Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Çocuklarda Madde Kullanımı Tekrar Eder mi? Bir Kez Değil: Tekrarın Önlenmesi

Çocuklarda Madde Kullanımı Tekrar Eder mi? Bir Kez Değil: Tekrarın Önlenmesi

Çocuklarda madde kullanımı tekrar riski, ilk temastan sonra destek verilmezse yüksek olabilir. Çorum verileri, risk ve koruyucu etkenler, ailelere öneriler.

Bir çocuğun madde kullanımı nedeniyle polisle, adliyeyle ya da sağlık kuruluşuyla ilk kez karşılaşması, aile için genellikle bir şok anıdır. Ardından çoğu zaman bir rahatlama gelir: "Bir kere oldu, ders aldı, artık geçti." Oysa veriler, çocuklarda madde kullanımı tekrar riskinin bu ilk temastan sonra da sürdüğünü gösteriyor. TÜİK verilerini inceleyen akademik bir çalışmaya göre 2017'de Çorum'da uyuşturucu ya da uyarıcı madde isnadıyla güvenlik birimine gelen veya getirilen çocukların %88,5'i, aynı yıl içinde bu nedenle birden fazla kez gelmişti. Bu yazıda bu rakamın ne anlattığına, tekrarın arkasındaki psikolojik ve sosyal etkenlere ve ailelerin, okulların neler yapabileceğine bakacağım. Amacım hiçbir çocuğu etiketlemek değil; ilk temasın, doğru destekle bir dönüm noktasına dönüşebileceğini göstermek.

Rakamlar Ne Söylüyor? Çorum Verilerinde Madde ve Tekrar

Çorum'a ilişkin veriler, Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde yapılmış ve TÜİK'in 2008–2017 il tablolarını inceleyen bir yüksek lisans tezinden (Özcan, 2021) geliyor:

  • Madde suçlarının payı arttı: Ekonomik nedenli isnatlar içinde uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarının payı 2008'de sıfırken, 2017'de %10,9'a (23 olay) yükseldi.
  • Tekrar oranı yüksek: 2017'de madde isnadıyla gelen çocukların %88,5'i birden fazla kez geldi. Bu oran, Çorum'un içinde bulunduğu TR83 bölgesinin en yükseği; Samsun'da %81,3, Tokat'ta %83,3, Amasya'da %72,7.
  • Tekrar yalnızca maddeye özgü değil: Aynı yıl hırsızlık isnadıyla gelen çocukların %71,2'si de birden fazla kez gelmişti.

Türkiye genelinde ise TÜİK'in 2025 verilerine göre suça sürüklenen çocuklara isnat edilen suçların %9,7'si uyuşturucu ya da uyarıcı madde ile ilgili.

Çorum'daki öğretmenlerle yapılan bir çalışma da (Bektaş, 2022, Hitit Üniversitesi) tabloyu tamamlıyor. 341 öğretmenin katıldığı araştırmada öğretmenlerin %73,6'sı zararlı madde kullanımını, %77,1'i okula devamsızlık ve okul terkini, %69,2'si anne-baba tutumlarını çocukların suça sürüklenmesinde risk etkeni olarak gördü. Öğretmenlerin %79–81'i erken fark etme ve izleme tedbirlerini etkili buldu.

Verinin sınırları

Bu rakamları okurken çok dikkatli olmak gerekiyor:

  • TÜİK verisi olay sayısıdır, çocuk sayısı değildir. Aynı çocuk yıl içinde birkaç kez sayılabilir. Zaten "tekrar oranı" da bu nedenle hesaplanabiliyor.
  • 2017'deki madde olaylarının sayısı küçük (23). Küçük sayılarda yüzdeler büyük dalgalanabilir.
  • Çorum'a ait 2018 sonrası il verisine ve resmî madde kullanımı verisine ulaşılamadı. Bu nedenle bugünkü durumu kesin olarak bilmiyoruz.
  • Güvenlik birimine gelme, maddeyle ilgili davranışın yalnızca görünen kısmıdır; tespit edilmeyen kullanım bu verilere yansımaz.

Kısacası bu rakamlar "Çorum'da çocuklar arasında madde kullanımı yaygın" demek için değil, "ilk temastan sonraki süreç çok önemli" demek için kullanılmalı.

Sosyolojik Okuma: Çocuklarda Madde Kullanımı Tekrar Ediyorsa Neden?

Tekrarın tek bir nedeni yok. Alan yazını ve Çorum'daki öğretmen çalışması, birbirini besleyen birkaç olası etkene işaret ediyor.

Değişmeyen çevre. Çocuk ilk olaydan sonra aynı arkadaş grubuna, aynı sokağa, aynı okula döner. Maddeye erişimi kolaylaştıran ve kullanımı normalleştiren çevre değişmediyse, tekrar riski yüksek kalır.

Okuldan kopuş. Öğretmenlerin en çok vurguladığı risk etkeni devamsızlık ve okul terki. Okula bağlılığı zayıflayan bir çocuk, gününü yapılandıran, ona başarı ve aidiyet duygusu veren en önemli ortamı kaybeder.

Aile içi zorluklar. Türkiye'de suça sürüklenen çocuklar üzerine yapılan 64 çalışmayı inceleyen bir derleme (Aslan, 2021), ihmal, istismar, yoksulluk ve boşanmanın önemli etkenler arasında olduğunu gösteriyor. Ailenin çocuğu izleme kapasitesi, ekonomik ya da duygusal baskılar altında zayıflayabilir.

Desteğin kesintiye uğraması. İlk olaydan sonra çocuğun bir sağlık ya da sosyal hizmet birimine yönlendirilmesi, takibin sürmemesi durumunda etkisini yitirebilir. Bir üniversite hastanesinde değerlendirilen 189 suça sürüklenen çocukla yapılan çalışmada (Yıldız ve arkadaşları, 2019), çocukların %72,5'inde en az bir psikiyatrik bozukluk saptanmış, ancak yalnızca %8,5'i düzenli takip altındaymış. Bu fark, ilk temastan sonraki destek halkasının ne kadar kırılgan olabileceğini gösteriyor.

Mağduriyet ile iç içelik. Aynı tez, Çorum'da her yıl güvenlik birimine "mağdur" olarak gelen çocukların, suça sürüklenenlerin yaklaşık iki katı olduğunu gösteriyor (2017'de 1.702 olay). Bu rakam kısmen bildirim ve kayıt pratiklerini de yansıtabilir. Ancak alan yazını, mağduriyet yaşamış çocukların ilerleyen dönemde riskli davranışlara daha açık olabildiğini vurgular. Madde kullanımı nedeniyle güvenlik birimine gelen bir çocuğun geçmişinde ihmal, şiddet ya da başka bir mağduriyet olup olmadığını sormak, tekrarın önlenmesinde atlanmaması gereken bir adımdır.

Yaş dönemi. TÜİK'in 2025 verilerine göre Türkiye'de suça sürüklenen çocukların yaklaşık %72'si 15–17 yaş grubunda. Bu, ergenliğin son yıllarının hem risk hem de müdahale açısından kritik bir pencere olduğunu düşündürüyor.

Psikolojik Okuma: Tekrarın Arkasındaki Duygular

Madde kullanımı çoğu zaman bir sonuçtur; altında karşılanmamış ihtiyaçlar, baş edilemeyen duygular ya da ait olma arayışı yatar.

Duygularla baş etme yolu olarak madde

Kaygı, öfke, değersizlik, yalnızlık ya da yaşanmış bir travmanın izleri... Bu duygularla nasıl baş edeceğini bilmeyen bir genç, maddeyi bir "uyuşturma" yolu olarak kullanabilir. Bu durumda yalnızca maddeyi yasaklamak yeterli olmaz; çocuğun duygularını düzenlemesine yardımcı olacak başka yollar bulması gerekir. Dikkat eksikliği, depresyon ya da kaygı gibi altta yatan sorunlar fark edilmediğinde, tekrar riski artar.

Ait olma ihtiyacı ve akran grubu

Ergenlik, akran grubunun aileden daha önemli hâle geldiği bir dönemdir. Bir grup içinde kabul görmek, maddeyi denemenin ve sürdürmenin güçlü bir nedeni olabilir. Bu yüzden ailelerin "o arkadaşlarla görüşme" yasağı çoğu zaman tek başına işe yaramaz; gence alternatif aidiyet alanları sunmak gerekir. Kötü arkadaş çevresi kaygısı yaşayan aileler için bu konuyu ayrıca ele alıyorum.

Etiketlenme ve "zaten öyleyim" duygusu

Sosyolojide etiketlenme kuramı, bir kişiye sürekli "suçlu", "bağımlı" ya da "sorunlu" denmesinin, kişinin bu etiketi zamanla benimsemesine yol açabileceğini söyler. Diyelim ki ilk olaydan sonra okulda, mahallede ve akraba arasında hakkında konuşulan on beş yaşında bir genç, nereye gitse "o çocuk" olarak görülüyor. Bir süre sonra kendi kendine "Ne yaparsam yapayım beni böyle görüyorlar, o zaman bir şey fark etmez" demeye başlayabilir. Bu duygu, tekrarın en güçlü psikolojik zeminlerinden biridir. Bu nedenle "suçlu çocuk" değil, "suça sürüklenen çocuk" ve "desteğe ihtiyacı olan çocuk" dili yalnızca bir nezaket meselesi değil, koruyucu bir tutumdur.

Bir çocuğu en çok koruyan şey, hatasından sonra da ona kapıların kapanmadığını hissettirmektir.

Utanç ve aile içinde sessizlik

Aileler de bu süreçte yoğun duygular yaşar: utanç, öfke, suçluluk, korku. "Biz nerede yanlış yaptık?" sorusu bazen çocuğa yönelik sert cezalara, bazen de konunun tamamen kapatılmasına yol açar. Her iki tutum da tekrarı önlemekte yetersiz kalabilir. Çocuğun kendini anlatabileceği, cezadan korkmadan konuşabileceği bir aile ortamı, tekrarın önündeki en önemli engellerden biridir.

Umut veren bir bilgi: Çoğu genç bu dönemi geride bırakır

Gelişim psikolojisinde Moffitt'in (1993) ayrımına göre ergenlikte görülen kural dışı davranışların büyük kısmı "ergenlikle sınırlıdır" ve yetişkinlikte belirgin biçimde azalır. Daha küçük bir grupta ise sorunlar erken çocuklukta başlar ve sürer; erken ve yoğun destek en çok bu çocuklar için önemlidir. Bu bilgi, ailelere ve öğretmenlere şunu hatırlatır: İlk olay bir kader değildir; doğru destekle bu dönem bir dönüm noktasına dönüşebilir.

Çocuklarda Madde Kullanımı Tekrarını Önlemek İçin Öneriler

Aileler için:

  1. Sakin kalın ve konuşun. İlk tepki olarak bağırmak ya da cezalandırmak anlaşılırdır; ama çocuğun gerçekte neler yaşadığını anlamak için sakin bir konuşma gerekir. "Neden yaptın?" yerine "O dönem neler yaşıyordun?" diye sormak kapıyı açık tutar.
  2. Takibi bırakmayın. İlk olaydan sonra yönlendirilen sağlık, sosyal hizmet ya da danışmanlık sürecini sonuna kadar sürdürün. Çocuk "artık iyiyim" dese de takip randevularını aksatmayın.
  3. Sıcak ama sınır koyan bir tutum geliştirin. Çocuğunuzun nerede, kiminle olduğunu bilmek kontrol değil, ilgidir. Kuralları birlikte belirlemek ve tutarlı uygulamak, hem güven hem de yapı sağlar.
  4. Alternatif alanlar açın. Spor, müzik, beceri kursları, gençlik merkezleri ya da gönüllü işler, çocuğa yeni bir arkadaş çevresi ve başarı duygusu kazandırabilir.
  5. Okulla iş birliği yapın. Rehber öğretmenle düzenli görüşmek, devamsızlığı ve okuldaki zorlanmaları erken fark etmeyi sağlar.
  6. Kendi yükünüzü de paylaşın. Bu süreçte ebeveynlerin de desteğe ihtiyacı vardır. Ergenlerde madde kullanımı üzerine yazım, aileler için daha genel bir çerçeve sunuyor.

Okullar için:

  1. Okuldan dışlamak yerine okulda tutmayı önceleyin. Okula bağlılık, en güçlü koruyucu etkenlerden biridir.
  2. Gizliliğe özen gösterin. Olayın sınıfta ya da öğretmenler odasında konuşulması, etiketlenmeyi hızlandırır.
  3. Erken uyarı işaretlerini izleyin. Ani devamsızlık, not düşüşü, arkadaş grubunun değişmesi ve içe kapanma, rehberlik servisiyle paylaşılması gereken işaretlerdir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Madde kullanımıyla ilgili bir olay yaşandıysa, profesyonel destek beklenmeden alınmalıdır. Özellikle şu durumlarda gecikmemek önemlidir:

  • Çocuğunuz madde nedeniyle güvenlik birimiyle ya da sağlık kuruluşuyla bir kez temas ettiyse,
  • Uyku düzeninde, iştahında, arkadaş çevresinde ve okul başarısında ani değişiklikler varsa,
  • Evden para ya da eşya eksiliyorsa, çocuk sık sık yalan söylüyor ya da eve geç geliyorsa,
  • Çocuğunuzda yoğun öfke, kaygı, çökkünlük ya da dikkat sorunları görülüyorsa,
  • Aile olarak bu durumla nasıl baş edeceğinizi bilmiyor, çaresiz hissediyorsanız.

Çocuk ve ergenlere yönelik madde bağımlılığı tedavi birimleri (ÇEMATEM) ve çocuk ve ergen psikiyatrisi poliklinikleri bu süreçte başvurulabilecek kurumlar arasındadır. Bilinç bulanıklığı, nefes almada güçlük, nöbet, aşırı uyuşukluk gibi zehirlenme belirtileri varsa ya da çocuğunuz kendine zarar verme düşüncelerinden söz ediyorsa vakit kaybetmeden 112'yi arayın.

Terapide Madde Kullanımı ve Tekrar Önleme Nasıl Ele Alınır?

Madde kullanımında tıbbi değerlendirme ve tedavi, çocuk ve ergen psikiyatrisi hekiminin sorumluluğundadır. Psikolojik destek ise bu sürecin tamamlayıcı ve önemli bir parçasıdır. Ergen danışmanlığı kapsamında yapılan çalışmalarda şu alanlar öne çıkar:

  • Motivasyonun güçlendirilmesi: Gencin değişim konusundaki kararsızlığını yargılamadan konuşmak ve kendi nedenlerini bulmasına yardımcı olmak.
  • Tetikleyicileri tanımak: Hangi duyguların, ortamların ve kişilerin madde kullanma isteğini artırdığını fark etmek.
  • Baş etme becerileri: Kaygı, öfke ve sıkıntıyla madde dışında baş etme yolları geliştirmek; hayır deme ve problem çözme becerilerini çalışmak.
  • Aile görüşmeleri: Ebeveynlerle iletişim, sınırlar ve izleme konusunda birlikte çalışmak.
  • Altta yatan sorunlar: Depresyon, kaygı, dikkat sorunları ya da travma izleri varsa bunları ele almak ve gerektiğinde psikiyatri hekimiyle iş birliği yapmak.

Bilişsel davranışçı terapi (BDT), tekrar önleme çalışmalarında sık kullanılan yaklaşımlardan biridir. Terapi bir genci "kurtarmayı" vaat etmez; ona ve ailesine, zor bir dönemden geçerken yalnız olmadıklarını hissettiren yapılandırılmış bir destek sunar.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocuklarda madde kullanımı tekrar eder mi?

Edebilir. TÜİK verilerini inceleyen bir çalışmaya göre 2017'de Çorum'da madde isnadıyla güvenlik birimine gelen çocukların %88,5'i yıl içinde birden fazla kez gelmişti. Ancak bu bir kader değildir; ilk temastan sonra düzenli takip, aile desteği ve okula bağlılık tekrar riskini azaltabilir.

Çocuğum bir kez yakalandı, bu bağımlı olduğu anlamına mı gelir?

Hayır, tek bir olay bağımlılık anlamına gelmez. Ancak bu olay, çocuğun yaşadığı zorlukların bir işareti olabilir. Bir çocuk ve ergen psikiyatrisi hekimi ile değerlendirme yapılması, durumun ciddiyetini anlamak için en sağlıklı adımdır.

Arkadaşlarıyla görüşmesini yasaklamak işe yarar mı?

Yasaklar tek başına çoğu zaman yetersiz kalır ve gencin gizli davranmasına yol açabilir. Yasak yerine gence yeni aidiyet alanları sunmak, kurallar konusunda onunla birlikte anlaşmak ve iletişimi açık tutmak daha koruyucudur.

Öğretmen olarak bir öğrencimde şüphelendiğim işaretleri nasıl ele almalıyım?

Gözlemlerinizi yargılamadan okulun rehberlik servisiyle paylaşın ve öğrencinin mahremiyetini koruyun. Öğrenciyi sınıf içinde teşhir etmek ya da okuldan uzaklaştırmak yerine okula bağlılığını güçlendirecek adımlar atmak, tekrarı önlemede daha etkilidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler