Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

İki Kültür Arasında Kimlik: Ne Oralı Ne Buralı Hissetmek

İki kültürlü kimlik nedir, neden zorlayıcı olabilir? Ne oralı ne buralı hissedenler için aidiyet, kimlik çatışması ve iki kültürü birleştirmenin yolları.

Türkiye'ye gittiğinizde size "Almancı", "Avrupalı" ya da "yabancı" gözüyle bakıldığını hissedersiniz. Yaşadığınız ülkede ise hâlâ "Nerelisin aslında?" sorusuyla karşılaşırsınız. Bir yerde fazla Türk, diğer yerde yeterince Türk değilmişsiniz gibi gelir. "Ne oralıyım ne buralı" cümlesi, yurt dışında yaşayan birçok Türkün, özellikle de orada doğup büyüyenlerin tanıdık bir iç sesidir. İki kültürlü kimlik, iki farklı kültürün değerlerini, dilini ve alışkanlıklarını birlikte taşıyan kişilerin kimlik deneyimidir. Bu yazıda iki kültürlü kimliğin ne olduğunu, hangi zorlukları getirebileceğini, nedenlerini, aile içindeki yansımalarını ve iki kültürü bir arada taşımanın sağlıklı yollarını ele alacağız.

İki Kültürlü Kimlik Nedir?

Kimlik, "Ben kimim?" sorusuna verdiğimiz yanıtların bütünüdür. Bu yanıtlar ailemizden, dilimizden, değerlerimizden, ilişkilerimizden ve içinde yaşadığımız toplumdan beslenir. İki kültürlü kimlik ise kişinin bu yanıtları iki farklı kültürden aynı anda almasıyla oluşur.

İki kültürlü kimlik farklı biçimlerde ortaya çıkabilir:

  • Yurt dışında doğup büyüyen ikinci ve üçüncü kuşak: Evde Türkçe, okulda ve sokakta başka bir dil konuşarak büyüyen kişiler.
  • Çocuk ya da ergen yaşta göç edenler: Kimlik gelişiminin önemli bir döneminde iki kültürle tanışan kişiler.
  • Yetişkin yaşta göç edip uzun yıllardır yurt dışında yaşayanlar: Zamanla yeni kültürü de içselleştiren kişiler.
  • Karma evliliklerden doğan çocuklar: Anne ve babası farklı kültürlerden gelen kişiler.

Kültürlerarası psikolojide, iki kültürlü kişilerin bu iki kimliği farklı şekillerde deneyimleyebildiği vurgulanır. Bazıları iki kimliği uyumlu ve birbirini tamamlayan parçalar olarak hisseder. Bazıları ise bu iki kimliği birbiriyle çatışan, aralarında seçim yapmak zorunda olduğu güçler gibi yaşar. Bazıları da duruma göre kimlik "değiştirir": Evde bir kişi, okulda ya da işte başka bir kişi gibi davranır. Bunlardan hiçbiri "yanlış" değildir; ancak çatışma hissi yoğunlaştığında kişi kendini bölünmüş, yorgun ve köksüz hissedebilir.

İki kültürlü kimlik sabit bir durum da değildir. Aynı kişi çocuklukta kendini daha çok "Türk", ergenlikte daha çok yaşadığı ülkenin bir parçası, yetişkinlikte ise ikisinin karışımı olarak hissedebilir. Evlilik, çocuk sahibi olmak, bir yakını kaybetmek ya da Türkiye'de uzun süre kalmak gibi yaşam olayları da bu dengeyi değiştirebilir. Yurt dışında doğup büyüyen kuşakların kimlik deneyimini ikinci ve üçüncü kuşak Türkler yazımızda ayrıca ele aldık.

İki Kültür Arasında Kalmanın İşaretleri Nelerdir?

İki kültürlü kimliğin zorlayıcı yanları kendini çeşitli biçimlerde gösterebilir:

  • "Hiçbir yere ait değilim" hissi: Ne Türkiye'de ne yaşadığı ülkede tam olarak kabul edildiğini hissetme
  • Sürekli kendini açıklama ihtiyacı: Nereli olduğunu, neden belirli şeyleri yaptığını ya da yapmadığını her iki tarafa da anlatmak zorunda kalma
  • Sadakat çatışması: Bir kültürün değerlerini benimsediğinde diğerine "ihanet" ediyormuş gibi hissetme
  • Rol değiştirme yorgunluğu: Evde, okulda, işte ve arkadaşlarla farklı kişiler gibi davranmak zorunda kalmanın getirdiği yorgunluk
  • Utanç ya da gizleme: Kökenini, dilini ya da ailesini zaman zaman saklama ihtiyacı, sonra bundan suçluluk duyma
  • Ailenin beklentileriyle çatışma: Eş seçimi, kariyer, giyim, yaşam tarzı gibi konularda aile ile kendi istekleri arasında sıkışma
  • Dil konusunda yetersizlik hissi: Türkçesini "yetersiz" bulma, Türkiye'de konuşurken utanma; yaşadığı ülkenin dilinde ise aksanı nedeniyle dışlanma kaygısı

Bu işaretler, iki kültürlü kimliğin doğal zorluklarıdır ve tek başına bir ruh sağlığı sorunu anlamına gelmez. Ancak yoğun ve uzun süreli olduklarında kaygı, depresif duygu durum ve özgüven sorunlarıyla iç içe geçebilirler.

İki Kültürlü Kimlik Neden Zorlayıcı Olabilir? Nedenler ve Kültürel Bağlam

Farklı değer sistemleri. Türk kültüründe aile birliği, büyüklere saygı, toplumsal uyum ve "elalem ne der" kaygısı önemli yer tutabilir. Pek çok Batı toplumunda ise bireysellik, bağımsızlık ve kişisel tercih ön plana çıkar. Bu iki değer sistemi arasında büyüyen kişi, bazen hangisine göre yaşaması gerektiğini bilemeyebilir.

İki taraftan gelen beklentiler. Aile, "Kendi kültürünü unutma" mesajı verirken okul ve toplum "Buraya uyum sağla" mesajı verebilir. Her iki mesaj da kendi içinde anlamlıdır; ancak birlikte geldiklerinde kişiyi arada bırakabilir.

Dışlanma ve etiketlenme. Yaşadığı ülkede "yabancı" ya da "göçmen" olarak görülmek, Türkiye'de ise "gurbetçi" ya da "Almancı" olarak etiketlenmek, kişinin iki taraftan da tam kabul görmediğini hissetmesine yol açabilir. Bu etiketler bazen şaka gibi söylense de derin kırgınlıklar bırakabilir.

Ayrımcılık deneyimleri. Okulda, iş yerinde ya da günlük hayatta yaşanan önyargı ve ayrımcılık, kişinin yaşadığı topluma ait olma hissini zedeleyebilir. Bu deneyimler, bazı kişileri kökenlerine daha sıkı sarılmaya, bazılarını ise kökenlerini gizlemeye yöneltebilir.

Ergenlik ve kimlik arayışı. Kimlik gelişimi en yoğun şekilde ergenlik döneminde yaşanır. Bu dönemde iki kültür arasında kalmak, ergenliğin zaten getirdiği "Ben kimim?" sorularını daha karmaşık hâle getirebilir.

Türkiye ile değişen ilişki. Türkiye'yi yalnızca yaz tatillerinden ya da ailenin anlattıklarından tanıyan kişiler için ülke hem tanıdık hem yabancıdır. Türkiye'deki hızlı değişimler ve ailenin anlattığı "eski Türkiye" ile bugünkü Türkiye arasındaki fark da kafa karışıklığı yaratabilir.

Aidiyet, bir yeri seçmek zorunda olmak değil; birden fazla yere ait olabileceğini kabul etmektir.

İki Kültürlü Kimliğin Aileye, İlişkilere ve Çocuklara Etkisi

Ebeveyn ve çocuk arasında. Birinci kuşak ebeveynler, çocuklarının kendi kültürlerinden uzaklaşmasından endişe edebilir. Çocuklar ise ebeveynlerinin yaşadıkları ülkeyi anlamadığını düşünebilir. Diyelim ki Avusturya'da büyüyen on altı yaşındaki bir kız, arkadaşlarıyla bir gece etkinliğine gitmek istiyor. Annesi "Bizde böyle şeyler olmaz" derken kız "Ama ben burada büyüdüm" diye karşılık veriyor. Aslında ikisi de kendi açısından haklı bir kaygı taşıyor: Anne kızını korumak ve değerlerini aktarmak istiyor; kız ise arkadaşları arasında dışlanmamak ve kendi kararlarını verebilmek. Bu tür çatışmalar, ergen ve ebeveyn arasında kültür farkının en sık görüldüğü alanlardır. Ergenlerle bu konularda çalışmak için ergen danışmanlığı destek sunabilir.

Romantik ilişkilerde. Eş seçimi, iki kültürlü kimliğin en hassas konularından biridir. Ailenin "bizden biri" beklentisi ile kişinin farklı kültürden bir partnere duyduğu sevgi arasında sıkışmak yaygın bir deneyimdir. Türk bir partnerle olunsa bile, iki kişinin iki kültürü farklı oranlarda taşıması ilişkide farklı beklentilere yol açabilir.

Kendi çocuklarını yetiştirirken. İki kültürlü kimliğe sahip yetişkinler, kendi çocuklarını yetiştirirken hangi değerleri aktaracaklarına karar vermek zorunda kalır. Bu, kendi çocukluklarında yaşadıkları çatışmaları yeniden düşünmelerine de yol açabilir.

Kardeşler arasında. Aynı ailede büyüyen kardeşler bile iki kültürle farklı şekillerde ilişki kurabilir. Biri daha "Türk", diğeri daha "yerli" hissedebilir ve bu farklılık aile içinde gerginlik yaratabilir.

İki Kültürü Bir Arada Taşımak: Kendi Başınıza Yapabilecekleriniz

İki kültürlü kimlik bir sorun değil, bir zenginlik olabilir. Bu zenginliği hissetmek için aşağıdaki adımları deneyebilirsiniz:

  1. Kimlik haritanızı çıkarın. Bir kâğıdın ortasına adınızı yazın. Etrafına iki kültürden de aldığınız değerleri, alışkanlıkları, sevdiğiniz şeyleri yazın. Örneğin "aile sofraları", "dakiklik", "misafirperverlik", "açık sözlülük" gibi. Hangilerinin size gerçekten ait olduğunu ve hangilerini sadece beklenti olduğu için taşıdığınızı fark etmeye çalışın.
  2. "Ya o ya bu" yerine "hem o hem bu" deyin. İki kültür arasında seçim yapmak zorunda değilsiniz. Kendinizi "Türk-Alman", "Hollandalı-Türk" ya da sizin için anlamlı olan başka bir şekilde tanımlayabilirsiniz.
  3. Değerlerinizi netleştirin. Hangi değerler sizin için vazgeçilmez? Aile bağı, dürüstlük, özgürlük, inanç, başarı... Kendi değerlerinizi bilmek, iki kültürün beklentileri arasında kendi yolunuzu bulmanızı kolaylaştırır.
  4. Benzer deneyimi paylaşan insanlarla bağ kurun. Aynı "ne oralı ne buralı" duygusunu yaşayan başka iki kültürlü kişilerle konuşmak, yalnız olmadığınızı hissettirebilir. Bu kişiler Türk olmak zorunda değildir; farklı göçmen topluluklarından insanlar da benzer deneyimler yaşar.
  5. Dilinizi sahiplenin. Türkçenizin "mükemmel" olması gerekmez. Bildiğiniz kadarıyla konuşmak, köklerinizle bağ kurmanın bir yoludur. Gerekirse Türkçe kitaplar, diziler ya da podcastlerle dilinizi geliştirebilirsiniz.
  6. Etiketlere verdiğiniz tepkiyi gözden geçirin. "Almancı" ya da "yabancı" gibi etiketler incitici olabilir. Bu etiketlerin sizin kimliğinizi değil, karşıdakinin bakış açısını yansıttığını hatırlamak, onların etkisini azaltabilir.
  7. Aile ile açık iletişim kurun. Ebeveynlerinizle kültürel farklılıklar hakkında suçlama olmadan konuşmayı deneyin. "Sizin değerlerinize saygı duyuyorum, ama ben burada büyüdüm ve bazı şeyleri farklı görüyorum" gibi bir cümle, diyaloğu açabilir.
  8. Her iki kültürden de anlam kaynakları edinin. Hem Türk bayramlarını hem de yaşadığınız ülkenin önemli günlerini kendi tarzınızla kutlamak, iki kimliği birlikte yaşatmanıza yardım edebilir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

İki kültürlü kimliğin getirdiği zorluklar çoğu zaman yaşamın doğal bir parçasıdır. Ancak aşağıdaki durumlarda bir uzmanla görüşmek yararlı olabilir:

  • "Hiçbir yere ait değilim" hissi yoğun bir boşluk ve umutsuzlukla birlikte geliyorsa
  • Aile ile kimlik, değerler ya da ilişkiler konusunda sürekli ve yıpratıcı çatışmalar yaşıyorsanız
  • Kökeninizi, ailenizi ya da kendinizi sürekli utanç içinde saklıyorsanız
  • Ayrımcılık deneyimleri sizde kaygı, öfke ya da güvensizlik yaratıyorsa
  • Uzun süreli hüzün, keyif alamama, uyku ya da iştah değişiklikleri yaşıyorsanız
  • Önemli yaşam kararlarında (eş seçimi, kariyer, yaşanacak ülke) uzun süredir sıkışmış hissediyorsanız

Acil durumlar: Kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleriniz varsa bulunduğunuz ülkenin acil numarasını arayın: AB ülkelerinde 112, ABD ve Kanada'da 911, İngiltere'de 999 veya 112, Avustralya'da 000. Online terapi acil müdahale hizmeti değildir; ağır risk durumlarında yerel acil servisler ve yerel psikiyatri hizmetleri gereklidir.

Anadilde Online Terapide İki Kültürlü Kimlik Nasıl Ele Alınır?

İki kültürlü kişiler için terapide hangi dilin kullanılacağı da kendi başına anlamlı bir konudur. Bazıları aile ve çocukluk konularını Türkçe, iş ve arkadaşlık konularını başka bir dilde konuşmayı tercih eder. Online terapi sürecinde Türkçe konuşulur; gerektiğinde bazı kavramları yaşadığınız ülkenin dilinde ifade etmeniz de doğaldır. Ayrıntılar için yurt dışındaki Türkler için Türkçe terapi sayfasına göz atabilirsiniz.

Terapide iki kültürlü kimlik genellikle şu başlıklarla ele alınır:

Kimlik öyküsünü anlamak. Nerede doğdunuz, nasıl bir ailede büyüdünüz, iki kültürle ilk ne zaman ve nasıl karşılaştınız? Hangi anlarda kendinizi en çok "arada" hissettiniz?

Çatışan inançları incelemek. Bilişsel davranışçı terapi (BDT) yaklaşımında "Türk değerlerinden uzaklaşırsam ailemi kaybederim" ya da "Bu ülkede asla kabul görmeyeceğim" gibi inançlar ele alınır. Bu inançların nereden geldiği, ne kadar gerçekçi olduğu ve hayatınızı nasıl etkilediği birlikte değerlendirilir.

Şemaları fark etmek. Bazı kişilerde çocukluktan gelen "Ben yetersizim", "Ait değilim" ya da "Başkalarının beklentilerini karşılamalıyım" gibi derin inanç kalıpları, iki kültürlü deneyimle güçlenebilir. Bu kalıpların fark edilmesi, onları değiştirmeye yönelik ilk adımdır.

Değerlere dayalı seçimler yapmak. İki kültürün beklentileri arasında, sizin kendi değerlerinize uygun kararlar vermeniz desteklenir. Amaç bir kültürü seçmek değil, sizin için anlamlı bir bütünlük kurmaktır.

Aile ile iletişim becerileri. Ebeveynlerle zor konuları konuşmak, sınır koymak ve aynı zamanda bağı korumak için iletişim becerileri üzerinde çalışılır.

Seans saatleri saat farkına göre planlanır. Ödemeler online yapılabilir; TL fiyatlandırma ve uluslararası kartla ödeme mümkündür.

Sıkça Sorulan Sorular

İki kültürlü olmak psikolojik bir sorun mudur?

Hayır. İki kültürlü kimlik bir sorun değil, bir yaşam deneyimidir. Pek çok kişi iki kültürü birlikte taşımayı zenginleştirici bulur. Zorluklar genellikle dışlanma, aile içi çatışmalar ya da iki kültür arasında seçim yapmak zorunda hissetmekten kaynaklanır.

Türkçem iyi değil, Türk kimliğime sahip çıkabilir miyim?

Elbette. Kimlik, yalnızca dil yeterliliğiyle belirlenmez. Değerleriniz, aile bağlarınız, anılarınız ve kültürel alışkanlıklarınız da kimliğinizin parçasıdır. İsterseniz Türkçenizi geliştirebilirsiniz; ama bu, kimliğinizi sahiplenmenin ön koşulu değildir.

Ailem kültürümüzden uzaklaştığımı düşünüyor, ne yapabilirim?

Ailenizin kaygısını anlamaya çalışmak ve kendi bakış açınızı suçlama olmadan anlatmak önemli bir başlangıçtır. Hangi değerleri paylaştığınızı vurgulamak, farklılıkları konuşmayı kolaylaştırabilir. Çatışmalar çok yıpratıcı hâle geldiyse aile ile iletişim konusunda destek almak yararlı olabilir.

Çocuğumun iki kültürlü kimliğini nasıl destekleyebilirim?

Çocuğunuzun her iki kültürü de sahiplenmesine izin vermek, onu bir kültürü seçmeye zorlamamak önemlidir. Türkçe konuşmak, aile hikâyelerini anlatmak ve kültürel ritüelleri paylaşmak köklerle bağ kurmasını sağlarken, yaşadığı ülkenin kültürünü de değerli görmesi, kendini bütün hissetmesine yardım eder.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler