Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Günlük Tutmanın Faydaları: Terapötik Yazma Nasıl Yapılır?

Günlük Tutmanın Faydaları: Terapötik Yazma Nasıl Yapılır?

Günlük tutmanın faydaları nelerdir, nasıl yazılırsa işe yarar? İfade edici yazma, duygu günlüğü ve kaygı defteri gibi yöntemleri adım adım anlatan rehber.

Ortaokul yıllarında kilitli, pembe kapaklı bir defteriniz olmuş olabilir. Ya da hiç olmamıştır; "günlük" kelimesi size biraz çocukça, biraz da edebiyatçılara özgü bir alışkanlık gibi gelir. Oysa son yıllarda pek çok ruh sağlığı uzmanı, danışanlarına seanslar arasında yazmayı öneriyor. Bunun nedeni nostalji değil: Duyguları ve düşünceleri kâğıda dökmenin, zihni düzenlemeye yardımcı olduğuna dair uzun süredir biriken klinik gözlemler ve araştırmalar. Bu yazıda günlük tutmanın faydaları üzerine bildiklerimizi, hangi yazma biçimlerinin ne işe yaradığını, nasıl başlayabileceğinizi ve yazmanın hangi durumlarda yetmediğini konuşacağız.

Terapötik Yazma Nedir? Sıradan Günlükten Farkı Ne?

Sıradan günlük, çoğu zaman günün olaylarını sırayla anlatır: "Bugün işe gittim, öğlen annem aradı, akşam misafir geldi." Bu kayıtların da değeri vardır; ama terapötik yazma, olaylardan çok onların iç dünyamızdaki yankısına odaklanır. Ne oldu sorusunun yanında, bu bana ne hissettirdi, aklımdan neler geçti, bedenimde neler oldu, bundan sonra neye ihtiyacım var gibi sorular sorulur.

Terapötik yazmanın amacı güzel ya da düzgün bir metin üretmek değildir. Yazım hataları, yarım cümleler, dağınık düşünceler tamamen kabul edilebilir. Burada önemli olan, zihinde dolaşan belirsiz yükün kelimelere dönüşmesidir. Kelimeye dönüşen bir duygu, çoğu zaman daha anlaşılır ve daha taşınabilir hâle gelir. Yazmanın konuşmaktan farklı bir yanı da vardır: Karşınızda sizi dinleyen, tepki veren, belki sözünüzü kesen biri yoktur. Bu yüzden kimseye söyleyemediğiniz, "Bunu düşündüğüm için ayıplanırım" dediğiniz duygular bile kâğıtta kendine yer bulabilir. Konuşurken karşınızdakini korumak için yumuşattığınız cümleler, yazarken asıl hâlleriyle ortaya çıkar.

Günlük Tutmanın Faydaları Nelerdir?

Duygusal deneyimler hakkında yazmanın etkileri, psikolojide uzun süredir incelenen bir konudur. Bu alandaki öncü isimlerden James Pennebaker'ın çalışmaları, zor deneyimler hakkında birkaç gün üst üste, kısa süreli yazan kişilerde ruh hâli ve genel iyi oluş açısından olumlu değişiklikler görülebildiğini ortaya koymuştur. Elbette yazma herkes için aynı etkiyi yaratmaz; ama düzenli ve bilinçli yapıldığında şu alanlarda destek olabilir:

  • Duyguları adlandırmak: "Kötüyüm" gibi genel bir his, yazdıkça "kırgınım, çünkü emeğim görülmedi" gibi daha net bir duyguya dönüşür. Adlandırılan duygu, daha az bunaltıcıdır.
  • Zihni boşaltmak: Kafada dönüp duran düşünceler kâğıda aktarıldığında, zihin onları "tutmak" zorunda kalmaz. Özellikle uyumadan önce yapılan kısa bir yazma, uykuya geçişi kolaylaştırabilir.
  • Örüntüleri görmek: Haftalar boyunca tutulan bir günlük, hangi durumların sizi tetiklediğini, hangi saatlerde enerjinizin düştüğünü, kimlerle görüştükten sonra daha iyi hissettiğinizi gösterebilir. Tek bir günde görünmeyen bağlantılar zamanla belirginleşir.
  • Anlam kurmak: Zor bir deneyimi yazarken, olayların sırası ve nedenleri üzerinde düşünmek, yaşananı daha bütünlüklü bir hikâyeye dönüştürmeye yardım eder. Bu, özellikle kayıp ve büyük değişimlerden sonra önemlidir.
  • Kendinizle ilişkinizi gözlemlemek: Kendinizden nasıl bahsettiğinizi, hangi kelimeleri seçtiğinizi görmek, iç sesinizin tonunu fark etmenizi sağlar.
  • İlerlemeyi görmek: Aylar önce yazdığınız bir sayfayı okumak, ne kadar yol aldığınızı somut biçimde gösterebilir. Zor dönemlerde bu kanıt çok değerlidir.

Yazmak sorunu çözmez; ama sorunu kafanızın içinden çıkarıp karşınıza koyar ve ona bakabilmenizi sağlar.

Hangi Yazma Biçimi Ne İşe Yarar?

Terapötik yazmanın tek bir doğru biçimi yoktur. Farklı ihtiyaçlar için farklı yöntemler denenebilir.

İfade edici yazma

Sizi derinden etkilemiş bir deneyim hakkında, art arda üç dört gün, her gün on beş yirmi dakika kadar en içten duygu ve düşüncelerinizi yazmak. Bu yöntemde hiç durmadan, düzeltmeden, kimsenin okumayacağını bilerek yazılır. İlk günlerde duygular yoğunlaşabilir; bu beklenen bir durumdur. Ağır travmatik anılarla çalışırken ise bu yöntemi tek başınıza değil, bir uzmanla birlikte kullanmak daha güvenlidir.

Duygu günlüğü

Gün içinde güçlü bir duygu yaşadığınızda kısa bir not alırsınız: Ne oldu, ne hissettim, şiddeti ne kadardı (0 ile 10 arası), ne yaptım? Duygu günlüğü, özellikle öfke patlamaları, ani ağlama krizleri ya da açıklanamayan huzursuzluk yaşayan kişilerin tetikleyicileri tanımasına yardımcı olur.

Kaygı defteri ve endişe zamanı

Gün boyunca aklınıza gelen endişeleri hemen düşünmek yerine bir deftere yazar, günün belirli bir saatinde (örneğin akşam on beş dakika) onlara bakarsınız. Bu yöntem, zihnin her endişeyi o anda çözme zorunluluğunu gevşetir. Gece yatakta dönüp duran düşüncelerle boğuşuyorsanız, aşırı düşünme yazımızdaki önerilerle birlikte kullanılabilir.

Minnet notları

Her akşam o gün iyi giden, küçük de olsa üç şeyi yazmak. Bu, zor şeyleri yok saymak anlamına gelmez; zihnin olumsuz olanlara takılma eğilimini biraz dengeler. "Otobüste yer buldum", "Kızım okuldan gelince sarıldı" gibi sıradan anlar bile yeterlidir.

Gönderilmeyen mektup

Kaybettiğiniz birine, size haksızlık eden bir kişiye ya da geçmişteki kendinize, göndermeyeceğinizi bilerek bir mektup yazmak. Yüz yüze söylenemeyenlerin söylenebildiği bu yazma biçimi, özellikle yas ve kırgınlık süreçlerinde yararlı olabilir. Örneğin depremde kaybettiği babasına yazan biri, "Sana son telefonda sert konuştuğum için üzgünüm" cümlesini ilk kez kâğıtta söyleyebilir.

Düşünce kaydı

Bilişsel davranışçı terapide kullanılan, durum, otomatik düşünce, duygu ve alternatif düşünce sütunlarından oluşan yapılandırılmış bir tablodur. Serbest yazmadan farklı olarak düşünceleri sorgulamaya odaklanır. Ayrıntıları için düşünce kaydı yazımıza bakabilirsiniz.

Günlük Tutmaya Nasıl Başlanır?

Başlamak çoğu zaman sürdürmekten daha kolaydır. Alışkanlığın yerleşmesi için şu öneriler işe yarayabilir:

  1. Küçük başlayın. Her gün bir sayfa yazma hedefi yerine, beş dakika ya da üç cümle hedefleyin. Kısa ama düzenli yazmak, uzun ama ara sıra yazmaktan daha sürdürülebilirdir.
  2. Sabit bir zaman ve yer seçin. Sabah kahvesiyle, işe giderken serviste, çocuklar uyuduktan sonra mutfak masasında. Mevcut bir alışkanlığa eklenen yeni alışkanlık daha kolay tutunur.
  3. Bir başlangıç sorusu kullanın. Boş sayfa korkutucu olabilir. "Bugün beni en çok ne yordu?", "Şu an bedenimde ne hissediyorum?", "Bugün kime ya da neye ihtiyaç duydum?" gibi sorular yazmayı başlatır.
  4. Sansürlemeyin. Yazarken kendinizi düzeltmeyin, "Bunu düşünmemeliyim" diye silmeyin. Günlük, sizi yargılamayan bir alan olmalı.
  5. Sadece sorunları yazmayın. Zorlukların yanında ne iyi gitti, neyi başardınız, sizi ne güldürdü sorularına da yer açın.
  6. Ara sıra geri dönüp okuyun. Birkaç haftada bir yazdıklarınıza bakmak, tekrar eden temaları fark etmenizi sağlar.

Diyelim ki üç vardiya düzeninde çalışan bir fabrika işçisi, uykusunun neden bu kadar bozulduğunu anlayamıyor. İki hafta boyunca her vardiya sonrası iki satır yazmaya karar veriyor: kaçta yattı, uyumadan önce ne yaptı, nasıl hissetti. İkinci haftanın sonunda gece vardiyasından sonra telefonda haber okuyarak geçirdiği sürenin, uykuya dalmasını belirgin biçimde geciktirdiğini görüyor. Bu küçük gözlem, ona uygulanabilir bir değişiklik fikri veriyor.

Başka bir örnek: Doğumdan sonraki ilk aylarda gece uyanmalarıyla tükenen bir anne, uzun yazılara ayıracak vakti olmadığını düşünüyor. Emzirirken telefonuna yalnızca üç kelime yazmayı deniyor: o gece aklından geçen en baskın duygu. "Yorgun. Yalnız. Sevgi." Birkaç hafta sonra bu kısa listeye baktığında, "yalnız" kelimesinin özellikle eşinin nöbetçi olduğu gecelerde tekrarlandığını fark ediyor ve bunu eşiyle konuşabiliyor. Günlük tutmanın faydaları, uzun sayfalar gerektirmeden de ortaya çıkabilir.

Çocuklar ve gençler için yazma

Yazma yalnızca yetişkinlere özgü bir araç değildir. Okuma yazmayı yeni öğrenmiş bir çocuk, gününü bir resim ve tek bir cümleyle anlatan bir "duygu defteri" tutabilir. Ergenler ise çoğu zaman ebeveynleriyle konuşamadıkları duyguları yazıya dökmeye daha isteklidir. Burada ebeveynlere düşen en önemli görev, merak etseler bile defteri okumamaktır. Bir gencin günlüğünün okunduğunu fark etmesi, hem yazmayı bırakmasına hem de ebeveyne olan güveninin sarsılmasına yol açabilir. Gencin güvenliğiyle ilgili ciddi bir endişe varsa, defteri gizlice okumak yerine doğrudan konuşmak ve gerekirse bir uzmandan destek almak daha sağlıklıdır.

Günlük Tutmanın Faydaları Herkes İçin Geçerli mi? Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yazmak çoğu kişi için güvenli ve yararlı bir araçtır; ama bazı durumlarda dikkatli olmak gerekir.

Ruminasyon tuzağı: Bazı insanlar yazarken aynı acıyı her gün yeniden, aynı kelimelerle anlatır ve yazdıkça daha kötü hisseder. Yazmanın faydası, duyguyu ifade etmenin yanında ona yeni bir bakış kazandırmasından gelir. Bir haftadır aynı konuyu aynı biçimde yazıyor ve kendinizi daha kötü hissediyorsanız, yönteminizi değiştirmeyi düşünün: "Bu durumdan ne öğrendim?" ya da "Bir sonraki küçük adımım ne olabilir?" sorularını ekleyin.

Gizlilik endişesi: Kalabalık evlerde, kardeşlerle aynı odayı paylaşan gençlerde ya da eşinin defterini karıştırmasından çekinen kişilerde gizlilik ciddi bir sorundur. Yazdıklarınızın okunacağı kaygısı, içtenliği engeller. Bu durumda şifreli bir telefon notu kullanabilir, yazdıklarınızı okuduktan sonra yırtıp atabilir ya da yazmanın kendisine odaklanıp kayıt tutmamayı seçebilirsiniz. İfade edici yazmanın faydası, yazılanın saklanmasından çok yazma sürecinin kendisinden gelir.

Travmatik anılar: Ağır bir travma yaşadıysanız, bu anıları ayrıntılı biçimde tek başınıza yazmak, yoğun ve kontrol edilmesi güç duyguları tetikleyebilir. Böyle bir çalışmayı bir uzmanın eşliğinde yapmak daha güvenlidir.

Mükemmeliyetçilik: Günlük "düzgün" tutulmazsa hiç tutulmamalı düşüncesi, yazmayı bir başka yük hâline getirebilir. Birkaç gün yazamadığınızda kaldığınız yerden devam edin; günlük bir sınav değil.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Yazmak öz bakımın değerli bir parçasıdır, ama bir tedavinin yerini tutmaz. Şu durumlarda bir uzmanla görüşmek yararlı olabilir:

  • Yazdıklarınızda haftalardır süren umutsuzluk, değersizlik ya da isteksizlik temaları tekrar ediyorsa
  • Yazmak, sizi rahatlatmak yerine sürekli daha kötü hissettiriyorsa
  • Geçmişteki bir olayı yazmaya çalıştığınızda yoğun panik, kopukluk ya da kâbuslar yaşıyorsanız
  • Kaygı ya da endişeler günlük hayatınızı belirgin biçimde kısıtlıyorsa
  • Yazdıklarınızda ölüm ya da kendinize zarar verme düşünceleri belirginleşiyorsa

Son durumda yazmakla yetinmeyin; düşünceleriniz yoğunlaşıyorsa ya da kendinizi güvende hissetmiyorsanız hemen 112'yi arayın veya bir yakınınızdan yardım isteyin.

Terapide Yazma Nasıl Kullanılır?

Pek çok terapi yaklaşımında yazma, seanslar arasındaki çalışmanın önemli bir parçasıdır. Bilişsel davranışçı terapide danışandan genellikle belirli durumlarda yaşadığı düşünce ve duyguları kaydetmesi istenir. Bu kayıtlar bir sonraki seansın malzemesi olur: Terapist ve danışan birlikte örüntüleri inceler, düşünceleri sorgular ve yeni davranış adımları planlar.

Yas çalışmalarında gönderilmeyen mektuplar, travma odaklı yaklaşımlarda yaşananın yapılandırılmış biçimde yazıya dökülmesi, şema terapide ise karşılanmamış ihtiyaçları ifade eden yazılar kullanılabilir. Kaygı yaşayan danışanlarda endişe defteri ve endişe zamanı uygulaması, düşünceleri kontrol etmeye çalışmak yerine onlarla farklı bir ilişki kurmayı öğretir.

Terapide yazmanın kendi başına yazmaktan farkı, yazılanın güvenli bir ilişki içinde ele alınabilmesidir. Danışan, defterinde tek başına karşılaştığı duygularla seansta bir başkasının eşliğinde yeniden buluşur. Yoğun kaygı ya da sürekli endişe ile boğuşuyorsanız kaygı ve panik alanında sunulan destekler hakkında bilgi alabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Elle yazmak mı, telefonda yazmak mı daha iyi?

İkisinin de avantajları var. Elle yazmak daha yavaş olduğu için düşünmeye zaman tanır ve ekrandan uzaklaşmayı sağlar. Telefonda yazmak ise her an ulaşılabilir ve şifrelenebilir. Size sürdürülebilir gelen yöntemi seçmeniz, hangisinin daha etkili olduğundan daha önemlidir.

Yazdıklarımı biri okur diye çekiniyorum, ne yapabilirim?

Bu çok yaygın bir kaygı. Şifreli bir uygulama kullanabilir, yazdıktan sonra kâğıdı imha edebilir ya da yalnızca dışarıda, örneğin bir kafede yazabilirsiniz. Yazmanın faydası büyük ölçüde yazma sırasında oluşur; saklamak zorunda değilsiniz.

Her gün yazmam gerekiyor mu?

Hayır. Haftada birkaç kez düzenli yazmak da yarar sağlar. Belirli bir zorlukla ilgili ifade edici yazma ise genellikle birkaç gün art arda yapılır. Önemli olan, yazmayı bir zorunluluktan çok kendinize ayırdığınız bir zaman olarak görmenizdir.

Yazdıktan sonra daha kötü hissediyorum, bırakmalı mıyım?

Zor bir konu hakkında yazmaya başladıktan sonraki ilk günlerde kısa süreli bir duygusal yoğunlaşma normaldir. Ancak bu kötü his günlerce sürüyorsa ya da her yazdığınızda artıyorsa, konuyu değiştirmeyi, yazma süresini kısaltmayı ya da bu süreci bir uzmanla birlikte yürütmeyi düşünebilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler