam ve değerler çalışması, kaybın ardından kişinin hayatında neyin önemli olduğunu yeniden keşfetmesine yardımcı olur. Bazı kişiler için kaybedilen yakının değerlerini yaşatmak, yasın taşınabilir hâle gelmesinde önemli bir yol olur.
Sıkça Sorulan Sorular
Yıldönümünde anmaya katılmak mı, uzak durmak mı daha iyi?
Bunun herkes için geçerli bir cevabı yoktur. Bazı insanlar için toplu anmalar acıyı paylaşmanın ve yalnız olmadığını hissetmenin bir yoludur; bazıları için ise fazla yoğun ve tetikleyici olabilir. Kendinizi dinleyin ve size iyi gelecek olanı seçin; daha küçük ve kişisel bir anma da aynı ölçüde değerlidir.
Yıllar geçti; hâlâ bu kadar etkilenmem normal mi?
Evet, pek çok kişi yıllar sonra bile yıldönümlerinde yoğun duygular yaşar. Bu, sevdiğiniz kişiye ya da yaşadığınız deneyime duyduğunuz bağın bir göstergesidir. Ancak bu tepkiler her yıl hayatınızı haftalarca durduruyorsa, destek almak faydalı olabilir.
Yıldönümünde gülmek ya da güzel bir an yaşamak ayıp mı?
Hayır. Yas ve sevinç aynı gün içinde yan yana var olabilir. Kaybettiğiniz kişiyi anarken bir anıya gülmek ya da sevdiklerinizle güzel bir an paylaşmak, onu unuttuğunuz anlamına gelmez; aksine hayatın ve sevginin sürdüğünü gösterir.
Çocuğuma deprem yıldönümünü nasıl anlatmalıyım?
Yaşına uygun, kısa ve dürüst bir dille konuşun: "Bugün o büyük depremi ve kaybettiğimiz insanları anıyoruz." Çocuğun sorularını sakin bir şekilde yanıtlayın ve yoğun görüntülere maruz kalmasını sınırlayın. Kaybedilen kişiyi birlikte anmak için resim yapmak ya da bir anısını anlatmak gibi çocuğun katılabileceği küçük ritüeller oluşturabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.