Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Hitit Kanunlarında Aile, Evlilik ve Boşanma: 3500 Yılda Ne Değişti, Ne Değişmedi?

Hitit Kanunlarında Aile, Evlilik ve Boşanma: 3500 Yılda Ne Değişti, Ne Değişmedi?

Hitit kanunlarında aile nasıl düzenlenmişti? Başlık parası, çeyiz ve boşanma hükümlerini bugünün evlilik ilişkileri ve aile psikolojisiyle birlikte okuyun.

Bir çift evlenmeye karar verdiğinde aileler arasında konuşulan ilk konulardan biri hâlâ çeyiz, takı ve düğün masraflarıdır. Bu pazarlığın ne kadar eski olduğunu düşündünüz mü? Boğazköy'de, Hitit başkenti Hattuşa'da bulunan tabletler arasında evliliği, boşanmayı, mirası ve evlat edinmeyi düzenleyen kanun metinleri de var. Hitit kanunlarında aile, bugünkü Çorum topraklarında yaklaşık 3500 yıl önce yaşamış bir toplumun evliliği nasıl gördüğünü, kadının ve erkeğin hangi güvencelere sahip olduğunu ve aile içi anlaşmazlıkların nasıl çözülmeye çalışıldığını gösteren nadir kaynaklardan biridir. Bu yazıda bu metinleri tarihî bir merak konusu olarak değil, bugünkü aile ilişkilerine tutulan bir ayna olarak ele alacağım; abartmadan ve "kadim eşitlik" gibi kolay söylemlere kapılmadan.

Hitit Kanunlarında Aile: Kaynaklar Ne Söylüyor?

Hattuşa'daki tablet arşivi UNESCO'nun Dünya Belleği listesinde yer alıyor; UNESCO bu arşivi yaklaşık 25.000 tablet olarak tanımlıyor. Çorum'un Ortaköy ilçesindeki Şapinuva'da da yaklaşık 4.000 tabletlik bir arşiv bulunduğu aktarılıyor. Bu metinlerin bir kısmı hukuki düzenlemelerdir ve aile hayatına dair doğrudan bilgi verir.

Akademik çalışmaların ortak olarak aktardığı başlıca noktalar şunlar:

  • Kanunlarda evlilik, boşanma, miras ve evlat edinme konularında hükümler bulunuyor.
  • Evlilikte iki kavram öne çıkıyor: Damadın ya da ailesinin verdiği ve kaynaklarda kušata olarak geçen başlık parası ile gelinin ailesinden gelen ve iwaru olarak geçen çeyiz.
  • Boşanma durumunda çeyizin kadının baba evine dönebildiği aktarılıyor. Bu, kadının evlilik bittiğinde tamamen güvencesiz kalmaması için bir düzenleme olarak yorumlanıyor.
  • Eski Ön Asya aile hukukunu inceleyen çalışmalarda nafaka, tazminat ve mal paylaşımı gibi kavramların da tartışıldığı görülüyor (Şahin, 2015).

Bu metinleri yorumlarken dikkatli olmak gerekir. Kumaş'ın 2018 tarihli çalışması, Hitit hukuki metinlerinde ataerkil ve anaerkil izleri veraset üzerinden tartışır. Ortega Balanza'nın 2014 tarihli değerlendirmesi ise kanunların kadının bedenine ve emeğine ilişkin bakışını eleştirel biçimde ele alır. Akademik görüşün özeti şudur: Kanunlar, aynı dönemin bazı başka kodlarıyla karşılaştırıldığında kadının konumunu belli ölçüde iyileştirmiş olabilir; ama toplum açıkça ataerkildir ve eşitsizlik metinlerde görülür.

Kısacası, "ataerkil ama düzenlenmiş" bir aile yapısından söz ediyoruz. Ne bugünün ölçütleriyle eşitlikçi bir cennet ne de tamamen hak tanımayan bir düzen.

Sosyolojik Okuma: Aile Neden Hep Bir Sözleşmedir?

Hitit metinlerinin bugüne söylediği belki en önemli şey, evliliğin her zaman iki kişiden fazlasını ilgilendiren bir sözleşme olduğudur. Başlık parası ve çeyiz, iki ailenin ekonomik ve toplumsal olarak birbirine bağlanması anlamına gelir. Bu, Türkiye'nin birçok bölgesinde bugün de tanıdık bir durumdur: Düğün öncesi "kim ne alacak" konuşmaları, takıların kime ait sayılacağı, evin hangi tarafın desteğiyle döşeneceği gibi.

Olası yapısal etkenler şöyle sıralanabilir:

  • Ekonomik güvence ihtiyacı: Tarım ve hayvancılığa dayalı toplumlarda aile, aynı zamanda üretim birimidir. Evliliğin mal boyutunun düzenlenmesi, bu birimin sürekliliğini korur.
  • Kadının kırılganlığı: Boşanma ya da eşin ölümü durumunda kadının ekonomik olarak ayakta kalabilmesi, birçok toplumda ailenin ve hukukun ilgilendiği bir konu olmuştur.
  • Akrabalık ağı: Evlilik, iki ailenin dayanışma ağını genişletir; bu nedenle çatışmalar da çoğu zaman iki aile arasında yaşanır.

Bugün Türkiye'de evlilik ve boşanmayı düzenleyen modern hukuk, kadın ve erkeğe eşit haklar tanır. Ama gündelik hayattaki beklentiler, hukukun hızına her zaman yetişmez. Diyelim ki genç bir çift, düğünde takılan altınların ileride kime ait olacağı konusunda hiç konuşmamış. Bir anlaşmazlık çıktığında mesele, çiftin kendi kararından çok iki ailenin onur ve hak duygusuna dönüşebilir. Bu sahne, binlerce yıl önce kayıt altına alınmaya çalışılan gerilimin bugünkü bir yansımasıdır.

Bir başka ilginç nokta, bu metinlerin bugün Çorumluların yaşadığı topraklarda yazılmış olmasıdır. Hattuşa'da 1906'dan beri süren kazılar ve Şapinuva'daki çalışmalar, bu düzenlemeleri bir ders kitabı bilgisi olmaktan çıkarıp yerel bir hikâyeye dönüştürür. Aile içi kuralları tartışırken "Bizim topraklarımızda bu konular binlerce yıldır konuşuluyor" demek, gerilimi kişisel bir başarısızlık olarak görmek yerine insanlığın ortak bir sorusu olarak görmeye yardım edebilir.

Hitit Kanunlarında Aile ile Bugünün Ailesi Arasında Ne Değişti?

Değişen çok şey var. Evlilik bugün yasal olarak iki yetişkinin özgür iradesine dayanır. Kadınlar eğitim ve çalışma hayatında çok daha görünürdür. Boşanma, toplumsal olarak hâlâ zor bir karar olsa da hukuken her iki eşin başvurabileceği bir yoldur. Çocuğun yüksek yararı, aile hukukunun merkezine yerleşmiştir.

Değişmeyen ise şunlardır:

  1. Güvence arayışı: İnsanlar ilişkiye girerken duygusal olduğu kadar maddi bir güvence de ararlar. Bu bir kusur değil, insan doğasının bir parçasıdır.
  2. Aileler arası denge: Evlilikte iki aile arasındaki güç dengesi, çiftin ilişkisini bugün de etkiler. Gelin–kaynana ya da damat–kayınpeder ilişkileri, bu dengenin en görünür alanlarıdır.
  3. Ayrılığın acısı ve adalet duygusu: Boşanma, yalnızca hukuki bir süreç değil, "Haksızlığa uğradım" duygusunun yoğun yaşandığı bir dönemdir. Mal paylaşımı ve çocukların geleceği, bu duygunun en çok yoğunlaştığı konulardır.
  4. Kadının sesinin duyulması: Hitit döneminde Kraliçe Puduhepa'nın diplomatik yazışmalardaki rolü akademik tezlerde işleniyor. Bu, kadının toplumsal etkisinin her dönemde var olduğunu ama çoğu zaman sınırlı alanlarda görünür olduğunu hatırlatır.

Bu karşılaştırmanın amacı geçmişi yüceltmek ya da küçümsemek değildir. Hitit kanunlarında aile düzenlemelerini okumak, bugün yaşadığımız bazı gerilimlerin kişisel kusurlardan değil, insan toplumlarının çok eski ve ortak sorularından kaynaklandığını görmemizi sağlar. Bu bakış, çiftlerin ve ailelerin birbirlerini suçlamak yerine ortak bir çözüm aramasını kolaylaştırabilir. Geçmiş kuşakların bu sorulara verdiği yanıtları bilmek, kendi yanıtımızı bulmak için bir başlangıç noktası olabilir.

Aileyi koruyan şey kurallar kadar, o kuralların konuşulabilmesidir.

Psikolojik Okuma: Evlilikte Para, Güven ve Aidiyet

Psikolojik açıdan bakınca başlık parası ve çeyiz gibi düzenlemeler üç temel ihtiyaca dokunur: güven, değer görme ve aidiyet.

Güven: "Bu ilişki biterse ne olacak?" sorusu, çoğu çiftin yüksek sesle sormadığı ama içten içe taşıdığı bir sorudur. Bu soruyu konuşmamak, çoğu zaman güvensizliği büyütür. Evlilik öncesinde maddi konuları açıkça konuşan çiftler, ileride bu konuların kriz anlarında patlamasını bir ölçüde önleyebilir. Bu konuyu evlilik öncesi danışmanlık yazısında daha ayrıntılı ele almıştım.

Değer görme: Çeyiz ya da takı, birçok ailede "kızımıza verdiğimiz değer" ya da "geline gösterilen saygı" anlamına gelir. Bu yüzden bu konulardaki tartışmalar kolayca kişisel bir değersizlik duygusuna dönüşebilir. "Az takı takıldı" ya da "çeyiz beğenilmedi" gibi sözler, yıllarca hatırlanan kırgınlıklar bırakabilir.

Aidiyet: Evlilik, kişinin hem kendi ailesine hem de yeni ailesine ait olma çabasını içerir. Bu çifte aidiyet, özellikle geniş aile yapısının güçlü olduğu yerlerde, sadakat çatışmalarına yol açabilir: "Annemi mi kırayım, eşimi mi?"

Hitit metinlerinde miras ve veraset hükümlerinin de yer alması, bugün pek çok ailede yaşanan bir başka gerilimi akla getirir: kardeşler arasında miras paylaşımı. Anne ya da babanın ölümünün ardından tarla, ev ya da dükkân üzerine başlayan tartışmalar, çoğu zaman yas sürecinin içine düşer. Kişi bir yandan kaybını yaşarken öbür yandan "Bana haksızlık yapıldı" duygusuyla mücadele eder. Bu tartışmaların altında genellikle yıllardır konuşulmamış eski kırgınlıklar yatar: "Hep o kayırıldı", "Annemize ben baktım ama hakkım teslim edilmedi" gibi. Miras, böylece yalnızca bir mal paylaşımı değil, ailedeki sevgi ve emeğin nasıl dağıtıldığına dair bir hesaplaşmaya dönüşebilir.

Evlat edinmenin binlerce yıl önce de düzenlenmiş olması ise ailenin yalnızca kan bağıyla tanımlanmadığını hatırlatır. Bugün de evlat edinme ya da koruyucu aile olma kararı veren aileler, çocuğa kök ve aidiyet duygusu kazandırma, onun geçmişini saygıyla konuşabilme gibi hassas sorularla karşılaşır. Bu soruların yanıtı, çocuğa ait olduğu bir yer olduğunu hissettiren tutarlı ve güvenli bir ilişkidir.

Boşanma aşamasında bu ihtiyaçların hepsi aynı anda sarsılır. Kişi hem maddi güvencesini hem değer gördüğü bir ilişkiyi hem de bir aileye ait olma duygusunu kaybedebilir. Bu nedenle boşanma sürecinde yaşanan öfke, kaygı ve yas, son derece anlaşılır tepkilerdir.

Bugünün Çiftleri ve Aileleri İçin Pratik Öneriler

Tarihî metinler bize hazır çözümler sunmaz; ama hangi konuların kuşaklar boyunca zor olduğunu gösterir. Buradan hareketle bazı öneriler:

  1. Maddi konuları evlilik öncesinde konuşun. Düğün masrafları, takıların kime ait sayılacağı, ev eşyalarının nasıl alınacağı gibi konuları "ayıp" saymadan, sakin bir zamanda konuşmak sonraki kırgınlıkları azaltabilir.
  2. Aile beklentilerini çiftin kararından ayırın. Ailelerin görüşü değerlidir; ama son kararı çiftin birlikte vermesi, evliliğin sınırlarını en baştan çizer.
  3. "Kim haklı?" yerine "Neye ihtiyacımız var?" diye sorun. Para tartışmalarının altında genellikle güven ya da değer görme ihtiyacı yatar. İhtiyacı konuşmak, rakamları konuşmaktan daha çok yol açar.
  4. Boşanma gündemdeyse önce kendinize zaman tanıyın. Öfkenin en yoğun olduğu anlarda alınan maddi ve hukuki kararlar, ileride pişmanlık yaratabilir. Hukuki destek ile psikolojik desteği birlikte düşünmek yararlıdır.
  5. Çocukları mal paylaşımı tartışmalarının dışında tutun. Çocuğun bir tarafın "hakkını" savunmak zorunda bırakılması, onun üzerinde ağır bir yük oluşturur.
  6. Geçmiş kuşakların hikâyesini dinleyin. Büyüklerinizin evlilik ve çeyiz hikâyeleri, ailenizde hangi değerlerin neden önemli olduğunu anlamanıza yardımcı olabilir; bu, beklentiler çatıştığında empati kurmayı kolaylaştırır.

Bir boşanma kararının eşiğindeyseniz, boşanma kararı vermek üzerine yazdığım yazıda bu süreci daha ayrıntılı ele almıştım.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Evlilikte maddi konular ve aile beklentileri üzerine anlaşmazlık yaşamak olağandır. Ancak şu durumlarda bir uzmanla görüşmek yararlı olabilir:

  • Para, çeyiz, takı ya da aile katkısı üzerine tartışmalar aylardır tekrarlıyor ve çözülmüyorsa,
  • eşlerden biri kendini sürekli değersiz, kontrol edilen ya da güvencesiz hissediyorsa,
  • iki aile arasındaki gerilim, çiftin birbirine yaklaşmasını engelliyorsa,
  • boşanma düşüncesi gündemdeyse ve karar vermekte zorlanıyorsanız,
  • boşanma sonrası öfke, yas ya da kaygı gündelik hayatınızı belirgin biçimde etkiliyorsa.

Bu işaretler tek başına bir sorunun tanısı değildir; ama ilişkiye ve kendinize dışarıdan bakmanın zamanı geldiğini gösterebilir.

Terapide Evlilik ve Aile Çatışmaları Nasıl Ele Alınır?

Çift terapisi, eşlerin tekrarlayan çatışmalarının altındaki ihtiyaçları ve korkuları görünür kılmayı amaçlar. Maddi tartışmalar çoğu zaman yalnızca para üzerine değildir; "Beni önemsiyor musun?", "Ailen mi ben mi?" gibi daha derin soruları taşır. Terapide bu sorular güvenli bir ortamda konuşulur ve çiftin kendi anlaşma biçimini geliştirmesi desteklenir.

Bilişsel davranışçı terapi (BDT) yaklaşımında, "Takı az takıldıysa beni değersiz görüyorlar" ya da "Kendi ailemi savunmazsam ihanet etmiş olurum" gibi otomatik düşünceler fark edilir ve alternatif bakış açıları geliştirilir. İletişim becerileri, sorun çözme ve sınır koyma üzerine somut çalışmalar yapılır.

Şema terapi bakış açısı ise eşlerin kendi ailelerinden taşıdığı erken dönem kalıpların (örneğin terk edilme ya da kusurluluk duygusu) evlilikteki tepkileri nasıl şekillendirdiğini anlamaya yardımcı olur. Boşanma sürecindeki ya da sonrasındaki bireyler için bireysel görüşmeler de sürece dahil edilebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hitit kanunlarında kadınlar boşanabiliyor muydu?

Akademik çalışmalar, Hitit kanunlarında boşanmaya ilişkin hükümler bulunduğunu ve boşanma durumunda çeyizin kadının baba evine dönebildiğini aktarıyor. Ancak toplumun ataerkil olduğu ve hakların bugünkü anlamda eşit olmadığı da vurgulanıyor.

Başlık parası ve çeyiz Hititlerde ne anlama geliyordu?

Kaynaklarda başlık parası kušata, çeyiz ise iwaru olarak geçiyor. Bu düzenlemeler, evliliğin iki aile arasında ekonomik ve toplumsal bir bağ kurduğunu ve kadının belli bir güvenceye sahip olmasının amaçlandığını gösteriyor.

Evlilikte para konusunu konuşmak ilişkiye zarar verir mi?

Genellikle tam tersi geçerlidir. Maddi konuların sakin bir zamanda ve açıkça konuşulması, ileride kriz anlarında yaşanabilecek kırgınlıkları azaltabilir. Önemli olan konuşmanın suçlama değil, ortak ihtiyaçları anlama amacıyla yapılmasıdır.

Aile büyüklerinin evliliğimize müdahalesiyle nasıl baş edebilirim?

İlk adım, eşinizle birlikte ortak bir tutum belirlemektir. Büyüklerin görüşlerini saygıyla dinlemek ile kararları çift olarak vermek birbirine engel değildir. Gerilim sürüyorsa, bir uzmanla birlikte sınırları konuşmak yararlı olabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler