Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Hasta Yakını Kendine Zaman Ayırmak: Keyif Almaya Utanmak

Hasta Yakını Kendine Zaman Ayırmak: Keyif Almaya Utanmak

Hasta yakını kendine zaman ayırmak istediğinde neden suçluluk duyar? Gülmeye, dışarı çıkmaya utanmanın nedenlerini ve kendinize izin vermenin yollarını okuyun.

Bir arkadaşınız sizi kahve içmeye çağırıyor. Bir saatliğine dışarı çıkıyorsunuz, sohbet ediyorsunuz ve bir an kendinizi kahkaha atarken buluyorsunuz. Sonra o kahkahanın ortasında bir düşünce beliriyor: "Annem evde yatıyor, ben burada gülüyorum." Kahvenin tadı kaçıyor, eve erken dönüyorsunuz. Uzun süredir bir yakınına bakan pek çok kişi bu anı tanır. Hasta yakını kendine zaman ayırmak istediğinde çoğu zaman önündeki engel zaman yokluğu değil, içindeki ses olur: "Onun hâli böyleyken benim keyif almaya hakkım var mı?" Bu yazıda bu utanç ve suçluluğun nereden geldiğini, neden anlaşılır olduğunu ve kendinize küçük de olsa alan açmanın hem sizin hem bakım verdiğiniz kişinin iyiliği için neden önemli olduğunu ele alıyorum.

Keyif Almaya Utanmak: Bu Duygu Nereden Gelir?

Sevdiğiniz biri acı çekerken mutlu olmak, pek çok insan için iç çatışma yaratır. Bu çatışmanın birkaç kaynağı vardır.

Sevgiyi fedakârlıkla ölçmek

Birçok ailede sevgi, ne kadar fedakârlık yapıldığıyla ölçülür. "Anası onun için ne uykusuz geceler geçirdi" sözü bir övgüdür. Bu bakış açısı içinde kendine zaman ayırmak, sevgiden eksik vermek gibi algılanabilir. Oysa sevgi ile tükenmişlik aynı şey değildir.

Hastayla duygusal eşitlik kurmaya çalışmak

Bazı hasta yakınları, bilinçli olmasa da hastanın acısını paylaşmak için kendilerini de iyi hissetmekten alıkoyar. Sanki kendiniz de üzgün kalırsanız onun yükü biraz hafifleyecekmiş gibi. Ne yazık ki sizin mutsuzluğunuz onun acısını azaltmaz; yalnızca evdeki toplam ağırlığı artırır.

"Elalem ne der?" kaygısı

Türkiye'de, özellikle apartman ve mahalle hayatında, komşuların ve akrabaların gözü üzerinizdedir. Hastası olan bir evin kadınının kuaföre gitmesi, babası hastanedeyken bir oğulun maç izlemeye çıkması ya da bir gelinin bayramda gezmeye gitmesi dedikodu konusu olabilir. Bu dışarıdan gelen bakış, zamanla içselleşir ve kişi kimse bir şey söylemese bile kendini yargılamaya başlar.

Önceden yaşanan yas

Ağır ya da ilerleyici bir hastalıkta hasta yakınları, sevdiklerini kaybetmeden önce bir yas sürecine girebilir. Bu dönemde gülmek, eğlenmek, plan yapmak "saygısızlık" gibi gelebilir. Yasın içinde de gülmenin, sevinmenin yeri olabileceğini kabul etmek zaman alır.

Gülmek saygısızlık değildir

Ağır hastalıkların yaşandığı evlerde mizah çoğu zaman sessizce ortadan kalkar. Oysa birçok hasta, yakınlarının gülümsemesini görmek ister; evdeki kasvetli hava onu da yorar. Bir yemek sofrasında anlatılan komik bir anı, eski bir bayram hikâyesi ya da birlikte izlenen bir komedi, hem hasta hem bakım veren için kısa bir nefes alanı yaratır. Gülmek, yaşanan zorluğu görmezden gelmek değil, o zorluğun içinde de hayatın sürdüğünü hatırlamaktır.

Bu duyguların tümü anlaşılırdır. Ancak uzun süre yalnızca bakım veren olarak yaşamak, kişinin kendi kimliğini, ilişkilerini ve ruh sağlığını aşındırır. Bakım yükünün ileri aşamalarını bakım veren tükenmişliği yazısında ele aldım.

Hasta Yakını Kendine Zaman Ayırmak Neden Bir İhtiyaçtır?

Kendinize ayırdığınız zaman bir ödül ya da lüks değil, bakım vermenin sürdürülebilir olmasının koşuludur. Birkaç nedeni var:

  • Sabır ve şefkat sınırlı kaynaklardır. Hiç dinlenmeyen biri, en sevdiği insana bile zamanla daha sabırsız, daha gergin davranabilir. Kısa molalar, bu kaynakları yeniler.
  • Bakım uzun soluklu olabilir. Kronik hastalıklarda, demans gibi ilerleyici durumlarda ya da uzun tedavi süreçlerinde bakım aylarca, yıllarca sürebilir. Kısa mesafe koşusu gibi değil, uzun bir yürüyüş gibi düşünmek gerekir.
  • Hastanın kendisi de çoğu zaman bunu ister. Pek çok hasta, yakınının kendisi yüzünden hayatını durdurmasından suçluluk ve üzüntü duyar. "Benim yüzümden hiçbir yere gidemiyorsun" cümlesi, aslında sizin için duyulan bir kaygıdır.
  • Kimliğiniz bakım verenlikten ibaret değildir. Siz aynı zamanda bir arkadaş, bir çalışan, bir eş, bir hobi sahibisiniz. Bu yönlerinizi tamamen askıya almak, bakım sona erdiğinde kendinizi boşlukta bulmanıza yol açabilir.
  • Kendi sağlığınız da önemlidir. Ertelenen kontroller, düzensiz uyku ve beslenme, bakım verenin de bir gün bakıma ihtiyaç duyan biri hâline gelmesine yol açabilir.

Yaşa ve Role Göre Farklı Zorluklar

Hasta ebeveynine bakan genç

Yirmili yaşlarında bir annesine ya da babasına bakan gençler, akranları okul, iş, arkadaşlık ve ilişkiler kurarken kendilerini geride kalmış hissedebilir. Arkadaşlarıyla bir doğum günü kutlamasına gitmek, onlar için ihanet gibi gelebilir. Bu yaşta kendine zaman ayırmak yalnızca dinlenmek değil, kendi gelişimini ve geleceğini korumak anlamına da gelir.

Hasta ebeveyni olan ergen

Ebeveyni hasta olan bir ergen, evdeki sorumluluklara yardım ederken arkadaşlarıyla dışarı çıkmaktan, eğlenmekten utanabilir. Ebeveynlerin bu gence açıkça izin vermesi ("Arkadaşlarınla vakit geçirmen beni de mutlu ediyor") çok değerlidir. Ergenin yükünün yaşına uygun olup olmadığını da düzenli olarak değerlendirmek gerekir. Okul gezisine, mezuniyet törenine ya da arkadaşının doğum gününe gitmek, gencin normal gelişiminin bir parçasıdır ve evdeki hastalık yüzünden ertelenmemelidir.

Hasta çocuğun ebeveyni

Çocuğu ağır bir hastalıkla mücadele eden anne ve babalar için kendine zaman ayırmak neredeyse düşünülemez bir şey gibi gelebilir. Oysa eşlerin dönüşümlü olarak birkaç saatlik molalar alması, hem birey olarak hem de çift olarak ayakta kalmalarını kolaylaştırır. Hastanedeyken bile kantinde birlikte içilen bir çay ya da hastane bahçesinde yapılan kısa bir yürüyüş, eşlerin birbirine yeniden dokunabildiği anlar olabilir. Evdeki sağlıklı kardeşlerle geçirilen keyifli zaman da ebeveyn için bir dinlenme kaynağıdır ve suçlulukla değil, gönül rahatlığıyla yaşanmayı hak eder.

Yaşlı eşine bakan yaşlı

Kırk, elli yıllık eşine bakan yaşlı biri için kendine zaman ayırmak, eşini "bırakmak" gibi algılanabilir. Bu kişiler kendi sağlık sorunlarını da taşıdıkları için yüklenme daha hızlı olur. Çocukların ve torunların düzenli olarak bakımı devralması, yaşlı bakım verenin cami ya da kahve sohbetine, komşu ziyaretine, bahçesine dönebilmesini sağlar.

Hasta Yakını Kendine Zaman Ayırmak İçin Pratik Adımlar

Aşağıdaki öneriler büyük değişiklikler değil, küçük ve uygulanabilir adımlardır.

  • Küçükten başlayın. Günde on beş dakikalık bir yürüyüş, balkonda yalnız içilen bir çay, sevdiğiniz bir şarkıyı kulaklıkla dinlemek. Küçük molalar, "Bunu hak ediyor muyum?" sorusunu daha az tetikler.
  • Molayı takvime yazın. Kendinize ayırdığınız zamanı bir doktor randevusu kadar ciddiye alın. Takvime yazılan mola, "fırsat bulursam" denilen moladan çok daha olasıdır.
  • Devir teslimi netleştirin. Bakımı kısa süreliğine devrettiğiniz kişiye ilaç saatlerini, olası durumları ve size nasıl ulaşacağını yazılı olarak bırakın. Bu, dışarıdayken sürekli aklınızın evde kalmasını azaltır.
  • Telefonu kontrol etmeyi sınırlayın. Gerçekten acil bir durum olursa size ulaşılacağını bilerek, molanız sırasında her beş dakikada bir mesaj kontrol etmemeyi deneyin.
  • Suçluluk düşüncesini fark edin ve yanıtlayın. "Şu an evde olmalıyım" düşüncesi geldiğinde kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Annem/eşim şu an güvende mi? Evet. O hâlde bu bir saati kendime vermem kimseye zarar vermiyor."
  • Keyif listesi yapın. Hastalıktan önce sevdiğiniz şeyleri yazın. Hangilerini kısa sürede, evden çok uzaklaşmadan yapabilirsiniz? Bazıları evde bile mümkündür.
  • Hastayla birlikte keyif alın. Kendinize zaman ayırmak her zaman evden çıkmak anlamına gelmez. Hastanın yanında sevdiğiniz bir diziyi izlemek ya da birlikte eski fotoğraflara bakmak da size ait bir an olabilir.

Kendinize ayırdığınız zamanın içeriği de önemlidir. Bazı molalar bedeni dinlendirir (uyumak, uzanmak, sessizce oturmak), bazıları sosyal bağları besler (bir arkadaşla buluşmak, bir akrabayı aramak), bazıları ise anlam duygusunu güçlendirir (ibadet, bir el işi, kitap okumak, bahçeyle uğraşmak). Hangisine ihtiyaç duyduğunuzu fark etmek, kısa bir zamanı bile daha iyileştirici kılar. Her gün aynı türden mola yerine, hafta içinde bunları dönüşümlü kullanmak da yararlı olabilir.

Bu adımları denerken suçluluğun hemen kaybolmasını beklemeyin. Suçluluk çoğu zaman yeni bir davranışın ilk tepkisidir; davranış tekrarlandıkça yoğunluğu azalır. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi için hasta yakını suçluluk duygusu yazısına göz atabilirsiniz.

Kendinize ayırdığınız bir saat, bakım verdiğiniz kişiden çalınmış bir saat değil; ona yarın da sabırla bakabilmeniz için yaptığınız bir yatırımdır.

Çevredekiler Ne Söylemeli, Ne Söylememeli?

Hasta yakınının kendine zaman ayırabilmesinde çevrenin tutumu büyük fark yaratır. Aşağıdaki örnekler kurgusaldır.

Hasta yakınını yargılayan ya da yük bindiren cümleler:

  • "Annen hastayken nasıl tatile gidebiliyorsun?"
  • "Seni pazarda gördüm, maşallah keyfin yerinde."
  • "Sen güçlüsün, sen her şeyi yaparsın."
  • "Kendine iyi bak" deyip hiçbir somut yardım önermemek.

Hasta yakınına alan açan cümleler:

  • "Cumartesi öğleden sonra iki saat babanın yanında ben kalayım, sen dışarı çık."
  • "Biraz dinlenmen çok doğal, bunu hak ediyorsun."
  • "Sana bir şey olursa ona kim bakacak? Kendini de düşünmen gerekiyor."
  • "Bugün gezmeye çıktığını görünce sevindim."

Hastanın kendisi de yakınına izin veren cümleler kurabilir. "Git biraz hava al, ben iyiyim" demek, birçok hasta için sevgi göstermenin bir yoludur. Böyle bir teklifi geri çevirmek yerine kabul etmek, hastanın da kendini işe yarar hissetmesine katkı sağlar.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Kendinize zaman ayırmakta zorlanmak tek başına bir sorun belirtisi değildir. Ancak şu durumlarda bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek yararlı olabilir:

  • Hiçbir şeyden keyif alamıyor, eskiden sevdiğiniz şeyleri yapmak bile size anlamsız geliyorsa
  • Suçluluk duygusu gün boyu aklınızdan çıkmıyor, uykunuzu bozuyorsa
  • Kendinize ayırdığınız her zamanın ardından yoğun pişmanlık ve kaygı yaşıyorsanız
  • Uzun süredir kimseyle hastalık dışında bir konu konuşmadıysanız
  • Bakım verdiğiniz kişiye karşı kontrol etmekte zorlandığınız öfke biriktiyse

Yaşamınızı sonlandırma ya da kendinize zarar verme düşünceleri aklınızdan geçiyorsa, bu acil bir durumdur. Vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın ya da en yakın acil servise başvurun.

Terapide Hasta Yakınının Suçluluğu Nasıl Ele Alınır?

Terapi, uzun zamandır yalnızca başkasının ihtiyaçlarını düşünen bir hasta yakını için, belki de yıllardır ilk kez kendi ihtiyaçlarının konuşulduğu bir alan olabilir.

Bilişsel davranışçı terapi çerçevesinde "Ben iyi olursam ona ihanet etmiş olurum" ya da "İyi bir evlat her an yanında olur" gibi düşünceler incelenir ve daha dengeli alternatifler geliştirilir. Davranışsal etkinleştirme ile keyif ve anlam veren küçük etkinlikler planlı olarak hayata geri döndürülür. Şema terapi bakış açısıyla, kendini feda etme ve cezalandırıcılık gibi örüntülerin bakım verme biçimini nasıl şekillendirdiği fark edilebilir.

Bireysel terapi süreci, hasta yakınının suçluluk, öfke ve önceden yaşanan yas gibi zor duygularını yargılanmadan konuşabileceği bir alan sunar. Bakım nedeniyle evden çıkmak zor olduğunda görüşmeler online olarak da yapılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hastam ağırken tatile gitmek ayıp mı?

Bu kararın tek bir doğru yanıtı yoktur; hastanın durumuna, bakımı kimin üstleneceğine ve sizin ihtiyacınıza bağlıdır. Bakımın güvenli biçimde devredildiği kısa bir uzaklaşma, uzun vadede hem size hem hastanıza iyi gelebilir. Tıbbi açıdan uygunluğu konusunda hastanızın hekimine danışabilirsiniz.

Kendime zaman ayırdığımda hastam bana kırılıyor, ne yapmalıyım?

Hasta, yalnız kalma korkusu ya da bağımlılığın verdiği kırgınlıkla tepki gösterebilir. Ne zaman döneceğinizi önceden söylemek, yerinize kimin kalacağını tanıtmak ve dönüşte ona zaman ayırmak bu kaygıyı azaltır. Yine de onun duygusu, sizin dinlenme ihtiyacınızı geçersiz kılmaz.

Kardeşlerim yardım etmiyor, kendime nasıl zaman ayırabilirim?

Somut ve tarihli taleplerde bulunmak, genel şikâyetlerden daha etkilidir: "Ayın ilk ve üçüncü cumartesisi babamın yanında sen kalabilir misin?" Aile içi paylaşım sağlanamıyorsa belediyelerin evde bakım hizmetleri ve hasta dernekleri gibi kaynakları araştırmak da bir seçenektir.

Dışarıdayken aklım sürekli evde kalıyor, bunu nasıl azaltabilirim?

Çıkmadan önce bakımı devrettiğiniz kişiyle kısa bir kontrol listesi üzerinden geçmek ve belirli bir saatte tek bir kez arayacağınızı kararlaştırmak işe yarayabilir. Zihniniz eve gittiğinde bunu fark edip dikkatinizi nazikçe bulunduğunuz yere, karşınızdaki kişiye ya da yürüyüşünüzdeki seslere geri getirmeyi deneyin.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler