Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Terapiste Kızmak: Seansta Öfkeyi Konuşmak Neden Değerlidir?

Terapiste Kızmak: Seansta Öfkeyi Konuşmak Neden Değerlidir?

Terapiste kızmak normal mi, öfkenizi seansta söylemeli misiniz? Terapistinize kırıldığınızda bunu açıkça konuşmanın neden değerli olduğunu okuyun.

Seanstan çıktınız, otobüs durağında beklerken içinizde bir şey kaynıyor. Terapistiniz geçen hafta anlattığınız önemli bir ayrıntıyı unutmuştu. Ya da tam en zor konuyu açmışken "Süremiz doldu" demişti. Belki de söylediği bir cümle, size anlattıklarınızı küçümsüyormuş gibi gelmişti. Eve dönerken kafanızda iki seçenek dönüyor: Bir dahaki seansa hiçbir şey olmamış gibi gitmek ya da bir daha hiç gitmemek. Oysa üçüncü bir yol daha var: Terapiste kızmak ve bunu terapide konuşmak. Bu yazıda terapistinize öfkelenmenin neden sık rastlanan ve çoğu zaman değerli bir deneyim olduğunu, bu öfkenin nereden gelebileceğini, onu seansta nasıl dile getirebileceğinizi ve iyi yürütülen bir terapide bu konuşmanın ilişkiyi nasıl güçlendirebileceğini anlatıyorum.

Terapiste Kızmak Normal mi?

Evet, son derece normaldir. Terapi, iki insan arasında kurulan gerçek bir ilişkidir ve her ilişkide olduğu gibi burada da kırgınlık, hayal kırıklığı ve öfke ortaya çıkabilir. Hatta terapide konuşulan konular kişinin en hassas yerlerine dokunduğu için, bu duyguların gündelik ilişkilerden daha yoğun hissedilmesi şaşırtıcı değildir.

Birçok danışan terapistine kızdığında önce kendini suçlar: "Bana yardım etmeye çalışıyor, ben nankörlük ediyorum." Ya da tam tersine, öfkesini terapinin işe yaramadığının kanıtı olarak görür. Her iki tepki de anlaşılırdır ama öfkenin kendisi ne nankörlük ne de bir başarısızlık işaretidir. Öfke, bir sınırın aşıldığını, bir ihtiyacın karşılanmadığını ya da bir şeyin size haksız geldiğini bildiren bir sinyaldir. Bu sinyali terapide incelemek, çoğu zaman hayatınızın başka alanlarına da ışık tutar.

Öfkenin her zaman yüksek sesle ya da açıkça yaşanmadığını da hatırlamak gerekir. Terapiste kızmak bazen içten içe bir küskünlük, seanstan önce gelen bir isteksizlik, terapistin sözlerine karşı alaycı bir iç ses ya da "Zaten o da anlamıyor" diye geri çekilme biçiminde görünür. Türkiye'de pek çok insan, özellikle büyüklere ya da "hoca" konumundaki kişilere karşı öfkesini doğrudan göstermemeyi öğrenerek büyür. Bu yüzden öfkeyi fark etmek, onu söylemekten önce gelen ilk adımdır. Kendinize "Son seanstan beri terapistime karşı içimde ne var?" diye sormak, bu örtük duyguları görünür kılabilir.

Terapistinize Neden Kızabilirsiniz?

Terapiste kızmak çok farklı nedenlerden kaynaklanabilir. Bazıları terapistin gerçekten yaptığı bir şeyle, bazıları ise sizin geçmiş deneyimlerinizle ilgilidir. Çoğu zaman ikisi bir aradadır.

Terapistin gerçek bir hatası

Terapistler de insandır ve hata yapar. Bir randevuyu karıştırmak, önemli bir bilgiyi unutmak, yanlış zamanda yanlış bir yorum yapmak, sizi yeterince dinlemeden bir öneri sunmak gibi. Bu durumlarda öfkeniz büyük ölçüde gerçek bir olaya karşılıktır ve terapistin bunu kabul etmesi beklenir.

Terapinin çerçevesi

Seansların belirli bir süresi olması, iptal kuralları, terapistin tatile çıkması, seanslar arasında mesajlara sınırlı yanıt vermesi gibi düzenlemeler, terapinin güvenli bir yapı içinde yürümesi için gereklidir. Ama bu sınırlar zaman zaman reddedilmek, önemsenmemek ya da "Benim için sadece bir iş" mesajı gibi hissedilebilir.

Zor bir gerçekle yüzleşmek

Bazen terapist, sizin görmek istemediğiniz bir şeye nazikçe işaret eder: Bir ilişkideki payınız, ertelediğiniz bir karar ya da tekrar eden bir kalıp gibi. Bu yüzleşme, haklı olsa bile acı verebilir ve öfke, bu acının ilk biçimi olabilir.

Geçmişten gelen tanıdık duygular

Terapistiniz farkında olmadan size geçmişten birini hatırlatabilir: eleştirel bir ebeveyni, ilgisiz bir öğretmeni, sizi anlamayan bir büyüğü. Bu durumda hissedilen öfke, şimdiki olaydan çok daha büyük olabilir. Psikolojide buna aktarım denir; ayrıntılı bilgi için aktarım nedir yazısına göz atabilirsiniz.

İlerlemenin yavaşlığı

Haftalardır terapiye geliyorsunuz ama hâlâ aynı kaygıyı, aynı mutsuzluğu yaşıyorsunuz. Bu durumda öfke, terapiste ya da sürecin kendisine yönelebilir: "Bu kadar zamandır neden hâlâ iyi değilim?"

Öfkeyi Söylememek Neden Bir Kayıptır?

Pek çok danışan, terapistine kızdığını söylemek yerine öfkesini sessizce taşımayı seçer. Bunun ardında çoğu zaman şu düşünceler vardır:

  • "Terapistim kırılır ya da benden soğur."
  • "Benim terapisti eleştirmeye hakkım yok, o uzman."
  • "Kızgınlığımı söylersem kavga çıkar."
  • "Ayıp olur, bu kadar emek veriyor."

Bu kaygılar çoğu zaman gündelik hayatta da işleyen kalıpları yansıtır. Öfkesini hiçbir zaman dile getirmeyen biri, terapistine de aynı biçimde davranır. Söylenmeyen öfke ise ortadan kaybolmaz; başka yollardan sızar:

  • Seanslara geç kalmak ya da iptal etmek
  • Seansta yüzeysel konulardan konuşmak, önemli şeyleri saklamak
  • Ödevleri yapmamak
  • "Her şey yolunda" demek ama içten içe uzaklaşmak
  • Bir gün sessizce terapiyi bırakmak

Bu davranışlar, terapinin tam da çalışılması gereken bir anda kesintiye uğraması anlamına gelir. Terapiste kızmak ve bunu söylemek ise tam tersine, gerçek bir değişimin kapısını açabilir.

Terapide öfkenizi söylediğinizde, belki de ilk kez bir ilişkinin öfkeye rağmen ayakta kalabildiğini deneyimlersiniz.

Terapiste Kızmak Terapide Nasıl Bir Fırsata Dönüşür?

Terapistle ilişki, gündelik ilişkilerden farklı olarak, yaşanan duyguların güvenle konuşulabildiği bir alandır. Bu yüzden terapiste kızmak, iyi ele alındığında birkaç önemli kazanım sağlayabilir.

Yeni bir ilişki deneyimi: Çocukken öfkesini gösterdiğinde cezalandırılan, sevgiden yoksun bırakılan ya da alay edilen biri için, öfkesini ifade ettiği hâlde ilişkinin sürmesi derin bir deneyimdir. Terapist savunmaya geçmeden, cezalandırmadan dinlediğinde, kişinin "Öfkemi gösterirsem kaybederim" inancı sarsılabilir.

Kalıpları canlı görmek: Terapistinize karşı yaşadığınız öfke, hayatınızdaki başka ilişkilerde de yaşadığınız bir kalıbın küçük bir örneği olabilir. Bunu seansta, o anda konuşmak, geçmişte yaşanmış olayları anlatmaktan çok daha canlı ve öğretici olabilir.

İlişki onarımı becerisi: Terapi araştırmaları, danışan ile terapist arasında yaşanan gerginliklerin fark edilip onarılmasının terapötik ilişkiyi güçlendirebildiğini göstermektedir. Kopukluk yaşandığında bunu konuşmak, onarmak ve devam etmek, insan ilişkilerinde son derece önemli bir beceridir.

Daha uygun bir çalışma: Öfkeniz terapinin işleyişine dair gerçek bir eleştiri içeriyorsa, örneğin hedeflerin net olmadığı ya da terapistin size uymayan bir yöntemde ısrar ettiği hissi gibi, bunu söylemek sürecin size göre yeniden düzenlenmesini sağlayabilir. Terapinin ilerlemediğini düşündüğünüz durumlar için terapi işe yaramıyor yazısı da yol gösterebilir.

Terapistinize Öfkenizi Nasıl Söyleyebilirsiniz?

Öfkeyi dile getirmek, özellikle buna alışık değilseniz, zor gelebilir. Aşağıdaki öneriler bu konuşmayı kolaylaştırabilir.

Duyguyu not edin

Seanstan sonra öfke hissettiyseniz, bir sonraki seansa kadar unutmamak için kısa bir not alın: Ne oldu, ne hissettiniz, bedeninizde nasıl bir tepki oldu, aklınızdan neler geçti? Bu not, konuyu açmanızı kolaylaştırır.

Seansın başında açın

Zor konuları seansın son dakikalarına bırakmak, onları konuşacak zaman bırakmaz. "Geçen haftaki seansla ilgili konuşmak istediğim bir şey var" diyerek başlamak, konuşmaya yeterli alan açar.

Basit ve doğrudan bir dil kullanın

Kusursuz cümleler kurmak zorunda değilsiniz. Örneğin:

  • "Geçen hafta tam ağlamaya başladığımda seans bitti ve kendimi yarı yolda bırakılmış hissettim."
  • "Annemle ilgili söylediğiniz şey beni kızdırdı, onu yeterince tanımadığınızı düşündüm."
  • "Bunu söylemek zor ama son haftalarda burada ilerleyemediğimizi düşünüyorum ve buna kızgınım."

Mesajla değil, yüz yüze konuşun

Öfkeyi seanslar arasında uzun bir mesajla iletmek cazip gelebilir. Ancak bu tür konuşmalar, karşılıklı bir diyalogun mümkün olduğu seans ortamında çok daha verimli ilerler. Mesaj yazmak sizi rahatlatıyorsa, yazdıklarınızı seansa getirip okuyabilirsiniz.

Tepkiyi gözlemleyin

Öfkenizi söyledikten sonra terapistinizin nasıl tepki verdiğine ve sizin bu tepki karşısında neler hissettiğinize dikkat edin. Bu gözlem de konuşulacak değerli bir malzemedir.

Diyelim ki biri, terapistinin iki haftalık izne çıkacağını öğrendiğinde hiçbir şey söylemiyor, ama sonraki seansa yirmi dakika geç geliyor ve konuşmak istemiyor. Terapist, nazikçe bu değişimi fark ettiğini söylediğinde kişi, önce inkâr ediyor, sonra "Herkes gibi siz de gidiyorsunuz işte" diyerek öfkesini dile getiriyor. Bu cümle, yıllar önce yatılı okula gönderildiği dönemde hissettiği terk edilmişlikle bağlantılı. O anda konuşulan şey artık yalnızca bir izin değil, kişinin hayatı boyunca taşıdığı bir yaradır.

Terapist Öfkenizi Nasıl Karşılamalı?

Etik ve nitelikli bir terapi ortamında terapistin öfkenize verdiği tepki genellikle şu özellikleri taşır:

  • Merak: Öfkenin ne hakkında olduğunu, nasıl hissettirdiğini anlamaya çalışır.
  • Savunmasızlık: Hemen kendini haklı çıkarmaya ya da açıklama yapmaya yönelmez.
  • Sorumluluk alma: Gerçek bir hata yaptıysa bunu kabul eder ve özür dileyebilir.
  • Sınırları koruma: Öfkenizi anlamaya çalışırken terapinin çerçevesini de korur; her öfke, kuralların değiştirilmesi gerektiği anlamına gelmez.
  • Bağlantı kurma: Uygun zamanda, bu deneyimin hayatınızdaki diğer ilişkilerle bağlantısını birlikte keşfetmeyi önerebilir.

Burada önemli bir ayrım vardır: Öfke bir duygudur ve her duygu konuşulabilir. Ancak terapistin ya da danışanın fiziksel güvenliğini tehdit eden davranışlar, hakaret ya da tehdit, terapi çerçevesinin dışında kalır. Öfkeyi söylemek ile öfkeyle saldırmak aynı şey değildir. Öfkenizi gündelik hayatta kontrol etmekte zorlanıyorsanız, öfke kontrolü yazısı da yararlı olabilir.

Ne Zaman Konuşmanın Ötesine Geçmek Gerekir?

Öfkenizi dile getirdiniz, konuştunuz ama hâlâ bir şeyler yerine oturmuyorsa, şunları düşünebilirsiniz:

  • Aynı konu birkaç kez konuşulduğu hâlde kendinizi anlaşılmamış hissetmeye devam ediyorsanız.
  • İlişkiye dair kırgınlık, konuşmalara rağmen terapiye devam etme isteğinizi belirgin biçimde azaltıyorsa.
  • Terapide gizlilik, saygı ya da güvenlik gibi temel ilkelerin ihlal edildiğini düşünüyorsanız.

Bu durumlarda, terapiye bir süre ara verme, hedefleri yeniden belirleme, terapiyi sonlandırma ya da başka bir uzmana yönlendirilme seçeneklerini de terapistinizle açıkça konuşabilirsiniz. Böyle bir konuşma bile, bir ilişkiyi sessizce terk etmek yerine sağlıklı biçimde bitirmeyi öğrenmek için değerli bir deneyimdir.

Terapide Öfke Nasıl Ele Alınır?

Bireysel terapi sürecinde terapistle ilişkide ortaya çıkan öfke, farklı yaklaşımlarda farklı biçimlerde ama ortak bir özenle çalışılır.

Bilişsel davranışçı terapide terapiste yönelik öfke, diğer duygular gibi incelenebilir: Öfkeyi tetikleyen durum neydi, o anda hangi otomatik düşünceler belirdi ("Beni önemsemiyor", "Benimle dalga geçiyor"), bu düşüncelerin kanıtları neler, başka bir açıklama olabilir mi? Bu çalışma, kişinin gündelik ilişkilerinde de kullanabileceği bir beceri kazandırır.

Şema terapide ise terapistle yaşanan öfke, çoğu zaman bir şemanın tetiklendiği an olarak görülür. Örneğin "duygusal yoksunluk" şeması olan biri, terapistin küçük bir dikkatsizliğinde "Kimse beni gerçekten umursamaz" duygusunu yeniden yaşayabilir. Terapist bu anı, kişinin karşılanmamış ihtiyacını tanımak ve sınırlar içinde farklı bir deneyim sunmak için kullanır.

Psikodinamik yaklaşımlarda da terapiste yönelik duygular terapinin merkezinde yer alır ve geçmiş ilişkilerle bağlantıları birlikte araştırılır.

Çocuk ve ergenlerle çalışırken de terapiste yönelik öfke sık görülür: Oyun odasında kuralları zorlayan, terapistin oyuncağını "kazara" fırlatan ya da seansın bittiğini kabul etmeyen bir çocuk, öfkesini sözcüklerden çok davranışla anlatır. Terapist burada da aynı tutumu korur; sınırı nazikçe ama kararlılıkla korurken çocuğun duygusunu adlandırır.

Hangi yaklaşım olursa olsun ortak amaç, öfkenin ne söylediğini anlamak, onu güvenli biçimde ifade etmeyi öğrenmek ve ilişkinin bu duyguyu taşıyabileceğini deneyimlemektir.

Sıkça Sorulan Sorular

Terapistime kızdım ama haklı olup olmadığımı bilmiyorum, yine de söylemeli miyim?

Evet. Haklı olup olmadığınızı tek başınıza çözmek zorunda değilsiniz. Öfkenizi paylaşmak, olayı birlikte değerlendirmenize ve hem terapistin payını hem de sizin tepkinizi besleyen etkenleri birlikte anlamanıza olanak tanır.

Öfkemi söylersem terapistim beni bırakır mı?

Öfke ifade etmek, terapiyi sonlandırmak için bir gerekçe değildir. Tam tersine, terapide konuşulması beklenen önemli duygulardan biridir. Terapistin bu duyguya merak ve saygıyla yaklaşması, terapötik ilişkinin temel özelliklerinden biridir.

Terapiste kızmak terapinin kötü gittiğini mi gösterir?

Hayır. Bazen tam tersine, ilişkinin yeterince güvenli hâle geldiğini ve zor duyguların artık ortaya çıkabildiğini gösterir. Asıl önemli olan, öfkenin konuşulup konuşulamadığı ve bu konuşmanın ardından ne olduğudur.

Online terapide öfkeyi dile getirmek daha mı zor?

Ekran, bazı kişiler için duyguyu söylemeyi kolaylaştırır, bazıları için ise mesafe yaratır. Online görüşmelerde de öfkenizi aynı biçimde dile getirebilirsiniz; bağlantı sorunları ya da teknik aksaklıklar gibi online sürece özgü kırgınlıkları da konuşmaya dahil etmek yararlıdır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler