Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Evim Depreme Dayanıklı mı? Bina Güvenliği Kaygısıyla Yaşamak

Evim Depreme Dayanıklı mı? Bina Güvenliği Kaygısıyla Yaşamak

Evim depreme dayanıklı mı sorusu aklınızdan çıkmıyor mu? Bina güvenliği kaygısını gerçek riskten ayırmanın ve huzuru geri kazanmanın yollarını okuyun.

Gece yatağa uzandığınızda gözünüz tavandaki ince çizgiye takılıyor. Dün de oradaydı, geçen ay da. Ama bu akşam bir haber izlediniz ve çizgi birden büyümüş gibi görünüyor. Telefonu alıp binanızın yapım yılını, zemin sınıfını, mahallenizin fay hattına uzaklığını aramaya başlıyorsunuz; saat ikiyi geçiyor. "Evim depreme dayanıklı mı?" sorusu, Türkiye'de milyonlarca insanın zihninde dönüp duran bir soru. Bu yazıda, bu sorunun ne zaman sağlıklı bir dikkat, ne zaman huzurunuzu kemiren bir döngü olduğunu ve her iki durumda da neler yapabileceğinizi ele alacağız.

Evim Depreme Dayanıklı mı? Sorusu Neden Zihinden Çıkmıyor?

Bu sorunun bu kadar yapışkan olmasının birkaç nedeni var.

Birincisi, ev en temel güvenlik alanımızdır. İnsan dış dünyadan yorulup sığındığı yerin kendisinin tehdit olabileceğini düşündüğünde, dinlenebileceği bir alan kalmaz. Bu yüzden bina güvenliği kaygısı, başka kaygılardan farklı olarak gün boyu değil, tam da gevşemeye çalıştığınız anlarda, akşam ve gece yükselir.

İkincisi, cevap çoğu zaman bilinmezdir. Pek çok kişi oturduğu binanın hangi yönetmeliğe göre yapıldığını, projeye uygun inşa edilip edilmediğini, zemin etüdü yapılıp yapılmadığını bilmez. Zihin, boşlukları en kötü ihtimalle doldurmaya eğilimlidir.

Üçüncüsü, 6 Şubat 2023 depremlerinin bıraktığı görüntüler hâlâ tazedir. Yan yana iki binadan birinin ayakta kalıp diğerinin yıkıldığını görmek, "bizimki hangisi olurdu?" sorusunu herkesin evine taşıdı.

Dördüncüsü, kontrolün sınırlı olmasıdır. Kiracıysanız binaya müdahale hakkınız neredeyse yoktur; kat malikiyseniz kararlar komşularla birlikte alınır; ekonomik koşullar taşınmayı zorlaştırır. Kaygı, en çok hem önemli hem de kontrolümüz dışında görünen konularda büyür.

Bina Güvenliği Kaygısının İşaretleri

Binanızın güvenliğini merak etmek ve bilgi edinmek akılcı bir davranıştır. Ancak bazı işaretler, merakın kaygıya dönüştüğünü gösterebilir:

  • Duvarlardaki çatlakları sık sık fotoğraflayıp önceki fotoğraflarla karşılaştırmak
  • Her küçük sesi (asansör, kapı çarpması, ağır bir aracın geçişi) binanın "çalışması" olarak yorumlamak
  • Binanın yapım yılı, zemin yapısı veya müteahhit hakkında internette saatlerce araştırma yapmak
  • Evde belirli odalarda, örneğin en üst kattaki yatak odasında, uyumaktan kaçınmak
  • Misafirliğe gittiğiniz her evde ilk iş kolonlara, kirişlere bakmak
  • Aile üyeleriyle konuyu sürekli açmak ve onların "abartıyorsun" demesiyle çatışmak
  • Uzmandan rapor alındıktan sonra bile "ya yanlış ölçtülerse" diye rahatlayamamak

Bu kaygı bazen hiç beklenmedik yerlerde de kendini gösterir. Yeni bir eve taşınma heyecanı yaşayan biri, anahtarı aldığı gün sevinemez; ilk iş bodrum katına inip kolonlara bakar. Ya da bir arkadaşının yeni evine davet edilen biri, sohbet boyunca binanın kaç yaşında olduğunu sormadan duramaz.

Bu işaretlerden birkaçını kendinizde görmeniz, bir sorun olduğu anlamına gelmez. Asıl ölçüt, bu düşünce ve davranışların ne kadar zamanınızı aldığı ve hayatınızı ne kadar daralttığıdır.

Gerçek Risk ile Kaygının Sesi Arasındaki Fark

Burada dürüst olmak gerekir: Türkiye'de bazı binalar gerçekten risklidir. Dolayısıyla bina güvenliği kaygısını "tamamen yersiz" diye geçiştirmek hem yanlış hem de kişiyi yalnız bırakan bir tutumdur. Önemli olan, iki farklı soruyu birbirinden ayırabilmektir:

  1. Binam hakkında ne biliyorum ve ne öğrenebilirim? Bu bir mühendislik sorusudur. Cevabı lisanslı kuruluşların yaptığı risk tespiti, statik değerlendirme ve beton numunesi gibi teknik incelemelerde bulunur.
  2. Bu belirsizlikle nasıl yaşıyorum? Bu ise psikolojik bir sorudur. Cevabı internetteki forumlarda ya da gece yarısı yapılan araştırmalarda değil, kendi düşünce ve davranış örüntülerinizde yatar.

Kaygı bu iki soruyu birbirine karıştırır. Teknik bir soruyu düşünerek, araştırarak, kontrol ederek çözmeye çalışırsınız; ama düşünmek beton dayanımını ölçmez. Öte yandan psikolojik bir soruyu teknik bilgiyle kapatmaya çalışırsınız; ama rapor elinize geçtiğinde bile "ya" ile başlayan yeni sorular üretilir.

Diyelim ki bir aile, binası için risk tespiti yaptırdı ve sonuç olumlu çıktı. Eşlerden biri derin bir nefes alıp hayatına dönerken diğeri raporu her gece yeniden okuyor, numunenin binanın hangi noktasından alındığını sorguluyor, başka bir firmaya ikinci kez inceletmeyi düşünüyor. Bu durumda sorun artık binada değil, belirsizliğe tahammül etmekte zorlanan zihindedir. Bu döngünün nasıl işlediğini aşırı düşünme yazımızda daha ayrıntılı bulabilirsiniz.

Kaygı, binanın beton dayanımını ölçemez; yalnızca sizin dinlenme kapasitenizi tüketir. Teknik soruyu uzmana, belirsizlikle yaşama sorusunu kendinize ayırın.

Kiracı, Ev Sahibi, Kat Maliki: Kaygının Türkiye'deki Yüzleri

Bina güvenliği kaygısı herkes için aynı biçimde yaşanmaz. Türkiye'deki konut gerçekliği, bu kaygıya farklı renkler katar.

Kiracılar

Kiracı için soru çoğu zaman "taşınabilir miyim?" sorusuyla iç içedir. Yüksek kiralar, depozito, nakliye masrafları ve uygun ev bulmanın zorluğu düşünüldüğünde, güvensiz bulduğunuz bir evde kalmak zorunda hissetmek derin bir çaresizlik yaratabilir. Üstelik ev sahibinden inceleme talep etmek, kira ilişkisini bozma korkusunu da beraberinde getirir.

Ev sahipleri ve kat malikleri

Ev sahibi olanlar için ise kaygı genellikle bir ikilemle gelir: Binayı inceletirsem ve sonuç kötü çıkarsa, birikimlerimi koyduğum evin değeri ne olur? Kat malikleri toplantısında komşuları ikna etmek, masrafı paylaşmak, "bizim bina sağlam, gereksiz para harcamayalım" diyen komşularla tartışmak da ayrı bir stres kaynağıdır. Bazı kişiler bu çatışmadan kaçınmak için konuyu hiç açmaz ve kaygıyı içinde taşır.

Ebeveynler

Çocuk sahibi olanlarda kaygıya sıklıkla suçluluk eşlik eder: "Çocuklarımı güvensiz bir binada büyütüyorum." Bu düşünce, ebeveynin elindeki seçeneklerin sınırlı olduğu durumlarda özellikle ağırdır. Burada kendinize, imkânlarınız dahilinde yapabildiklerinizi hatırlatmak önemlidir: Mobilyaları sabitlemek, aile planı yapmak, çocuklarla güvenli noktaları konuşmak gibi.

Evim Depreme Dayanıklı mı Diye Düşünürken Atabileceğiniz Adımlar

Önce teknik soruyu teknik kanala taşıyın

Binanız hakkında gerçekten bilgi edinmek istiyorsanız, belediyenize veya ilgili il müdürlüğüne nasıl bir yol izleneceğini sorabilir, lisanslı kuruluşlardan bilgi alabilirsiniz. Kat malikleriyle birlikte hareket etmek gerekiyorsa, konuyu suçlama değil ortak güvenlik çerçevesinde açmak işinizi kolaylaştırır. Bu adımı atmak, döngüyü kırmanın ilk ve somut yoludur.

"Bilinebilir" ve "bilinemez" listesi yapın

Bir kâğıdı ikiye bölün. Bir yanına öğrenebileceklerinizi (binanın ruhsat tarihi, varsa inceleme raporu, evin içindeki sabitlenmemiş eşyalar), diğer yanına hiçbir araştırmanın kesin cevap veremeyeceği soruları (deprem ne zaman olur, binam her senaryoda ayakta kalır mı) yazın. İlk listedekiler için bir eylem planı yapın. İkinci listedekiler için ise kendinize şunu söyleyin: "Bu sorunun bugün bir cevabı yok ve ben cevapsız da yaşayabilirim."

Araştırmaya sınır koyun

Bina, zemin ve fay hattı hakkında okuma yapmak için günde belirli ve kısa bir zaman dilimi seçin; örneğin akşam yemeğinden önce on beş dakika. Bu süre dışında gelen "bir bakayım" dürtüsünü not edin ve o zamana erteleyin. Özellikle yatmadan önceki bir saatte bu konuları araştırmamaya özen gösterin.

Çatlak kontrolünü azaltın

Sıva çatlakları ile taşıyıcı elemanlardaki çatlakların aynı anlama gelmediğini ve bunu ancak bir mühendisin değerlendirebileceğini hatırlayın. Bir çatlağı merak ediyorsanız bir kez fotoğraflayın ve uzmana gösterin; her gün yeniden ölçmek size yeni bir bilgi vermez, yalnızca kaygıyı canlı tutar.

Kararı zamana yayın

Taşınmak, kentsel dönüşüme başvurmak ya da güçlendirme yaptırmak gibi büyük kararlar, kaygının en yüksek olduğu bir gece verilmemelidir. Sabah, sakin bir zihinle, artı ve eksileri yazarak, gerekirse aile üyeleriyle ya da güvendiğiniz biriyle konuşarak karar vermek daha sağlıklıdır. Kararsızlık sizi uzun süredir kilitliyorsa karar verememe yazımız da yol gösterebilir.

Komşularla konuşmayı bir çatışma değil ortak proje olarak görün

Apartman toplantılarında bina güvenliği konusu açıldığında ortam çabucak gerilebilir. Biri masraftan, biri evinin değerinden, biri de yıllardır orada oturduğu için "bir şey olmaz" duygusundan söz eder. Bu tepkilerin çoğu da aslında kaygının farklı yüzleridir. Konuyu açarken "Bu bina çürük" gibi kesin ve korkutucu cümleler yerine "Hepimiz için içimiz rahat etsin diye bir bilgi alalım mı?" gibi davet eden bir dil kullanmak, savunmaya geçmeyi azaltır. Tek seferde ikna etmeyi beklemek yerine, bilgiyi paylaşıp herkese düşünme süresi tanımak da işe yarar. Unutmayın ki komşularınızın karar vermesi zaman alabilir; bu süreçte sizin kaygınızın her toplantıda yükselmesi, kendi sınırlarınızı da gözetmenizi gerektirir.

Bedeninize de dikkat edin

Bina güvenliği kaygısı yalnızca zihinde yaşanmaz. Omuzlarda gerginlik, çenede sıkma, midede düğüm ve özellikle gece kolay irkilme sık görülür. Gün içinde birkaç kez yavaş ve uzun nefes vermeye odaklanmak, kısa yürüyüşler yapmak ve kafein tüketimini akşam saatlerinde azaltmak, bedenin alarm düzeyini düşürmeye yardım eder. Bedeniniz sakinleştiğinde, "evim depreme dayanıklı mı" sorusu da daha az acil ve daha düşünülebilir hâle gelir.

Evi yeniden "yaşanan yer" yapın

Kaygı arttıkça ev sadece riskle ilişkilendirilen bir mekâna dönüşebilir. Evde keyif aldığınız küçük şeylere bilinçli olarak yer açın: Pazar kahvaltısı, sevdiğiniz bir köşede kitap okumak, arkadaş ağırlamak. Bu, riski görmezden gelmek değil, evin sizin için taşıdığı diğer anlamları da korumaktır.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Bina güvenliğini düşünmek kendi başına bir sorun değildir. Ancak şu durumlarda bir ruh sağlığı uzmanından destek almayı düşünebilirsiniz:

  • Teknik bilgi edindiğiniz hâlde kaygınız hiç azalmıyor, yalnızca yeni sorular doğuyorsa
  • Kontrol etme ve araştırma davranışları günde saatlerinizi alıyorsa
  • Uyku düzeniniz bozulmuş, evin içinde kendinizi hiç güvende hissetmiyorsanız
  • Aile içinde bu konu sürekli kavgaya yol açıyorsa
  • Yaşadığınız bir deprem sonrasında kâbuslar, irkilmeler ve canlı anılar eşlik ediyorsa
  • Umutsuzluk, çaresizlik ve isteksizlik gündelik hayatınızı etkilemeye başladıysa

Bu tür bir kaygıyla çalışmak için bireysel terapi yüz yüze ya da online olarak mümkündür.

Terapide Bina Güvenliği Kaygısı Nasıl Ele Alınır?

Terapide ilk adım, kaygınızı küçümsemeden ve abartmadan anlamaktır. Bina güvenliği gerçek bir konudur; terapistin işi sizi "bunu düşünme" diye ikna etmek değil, bu konuyu düşünme biçiminizi sizin için daha işlevli hâle getirmenize yardım etmektir.

Bilişsel davranışçı terapi çerçevesinde, felaketleştirme ("Kesin bizim bina yıkılır"), olasılığı abartma ve belirsizliğe tahammülsüzlük gibi düşünce örüntüleri birlikte incelenir. Kişi, düşüncelerini bir gerçek değil bir tahmin olarak görmeyi öğrenir.

Endişe zamanı ve erteleme teknikleri, gün boyuna dağılmış düşünceleri belirli bir zaman dilimine toplamaya yardım eder.

Davranışsal deneyler, örneğin bir hafta boyunca çatlak kontrolü yapmamak ve kaygının nasıl seyrettiğini gözlemlemek, kontrolün aslında kaygıyı sürdürdüğünü deneyimle görmeyi sağlar.

Değerler odaklı çalışma ise kişinin, belirsizlik sürerken bile kendisi için önemli olan şeylere, örneğin çocuklarıyla geçirdiği zamana, işine, ilişkilerine nasıl yer açabileceğini konuşur.

Eğer kaygının altında daha derin bir güvensizlik hissi varsa, örneğin çocuklukta öngörülemeyen bir ev ortamında büyümüşseniz, bu deneyimlerin bugünkü kaygıyla bağlantısı da şema odaklı bir bakışla ele alınabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Karot testi ya da risk tespiti yaptırmak kaygımı geçirir mi?

Teknik inceleme size gerçek bir bilgi verir ve pek çok kişi için önemli bir rahatlama sağlar. Ancak kaygınız belirsizliğe tahammülsüzlükten besleniyorsa, iyi bir sonuç bile kısa süre sonra yeni şüphelere yer açabilir. Bu durumda raporun yanında kaygının kendisiyle çalışmak gerekir.

Duvardaki her çatlak tehlike işareti midir?

Hayır. Sıva ve boya çatlakları ile taşıyıcı elemanlardaki hasar farklı şeylerdir ve bunu ayırt etmek bir inşaat mühendisinin işidir. Merak ettiğiniz bir çatlağı bir kez uzmana göstermek, onu her gün kontrol etmekten çok daha anlamlıdır.

Kiracıyım ve ev sahibim inceleme yaptırmak istemiyor; ne yapabilirim?

Öncelikle konuyu sakin ve ortak güvenlik çerçevesinde ev sahibinizle konuşmayı deneyin. Belediyeden ya da ilgili kurumlardan hangi yolların izlenebileceğine dair bilgi almak da size somut bir çerçeve sunar. Bu süreçte yaşadığınız çaresizlik duygusunu bir yakınınızla ya da bir uzmanla paylaşmak yükü hafifletebilir.

Taşınmaya gücüm yetmiyor; bu düşünceyle nasıl yaşarım?

Ekonomik koşulların seçenekleri sınırladığı durumlarda, elinizdeki imkânlarla yapabileceklerinize odaklanmak önemlidir: Eşyaları sabitlemek, aile planı yapmak, deprem anında ne yapacağınızı bilmek gibi. Kaygınızı küçümsemeden, ama onun her akşamınızı ele geçirmesine izin vermeden yaşamak mümkündür; bu, çoğu zaman destekle öğrenilen bir beceridir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler