Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

İnternetteki Psikoloji Testleri: Sonuçlara Ne Kadar Güvenmeli?

İnternetteki Psikoloji Testleri: Sonuçlara Ne Kadar Güvenmeli?

İnternetteki psikoloji testleri size ne söyleyebilir, ne söyleyemez? Kaygı, depresyon ve DEHB testlerinin sonucunu doğru okumak için bir psikolog rehberi.

Gece saat bir buçuk. Telefonda bir video izlerken karşınıza "Bu 12 soruyu cevapla, dikkat eksikliğin var mı öğren" yazan bir bağlantı çıkıyor. Beş dakika sonra ekranda büyük harflerle "Yüksek olasılık" yazıyor ve uyku bir anda kaçıyor. Benzer bir deneyimi yaşayan çok sayıda insan, ertesi gün ya bunu tamamen unutuyor ya da günlerce aynı sonucu kafasında evirip çeviriyor. İnternetteki psikoloji testleri, kendimizi anlamaya yönelik meşru bir merakın ürünü; ama sonuçları yorumlarken hangi sınırlara dikkat etmek gerektiği pek anlatılmıyor. Bu yazıda bir testin neyi ölçebildiğini, neyi asla ölçemeyeceğini ve elinizdeki sonuçla ne yapmanın akıllıca olacağını konuşacağız.

İnternetteki Psikoloji Testleri Neden Bu Kadar Yaygın?

Psikolojik sıkıntılar çoğu zaman adı konmadan yaşanır. İnsan bir şeylerin yolunda gitmediğini hisseder ama bunun ne olduğunu bilemez. Test, bu belirsizliğe hızlı bir isim verir. Üstelik ücretsizdir, kimseye bir şey anlatmayı gerektirmez ve aileden, çevreden gizli yapılabilir. "Psikoloğa gitsem ne derler" kaygısının hâlâ güçlü olduğu yerlerde bu gizlilik ciddi bir çekim yaratır.

Bir diğer neden sosyal medyanın dili. Kısa videolarda "Bunu yapıyorsan kaygılı bağlanıyorsun", "Şu üç işaret varsa sende yüksek işlevli depresyon olabilir" gibi cümleler sürekli dolaşıyor. Bu içerikler insanları kendini sorgulamaya iter ve test bağlantısı da bu sorgulamanın doğal devamı gibi sunulur.

Bu merakı küçümsemek doğru olmaz. Bazı insanlar ilk kez bir testin sonucunu görünce yaşadıklarının bir karşılığı olduğunu fark eder ve destek aramaya karar verir. Sorun testin kendisinden çok, sonucun nasıl okunduğunda başlar.

En çok karşılaşılan test türleri

Ekranınıza düşen testleri kabaca dört grupta toplayabiliriz:

  • Belirti tarama testleri: Depresyon, kaygı, panik, obsesif belirtiler ya da dikkat eksikliği için hazırlanmış kısa soru listeleri. Çoğu, klinikte kullanılan ölçeklerin kısaltılmış ya da çevrilmiş hâlleridir.
  • Kişilik ve tip testleri: İnsanları dört harfli kodlara, renklere ya da hayvan figürlerine ayıran testler. Kendinizi düşünmeniz için eğlenceli bir başlangıç olabilirler; ama bir işe alımda ya da ilişki kararında ölçüt yapılacak kadar sağlam değildirler.
  • İlişki testleri: Bağlanma stili, "ilişkin toksik mi", "partnerin seni manipüle ediyor mu" gibi sorular soran testler. Bunlar çoğu zaman yalnızca bir tarafın bakış açısını ölçer.
  • Zekâ ve yetenek testleri: "Gerçek IQ'nu öğren" başlıklı, süre tutan bulmacalar. Standart koşullarda, eğitimli bir uygulayıcı tarafından yapılan zekâ testleriyle aralarında çok büyük fark vardır.

Hangi gruba girerse girsin, bir testin dili ne kadar kesin ve iddialıysa ona o kadar mesafeli yaklaşmak gerekir.

Bir Psikoloji Testi Neyi Ölçer, Neyi Ölçemez?

Ruh sağlığında kullanılan ölçeklerin büyük bölümü, kişinin son birkaç haftadaki deneyimini kendi değerlendirmesiyle aktardığı soru listeleridir. Bu listeler belirli belirtilerin ne sıklıkla ve ne şiddette yaşandığını özetler. Klinikte de benzer ölçekler kullanılır; fark, onların nasıl, kim tarafından ve hangi bağlamda yorumlandığıdır.

Bir ölçek size şunları söyleyebilir:

  • Son dönemde belirli belirtileri ne kadar yoğun yaşadığınızı
  • Bu belirtilerin bir uzmana danışmayı gerektirecek düzeyde olup olmadığına dair kaba bir işaret
  • Zaman içinde tekrarlandığında, belirtilerinizin artıp azaldığına dair bir fikir

Bir ölçeğin size söyleyemeyecekleri ise daha uzun bir liste:

  • Tanı: Hiçbir tarama ölçeği tek başına tanı koymaz. Tanı; görüşme, öykü, belirtilerin süresi, işlevselliğe etkisi ve başka olası nedenlerin dışlanmasıyla konur.
  • Neden: Uyuyamamanız kaygıdan, tiroit sorunundan, bebeğin gece uyanmasından ya da yoğun vardiyadan kaynaklanabilir. Test bunları ayırt etmez.
  • Bağlam: Yakınınızı yeni kaybettiyseniz yüksek bir hüzün puanı beklenen bir yas tepkisi olabilir. Soru listesi bunu bilemez.
  • Kişiliğiniz: Bir tablodaki birkaç harf ya da renk, sizin kim olduğunuzu tanımlamaz.

Bir test, kapıyı çalmanız gerekip gerekmediğini söyleyebilir; kapının arkasında ne olduğunu söyleyemez.

Bilimsel ölçek ile eğlence testi arasındaki fark

İnternette karşılaşılan testlerin bir kısmı, geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış ölçeklerin kopyalarıdır. Bir kısmı ise tamamen eğlence amaçlı hazırlanmış, kimin yazdığı belli olmayan soru setleridir. "Hangi duygusal yaran var?", "Ruh yaşın kaç?" gibi testler bu ikinci gruptadır. Bir ölçeğin Türkçeye uyarlanmış, Türkiye örnekleminde denenmiş olması da önemlidir. İngilizceden düz çevrilmiş sorular, kültürel olarak farklı anlaşılabilir. Örneğin "Sık sık aile toplantılarından kaçınırım" gibi bir madde, geniş aile ilişkilerinin yoğun olduğu bir toplumda başka bir anlam taşıyabilir. Psikolojik ölçme araçlarının nasıl geliştirildiğini merak ediyorsanız psikolojik testler yazımız konuya daha ayrıntılı bakıyor.

İnternetteki Psikoloji Testleri Neden Yanıltıcı Olabilir?

Aynı kişi aynı testi iki farklı günde doldurduğunda çok farklı sonuçlar alabilir. Bunun birkaç nedeni var.

O anki ruh hâli: Kötü geçen bir günün akşamında doldurulan bir test, son iki haftanın değil o günün izini taşır. Gece yarısı, yorgun ve kaygılıyken verilen yanıtlar genellikle daha karamsardır.

Soruların belirsizliği: "Sık sık dikkatim dağılır" maddesinde "sık sık" ne demektir? Herkesin dikkati zaman zaman dağılır. Kendini zaten sorgulayan biri, belirsiz maddelere daha kolay "evet" der.

Barnum etkisi: Herkese uyabilecek genel ifadeler, kişiye özel yazılmış gibi algılanır. "Dışarıdan güçlü görünürsünüz ama içinizde kırılgan bir taraf var" cümlesini okuyan çoğu kişi kendini bulur.

Kesme puanlarının bağlamsız kullanımı: Bilimsel ölçeklerde bile kesme puanı, "daha ayrıntılı değerlendirme önerilir" anlamına gelir. Sitelerde ise bu çoğu zaman "Sende depresyon var" cümlesine dönüşür.

Ticari amaçlar: Bazı testlerin sonunda bir uygulama, kurs ya da "tam rapor" satın alma önerisi vardır. Sonucun dramatik olması, satışı kolaylaştırır.

Diyelim ki LGS'ye hazırlanan bir ortaokul öğrencisi, arkadaşlarının paylaştığı bir "sınav kaygısı testi"ni dolduruyor ve "çok yüksek kaygı" sonucunu alıyor. Sınava üç ay kala bu etiketi taşımak, kaygısını azaltmak yerine "Ben zaten kaygılıyım, yapamayacağım" düşüncesini güçlendirebilir. Test burada bir bilgi değil, yeni bir yük olur.

Test Sonucu Yüzünden Endişelendiğinizde Ne Yapabilirsiniz?

Elinizde sizi tedirgin eden bir sonuç varsa, şu adımlar durumu daha sağlıklı değerlendirmenize yardımcı olabilir.

  1. Sonucu bir tanı değil, bir soru olarak okuyun. "Bende DEHB var" yerine "Dikkat konusunda yaşadığım güçlükler bir değerlendirmeyi hak ediyor olabilir" demek, hem daha doğru hem daha sakinleştiricidir.
  2. Testin kaynağına bakın. Kim hazırlamış, hangi ölçeğe dayanıyor, Türkçe uyarlaması var mı? Kaynağı belirsiz testlerin sonucuna fazla ağırlık vermeyin.
  3. Belirtilerin süresine ve etkisine odaklanın. Puandan çok şu sorular önemlidir: Bu durum ne zamandır var? İşimi, okulumu, ilişkilerimi ne ölçüde etkiliyor?
  4. Aynı testi tekrar tekrar doldurmayın. Sonucu "düzeltmek" ya da "teyit etmek" için testleri art arda çözmek, özellikle kaygıya yatkın kişilerde bir kontrol davranışına dönüşebilir. Bu döngü, sağlık kaygısı yaşayan kişilerin belirtilerini internette araştırma alışkanlığına çok benzer.
  5. Sonucu bir kenara not edin. Bir uzmana başvurmaya karar verirseniz, hangi testi ne zaman doldurduğunuzu ve neler hissettiğinizi anlatmanız görüşmeye katkı sağlar.
  6. Konuyu güvendiğiniz biriyle konuşun. Sonucu tek başınıza taşımak, onu olduğundan büyük gösterebilir.

Yazının başındaki gece yarısı örneğine dönelim. Otuzlu yaşlarındaki bu kişi, ertesi sabah sonucu hatırlayıp iki test daha çözüyor; birinde "orta", diğerinde "düşük" olasılık çıkıyor. Kafası daha da karışıyor. Oysa asıl yararlı soru, testlerin hangisinin doğru olduğu değil, dikkat sorununun hayatında nasıl bir yer tuttuğu. Toplantılarda söyleneni kaçırıyor mu, faturaları geciktiriyor mu, okul yıllarında da benzer şikâyetler var mıydı? Bu soruları kendine sorup birkaç hafta gözlem yaptığında, elinde puanlardan çok daha anlamlı bir tablo oluşuyor. Bir uzmana başvurduğunda anlatacakları da artık "Testte yüksek çıktı" cümlesinden ibaret olmuyor.

Çocuğunuz ya da yakınınız için test doldurduysanız

Ebeveynler sıklıkla çocukları adına "otizm testi", "hiperaktivite testi" gibi formları doldurur. Bu formlar, ebeveynin gözlemine dayanır ve ebeveynin kaygısı yanıtları doğrudan etkiler. Çocuğun gelişimiyle ilgili bir endişeniz varsa, çocuğu doğrudan gözlemleyen ve gelişimini bir bütün olarak değerlendiren bir uzmana başvurmak çok daha sağlıklıdır. Eşiniz, anneniz ya da arkadaşınız için doldurduğunuz bir "narsisizm testi" ise ilişkideki sorunu adlandırmanıza yardımcı olmaz; çoğu zaman tartışmayı keskinleştirir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Bir testin sonucu ne olursa olsun, asıl ölçüt hayatınızın nasıl gittiğidir. Aşağıdaki durumlarda bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmeyi düşünebilirsiniz:

  • Uyku, iştah, enerji ya da odaklanma sorunları iki haftadan uzun süredir devam ediyorsa
  • İş, okul veya ev sorumluluklarınızı yerine getirmekte belirgin biçimde zorlanıyorsanız
  • Test sonucu aklınızdan çıkmıyor, sürekli yeni testler yapma ihtiyacı duyuyorsanız
  • Yakınlarınız sizde bir değişiklik olduğunu söylüyorsa
  • Uzun süredir kendinizi anlamaya çalıştığınız ama bir türlü adını koyamadığınız bir sıkıntı varsa

Bazı depresyon ölçeklerinde ölüm ya da kendine zarar verme düşünceleriyle ilgili maddeler bulunur. Böyle bir maddeye "evet" dediyseniz, bu sonucu yalnız taşımayın. Kendinize zarar verme düşünceniz yoğunlaşıyorsa ya da güvende hissetmiyorsanız hemen 112 acil çağrı merkezini arayın veya en yakın acil servise başvurun.

Terapide Psikolojik Değerlendirme Nasıl Yapılır?

İnternetteki psikoloji testleri ile klinik değerlendirme arasındaki en temel fark, klinikte ölçeğin bir sohbetin parçası olmasıdır. İlk görüşmelerde uzman sizi dinler, şikâyetin ne zaman başladığını, hangi durumlarda arttığını, ailenizi, işinizi, sağlık durumunuzu sorar. Gerekirse belirli ölçekler uygulanır; ama puan, bu bilgilerin yanına konan bir veri olarak değerlendirilir. Bir ölçek yüksek çıktığında "Bu maddeyi işaretlerken aklınızdan ne geçti?" sorusu, puanın kendisinden daha fazla şey anlatabilir.

Klinik değerlendirmede sonuç, size bir etiket vermek için değil, birlikte bir yol haritası çizmek için kullanılır. Örneğin dikkat güçlüğü yaşayan bir yetişkinde bu güçlüğün kaygıdan mı, uykusuzluktan mı, yoksa çocukluktan beri süren bir örüntüden mi kaynaklandığını anlamak, hangi yaklaşımın işe yarayacağını belirler. Gerekli görüldüğünde, ilaç tedavisi açısından değerlendirme için bir psikiyatri hekimine yönlendirme yapılır.

Bilişsel davranışçı terapide ölçekler, süreç boyunca ilerlemeyi izlemek için de kullanılabilir. Danışan belirli aralıklarla kısa bir form doldurur ve sonuçlar birlikte konuşulur: "Kaygı puanınız düştü ama siz kendinizi hâlâ gergin hissediyorsunuz; bunu nasıl açıklarız?" Bu kullanım, ölçeği bir hüküm olmaktan çıkarıp bir konuşma aracına dönüştürür. Danışanın kendi gözlemleri de en az ölçek kadar değerlidir; haftalık kısa notlar, uyku düzenindeki değişiklikler ya da çevredekilerin fark ettikleri, rakamların göremediği ayrıntıları tamamlar.

Bir başka önemli nokta da şudur: Klinik değerlendirme yalnızca "neyin yolunda gitmediğini" aramaz. Kişinin güçlü yanları, ona iyi gelen ilişkiler, geçmişte zorlukları nasıl aştığı da konuşulur. İnternetteki psikoloji testleri ise neredeyse her zaman sorunları sayar; sizi bir eksiklik listesinden ibaretmiş gibi gösterebilir. Oysa terapide amaç, sorunları görmenin yanında kişinin elindeki kaynakları da görünür kılmaktır. Yaşadıklarınızı bir uzmanla birlikte anlamak isterseniz bireysel terapi bu sürecin başlangıç noktası olabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

İnternette yaptığım test yüksek çıktı, bende hastalık var mı demektir?

Hayır, tek başına bu anlama gelmez. Yüksek bir puan, son dönemde bazı belirtileri yoğun yaşadığınızı ve bunun bir uzmanla konuşulmaya değer olabileceğini gösterir. Tanı ancak ayrıntılı bir klinik görüşmeyle konabilir.

Psikoloğa giderken internetteki test sonucumu götürmeli miyim?

Götürmeniz zorunlu değil, ama sizi neyin endişelendirdiğini anlatmak için kullanabilirsiniz. Uzman muhtemelen sonuçtan çok, testi doldururken neler hissettiğinizi ve gündelik hayatınızda neler yaşadığınızı merak edecektir.

Ücretli online testler ücretsiz olanlardan daha mı güvenilir?

Ücretli olması bir testi bilimsel yapmaz. Önemli olan ölçeğin geliştirilme sürecinin, Türkçe uyarlamasının ve yorumlanma biçiminin şeffaf olmasıdır. "Tam rapor" için ödeme isteyen sitelerde sonucun dramatik sunulmasına karşı dikkatli olun.

Testi her hafta tekrar doldurmak ilerlememi görmeme yardımcı olur mu?

Bir uzmanla birlikte belirlenmiş bir planın parçasıysa evet, işe yarayabilir. Kendi başınıza, özellikle kaygılı anlarda tekrar tekrar test çözmek ise çoğu zaman rahatlatmak yerine endişeyi besler.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler