Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Osmanlıda Müzikle Tedavi: Darüşşifalarda Gerçekte Ne Yapılıyordu?

Osmanlıda Müzikle Tedavi: Darüşşifalarda Gerçekte Ne Yapılıyordu?

Osmanlıda müzikle tedavi nasıl uygulanıyordu? Edirne ve Manisa darüşşifalarında musiki, makam inancı ve bugünkü bilimin bu gelenek hakkındaki görüşü.

Edirne'deki Sağlık Müzesi'ni gezenler, kubbeli bir salonda durup çeşmeden akan suyun sesini dinlerken çoğu zaman aynı soruyu sorar: "Burada gerçekten hastalar müzikle mi iyileştiriliyordu?" Sosyal medyada dolaşan paylaşımlar bu soruya kolay bir cevap verir: Osmanlı hekimleri hangi makamın hangi hastalığa iyi geldiğini biliyordu ve bugün unuttuğumuz bir bilgiyle hastaları tedavi ediyordu. Gerçek ise hem daha ilginç hem de daha karmaşıktır. Osmanlıda müzikle tedavi, belgelerle izlenebilen bir bakım pratiği ile zamanla büyüyen anlatıların iç içe geçtiği bir konudur. Bu yazıda darüşşifalarda gerçekte neler yapıldığını, hangi bilgilerin kaynaklarla desteklendiğini, hangilerinin rivayet düzeyinde kaldığını ve bugünkü bilimin bu gelenek hakkında ne söyleyebildiğini ele alıyoruz.

Osmanlıda Müzikle Tedavi Ne Demekti?

Bugün "tedavi" dediğimizde aklımıza tanı, tedavi planı ve ölçülebilir sonuçlar gelir. Osmanlı döneminde ise hastalık ve sağlık, Hipokrat ve Galen'den miras kalan dört hılt kuramıyla açıklanırdı. Bu kurama göre insan bedeninde kan, balgam, sarı safra ve kara safra bulunur; bunların dengesi bozulduğunda kişi hastalanır. Ruhsal sıkıntılar da çoğu zaman bu dengenin bozulmasıyla ilişkilendirilirdi. Örneğin bugün depresyon diyebileceğimiz bir hâl, kara safranın fazlalığıyla açıklanabilirdi.

Bu çerçevede musiki, dengeyi yeniden kurmaya yardım ettiği düşünülen araçlardan biriydi. Yani Osmanlıda müzikle tedavi, kendi döneminin bilgi sistemi içinde tutarlı bir mantığa sahipti. Ancak dört hılt kuramı modern tıpta terk edilmiştir. Bu nedenle o dönemin uygulamalarını anlamak için onları kendi bağlamında okumak, bugüne taşırken ise dikkatli olmak gerekir.

Önemli bir ayrım daha var: Musikinin hastalara dinletilmesi ile musikinin hastalığı iyileştirdiği iddiası aynı şey değildir. Birincisi tarihsel olarak izlenebilen bir uygulamadır; ikincisi ise o dönemin inancıdır ve bugünkü anlamda test edilmemiştir.

Darüşşifalar: Vakıf Eliyle Kurulan Şifahaneler

Darüşşifa, bimaristan, bimarhane ve şifahane aynı kurum tipinin farklı adlarıdır. Bu kurumlar genellikle vakıf eliyle kurulur ve hastalara ücretsiz hizmet verirdi. Anadolu'da bu geleneğin Selçuklu dönemine uzanan örnekleri vardır:

  • Gevher Nesibe Darüşşifası (Kayseri): 1206'da I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından kız kardeşi Gevher Nesibe Sultan'ın vasiyetiyle yapılmıştır. "Çifte Medrese" olarak da bilinir; hem sağlık hem eğitim kurumu olarak çalışmış, bugün Selçuklu Uygarlığı Müzesi olarak ziyaret edilmektedir. Burada müzikle tedavi yapıldığına dair anlatılar haber sitelerinde sıkça geçse de bu araştırmada belgeyle doğrulanamamıştır.
  • Divriği Darüşşifası (Sivas): 1228'de Mengücekli Behram Şah'ın kızı Turan Melek adına yapılmış, Ulu Cami ile birlikte UNESCO Dünya Mirası listesine girmiştir. Havuzdaki su sesinin ve yapının akustiğinin ruhsal sıkıntısı olanları rahatlatmak için düşünüldüğü yorumu yaygındır; ancak bu bir sanat tarihi yorumudur, test edilmiş bir bulgu değildir.
  • Amasya Darüşşifası: 1308–1309 yıllarında, İlhanlı döneminde yapılmıştır. Cerrah Şerefeddin Sabuncuoğlu burada çalışmış ve 1465'te resimli eseri Cerrâhiyyetü'l-Hâniyye'yi yazmıştır. Akademik çalışmalar Amasya'yı müzikle tedavi örnekleri arasında anar, fakat yöntemin ayrıntısı bilinmemektedir.

Osmanlı döneminde İstanbul'daki Fatih ve Süleymaniye darüşşifaları da musikinin kullanıldığı kurumlar arasında sayılır; ancak bu kurumlardaki uygulamaların ayrıntıları kaynaklarda net değildir.

Edirne ve Manisa: Kaynaklarda Musiki ve Su Sesi

Osmanlıda müzikle tedavi denince en sık anılan yer, Edirne'deki II. Bayezid Külliyesi'nin darüşşifasıdır. Külliye 1488'de tamamlanmış ve yaklaşık dört yüz yıl hizmet vermiştir. Bugün Trakya Üniversitesi'ne bağlı Sağlık Müzesi olarak açıktır.

Bu kurumla ilgili en önemli tanıklık Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sidir. Evliya Çelebi, haftada üç gün bir saz takımının gelip hastalara musiki icra ettiğini yazar. Ansiklopedik kaynaklar da ruhsal sıkıntısı olan hastalara su sesi, ney, ud, rebab gibi çalgılarla icra edilen musiki ve çiçek kokularıyla bakım verildiğini aktarır. Yani Edirne'de musikinin hasta bakımının bir parçası olduğu, kaynaklarla desteklenen bir bilgidir.

Buna karşılık sıkça paylaşılan "On kişilik bir hanende-sazende ekibi her hastalığa farklı bir makam çalardı" ifadesi doğrulanamamıştır. Bu tür ayrıntılar, zaman içinde anlatıya eklenen ve tekrarlandıkça kesinlik kazanmış gibi görünen bilgilerdir.

Manisa'da ise Ayşe Hafsa Sultan'ın 1522'de başlattığı Sultan Camii külliyesine 1539'da bir darüşşifa eklenmiştir. Hafsa Sultan 1534'te öldüğü için yapıyı Kanuni Sultan Süleyman tamamlatmıştır. Bu darüşşifa son yaklaşık iki yüz yılında akıl hastanesi olarak çalışmıştır. Haber kaynaklarında burada el işi, musiki ve su sesiyle bakım yapıldığı anlatılır. Bugün Manisa Celal Bayar Üniversitesi'ne bağlı bir tıp tarihi müzesidir.

Bu tür bir müzeyi gezerken bir canlandırmayla ya da anlatım panosuyla karşılaştığınızda şunu akılda tutmak yararlı olur: Müze düzenlemeleri, ziyaretçiye dönemin atmosferini anlatmak için hazırlanır. Her ayrıntının belgeye dayandığını düşünmek yerine, müze panolarında hangi bilginin hangi kaynaktan geldiğine bakmak, ziyareti hem daha keyifli hem de daha öğretici kılar. Çocuklarla gidiyorsanız onlara "Sence burada yatan biri bu sesleri duyunca ne hissederdi?" diye sormak, tarihi bir empati alıştırmasına dönüştürebilir.

Bu iki örnekte dikkat çeken şey, musikinin tek başına değil; su, koku, el işi ve bakımlı bir ortamla birlikte anılmasıdır. Belki de asıl önemli olan, hastaların kapatılıp unutulmadığı, kendileri için bir düzen kurulan bir mekânda yaşamasıydı.

Makam ve Mizaç İnancı: Hangi Makam Neye İyi Gelirdi?

Osmanlıda müzikle tedavi denince akla gelen ikinci başlık, makamların belirli ruh hâllerine ve hastalıklara iyi geldiği inancıdır. Popüler kaynaklarda Fârâbî, İbn Sînâ, Ebû Bekir Râzî, Hasan Şuûrî, Gevrekzâde Hâfız Hasan Efendi ve Haşim Bey gibi isimlerin bu konuda yazdığı söylenir; ancak bu liste doğrulanmamıştır. Örneğin Gevrekzâde Hasan Efendi geleneksel Osmanlı hekimliğinin son temsilcilerinden biri sayılır; fakat ona atfedilen musiki risalesi tartışmalıdır ve ansiklopedik kaynaklar onun musikiyle doğrudan bağı olmadığını not eder.

Popüler listelerde rast makamının felce, rehavinin melankoliye, buselik makamının baş ağrısına, zirgülenin uykuya iyi geldiği yazılır. Bazı listeler makamları günün belirli saatleriyle de eşleştirir. Bu eşleştirmeler hakkında bilinmesi gereken üç şey var:

  1. Listeler birbiriyle çelişir. Aynı makam bir kaynakta bir hastalıkla, başka bir kaynakta bambaşka bir durumla eşleştirilir.
  2. Bu eşleştirmeler bilimsel olarak test edilmemiştir. Dönemin risalelerinde rast makamının felce iyi geldiği yazılır; bu, bugün bilimsel olarak desteklenen bir bilgi değildir.
  3. Arkasındaki kuram terk edilmiştir. Makam–mizaç ilişkisi dört hılt kuramına dayanır; bu kuram modern tıbbın açıklama biçimi değildir.

Bir müzik terapisi uzmanı 2011'de yaptığı bir değerlendirmede, Fârâbî ve İbn Sînâ'ya ait bilgilerin "magazinel bir mantıkla, bilimsel metodolojiye uygun olmaksızın" kullanıldığını eleştirmiştir. Bu eleştiri, mirasa saygı ile mirası bugünün tedavisi gibi sunmak arasındaki farkı iyi özetler.

Bir geleneği değerli kılan, onun bugünün kanıtı olması değil; insanların acıya nasıl yaklaştığını bize göstermesidir.

Belgeli Olan ile Anlatılagelen Arasındaki Fark

Tarih meraklıları, öğrenciler ve müze ziyaretçileri için işe yarayabilecek basit bir ayrım yapalım.

Kaynaklarla desteklenenler:

  • Darüşşifaların vakıf eliyle kurulup ücretsiz hizmet verdiği,
  • Edirne'de hastalara haftada üç gün musiki icra edildiğinin Evliya Çelebi tarafından anlatıldığı,
  • Edirne ve Manisa'da musikinin su sesi, koku ve el işiyle birlikte bakımda yer aldığının aktarıldığı,
  • Dönemin bazı risalelerinde makamlarla ruh hâlleri arasında ilişki kurulduğu.

Rivayet ya da yorum düzeyinde kalanlar:

  • Her hastalığa ayrı makam çalındığı,
  • Divriği'deki akustiğin iyileştirici bir sistem olarak tasarlandığı,
  • Kayseri'de izolasyon odalarında "müzik sistemi" bulunduğu,
  • Belirli makam listelerinin belirli hekimlerin eseri olduğu.

Bu tür anlatılar neden bu kadar kolay yayılır? Bunun birkaç nedeni olabilir. Birincisi, geçmişe duyulan özlem: Bugünün hızlı ve yorucu sağlık sistemi karşısında, hastaların su sesi ve musikiyle karşılandığı bir dünya insana çekici gelir. İkincisi, kültürel gurur: Kendi geçmişimizde değerli bir şey bulmak isteriz ve bu istek, ayrıntıları büyütmeye açıktır. Üçüncüsü, kısa paylaşım biçimleri: Bir görselin altına sığan iki cümle, "aktarıldığına göre" ya da "kaynaklar tartışmalı" gibi çekinceleri taşımaz. Sonuçta bir yorum birkaç paylaşım sonra kesin bir olgu gibi okunmaya başlar.

Bu ayrımı yapmak, geleneği küçümsemek anlamına gelmez. Tersine, kaynağı belli bilgilere dayanmak, bu mirası daha sağlam bir biçimde sahiplenmemizi sağlar. Bir öğretmen öğrencilerine Edirne'yi anlatırken "Evliya Çelebi'nin anlattığına göre" demeyi alışkanlık hâline getirirse, hem tarihi hem de eleştirel düşünmeyi öğretmiş olur.

Osmanlıda Müzikle Tedavi ve Bugünkü Bilim: Ne Biliniyor?

Peki darüşşifalardaki uygulama ile bugünkü müzik temelli çalışmalar arasında bir bağ var mı? Bir bakıma evet: Her ikisi de müziğin insanın duygusal hâline dokunabileceği fikrinden beslenir. Ama yöntem bakımından aralarında büyük fark vardır.

Modern müzik terapisi 20. yüzyılda bir meslek olarak şekillenmiştir. Dünya savaşlarından sonra ABD'de gaziler hastanelerinde müzisyenlerin çalması, doktorların ve hemşirelerin müzisyen istihdamı istemesine, bu da eğitim ihtiyacına yol açmıştır. Bugün araştırmacılar müziğin etkisini kontrollü çalışmalarla değerlendirir. Örneğin depresyonla ilgili Cochrane derlemesi (Aalbers ve ark., 2017), dokuz çalışmayı ve 421 katılımcıyı incelemiş; müzik terapisinin olağan bakıma eklendiğinde kısa vadede depresif belirtilerde azalma sağlayabileceğini, ancak kanıtın düşük–orta kesinlikte olduğunu belirtmiştir.

Buradan çıkan sonuç şudur: Müzik, uygun bir çerçevede ve uzman desteğiyle kullanıldığında bazı kişilere destek olabilir; ama tıbbi tedavinin ya da psikoterapinin yerine konmaz. "Şu makamı dinleyin, şu hastalık geçsin" türünden öneriler ise bu bilgiyle desteklenmez. Müziğin ruh sağlığındaki yeri hakkında daha ayrıntılı bilgi için müzik terapisi yazısına göz atabilirsiniz. Makam listelerinin ayrıntılı bir değerlendirmesini ise makamların insana etkisi yazısında ele alıyoruz.

Mirası gündelik hayata nasıl taşıyabiliriz?

Osmanlı darüşşifalarından alınabilecek en değerli ders belki de bakımın bütüncül olmasıdır. Ruhsal sıkıntı yaşayan bir insanın çevresi, duyduğu sesler, bir işle meşgul olabilmesi ve kendisine düzenli olarak birinin uğraması önemlidir. Bugün bunu şöyle düşünebilirsiniz:

  • Zor bir dönemde sevdiğiniz bir müziği dinlemek size iyi gelebilir; bu bir tedavi değil, bir öz bakım alışkanlığıdır.
  • Bir türküyü ya da şarkıyı birlikte söylemek, aile içinde ya da bir toplulukta bağ kurmanın yolu olabilir.
  • El işi, bahçe, yürüyüş gibi elleri ve bedeni meşgul eden etkinlikler gün içinde bir düzen oluşturabilir.
  • Evde yaşlı bir aile büyüğünüz varsa, onun gençliğinden kalma bir fasıl ya da türkü kaydını birlikte dinlemek, sohbet açmanın sıcak bir yolu olabilir. Burada amaç bir hastalığı iyileştirmek değil, birlikte geçirilen zamanı zenginleştirmektir.
  • "Frekans müziği", "iyileştiren makam" ya da "makam reçetesi" gibi ticari iddialara temkinle yaklaşın; bunlar bilimsel kanıta dayanmaz.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Tarihe duyulan ilgi bazen kişisel bir arayıştan da beslenir. Kimi okurlar bu konuyu araştırırken aslında kendileri ya da bir yakınları için çare aramaktadır. Müzik dinlemek size bir süreliğine iyi gelse bile şu durumlarda bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız yerinde olur:

  • Birkaç haftadır süren isteksizlik, mutsuzluk ya da kaygı günlük hayatınızı zorlaştırıyorsa,
  • Uyku, iştah ve enerjinizde belirgin değişiklikler varsa,
  • Bir yakınınız için internette "makam tedavisi" gibi yöntemler arıyor, ama bu sırada onun bir uzmana görünmesini erteliyorsanız,
  • Kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleri yaşıyorsanız. Böyle bir durumda beklemeyin; acil durumlarda 112'yi arayın.

Psikoterapi, yaşadığınız sıkıntıyı bütün yönleriyle ele almak için güvenli bir alan sunar. Yetişkinlerle yürütülen bu süreç hakkında bireysel terapi sayfasında genel bilgi bulabilirsiniz. Gerekli görüldüğünde psikiyatri hekimi değerlendirmesi de sürecin bir parçası olabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Osmanlı darüşşifalarında hastalar gerçekten müzikle iyileşiyor muydu?

Kaynaklar, Edirne gibi bazı darüşşifalarda hastalara musiki dinletildiğini gösterir. Ancak bunun hastaları iyileştirdiğine dair bugünkü anlamda bir ölçüm ya da kayıt yoktur. Musikinin bakımın bir parçası olduğu söylenebilir; tedavi edici etkisi ise o dönemin inancıdır.

Edirne'deki Sağlık Müzesi'nde ne görülebilir?

  1. Bayezid Külliyesi'nin darüşşifası bugün Trakya Üniversitesi'ne bağlı Sağlık Müzesi olarak ziyarete açıktır. Ziyaretçiler, kubbeli mekânlar ve su sesiyle birlikte bu kurumun nasıl bir bakım anlayışıyla çalıştığına dair bir fikir edinebilir.

Makam listelerine güvenerek müzik dinlemenin bir zararı olur mu?

Sevdiğiniz bir makamı dinlemenin kendisi zararsızdır ve size keyif verebilir. Sorun, bu listelere güvenerek gerçek bir sağlık sorununu ertelemektir. Müziği keyif ve rahatlama için kullanın; bir hastalık ya da ruhsal sıkıntı söz konusuysa bir uzmana başvurun.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler