Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Hastaya Kızmak: Bakım Verirken Öfkelenmek ve Kendinden Utanmak

Hastaya Kızmak: Bakım Verirken Öfkelenmek ve Kendinden Utanmak

Hastaya kızmak sizi kötü biri yapmaz. Bakım verirken öfkenin nereden geldiğini, utançla nasıl baş edebileceğinizi ve öfke anında neler yapabileceğinizi okuyun.

Gece üçte aynı soruyu beşinci kez soran babanıza sesinizi yükselttiniz. Ya da ilacını içmeyi reddeden eşinize "Yeter artık!" diye bağırdınız, sonra mutfağa geçip sessizce ağladınız. Belki de hasta çocuğunuz huysuzlandığında içinizden yükselen öfkeyi fark edip "Ben nasıl bir anneyim?" diye kendinizi sorguladınız. Hastaya kızmak, bakım verenlerin en az konuştuğu ama en sık yaşadığı deneyimlerden biridir. Öfkenin hemen ardından gelen utanç ise çoğu zaman öfkenin kendisinden daha ağır gelir. Bu yazıda bakım verirken neden öfkelenebileceğinizi, bu öfkenin sizin hakkınızda ne söylediğini ve ne söylemediğini, öfke anında neler yapabileceğinizi ve kendinize nasıl daha şefkatli davranabileceğinizi ele alıyorum.

Hastaya Kızmak Normal mi?

Kısa yanıt: Evet, bakım verenlerin büyük bir kısmı bu duyguyu bir noktada yaşar. Öfke, insan olmanın doğal bir parçasıdır; sevdiğiniz birine bakıyor olmanız bu duyguyu ortadan kaldırmaz. Hatta yakınlık arttıkça, beklentiler ve hayal kırıklıkları da artar.

Öfkeyi hissetmekle öfkeyle hareket etmek arasında önemli bir fark vardır. Hissettiğiniz öfke, kötü bir insan olduğunuzu göstermez. Ama öfkenin nasıl ifade edildiği, hem sizin hem de bakım verdiğiniz kişinin iyiliği için önemlidir. Bu yazının amacı, öfkeyi bastırmanızı değil, onu anlamanızı ve güvenli biçimde yönetmenizi desteklemektir.

Türkiye'de bakım yükü çoğu zaman tek bir aile üyesinin, sıklıkla bir kızın, gelinin ya da eşin omuzlarına biner. "Evladın görevi", "Sabır göster, sevabına" gibi sözler, bakım verenin kendi ihtiyaçlarını dile getirmesini zorlaştırır. Böyle bir ortamda öfke, söylenemeyen her şeyin biriktiği bir kap hâline gelebilir.

Bakım Verirken Öfke Nereden Gelir?

Öfke çoğu zaman tek bir olaya değil, biriken pek çok şeye verilen bir tepkidir. Hastaya kızmak, genellikle şu kaynaklardan beslenir:

Tükenmişlik ve uykusuzluk

Kesintili uyku, sürekli tetikte olma ve dinlenememe, sabır eşiğini düşürür. Normal zamanda gülüp geçeceğiniz bir durum, üç gecedir uyumamışken dayanılmaz gelebilir. Bu birikimin nasıl oluştuğunu bakım veren tükenmişliği yazısında ayrıntılı olarak anlattım.

Çaresizlik

Hastalığı durduramamak, sevdiğiniz kişinin acı çekmesini izlemek, tıbbi süreçler üzerinde söz hakkınızın olmaması derin bir çaresizlik yaratır. Öfke bazen bu çaresizliğin daha katlanılabilir bir biçimidir; "bir şey yapabilme" hissini geri verir.

Kendi hayatından vazgeçmek

İşinizi bırakmak, sosyal hayatınızı kısıtlamak, kendi çocuklarınıza ya da eşinize yeterince zaman ayıramamak… Bu kayıplar zamanla bir "haksızlığa uğradım" duygusuna dönüşebilir ve bu duygu, en yakındaki kişiye, yani hastaya yönelebilir.

Hastanın davranışları

Hastalık, kişinin davranışlarını da değiştirebilir. Demans gibi durumlarda aynı soruların tekrarı, inme sonrası duygusal dalgalanmalar, ağrının yarattığı huysuzluk ya da tedaviye direnç, bakım vereni yorar. Bu davranışların hastalığın bir parçası olduğunu bilmek bile her zaman öfkeyi önlemez.

Eski hesaplar

Bazen bakım verdiğiniz kişiyle geçmişte çözülmemiş sorunlar vardır: çocukken size sert davranmış bir ebeveyn, sizi yıllarca kırmış bir kayınvalide ya da ilişkide hep sizi yalnız bırakmış bir eş. Bakım süreci, bu eski yaraları yeniden açabilir.

Yalnız bırakılmak

Diğer kardeşlerin ya da aile üyelerinin "Sen zaten yanındasın" diyerek yükü size bırakması, öfkenin önemli bir kaynağıdır. Bu öfke çoğu zaman asıl muhatabına değil, hastaya ya da kendinize yönelir.

Öfkenin Ardından Gelen Utanç ve Suçluluk

Pek çok bakım veren, öfkesinden sonra şu düşüncelerle boğuşur: "O hasta, ben nasıl kızabilirim?", "Ya bu son günleriyse ve ben ona bağırdıysam?", "İyi bir evlat olsaydım böyle hissetmezdim."

Bu utanç döngüsü, bir süre sonra öfkeyi daha da artırabilir: Kendinize kızdıkça daha gergin olursunuz, gerginlik arttıkça yeniden öfkelenirsiniz. Ayrıca utanç, kişinin yardım istemesini de engeller; "Bunu kimseye anlatamam" düşüncesi yalnızlığı derinleştirir. Bakım verirken yaşanan suçluluk duygusunu ayrıca hasta yakını suçluluk duygusu yazısında ele aldım.

Şunu hatırlamak yardımcı olabilir: Öfke ve sevgi aynı anda var olabilir. Babanıza kızıyor olmanız, onu sevmediğiniz anlamına gelmez. Tam tersine, umursadığınız için bu kadar yoğun hissediyor olabilirsiniz.

Öfke, bakım verenin "Ben de buradayım, benim de ihtiyaçlarım var" demesinin bazen tek yoludur; onu duymak, onu bastırmaktan daha iyileştiricidir.

Hastaya Kızmak: Öfke Anında Neler Yapılabilir?

Öfke çoğu zaman birdenbire patlamaz; önce bedende ve düşüncelerde küçük işaretler verir. Çenenin kasılması, omuzların gerilmesi, sesin sertleşmesi, "Yine mi?" ya da "Bana inat yapıyor" gibi düşünceler, öfkenin yükselmekte olduğunun habercisidir. Bu işaretleri tanımayı öğrenmek, patlamadan önce müdahale etme şansı verir. Öfke yükseldiğinde birkaç saniyelik bir ara bile fark yaratabilir. Aşağıdaki öneriler, öfkeyi bastırmak için değil, güvenli biçimde yönetmek içindir:

  1. Fark edin ve adlandırın. "Şu an çok öfkeliyim" demek, iç ya da dış sesle, duyguyla aranıza küçük bir mesafe koyar.
  2. Güvenliyse kısa bir süre ortamdan çıkın. Hastanın güvende olduğundan emin olduktan sonra başka bir odaya geçmek, balkona çıkmak ya da yüzünüzü yıkamak, tepkinizin şiddetini azaltır.
  3. Bedeninizi sakinleştirin. Yavaş ve derin nefes almak, ellerinizi soğuk suyla yıkamak ya da birkaç dakika yürümek, bedendeki gerginliği düşürür.
  4. Kısa bir cümle hazırlayın. Öfkelendiğinizde söyleyebileceğiniz önceden hazırlanmış bir cümle işinize yarar: "Şu an biraz yoruldum, beş dakika sonra geliyorum."
  5. Sonra onarın. Sesinizi yükselttiyseniz, sakinleştiğinizde kısa bir özür ilişkiyi onarır: "Az önce sana bağırdım, çok yorgundum ama bu senin suçun değildi. Özür dilerim."

Ne söylenmeli, ne söylenmemeli?

Kurgusal örneklerle öfke anlarında yardımcı olan ve durumu zorlaştıran cümleler:

Yardımcı olan:

  • "Bunu birlikte halledeceğiz, ama önce bir nefes almam gerekiyor."
  • "Şu an ikimiz de yorgunuz, biraz sonra yeniden deneyelim."
  • "İlacını içmek istemediğini anlıyorum. Neden istemediğini anlatır mısın?"

Durumu zorlaştıran:

  • "Bunu bile yapamıyor musun?" Hastanın yetersizlik duygusunu derinleştirir.
  • "Benim hayatımı mahvettin." Hastaya, hastalığın sorumluluğunu yükler ve derin bir suçluluk bırakır.
  • "Bir daha sorarsan cevap vermeyeceğim." Özellikle bilişsel sorunları olan hastalarda kaygıyı artırır; hasta soruyu kontrolünde olmadan tekrarlıyor olabilir.

Yaşa ve İlişkiye Göre Hastaya Kızmak

Yaşlı bir ebeveyne bakarken

Rollerin tersine dönmesi, yani bir zamanlar size bakan kişiye şimdi sizin bakmanız, karmaşık duygular doğurur. Yaşlı ebeveynin inatçılığı, yardımı reddetmesi ya da eleştirileri öfkeyi tetikleyebilir. Bu davranışların arkasında çoğu zaman onur ve özerklik kaybına duyulan acı vardır. Ona olabildiğince seçim hakkı tanımak, çatışmaları azaltabilir.

Kayınvalide ya da kayınpedere bakarken

Geniş ailelerde bakım görevi sıklıkla gelinlere kalır. Kan bağı olmayan, geçmişte ilişkinin her zaman kolay olmadığı birine bakmak, öfkeyi daha karmaşık hâle getirebilir. Üstelik bu öfkeyi eşe anlatmak da zordur; "Annemden mi şikâyet ediyorsun?" tepkisinden çekinilir. Bu durumda öfkeyi hastaya değil, iş bölümüne dair konuşmalara taşımak gerekir. Eşle, sakin bir zamanda ve suçlamadan, "Ben bu yükü tek başıma taşıyamıyorum, birlikte bir düzen kurmamız lazım" diye konuşmak, öfkenin birikmesini önleyebilir.

Hasta bir eşe bakarken

Eşler arasında bakım ilişkisi, ortaklık dengesini değiştirir. "Eşim artık eşim değil, hastam" duygusu yalnızlık ve öfke yaratabilir. Bu dönemde ilişkinin bakım dışındaki yönlerini, örneğin birlikte bir film izlemek ya da eski fotoğraflara bakmak gibi küçük paylaşımları korumak önemlidir.

Hasta bir çocuğa bakarken

Hasta çocuğuna öfkelenen ebeveyn genellikle en yoğun utancı yaşar. Oysa çocuğunuzun huysuzluğu, tedaviyi reddetmesi ya da gerilemesi sizi de tüketebilir. Kendinize "Ben de insanım" demek, sonrasında çocuğunuzla yeniden bağ kurmanızı kolaylaştırır. Çocuklar, ebeveynlerinin hata yapıp onarabildiğini görmekten de güven duyar.

Genç bir bakım veren olarak

Hasta bir ebeveyni ya da büyükanne veya büyükbabası olan ergenler de bakım sorumluluğu üstlenebilir. Bir genç, arkadaşları gezerken evde kalmak zorunda olduğu için öfke duyabilir ve bunu kimseye söyleyemez. Bu gençlerin öfkelerinin anlaşılması, yaşlarına uygun sorumluluklar almaları ve kendi hayatlarına alan bulmaları önemlidir.

Öfkeyi Azaltmak İçin Uzun Vadeli Adımlar

Öfke anını yönetmek önemlidir; ama öfkenin kaynağındaki yükü azaltmak daha da önemlidir:

  • Yükü paylaşmak. Kardeşler ve diğer aile üyeleriyle açık bir görev paylaşımı yapmak. "Herkes elinden geleni yapsın" yerine "Sen salı ve perşembe akşamları, sen de hafta sonu öğleden sonra" gibi somut bir plan önerin.
  • Düzenli mola. Haftada birkaç saat bile olsa bakımdan tamamen uzaklaştığınız bir zaman dilimi ayırmak. Bu zamanı "lüks" değil, bakımın sürdürülebilirliği için zorunluluk olarak görmek.
  • Destek kaynaklarını araştırmak. Belediyelerin evde bakım hizmetleri, hastanelerin sosyal hizmet birimleri ya da bakım veren destek grupları, yükün bir kısmını hafifletebilir.
  • Kendi sağlığınızı ihmal etmemek. Uyku, beslenme ve kendi doktor kontrolleriniz, bakım kadar önemlidir.
  • Duygularınızı paylaşacak bir alan bulmak. Güvendiğiniz bir arkadaş, bir yakın ya da bir uzman; öfkenizi yargılanmadan anlatabileceğiniz bir yer, onun biriken basıncını azaltır.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Ara sıra yaşanan öfke anları bakım sürecinin doğal bir parçasıdır. Ancak şu durumlarda profesyonel destek almak önemlidir:

  • Öfke patlamalarının sıklaşması ve kontrol edilemez hâle gelmesi
  • Öfkenin hastaya fiziksel olarak zarar verme, ihmal etme ya da korkutma noktasına yaklaşması
  • Sürekli suçluluk, değersizlik ve umutsuzluk duyguları
  • Uyku, iştah ve genel sağlıkta belirgin bozulma
  • Bakım verdiğiniz kişiye karşı hiçbir şey hissetmeme, duygusal kopukluk

Öfkenizin hastaya zarar verme noktasına geldiğini hissediyorsanız bu, kötü biri olduğunuzu değil, acilen desteğe ihtiyaç duyduğunuzu gösterir. Hemen bir yakınınızdan yardım isteyin ve bakımı geçici olarak başka birine devredin. Bakım verenlerde zaman zaman "Keşke her şey bitse" gibi düşünceler de belirebilir. Bu düşünceler kendi yaşamınıza son verme isteğine dönüşüyorsa ya da kendinize zarar verme düşünceniz varsa, acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın ya da en yakın acil servise başvurun. Depresif belirtiler belirginse psikiyatri hekimi değerlendirmesi de yararlı olabilir.

Terapide Hastaya Kızmak Nasıl Ele Alınır?

Terapi, bakım verenin öfkesini yargılanmadan konuşabileceği bir alan sunar. Bilişsel davranışçı terapi çerçevesinde öfkeyi tetikleyen durumlar, düşünceler ve bedensel işaretler fark edilir. "İyi bir evlat asla kızmaz" ya da "Her şeyi ben yapmalıyım" gibi katı inançlar gözden geçirilir. Öfke anında kullanılabilecek beceriler geliştirilir ve sınır koyma, yardım isteme gibi konularda çalışılır.

Şema terapi bakış açısıyla bakıldığında, bazı bakım verenlerde kendini feda etme ya da yüksek standartlar gibi örüntülerin bakım yükünü daha da ağırlaştırdığı görülebilir. Bu örüntüleri fark etmek, kişinin kendi ihtiyaçlarını da önemsemesine yardımcı olur.

Bireysel terapi, bakım verenin hem pratik hem duygusal yükünü ele almak için uygun bir çerçeve sunar. Bakım nedeniyle evden çıkmakta zorlanan kişiler için görüşmeler online olarak da yapılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hasta anneme bağırdım, kendimi affedemiyorum. Ne yapmalıyım?

Önce kendinize, bir arkadaşınıza göstereceğiniz anlayışla yaklaşmayı deneyin. Uygun bir anda annenizden kısa ve içten bir özür dilemek ilişkiyi onarır. Sonra o anı tetikleyen yorgunluk ve yükü nasıl azaltabileceğinizi düşünmek, tekrarını önlemek için daha yararlıdır.

Demanslı babam sürekli aynı şeyi soruyor ve ben sabrımı kaybediyorum. Bu normal mi?

Evet, bu çok sık yaşanan bir durumdur. Tekrarlayan sorular, hastalığın bir parçasıdır ve babanızın sizi yormak gibi bir niyeti yoktur. Yine de sabrın da bir sınırı vardır; kısa molalar, bakımı paylaşmak ve demans bakımı konusunda bilgi edinmek yardımcı olabilir.

Bakım verdiğim kişinin ölümünü düşünüp rahatlayacağımı hissetmem beni korkutuyor. Kötü biri miyim?

Hayır. Uzun ve yorucu bir bakım sürecinde, hem sevdiğiniz kişinin acısının hem de kendi yükünüzün bitmesini istemek anlaşılır bir duygudur ve birçok bakım veren bunu yaşar. Bu düşünce, sevginizi yok saymaz. Bu duyguları güvenli bir ortamda konuşmak, suçluluğu hafifletir.

Kardeşlerim yardım etmiyor ve ben öfkemi hastaya yansıtıyorum. Ne yapabilirim?

Öfkenin asıl kaynağını fark etmek önemli bir adımdır. Kardeşlerinizle somut bir görev paylaşımı talep etmek ve bunu açıkça dile getirmek gerekebilir. Bu konuşma zorlu geçiyorsa, aile görüşmesi ya da bir uzmanın arabuluculuğu yardımcı olabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler