Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Gevrekzade Hasan Efendi: Bir Hekimbaşına Atfedilen Musiki Risalesi ve Makam Listeleri

Gevrekzade Hasan Efendi: Bir Hekimbaşına Atfedilen Musiki Risalesi ve Makam Listeleri

Gevrekzade Hasan Efendi kimdir, makam ve hastalık listeleri gerçekten ona mı ait? Atfedilen risaleyi, tartışmalı yönlerini ve bugünkü bilgiyi okuyun.

İnternette "hangi makam hangi hastalığa iyi gelir" diye arama yapan herkes er geç aynı isimle karşılaşır: Gevrekzade Hasan Efendi. Pek çok yazıda bu Osmanlı hekiminin, makamları ruhsal ve bedensel hastalıklarla eşleştiren bir risale yazdığı, rast makamının felce, buselikin baş ağrısına iyi geldiğini söylediği anlatılır. Peki bu bilgiler gerçekten gevrekzade hasan efendi kaynaklı mı? Bu yazıda hakkında bilinenleri, ona atfedilen eserin neden tartışmalı olduğunu, makam listelerinin bugün nasıl okunması gerektiğini ve müziğin ruh sağlığındaki yerine dair güncel bilgiyi sade bir dille ele alıyoruz. Bir tarih meraklısı, bir müzik öğrencisi ya da yalnızca "bu doğru mu?" diye soran biri olarak okuyabilirsiniz.

Gevrekzade Hasan Efendi Kimdir?

Elimizdeki güvenilir bilgi sanıldığından azdır. Küre Ansiklopedi, Gevrekzade Hasan Efendi'yi 1801'de ölmüş ve geleneksel Osmanlı hekimliğinin son temsilcilerinden biri olarak sayılan bir hekim olarak tanıtır. Popüler kaynaklarda adı çoğu zaman "Hekimbaşı Gevrekzâde Hâfız Hasan Efendi" biçiminde geçer.

"Geleneksel Osmanlı hekimliği" ifadesi önemlidir. 18. yüzyılın sonu, Osmanlı'da tıbbın yavaş yavaş Avrupa'daki yeni yaklaşımlarla tanışmaya başladığı bir dönemdir. Gevrekzade Hasan Efendi ise eski geleneğin, yani dört hılt ve mizaç kuramına dayanan hekimliğin temsilcileri arasında anılır. Bu kuram Hipokrat ve Galen'den gelir; sağlığı kan, balgam, sarı safra ve kara safranın dengesiyle açıklar. Modern tıp bu kuramı çoktan terk etmiştir.

Hayatının ayrıntıları, eğitimi ve hekimlik pratiği hakkında popüler yazılarda okuduğunuz pek çok bilgi, bu yazının dayandığı araştırmada bağımsız kaynaklarla teyit edilememiştir. Bu nedenle burada yalnızca güvenle söylenebilecek olanları aktarıyoruz.

Gevrekzade Hasan Efendi'ye Atfedilen Musiki Risalesi

Popüler kaynaklarda Gevrekzade Hasan Efendi'ye, adı Emrâz-ı Ruhâniyye'yi Negamât-ı Mûsikiyye ile Tedavi ya da buna benzer biçimlerde geçen bir eser atfedilir. Başlık kabaca "ruhsal hastalıkların musiki nağmeleriyle tedavisi" anlamına gelir. Makam ve hastalık listelerinin büyük kısmı da bu esere ya da bu esere dayandığı söylenen aktarımlara bağlanır.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Küre Ansiklopedi, Gevrekzade Hasan Efendi'nin musikiyle doğrudan bir bağı olmadığını not eder. Yani ona atfedilen bu musiki risalesinin gerçekten onun kaleminden çıkıp çıkmadığı tartışmalıdır. Eserin adı da kaynaktan kaynağa farklı yazılır.

Bu nedenle bu yazıda "Gevrekzade'nin yazdığı risale" demek yerine "Gevrekzade'ye atfedilen risale" ifadesini kullanıyoruz. Bu küçük kelime farkı, tarih okumada büyük bir fark yaratır: Bir bilginin kime ait olduğu belirsizse, o bilginin ağırlığı da belirsizdir.

Atıf neden önemlidir?

Bir düşünce bir hekimbaşının adıyla birlikte dolaştığında daha inandırıcı görünür. "Osmanlı hekimbaşı söylemiş" cümlesi, okuyana bir otorite hissi verir. Oysa kaynağı belirsiz bir listenin ünlü bir isme bağlanması, tarih yazımında sık görülen bir durumdur. Bunun nedeni çoğu zaman kötü niyet değil; bilgilerin kuşaktan kuşağa, yazıdan yazıya aktarılırken sadeleşmesi ve bir isme yaslanmasıdır.

Makam ve Hastalık Listeleri Ne Söylüyor?

İnternette, dergilerde ve sosyal medyada dolaşan listelerde şuna benzer eşleştirmeler görürsünüz:

  • Rast makamının felce iyi geldiği
  • Rehavi makamının melankoliye iyi geldiği
  • Buselik makamının baş ağrısına iyi geldiği
  • Zirgüle makamının uykuya yardımcı olduğu

Bazı listeler bunlara makamların günün belirli saatlerinde dinlenmesi gerektiğini de ekler. Bu eşleştirmeler genellikle Gevrekzade'nin yanı sıra Fârâbî, İbn Sînâ, Ebû Bekir Râzî, Hasan Şuûrî ve Haşim Bey gibi isimlere de bağlanır. Fakat bu isim listesi de doğrulanmış değildir.

En dikkat çekici nokta şudur: Bu listeler kaynaktan kaynağa çelişir. Bir yazıda bir makam bir hastalığa iyi gelirken başka bir yazıda aynı makam bambaşka bir şeye bağlanır. Ortak, düzeltilmiş ve karşılaştırılmış bir metin üzerinden çalışılmadığında bu tür çelişkiler kaçınılmazdır.

Bir de şu var: Bu eşleştirmelerin hiçbiri bilimsel olarak test edilmemiştir. Yani "rast makamı felce iyi gelir" cümlesi, hem kaynağı belirsiz hem de bugünkü anlamda araştırılmamış bir iddiadır. Tarihsel bir inanç olarak ilgi çekicidir; ama sağlık önerisi değildir.

Günün saatlerine göre makam fikri

Bazı listelerin makamları sabah, öğle, ikindi ya da gece gibi vakitlerle eşlemesi de aynı düşünce dünyasının ürünüdür. Evrende her şeyin birbirine karşılık geldiği bir tasavvurda, günün saatleriyle seslerin de bir uyum içinde olması beklenir. Bu fikir, Osmanlı musikisine ilgi duyanlar için kültürel açıdan değerli bir ayrıntıdır. Ancak sabah belirli bir makamı dinlemenin bir hastalığı önleyeceği ya da iyileştireceği yönünde bir bulgu yoktur. Sabah kahvenizi içerken sevdiğiniz bir peşrevi dinlemek gününüze güzel bir başlangıç olabilir; bunu bir tedavi takvimi gibi düşünmemek yeterlidir.

Bir listenin eski olması onu doğru yapmaz; yalnızca onu eski yapar. Geçmişe saygı, söylediklerini sorgulamaya engel değildir.

Mizaç Kuramı Bu Listeleri Nasıl Şekillendirdi?

Makam ve hastalık eşleştirmelerini anlamanın yolu, onları dönemin tıp düşüncesi içinde okumaktır. Dört hılt kuramına göre her hastalık, bedendeki sıvıların dengesinin bozulmasıyla ilgiliydi. Sıcak-soğuk, kuru-nemli gibi niteliklerle tanımlanan mizaçlar vardı ve hekim, dengeyi yeniden kurmak için beslenme, ilaç, banyo ya da yaşam düzeni gibi araçlar önerirdi.

Bu düşünce dünyasında müzik de aynı mantıkla değerlendirildi. Kindî, udun dört telini dört unsur, mevsimler ve gök cisimleriyle ilişkilendirmişti. Böyle bir evren tasavvurunda belirli seslerin belirli niteliklere karşılık geldiğini, dolayısıyla dengeyi etkileyebileceğini düşünmek tutarlıdır. Yani makam listeleri, kendi kuramsal çerçevesi içinde mantıklı bir yere oturuyordu.

Sorun, bu çerçevenin bugün geçerli olmamasıdır. Kara safra diye bir hastalık nedeni olmadığını bildiğimiz bir dönemde, kara safrayı dengelemek için önerilen bir makamın melankoliye iyi geleceğini söylemek temelsiz kalır. Bu düşünce geleneğinin daha geniş bir çerçevesini Türk İslam tıbbında müzik başlıklı yazımızda bulabilirsiniz.

Bugün Bu Tür İddialar Nasıl Değerlendirilmeli?

Makam listeleri yalnız tarih kitaplarında kalmıyor; bazen "makam reçetesi", "şifalı müzik" ya da belirli frekanslarda (örneğin 432 Hz) üretilmiş "iyileştirici" kayıtlar olarak satışa sunuluyor. Bu iddiaların bilimsel bir dayanağı yoktur. Bir müzik terapisi uzmanının 2011'de dile getirdiği eleştiri bu açıdan önemlidir: Fârâbî ve İbn Sînâ gibi isimlere dayandırılan bilgilerin "magazinel bir mantıkla, bilimsel metodolojiye uygun olmaksızın" kullanıldığını vurgulamıştır.

Bu tür bir içerikle karşılaştığınızda kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

  1. Kaynak ne? İddia, belirli bir esere ya da sayfaya atıf yapıyor mu, yoksa "Osmanlı hekimleri söylemiş" gibi genel bir ifadeyle mi yetiniyor?
  2. Başka kaynaklarla tutarlı mı? Aynı makam için farklı yazılarda farklı hastalıklar sayılıyorsa bu bir uyarı işaretidir.
  3. Test edilmiş mi? Bir şeyin "iyi geldiği" söyleniyorsa, bunun kontrollü bir çalışmayla sınanıp sınanmadığına bakın.
  4. Bir şey satılıyor mu? Ürün, kurs ya da uygulama satan bir sayfanın tarafsız olması beklenemez.
  5. Tedavinin yerine mi öneriliyor? Bir hastalık için önerilen tedaviyi bırakıp yalnız müzik dinlemeyi öneren her içerik, sağlığınız için risk taşır.

Diyelim ki uzun süredir uykusuzluk çeken biri, bir videoda "Zirgüle makamı uykuya iyi gelir" ifadesini görüyor. Gece bu makamda bir eser dinlemek onu rahatlatabilir; bunda bir sakınca yoktur. Ama uykusuzluk aylardır sürüyorsa, yalnızca makama güvenip altta yatan nedenin araştırılmasını ertelemek doğru olmaz.

Müziğin Ruh Sağlığına Etkisi Hakkında Ne Biliyoruz?

Makam listeleri kanıta dayanmıyor diye müziğin ruh hâlimize etkisi olmadığı sonucu çıkmaz. Müzik, pek çok kişide duyguları harekete geçirir, anıları canlandırır, bir arada olma hissini güçlendirir. Bugün bu etki, tarihî listelerden çok farklı bir yöntemle, yani araştırmalarla inceleniyor.

Cochrane derlemelerine göre müzik terapisi, olağan tedaviye eklendiğinde depresif belirtilerde kısa vadede azalma sağlayabilir; ancak kanıtın kesinliği düşük ile orta arasındadır ve kılavuzlar bunu henüz rutin olarak önermemektedir. Burada "müzik terapisi" derken kastedilen, terapötik bir çerçevede, eğitimli bir uygulayıcıyla kurulan müzikal etkileşimdir; yalnız kayıttan müzik dinlemek bu tanıma girmez. Müzik terapisinin ne olduğunu, kimlere ve nasıl uygulandığını müzik terapisi yazımızda bulabilirsiniz.

Müzik neden duygularımızı bu kadar etkiler?

Bir şarkının bizi bir anda yıllar öncesine götürmesini çoğumuz yaşamışızdır. Düğünde çalınan bir türkü, askerlik dönemini hatırlatan bir marş ya da rahmetli bir büyüğün sevdiği bir şarkı, kişisel anılarla iç içe geçtiği için güçlü duygular uyandırır. Yani müziğin etkisi büyük ölçüde makamın kendisinden değil, o müziğin bizim hayatımızda neye karşılık geldiğinden kaynaklanır.

Bunun yanında müziğin ritmi bedenimizle de etkileşime girer: Hızlı bir ritim harekete geçmeyi kolaylaştırabilir, yavaş ve öngörülebilir bir ezgi ise sakinleşmeye eşlik edebilir. Birlikte şarkı söylemek ya da halay çekmek ise aidiyet ve bağ hissini güçlendirebilir. Bu etkiler kişiden kişiye değişir; aynı eser birini rahatlatırken bir başkasını hüzünlendirebilir.

İşte bu nedenle "herkese aynı makam" yaklaşımı, kişisel farklılıkları görmezden gelir. Bir eserin size ne hissettirdiğini bir listeden çok, kendi deneyiminiz gösterir. Hangi müziğin hangi anda size eşlik ettiğini fark etmek, kendinizi tanımanın da bir yoludur.

Kısacası müzik bugün de ruh sağlığı alanında yer alıyor; ama "şu makam şu hastalığı iyileştirir" biçiminde değil, destekleyici bir unsur olarak ve diğer tedavilerle birlikte.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Müzik dinlemek, ruh hâlinizi düzenlemenize yardımcı olan değerli bir alışkanlık olabilir. Ancak bazı durumlarda bu yeterli olmaz ve bir uzmanla görüşmek önemlidir:

  • İki haftadan uzun süren çökkünlük, umutsuzluk ya da keyif alamama
  • Uyku, iştah ve enerjide belirgin değişiklikler
  • Odaklanma güçlüğü nedeniyle işte ya da okulda zorlanma
  • Sevdiğiniz müzik dahil hiçbir şeyin artık sizi etkilemediği hissi
  • Kendinize zarar verme ya da yaşamaktan vazgeçme düşünceleri

Bu son madde söz konusuysa beklemeden 112'yi arayın. Diğer belirtiler tek başına tanı anlamına gelmez, ama değerlendirilmeyi hak eder. Depresyonun hangi işaretlerle kendini gösterebileceğini depresyon belirtileri yazımızda anlattık.

Terapide Müzik ve Yaratıcı Araçlar Nasıl Ele Alınır?

Bir psikolojik destek sürecinde müzik bir "reçete" olarak değil, kişinin kendini anlatmasına ve anlamasına yardımcı olan bir araç olarak ele alınabilir. Örneğin danışan, son dönemde sürekli dinlediği bir şarkının sözlerini seansa getirebilir; o sözlerin neden şu an bu kadar anlamlı geldiğini konuşmak, sözcüklere dökülmemiş duygulara yol açabilir.

Depresyon ve duygu durumu alanında çalışırken temel çerçeve, bilişsel davranışçı terapi gibi kanıta dayalı yaklaşımlardır. Bu çerçevede müzik, keyif veren etkinliklerin yeniden planlanması gibi adımlarda da yer bulabilir: Uzun süredir çalmadığınız bir enstrümana yeniden dokunmak ya da bir arkadaşla konsere gitmek, gündelik hayatı yeniden canlandırmanın küçük parçaları olabilir. Gerektiğinde psikiyatri hekimi değerlendirmesi de sürecin parçası olur.

Ayrıca şunu belirtmek gerekir: Müziği sevmek ya da onun size iyi geldiğini hissetmek değerlidir. Bir makamı dinlerken huzur buluyorsanız, bunun için bir hekimbaşının onayına ihtiyacınız yok. Yalnızca bu huzuru, gerekli olan desteğin yerine koymamak önemlidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Gevrekzade Hasan Efendi gerçekten müzikle tedavi üzerine bir kitap yazdı mı?

Popüler kaynaklarda ona müzikle ruhsal hastalıkların tedavisine dair bir risale atfedilir. Ancak Küre Ansiklopedi onun musikiyle doğrudan bir bağı olmadığını not eder; bu nedenle atıf tartışmalıdır ve "atfedilen" ifadesiyle aktarılması daha doğrudur.

Rast makamı felce iyi gelir mi?

Bu eşleştirme dönemin risalelerinde ve popüler listelerde geçen tarihsel bir inançtır. Bilimsel olarak test edilmemiş, bugünkü tıp bilgisiyle desteklenen bir bilgi değildir. Felç sonrası iyileşme süreci için hekiminizin önerdiği tedavi ve rehabilitasyon esas alınmalıdır.

Makam listeleri neden birbirini tutmuyor?

Listeler farklı aktarımlardan, çoğu zaman karşılaştırılmamış ve doğrulanmamış kaynaklardan derlenir. Aynı makamın farklı yazılarda farklı hastalıklara bağlanması, bu bilgilerin sağlam bir ortak metne dayanmadığını gösterir.

Makam müziği dinlemenin bir zararı var mı?

Keyifle dinlediğiniz müziğin bir zararı yoktur; pek çok kişi için rahatlatıcı ve anlamlı olabilir. Risk, müziğin bir hastalığın tedavisinin yerine konmasında ortaya çıkar. Süren sağlık sorunlarında bir uzmana başvurmak gerekir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler