Yurt dışında aile değerleri ile toplum normları arasında kalmak neden zorlar? Değerler çatışmasıyla baş etmek, kendi yolunu bulmak için öneriler.
Yurt dışında yaşayan pek çok Türk, hayatının bir noktasında kendine şu soruyu sorar: "Ailemin bana öğrettikleri ile burada gördüklerim arasında ben nerede duruyorum?" Bu soru bazen bir iş yemeğinde, bazen bir okul toplantısında, bazen bir düğün hazırlığında, bazen de çocuğunuzun sorduğu basit bir soruda karşınıza çıkar. Değerler çatışması, kişinin içinde yetiştiği aile ve kültürün değerleri ile yaşadığı toplumun normları arasında sıkışmış hissetmesidir. Bu yazıda değerler çatışmasının ne olduğunu, nasıl hissedildiğini, aile ilişkilerine etkisini ve kişinin kendi değerleriyle uyumlu bir hayat kurmak için atabileceği adımları ele alıyoruz. Amacımız herhangi bir değer sistemini doğru ya da yanlış ilan etmek değil; bu gerilimi yaşayan kişinin iç dünyasını anlamak ve ona yardımcı olmaktır.
Değerler Çatışması Nedir? Gurbette Nasıl Yaşanır?
Değerler, neyin önemli, doğru ve anlamlı olduğuna dair inançlarımızdır. Aile bağları, dürüstlük, saygı, inanç, özgürlük, başarı, cömertlik, mahremiyet gibi kavramlar birer değerdir. Değerlerimizi büyük ölçüde ailemizden, çevremizden ve kültürümüzden alırız. Normlar ise bir toplumda "normal" kabul edilen davranış biçimleridir.
Göç eden ya da göçmen bir ailede büyüyen kişi, farklı değer ve normlarla bir arada yaşar. Örneğin:
- Ailede büyüklerin kararlarına uymak önemli görülürken, toplumda bireyin kendi kararını vermesi teşvik ediliyor olabilir.
- Evde aile içi meseleleri dışarıya anlatmamak bir değerken, okulda ya da işte duyguları açıkça konuşmak bekleniyor olabilir.
- İnanç ve ibadet aile için hayatın merkezinde olabilir; kişinin yaşadığı ortamda ise inanç daha çok bireysel bir konu olarak görülebilir.
- Evlilik ve aile kurma konusunda ailenin beklentileri ile kişinin çevresindeki yaygın tercihler farklı olabilir.
- Misafirlik, komşuluk ve yardımlaşma anlayışı farklı biçimlerde yaşanabilir.
Değerler çatışması yalnızca "aile ile toplum" arasında yaşanmaz. Çoğu zaman kişinin kendi içinde yaşanır. Kişi hem ailesinin değerlerini sever ve sahiplenir hem de yaşadığı toplumun bazı normlarını benimser. Bu iki taraf bazen sorunsuz bir arada durur, bazen ise kişiyi bir seçim yapmak zorundaymış gibi hissettirir.
Bu gerilim, birinci kuşaktan ikinci kuşağa, öğrencilerden yeni giden beyaz yakalılara, karma evlilik yapanlardan dindar ya da dindar olmayan bireylere kadar çok farklı kişilerde görülebilir. Herkes için içeriği farklıdır; ortak nokta, iki dünya arasında kalma duygusudur.
Değerler Çatışmasının İşaretleri: İçte Yaşanan Gerilim
Değerler çatışması çoğu zaman sessiz yaşanır. Kişi bunu adlandıramasa da şu duyguları ve davranışları fark edebilir:
- Suçluluk: Ailenin onaylamayacağı bir şey yaptığında yoğun suçluluk hissetmek, ya da tam tersine yaşadığı toplumun beklentisine uymadığında "geri kalmış" hissetmek
- Utanç: Kendi kökeninden ya da yaşam tarzından utanma, bunu saklama ihtiyacı
- İki hayat yaşamak: Ailenin yanında bir kişi, arkadaşların ya da iş arkadaşlarının yanında başka bir kişi olmak
- Karar verememe: Önemli kararlarda (evlilik, meslek, taşınma, çocuk yetiştirme) uzun süre kararsız kalmak
- Yorgunluk: Sürekli "kimin önünde ne söylemeliyim" diye düşünmekten kaynaklanan zihinsel yorgunluk
- Öfke: Aileye ya da topluma karşı biriken kırgınlık ve öfke
- Yabancılaşma: "Ne oraya ne buraya aitim" duygusu
- Bedensel belirtiler: Önemli aile buluşmaları ya da bayramlar öncesinde gerginlik, uykusuzluk, mide yakınmaları
Bu duygular bir "sorun" olduğunuz anlamına gelmez. İki farklı değer sistemi arasında yaşayan insanların sıkça karşılaştığı, anlaşılır tepkilerdir. Bu konunun kimlik boyutunu iki kültür arasında kimlik yazısında daha ayrıntılı ele aldık.
Değerler Çatışması Neden Bu Kadar Yorucu Olabilir?
Sevgi ile bağımsızlık arasında kalmak. Pek çok kişi için aile değerlerini sorgulamak, aileye sadakatsizlik gibi gelir. "Annemi üzmek istemiyorum" ile "Kendi hayatımı yaşamak istiyorum" arasında sıkışmak, psikolojik olarak en zorlayıcı durumlardan biridir.
Topluluğun gözü. Gurbette Türk toplulukları bazen küçük ve iç içedir. Kişinin tercihlerinin yalnızca kendisini değil ailesini de etkileyeceği düşüncesi, "elalem ne der" kaygısını artırabilir.
Yaşanılan toplumda görünmezlik ya da önyargı. Kişi bazen kendi değerlerinden dolayı yaşadığı toplumda yanlış anlaşıldığını ya da önyargıyla karşılaştığını hissedebilir. Bu, kişinin değerlerine daha sıkı sarılmasına ya da tam tersine onları saklamasına yol açabilir. Her iki tepki de anlaşılırdır, ancak ikisi de içsel gerilimi artırabilir.
Değişen Türkiye. Yurt dışında yaşayanlar bazen Türkiye'nin de değiştiğini, orada yaşayan akrabalarının farklı değerlerle yaşadığını görünce şaşırır. Kişi "korumaya çalıştığım şey aslında neydi?" sorusuyla karşılaşabilir.
Hayat dönüm noktaları. Değerler çatışması genellikle evlilik, çocuk sahibi olma, çocukların ergenliğe girmesi, bir yakının ölümü ya da kariyer değişikliği gibi dönemlerde yoğunlaşır. Bu dönemler, kişinin değerleriyle yeniden yüzleşmesini gerektirir.
Değerler çatışmasında amaç çoğu zaman bir tarafı seçmek değil, hangi değerin sizin için gerçekten anlamlı olduğunu fark etmek ve onunla uyumlu yaşamanın yolunu bulmaktır.
Aileye, Evliliğe ve Çocuklara Etkisi
Ebeveyn ile yetişkin çocuk arasında. Yetişkin çocuklar kendi yaşam tarzlarını kurdukça, ebeveynle aralarındaki fark görünür hâle gelebilir. Bu fark konuşulmadığında ilişki yüzeysel kalabilir; konuşulduğunda ise kavga çıkabilir. Pek çok aile, konuşulmayan konular etrafında dikkatli bir sessizlikle yaşar.
Evlilikte. Eşlerin değerleri farklı olabilir; özellikle biri Türkiye'den yeni gelmiş, diğeri yurt dışında büyümüşse ya da karma bir evlilik söz konusuysa. Çocukların eğitimi, bayramların kutlanması, inanç pratikleri, akrabalarla ilişki gibi konular tartışma kaynağı olabilir. Bu konuyu karma evlilik yazısında da ele aldık.
Çocuk yetiştirmede. Ebeveynler, çocuklarına hangi değerleri ve nasıl aktaracakları konusunda zorlanabilir. Okulda öğrenilenler ile evde söylenenler çeliştiğinde çocuk kafası karışmış hissedebilir. Ebeveynin kendi içinde netleşmemiş değerleri, çocuğa da tutarsız mesajlar olarak geçebilir.
Diyelim ki otuzlu yaşlarında, yurt dışında doğup büyümüş bir kadın, çocuğunu hangi okula göndereceğine karar vermeye çalışıyor. Annesi geleneksel değerlere önem veren bir ortam isterken, kendisi çocuğunun farklı kültürlerden arkadaşlarla büyümesini istiyor. Eşi ise kararsız. Her aile ziyaretinde konu açılıyor ve kadın her seferinde kendini hem "kötü evlat" hem "kararsız anne" gibi hissediyor. Bu tablo, değerler çatışmasının günlük hayatta nasıl yorucu olabileceğine güzel bir örnektir. Burada ihtiyaç duyulan şey çoğu zaman doğru cevabı bulmak değil, kendi değerlerini netleştirip bunu annesine saygılı ama açık bir şekilde ifade edebilmektir.
Ebeveynin kendi iç çatışması. Değerler çatışması yalnızca gençlerin yaşadığı bir şey değildir. Birinci kuşaktan pek çok anne-baba da yıllar içinde bazı görüşlerinin değiştiğini fark eder. Örneğin kızının üniversite için başka bir şehre gitmesine içten içe destek veren bir baba, akrabalarının tepkisinden çekindiği için bunu açıkça söyleyemeyebilir. Bu durumda ebeveyn de kendi içinde iki ses arasında kalır. Ailedeki herkesin bu gerilimi farklı biçimlerde taşıdığını görmek, suçlamaları azaltıp anlayışı artırabilir.
Değerler Çatışmasıyla Baş Etmek İçin Yapabilecekleriniz
1. Değerlerinizi yazın. Sizin için en önemli beş değeri bir kâğıda yazın. Sonra her birinin yanına bu değeri kimden öğrendiğinizi ve bugün sizin için ne anlama geldiğini not edin. Bazen bir değerin özünü korurken onu yaşama biçiminizi değiştirebileceğinizi fark edersiniz. Örneğin "aileye saygı" değeri, her kararda ailenin onayını almak anlamına gelmek zorunda değildir; onları kararlarınızdan haberdar etmek ve görüşlerine değer vermek de saygının bir biçimidir.
2. "Ya hep ya hiç" düşüncesini fark edin. "Ya tamamen ailemin istediği gibi yaşarım ya da onlardan koparım" gibi düşünceler sizi sıkıştırır. Çoğu zaman ara yollar vardır. Hangi konularda esnek olabileceğinizi, hangilerinde net durmanız gerektiğini belirlemek rahatlatıcı olabilir.
3. Saygılı ama açık iletişim kurun. Aileyle konuşurken onların değerlerini küçümsemeden kendi tercihinizi ifade edebilirsiniz: "Sizin için bunun ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Ben bu konuda farklı düşünüyorum ve bunun sizi üzdüğünü görüyorum."
4. Her konuyu aynı anda çözmeye çalışmayın. Değerlerle ilgili konuşmalar zaman alır. Bir bayram sofrasında ya da bir telefon görüşmesinde her şeyi halletmeye çalışmak yerine, konuları zamana yaymak daha sağlıklıdır.
5. Benzer deneyimi yaşayanlarla bağ kurun. İki kültür arasında yaşayan başka insanlarla konuşmak, yalnız olmadığınızı hissettirir. Dernekler, öğrenci toplulukları, ebeveyn grupları ya da arkadaş çevreleri bu açıdan değerlidir.
6. Suçluluk ile sorumluluk arasındaki farkı düşünün. Ailenizin her duygusundan siz sorumlu değilsiniz. Onları incitmemek için özen göstermek sizin elinizde; ama farklı bir tercih yaptığınızda üzülmeleri, sizin kötü bir insan olduğunuz anlamına gelmez.
7. Kendinize zaman tanıyın. Değerler zamanla şekillenir. Bugün emin olmadığınız bir konuda yarın daha net olabilirsiniz. Kararsızlık her zaman bir zayıflık değil, düşünmenin bir parçasıdır.
8. Çocuklarınızla değerleri konuşun. Çocuklara değerleri yalnızca kurallar olarak değil, nedenleriyle birlikte anlatmak, onların da kendi değerlerini oluşturmasına yardımcı olur. "Bizim ailede böyle yaparız, çünkü..." cümlesi, "Böyle yapılır, o kadar" cümlesinden çok daha güçlüdür.
Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?
Değerler üzerine düşünmek, sorgulamak ve zaman zaman zorlanmak hayatın doğal bir parçasıdır. Ancak aşağıdaki durumlarda profesyonel destek almak faydalı olabilir:
- Suçluluk, utanç ya da kararsızlık günlük hayatınızı belirgin biçimde etkiliyorsa
- Aile ile ilişkiniz kopma noktasına gelmişse ya da sürekli çatışma yaşanıyorsa
- Uzun süredir "iki hayat" yaşıyor ve bundan dolayı yoğun kaygı duyuyorsanız
- Evlilikte değer farklılıkları sürekli tartışmaya yol açıyorsa
- Uyku, iştah, enerji ve ruh hâlinde süreğen değişiklikler varsa
- Kendinizi tehdit altında ya da baskı altında hissediyorsanız
Aile içinde tehdit, şiddet ya da zorlama yaşıyorsanız güvenliğiniz önceliklidir. Bu tür durumlarda ve kendinize zarar verme düşünceleri olduğunda bulunduğunuz ülkenin acil numarasını arayın: AB ülkelerinde 112, ABD ve Kanada'da 911, İngiltere'de 999 veya 112, Avustralya'da 000. Online terapi acil müdahale hizmeti değildir; ağır risk durumlarında yerel acil servisler ve yerel destek hizmetleri gereklidir.
Anadilde Online Terapide Nasıl Çalışılır?
Değerler çatışması yaşayan bir kişi için anlaşıldığını hissetmek çok önemlidir. "Ayıp", "hayırlı evlat", "gelin", "hürmet", "elalem" gibi kavramların duygusal yükü, başka bir dile çevrildiğinde kaybolabilir ya da yanlış anlaşılabilir. Anadilde ve kültürel bağlamı tanıyan bir terapistle çalışmak, kişinin bu kavramları açıklamaya harcayacağı enerjiyi kendi iç dünyasını anlamaya ayırmasına yardımcı olabilir. Ayrıntılı bilgi için yurt dışındaki Türkler sayfasına bakabilirsiniz.
Terapide amaç, kişiye hangi değerleri seçmesi gerektiğini söylemek değildir. Terapist herhangi bir inancı, yaşam tarzını ya da kültürü üstün görmez; danışanın kendi değerlerine saygı duyar. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) temelli bir çalışmada şu alanlar ele alınabilir:
- Değerleri netleştirme: Kişinin kendisi için gerçekten önemli olan değerleri fark etmesi
- Düşünce kalıpları: "Ailemi üzersem kötü bir insanım", "Kendi tercihlerimi yaparsam herkesi kaybederim" gibi düşüncelerin gerçekçi biçimde değerlendirilmesi
- Suçluluk ve utançla çalışma: Bu duyguların kaynağını anlamak ve onlarla daha şefkatli bir ilişki kurmak
- İletişim becerileri: Saygılı ama net sınır koyma, zor konuşmalara hazırlanma
- Karar verme: Önemli kararlarda seçenekleri ve olası sonuçları sakin bir şekilde değerlendirme
Online görüşmeler için evde kimsenin duymayacağı bir ortam ve kulaklık, özellikle aileyle ilgili konuları konuşurken önemlidir. Saat farkına uygun bir görüşme saati belirlenebilir; ödeme online yapılabilir. Sigorta geri ödemesi konusunda yaşadığınız ülkedeki şartları kontrol etmeniz gerekir. Online görüşmelerin işleyişi için online terapi sayfasına göz atabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Terapist benim inancıma ya da yaşam tarzıma saygı duyar mı?
Psikoterapide temel ilke, danışanın değerlerine ve inançlarına saygı göstermektir. Terapistin görevi sizi bir yöne yönlendirmek değil, kendi değerlerinizi netleştirmenize ve bu değerlerle uyumlu yaşamanıza yardımcı olmaktır.
Ailemin değerlerini sorgulamak onlara ihanet mi?
Sorgulamak, değerleri reddetmek anlamına gelmez. Pek çok kişi sorguladıktan sonra bazı değerleri daha bilinçli biçimde sahiplenir. Sorgulama, değerleri gerçekten kendinize ait hâle getirmenin bir yolu olabilir.
Eşimle değerlerimiz farklı, ilişkimiz yürür mü?
Değer farklılıkları her ilişkide vardır. Önemli olan farklılıkların konuşulabilmesi ve ortak bir yol bulunabilmesidir. Bu süreçte zorlanıyorsanız çift terapisi, iki tarafın da kendini duyulmuş hissettiği bir ortam sağlayabilir.
Çocuklarıma hangi değerleri aktaracağıma nasıl karar veririm?
Önce kendi değerlerinizi netleştirmek yardımcı olur. Çocuklara değerleri yalnızca kurallarla değil, örnek olarak ve nedenlerini anlatarak aktarmak daha kalıcıdır. Çocuğun büyüdükçe kendi değerlerini oluşturacağını kabul etmek de bu sürecin bir parçasıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.