Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Yasta Öfke: Kayıptan Sonra Herkese Kızmak Normal mi?

Yasta Öfke: Kayıptan Sonra Herkese Kızmak Normal mi?

Yasta öfke neden olur, kime yönelir ve nasıl taşınır? Kayıptan sonra doktora, aileye, hatta kaybedilen kişiye duyulan öfkeyi anlamak için okuyun.

Babasını kaybeden bir kadının, cenazeden üç gün sonra marketteki kasiyerin yavaşlığına bağırdığını ve sonra arabada dakikalarca ağladığını düşünün. Kendisini tanıyamamış, "Ben böyle biri değildim" demiştir. Kayıptan sonra pek çok insan benzer bir şaşkınlık yaşar: Üzüntü beklenir, ama öfke çoğu zaman hazırlıksız yakalar. Yasta öfke, sevilen birinin kaybının ardından doktorlara, akrabalara, Tanrı'ya, hayata, kendine ve hatta kaybedilen kişinin kendisine yönelebilen, son derece yaygın ve anlaşılır bir duygudur. Bu yazıda yasta öfkenin neden ortaya çıktığını, hangi biçimlerde görüldüğünü, aile içinde nasıl yansıdığını ve bu duyguyu kendinize ve çevrenize zarar vermeden nasıl taşıyabileceğinizi ele alacağım.

Yasta Öfke Nedir ve Neden Ortaya Çıkar?

Öfke, insanın bir haksızlık, engellenme ya da kontrol kaybı karşısında verdiği doğal bir tepkidir. Ölüm ise belki de insanın yaşayabileceği en büyük kontrol kaybıdır. Ne yaparsanız yapın sonucu değiştiremediğiniz, geri alamadığınız ve pazarlık edemediğiniz bir olayla karşı karşıyasınızdır. Zihin bu çaresizliğe katlanmakta zorlandığında enerjisini bir yöne yöneltmek ister; öfke de bu yönlerden biridir.

Öfke bazen üzüntünün önünde duran bir kalkan gibi çalışır. Kızgın olmak, kırılgan ve çaresiz hissetmekten daha "güçlü" bir his gibi gelebilir. Bu nedenle özellikle duygularını göstermemesi öğretilmiş kişilerde yas, gözyaşından çok sinirlilik, tahammülsüzlük ve parlama biçiminde ortaya çıkabilir.

Yasta öfkenin başka kaynakları da vardır:

  • Haksızlık duygusu: "Neden o? Neden şimdi? Daha emekli olmuştu, torunlarını görecekti" gibi düşünceler.
  • Yorgunluk: Uzun bir hastane süreci, uykusuz geceler, refakat ve bürokrasi; tükenmiş bir beden daha kolay öfkelenir.
  • Yarım kalan ilişkiler: Söylenemeyen sözler, çözülmemiş küslükler ya da kaybedilen kişiyle yaşanmış eski kırgınlıklar.
  • Değişen hayat: Kaybın getirdiği ekonomik yük, yeni sorumluluklar, taşınma zorunluluğu ya da yalnızlık.

Öfke çoğu zaman sevginin başka bir dili gibidir; ne kadar kızgınsanız, kaybın sizin için o kadar ağır olduğunu da gösteriyor olabilir.

Yasın genel seyrini ve öfkenin bu süreçteki yerini daha geniş biçimde merak ediyorsanız yas süreci yazısına da göz atabilirsiniz.

Yasta Öfke Kime Yönelir?

Öfkenin hedefi kişiden kişiye, hatta aynı kişide günden güne değişebilir. Aşağıdaki yönelimler sık görülür ve hiçbiri sizi "kötü" biri yapmaz.

Sağlık çalışanlarına ve kurumlara

"Teşhis daha erken konsaydı", "Acilde saatlerce bekletmeselerdi", "O ilacı vermeseydiler" gibi düşünceler, özellikle hastanede gerçekleşen kayıplarda yoğun öfkeye yol açabilir. Bazen gerçekten bir ihmal ya da hata yaşanmış olabilir ve bunun hukuki yollarla araştırılmak istenmesi anlaşılırdır. Bazen ise öfke, ölümün kimsenin elinde olmadığı gerçeğine katlanmanın zorluğundan beslenir. İkisini birbirinden ayırmak zaman alabilir.

Aileye ve akrabalara

Cenaze ve taziye günlerinde aile bireyleri arasında kırgınlıklar çok sık yaşanır. "Ağabeyim hastaneye bir kez bile gelmedi", "Halam taziyede miras konusunu açtı", "Kimse annemin son aylarında bize yardım etmedi" gibi cümleler, yıllardır biriken aile gerginliklerinin kayıpla birlikte yüzeye çıkmasının işaretidir. Kayıp, aile içindeki eski rolleri sarsar ve herkesin yükünü görünür kılar.

Kaybedilen kişinin kendisine

Belki de en zor itiraf edilen öfke budur. "Neden kendine bakmadı?", "Sigarayı bırakmasını kaç kez söyledim", "Bizi böyle yarıda bırakıp gitti" gibi düşünceler ardından genellikle yoğun bir suçluluk getirir. Oysa sevdiğiniz birine kızmak, onu sevmediğiniz anlamına gelmez; aksine bağınızın gerçekliğini ve derinliğini gösterir.

Tanrı'ya, kadere ya da hayata

İnançlı biri için kayıp, inancın sorgulanmasına ve ardından derin bir huzursuzluğa yol açabilir. "İsyan etmek" diye nitelenen bu duygular çoğu zaman yargılanma korkusuyla gizlenir. Bu sorgulama, yas tutan pek çok kişinin geçtiği ve zamanla farklı biçimlerde anlamlandırdığı bir yoldur.

Kendinize

"O gece neden aramadım?", "Hastaneye daha erken götürmeliydim" gibi düşünceler öfkeyi içe yöneltir. Kendine yönelen öfke, yasta suçlulukla iç içe geçer ve kişinin kendini cezalandırmasına neden olabilir. Bu konuyu daha ayrıntılı olarak yasta suçluluk yazısında ele aldım.

Hayatına devam eden herkese

Sokakta gülen insanlar, sosyal medyada tatil fotoğrafları paylaşan arkadaşlar, "Hâlâ mı?" diye soran iş arkadaşları... Dünyanın sizin acınızı fark etmeden dönmeye devam etmesi, büyük bir yabancılık ve öfke hissi yaratabilir.

Yasta Öfkenin Belirtileri: Kendinizde Nasıl Fark Edersiniz?

Yasta öfke her zaman bağırıp çağırmak biçiminde görülmez. Kimi zaman daha sessiz ve dolaylı yollarla kendini gösterir:

  • Eskiden önemsemediğiniz küçük şeylere aşırı tepki vermek,
  • Trafikte, kuyrukta ya da telefonda çabuk parlamak,
  • Çocuklara ya da eşinize karşı sabrın belirgin biçimde azalması,
  • İnsanlarla görüşmekten kaçınmak, taziyeye gelenlere içten içe kızmak,
  • Çene, omuz ve boyunda gerginlik, baş ağrısı, göğüste sıkışma,
  • Uykuya dalmakta güçlük, gece kafada konuşmalar kurmak,
  • Kaybedilen kişinin ölümüyle ilgili olayları tekrar tekrar zihinde canlandırıp "suçlu" aramak,
  • Öfkenin ardından gelen utanç ve suçluluk.

Bu tepkiler kaybın ilk haftalarında ve aylarında oldukça yoğun olabilir. Zamanla şiddeti genellikle azalır ancak yıl dönümü, bayram ya da kaybedilen kişinin doğum günü gibi zamanlarda yeniden yükselebilir.

Türkiye'de Yasta Öfke: "İsyan Etme" Sözünün Gölgesi

Kültürümüzde yas, güçlü bir dayanışma içinde yaşanır; ancak bazı duygulara alan tanımakta zorlanırız. Taziye evinde ağlamaya genellikle izin verilir, öfkeye ise pek verilmez. "İsyan etme, günaha girersin", "Allah'ın takdiri, böyle konuşma", "Ölünün arkasından kötü söz söylenmez" gibi cümleler iyi niyetlidir; ama kişinin içindeki öfkeyi bastırıp saklamasına yol açabilir.

Bu bastırma özellikle iki grupta belirgindir. Erkekler genellikle cenaze işlerini, bürokrasiyi ve misafir ağırlamayı üstlenir; "dik durması" beklenir ve üzüntü yerine öfke daha kabul edilebilir bir duygu olarak görülür. Kadınlar ise çoğu zaman bakım veren rolündedir ve "sabırlı olmaları" beklenir; öfkelerini dile getirdiklerinde ayıplanabilirler.

Geniş aile yapısı da öfkeye zemin hazırlayabilir. Miras paylaşımı, evin ne olacağı, yalnız kalan ebeveynin kimin yanında yaşayacağı gibi konular, yas henüz çok tazeyken gündeme gelir. Kardeşler arasında "kim daha çok emek verdi" hesaplaşması, ekonomik zorlukların ağırlaştırdığı bu dönemde kalıcı kırgınlıklara dönüşebilir.

Toplu kayıpların yaşandığı durumlarda, örneğin 6 Şubat 2023 depremlerinde olduğu gibi, öfke bireysel olmaktan çıkıp toplumsal bir boyut kazanabilir. Binaların neden yıkıldığı, yardımın neden geciktiği gibi sorular, yasın içinde haklı bir öfkenin de yer aldığını gösterir. Bu öfke bastırılmak yerine anlam bulabileceği yollar aradığında daha taşınabilir hale gelir.

Yasta Öfkeyle Nasıl Baş Edilir?

Öfkeyi tamamen ortadan kaldırmak amaç değildir. Amaç, onu fark edebilmek, ona bir isim verebilmek ve size ya da sevdiklerinize zarar vermeyecek biçimde ifade edebilmektir.

Öfkenizi adlandırın

"Kızgınım" demek, öfkeyi kabul etmenin ilk adımıdır. Kendinize "Şu an hastaneye çok kızgınım ve bu kızgınlığın altında annemi kaybetmiş olmanın acısı var" demek, duygunun karmaşasını biraz sadeleştirir.

Bedeninize bir çıkış yolu verin

Öfke bedende biriken bir enerjidir. Hızlı bir yürüyüş, merdiven çıkmak, bahçe işi ya da ev temizliği gibi fiziksel etkinlikler bu enerjinin boşalmasına yardımcı olabilir. Nefes egzersizleri ve kasları bilinçli olarak gevşetmek de bedensel gerginliği azaltabilir.

Yazın, ama göndermeyin

Kızgın olduğunuz kişiye, kuruma ya da kaybettiğiniz kişinin kendisine bir mektup yazmak, söylenemeyenleri güvenli bir alana aktarmanın yollarından biridir. Bu mektubu kimseye göndermek zorunda değilsiniz; yazmanın kendisi rahatlatıcı olabilir.

Önemli konuşmaları zamanlayın

Miras, ev, bakım gibi aile içi meseleleri kaybın ilk günlerinde çözmeye çalışmak, öfkenin en yüksek olduğu anda karar almak anlamına gelir. Mümkünse bu konuşmaları bir süre ertelemek ya da tarafsız bir aile büyüğünün aracılığıyla yürütmek kırgınlıkları azaltabilir.

Öfkeyi kime yönelttiğinize dikkat edin

Yasta öfke, en kolay en yakındakilere yönelir: eşe, çocuklara, kardeşe. Eve dönmeden önce birkaç dakika arabada oturmak, çocuklarınıza "Şu an çok yorgunum, sana kızgın değilim" demek, aile içindeki yükü hafifletebilir.

Öfkenin altındaki duyguya bakın

Öfkenin altında çoğu zaman özlem, korku, çaresizlik ya da suçluluk yatar. "Bu öfke bana ne anlatıyor?" sorusunu sormak, duygunun asıl kaynağıyla temas etmenizi sağlayabilir.

Haklı öfkeye anlamlı bir yön bulun

Bir ihmal ya da haksızlık yaşandığını düşünüyorsanız, resmi şikâyet ve hukuki süreçler bu öfkeyi yapılandırılmış bir yola sokabilir. Bazı kişiler ise benzer kayıplar yaşayan insanlara destek olmak, bir farkındalık çalışmasına katılmak ya da kaybettiği kişi adına bir iyilik yapmak gibi yollarla öfkelerine anlam kazandırır.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Yasta öfke çoğu zaman zamanla yumuşar. Ancak bazı durumlarda bir uzmanla görüşmek yararlı olabilir:

  • Öfke aylar geçmesine rağmen yoğunluğunu koruyor ve gündelik hayatınızı belirgin biçimde etkiliyorsa,
  • Aile ilişkilerinizde kalıcı kopuşlar yaşanıyorsa,
  • Öfke patlamaları sırasında kendinize, başkalarına ya da eşyalara zarar verme riski oluşuyorsa,
  • Öfkeyle başa çıkmak için alkol ya da başka maddelere yöneliyorsanız,
  • Öfke, yerini sürekli bir umutsuzluğa, değersizlik duygusuna ve hiçbir şeyden zevk alamamaya bırakıyorsa.

Son maddedeki tablo, yasın depresyonla iç içe geçtiğine işaret edebilir. Bu belirtiler tek başına bir tanı anlamına gelmez; değerlendirmenin bir uzman tarafından yapılması gerekir. Uyku ve duygu durumundaki bozulma belirginse, ilaç desteğinin gerekip gerekmediği bir psikiyatri hekiminin değerlendirmesiyle belirlenir. Kendinize ya da başkasına zarar verme düşünceleri yaşıyorsanız ve kendinizi güvende hissetmiyorsanız lütfen beklemeyin; acil durumlarda 112'yi arayın.

Terapide Yasta Öfke Nasıl Ele Alınır?

Terapide amaç, öfkeyi yargılamadan ele almak ve onun ardındaki kaybı birlikte anlamlandırmaktır. Öfke, terapi odasında bastırılması gereken bir duygu olarak değil, yasın önemli bir parçası olarak karşılanır.

Bilişsel davranışçı terapi (BDT) çerçevesinde öfkeyi besleyen düşünceler incelenir. "Doktor kesinlikle hata yaptı", "Ben olsam bunu engellerdim" gibi düşüncelerin hangi kanıtlara dayandığına, hangi duyguları beslediğine ve gündelik hayatı nasıl etkilediğine birlikte bakılır. Bu, öfkenin haksız olduğunu kanıtlamak için değil, onu daha gerçekçi ve taşınabilir bir yere yerleştirmek için yapılır.

Bunun yanında öfkenin bedensel işaretlerini fark etme, tetikleyici durumlara hazırlanma ve öfkeyi ilişkilere zarar vermeden ifade etme becerileri üzerinde çalışılır. Kaybedilen kişiyle yarım kalan meseleler için boş sandalye çalışması ya da mektup yazma gibi yöntemlerden yararlanılabilir. Şema terapi bakış açısıyla ise erken dönemde öğrenilen "duygularını gösterme" ya da "her şeyi sen idare etmelisin" gibi kalıpların yası nasıl zorlaştırdığı fark edilebilir.

Yasın depresyona dönüştüğü ya da duygu durumunun uzun süre düşük seyrettiği durumlarda depresyon ve duygu durumu alanındaki çalışmalar hakkında bilgi alabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Ölen kişiye kızgın olmak saygısızlık mıdır?

Hayır. Kaybettiğiniz kişiye kızmak, onu sevmediğiniz ya da ona saygı duymadığınız anlamına gelmez. Bu öfke çoğu zaman "bizi bırakıp gitti" duygusunun ve yoğun özlemin bir ifadesidir. Bu duyguyu kabul etmek, onu bastırmaktan daha sağlıklıdır.

Yasta öfke ne kadar sürer?

Kesin bir süre yoktur. Öfke genellikle kaybın ilk aylarında daha yoğundur ve zamanla dalgalar halinde azalır. Ancak aylar sonra bile özel günlerde yeniden yükselebilir. Öfke uzun süre gündelik hayatınızı ve ilişkilerinizi bozuyorsa destek almak yararlı olabilir.

Taziyede söylenen sözlere çok kırıldım, bu kırgınlık geçer mi?

Yasın ilk günlerinde duygular çok çıplaktır ve en küçük söz bile derin yara açabilir. Zamanla bu kırgınlıkların bir kısmı yumuşar; bazıları için ise o kişiyle sakin bir zamanda konuşmak gerekebilir. Kırgınlığı hemen bir kopuşa dönüştürmeden önce kendinize zaman tanımak iyi gelebilir.

Çocuğum babasının ölümünden sonra çok öfkeli, ne yapmalıyım?

Çocuklar yasın acısını sözle anlatmakta zorlandıkları için öfke, inatlaşma ya da okulda kavga biçiminde gösterebilirler. Duygusuna isim vermesine yardımcı olmak, sınırları sevgiyle korumak ve ölümü yaşına uygun biçimde açıkça konuşmak önemlidir. Öfke uzun sürüyor ya da okul yaşamını etkiliyorsa bir çocuk ve ergen uzmanıyla görüşmek yol gösterici olabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler